İçeriğe geç

son arzum

Bölüm 4 · 3 dk okuma

son arzum

Bölüm 4

(yazarın anlatımıyla)

Çocukların annesi Vanessa komaday dı. Ve o gün komadan uyanmıştı. Yani 10.11.2009 tarihin de komadan uyanmıştı. Çocuklarını her yerde aradı aradı bulamadı çünkü önceden kaldıkları ev bile orda değildi. William'ın Vanessayı evden kovduğu gün Vanessaya araba çarpmıştı doktorların bile hiç ümidi yoktu. Ama 12 sene sonra komadan uyanmıştı. Aslında William ile Vanessa'nın evliliği daha Lorin doğmadan önce bitmişti.

Ama William çocukların etkileneceğini düşündüğü için Vanessa ile aynı evi paylaşıyordu. William'ın son bardağını taşıran olay olana kadar Vanessa'yı evden kovduğu gün rahatlamıştı. Çocukları için bu cadı kadına katlanıyordu. Ama artık katlanmak zorunda değildi çünkü başka birini buldu ve onunla evlendi. William'ın çocuklarına gerçek annelik bile yapıyordu. Kendi annelerinin yapmadığı şeyi o çocuklara yapıyordu. Bunun karşılığı tabi ki de yoktu Jessica içinden geldiği için yapıyordu bunu. Lorin ile Brandon yaşıttılar. O bunlar için daha avantajdı çünkü ikisi birlikte aynı okula gidebilecekti ve birbirlerine göz kulak olabileceklerdi.

***

(Lorin'in anlatımıyla)

Brandon beni kendine çektiğinde "Noldu ben gittikten sonra aranızda bişey oldu mu?" dedi. Bende alaycı bir şekilde "He oldu Brandon sevgili olduk" dedim. "Vallaha mı" dedi. "Ya of bak işine ya ooofff" dedim ve Brandon'dan çekildim. Brandon yine yanıma geldi "Cidden oldunuz mu?" diye sordu. "Ya of salak salak konuşma ben kim o kim bi onun hayatına bak bide benim. Benim daha annem nerde belli değil. Onun annesi her zaman yanında." dedim. Brandon bana sarılarak "Senin annen kalbinde küçük prensesim" kalbime dokunarak söylemişti bunu. Cidden en şanslı kişi ben olabilirdim. Böyle bir üvey kardeşim vardı. Bazen fazla korumacı olabiliyordu ama yinede beni sevdiği için bunu yaptığını biliyordum. "Brandon" diye seslendim sessizce. "Hım" diye cevap verdi hım neydi ya ooofff. "sen benim en şanslımsın" deyi verdim. "Niye" diye bana sordu. "Çünkü senin gibi bir kardeşim var" dedim ona sarılarak. "Lorin" diye seslendi bana. "Efendim" diye cevap verdim. "Bende şanslıyım biliyormusun çünkü senin gibi bir kardeşim var" dedi. Ona daha sıkı sarılmıştım. Ders başlamıştı. İlk ders coğrafyaydı en sıkıcı ders olabilirdi. O anda kapı çaldı. Nöbetçi öğrenci ben ve Brandon'ı çağırıyordu. Müdürün odasına çıktık. Babam üvey annem ablam ve abim gelmişti niye gelmişlerdi anlamadım. Babam "Hadi kızım oğlum toplayın eşyalarınızı hastaneye gidiyoruz nedenini sonra anlatırım." dedi. Eşyalarımızı toplayıp babamların yanına bahçeye inmiştik. Adrian'ın ilk 2 dersi bedendi. Futbol oynuyordu yine. Brandon bana "Dikkat et top geliyo." dedi. Ve o anda bir top kafama düşecekken abim üstüme atladı. "Çıksana üstümden öküz" diye bağrıyordum sahanın ortasında. Bahçede ki herkes bize bakıyordu. O sırada abim konuşmaya başladı. "O topunuzu alır bi yerinize monte ederim amk kim kardeşimin kafasına atıyor o topu söyleyin dövücem şimdi o çocuğu ve ayrıca ufaklık seni de korumaya gelmiyor evde görüşücez" dedi. Sesi öyle sinirli geliyordu ki anlatamam. Ben bile tırsmıştım. Brandon yanıma geldi. Arkama eğilip beni koltuk altlarımdan kaldırmaya çalıştı ama başaramadı. "Eh be kızım ben sana dedim dikkatli ol diye ama dinleyen nerde abimi daha çok sinirlendirdin." dedi. Alttan sırıttını gördüm. O sırada bana doğru koşan Adrian'ı gördüm. Çocuk bildiğin depar atıyordu. Brandon beni hala kaldıramamıştı hödük Brandon. Ben de başımı kaldırıp "Hödük beni ne zaman kaldırmayı düşünüyorsun" dedim. O sırada Adrian çoktan yanıma gelmiş çökmüştü bile. Sesi telaşlı geliyordu "İyimisin bi yerine bişey oldumu hastaneye gidelimmi?" dedi cümleleri birden okudu nefes nefese kalmıştı. "İyiyim teşekkürler gerek yok hastaneye" dedim. Adrian'ın sakinleştiğini görüyordum benim için endişelenmişmiydi. "Oh iyi olduğuna sevindim" dedi artık sakinleşmişti. O sırada abim hala bana topu atan çocuğa bağrıyordu. "Adrian senden bişey rica edebilirmiyim" dedim. "Tabii"

dedi. "Şu hödük beni kaldıramıycak gibi beni kaldırır-" daha cümlemi bitirmeden beni kaldırmıştı. "Teşekkür ederim" dedim. "Rica ederim peki sen yani siz nereye gidiyorsunuz" diye sordu. "Babam hastaneye gitçeğimizi söyledi başkada bişey bilmiyorum." dedim. Bana sarılmıştı. Yine kalbim çok yüksek atıyordu. Adrian kısık bir sesle "Sana bişey oldu diye çok korktum biliyormusun ama iyi ki de bişey olmamış. Zaten o topu sana atanın haddini bildircem." dedi. "Gerek yok zaten abim haddini bildirmiş gibi baksana kedi yavrusu gibi korkmuş." dedim sırıtarak. Onunda sırttığını gördüm. Sırıtışı bile güzeldi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.