Kapı açıldı, içeri annem girdi. Annem sessizce bana bakıyordu.
Sanki bir şey söylemek istiyor ama kelimeleri seçiyordu.
Ben ise gözlerimi kaçırıyordum.
— Gülden’le konuştum.
Başımı kaldırdım.
— Ne?
— Telefonda.
İçimden bir şey koptu.
— Anne…
— Bana hiçbir şey anlatmana gerek yok. Sesinden anladım.
Sessizlik oldu.
Annem derin bir nefes aldı.
— Sana bir şey soracağım.
— Sor.
— Sen o kızı seviyor musun?
Hiç düşünmeden cevap verdim.
— Dünyadaki herkesten çok.
Annem başını salladı.
— O zaman neden ondan kaçıyorsun?
Sustum.
— Ben…
— “Ben” deme.
Sözümü kesmişti.
Gözleri dolmuştu.
— Hamza…
— Ben de bir kadınım. Bir kadın sevdiği adamın yanında olmak ister. Hele ki adamı böyle bir acı yaşarken.
Boğazım düğümlendi.
Annem konuşmaya devam etti.
— Gülden seni bırakmak isteseydi… Bırak Hakkâri’ye gelmeyi… Telefonunu bile açmazdı.
Sustu.
Sonra gözlerimin içine baktı.
— Ama o kız kalkıp ta Edirne’den Hakkâri’ye gelmeye çalışıyor. Sen hâlâ “Gelme.” diyorsun.
Başımı öne eğdim.
— Ona yük olmak istemiyorum.
Annem hafifçe sinirlendi.
— Yük mü?
— Evladım… Sevdiğin insana yük olunmaz. Onun derdi senin bacağın değil. Onun derdi sensin.
Gözlerim doldu.
— Ya bir gün pişman olursa?
Annem acı acı gülümsedi.
— Buna karar verecek kişi sen değilsin. Gülden.
Odanın içinde sessizlik oldu.
Sonra annem elimi tuttu.
— Sana bir kadın olarak söylüyorum. Gülden gibi bir kızı ömründe bir daha bulamazsın.
Sözleri içime işledi.
— Eğer seni sevmeseydi… Yaralandığını duyduğu gün giderdi. Bir bacağını kaybettiğini öğrenince vazgeçerdi. Ama o… Seni görmek için kilometrelerce yolu göze alıyor. Sen ise onu kendinden uzaklaştırmaya çalışıyorsun.
Başımı kaldırdım.
Annemin gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
— Hamza… Baban yaşasaydı sana aynı şeyi söylerdi. Gerçek sevgi kusursuz insanı bulmak değildir. Kusurlarına rağmen aynı insanın elini tutabilmektir.
Boğazımdaki düğüm büyüdü.
Annem ayağa kalktı.
Kapıya doğru yürüdü.
Tam çıkacakken durdu.
Arkasını dönmeden konuştu.
— Bir daha o kıza “Gelme.” deme. Çünkü belli ki… O çoktan sana gelmeyi seçmiş.
Kapı usulca kapandı.
Odanın içinde tek başıma kaldım.
Annemin bana kızmasına hak verdiğimi hissettim. Ama aynı zamanda bir şeyler yanlış hissettiriyordu. Hem de çok yanlış…