İçeriğe geç

SON ALEV

Bölüm 15 · 6 dk okuma

SON ALEV

Bölüm 15

12. ASGARD

Gözlerimi açtığımda kendimi hastane odası yerine bize en başta verdikleri odada bulmuştum. Hızla yerimden kalktım ve etrafa baktım her şey aynıydı değişen bir şey yoktu derken panoya baktım ve bir not buldum.

“Merhaba çocuklar size enjekte ettiğim güç sayesine süper güçleriniz oldu, erkekler ise birer savaşçı olmak için okulumuzun karşısındaki okula gönderildiler her şey aynı kahvaltı saat dokuzda dersler dokuz buçukta başlıyor ayrıca burada normal derslerinden yanı sıra güçlerinizle ilgili eğitimler de göreceksiniz ve lütfen saat dokuz buçukta ana salona gelin sizlere güçleriniz hakkında bilgi vereceğim.

Not- dolabınızdaki elbiseleri beğenirsiniz umarım.”

Notu hızlıca okuduktan sonra gözlerimi devirerek yatağa oturdum ve düşünmeye başladım bu güçler tuhaftı ama hoşuma gitmeye başlamıştı sanırım bunlara alışabilirdim ayrıca bu güçler sayesinde her gece gördüğüm kabusları görmemiştim .

Yataktan kalktım ve dolaba doğru ilerledim dolabın önüne geldiğimde derin bir nefes alarak dolabı açtım içinde gördüğüm şeyler yüzünden nefesimi yavaşça bıraktım çünkü içinde bir sürü ve bayağı kabarık olan elbiseler vardı hızla bir tane seçip giydim elbise siyah ve yıldızlıydı. Odadan çıkıp Kumsalın odasının kapısını tıklatıp içeri girdim o ise gri bir elbise giymişti ve çok güzel görünüyordu bende Kumsala “çok güzel olmuşsun” dediğimde gülümseyip “sende çok güzel olmuşsun bu elbiselere ve olanlara hala inanamıyorum ama sanırım alışmaya başladım” dedi ve odaya Dora girdi o ise lacivert bir elbise giymişti ve odaya gelip bana “gel kendi saçımı yaptım Kumsalınkini de yaptım sıra sende” dedi ve beni sandalyeye oturtup saçımı taramaya başladı taraması bittiğinde ise siyah olan saçlarımı üstten başlayıp ördü saçımı balıksırtı yapmıştı ve harika görünüyordu ona teşekkür edip sandalyeden kalktım hep beraber yemek salonuna yani kantine gitmeye karar verdik ve yola koyulduk kantine geldiğimizde bir yere oturduk ve herkes bizim gibi giyindiği için kimse bizim giydiklerimizi garipsememişti ayrıca kantindekilerin hepsi kızdı hiç erkek yoktu notta yazdığına göre de hepsi karşıdaki okuldaydı yani bahçede bizim çocuklarla görüşebilecektik. Kahvaltıyı bitirdikten sonra ana salona gittik ve hiç kimsenin orada olmadığını gördük ve bir öğretmen konuşmanın arka bahçede olacağını söyledi ve bizde arka bahçeye gittik ve herkesin orada olduğunu gördük arka bahçe odundan tabureler ve ortada bulunan bir kase ile tamamlanmıştı herkes oturduğu için bizde bir yere oturduk ve mehtap hanımı dinlemeye başladık

“merhaba sevgili çocuklar buraya güçlerinizin kökeninin ne olduğunu öğrenmeye geldik lütfen iyi odaklanın ve bize gücünüzü gösterin” dedi ve sırayla herkesi çağırmaya başladı sıra Kumsala geldiğinde bana korkarak bakarak ortaya doğru yürüdü ve ortaya geldiğinde gözlerini kapatıp odaklanmaya çalıştı odaklandığında ise ellerini kaldırıp bir su oluşturdu bunu gören mehtap hanım ise ellerini çarpıp “Questo yani su” dedi. ondan birkaç kişi sonra sıra bana geldi ben de korkarak kalktım ve ortaya geldim, odaklanmaya çalıştım odaklanmaya çalışıyordum ama bir türlü odaklanamıyordum gözlerimi açtığımda mehtap hanımın bana beklentiyle baktığını gördüm ve umutla gözlerimi tekrar kapattım ama yine bir şey olmadı.

Mehtap hanım bana memnuniyetsiz bir şekilde bakarak konuşmaya başladı “beş çeşit güç var bunlar. fuoco yani ateş,

Suolo yani toprak, Questo su, aria o da hava. ” dediğinde uzaktan bir gök gürüldeme sesi geldi ve ortaya gözleri bembeyaz olmuş elif çıktı Mehtap hanım korumalara “size onu hücreye atın demiştim” diye bağırdı ama ne yazık ki elif her yeri yıkmaya başlamıştı herkes deli gibi kaçarken o tam önümde durdu ve bağırarak “tüm bunların sorumlusu sensin” dedi ardından kulağıma bir ses fısıldadı ama bu elifin sesi değildi “gücüne kulak ver yapabileceklerinin farkına var o sadece içine iblis kaçmış bir insan” dedi bir ses bu annemin sesiydi lanet olsun ki ölülerle de konuşmaya başlamıştım. Ama buna aldanmayıp gözlerimi kapattım ve o bana yaklaşırken ben odaklanmaya çalışıyordum ama bana gittikçe yaklaşıyordu ben geri geri gitmeye başlarken gözlerim hala kapalıydı aklıma annemi, babamı, kardeşimi getirdim hiçbiri olmadı ama aklıma birden Aksoy ve ailesi geldiğinde gözlerimi açtım elifin içine iblis kaçmasına rağmen bana şaşkınlıkla bakarken ben ne olduğunu çözmek yerine etrafıma baktım savaşçılarda buraya gelmişti ve Aksoy dahil hepsi beni izliyordu Aksoy’u görünce gözlerim sinirden yanarken daha çok yanmaya başladı ve elife baktığımda bana saldırmayı vazgeçip diğerlerine saldırıyordu sinirden ellerimden gri toz bulutları çıkmaya başlamıştı gri toz bulutlarını elife attım ve birden içinden bir şey çıkmaya başladı bir ruh gibiydi. hızla ellerimi kendime çektiğimde ruh dışarı çıktı ve elif yere düştü ama ne yazık ki ondan sonrasını bende hatırlamıyorum çünkü gözlerimi karanlık kaplamıştı.

……

Gözlerimi yavaşça açtığımda bir kucakta taşındığımı gördüm alttan beni taşıyan kişinin yüzüne baktığımda Aksoy olduğunu gördüm ve hızla gözlerimi açtım ardından eteğimi tutup kucağından atladım bayılmış mıydım? ne zamandır baygındım? Bir çok sorum varmış gibi Aksoy’a baktığımda “uyanmışsın.” Bana biraz daha dikkatli baktı ve “tamam hepsini cevaplayacağım ama bari bana tutun çünkü yürümekte zorluk çekebilirsin” dedi ama ben onu dilemeyip eteklerimi tutup kucağından atladım.

Tam bir adım atacaktım ki kendimi yerde buldum Aksoy güler gibi bir ses çıkardı ve “artık beni anlıyor musun?” dedi ben aşağı yukarı kafamı salladım ve ona tutundum normalde ona tutunmazdım ama ne konuşacak nede yürüyecek halim vardı ona tutunup yürümeye başlarken üzerindekiler dikkatimi çekti üzerinde koyucu bir kalkan altında da bir pantolon vardı kaşlarımı çattım ve hemen onu incelemekten vazgeçip önüme döndüm o ise bunu fark etmiş gibi güldü ve “seni görüyorum minik yıldız, önüne dön” diye bana sahte bir şekilde kızdı ben utancından kıpkırmızı olurken odaya geldik. Hızla cebinden odamızın kartını çıkarıp okuttu ben ona şaşkınlıkla bakarken soruma cevap verdi “yanlış anlama Kumsaldan aldım yani o verdi” dedi ve ensesini kaşıdı ben ona tam teşekkür edip onu yollamak için ağzımı açacakken o beni tekrar tutup benimle beraber içeri girdi ben ise açılan ağzımı kapattım ve tekrar ona tutundum.

Beni salondaki koltuğun üzerine bıraktı ve “eğer istediğin bir şey yoksa ben gidiyorum”

“i…istediğim bir şey yok teşekkür ederim Aksoy” diye zorla konuştum o ise tam gidecekken tekrar bana döndü ve “sanırım biri teşekkür etme kavramıyla yeni tanışıyor” dedi ve alayla gülümseyerek kapıdan çıktı be ise koltukta dizlerimi çektim ve birileri gelene kadar boş boş kapıya baktım. Sonunda Kumsal ve dora içeri girdiğinde heyecanla bana baktılar ve yanıma koştular ve ikisi aynı anda “sana sürprizimiz var” dedi ardından odaya emir ve Yusuf girdi ben heyecanla ayağa kalkarken sendeleyip koltuğa tutundum ve dengemi sağladım onlarında üzerinde de Aksoy gibi kıyafetler vardı. Yusuf hızla bana koştu ve bana sarıldı bende ona karşılık verirken emirde bize gelip sarıldı o sırada Kumsal ve dora da gelmişti. Hepimiz sarılırken hepsi teker teker geri çekilmeye başladı Yusuf ise “kızım ne güzel benzettin lan elifi” dediğinde hepimiz kıkırdadık. Biraz sonra hep beraber koltuğa oturup sohbet etmeye başladık. Emir orada yaşadığı şeyleri anlatıyordu “alin kanka var ya bu Yusuf Aksoy ve ekibine meydan okudu. Mecbur bende geldim yanında bu Aksoyla bir dövüştü bir dövüştü ağızın açık kalır sonra bu mal kaybetti beni de rezil etti.” O sırada Yusuf kıpkırmızı olmuştu ve cevabı da pek gecikmedi

“lan geri zekalı madem senide rezil ettim neden benimle geldin”

“Kardeşim benimde bir gururum var ne yapayım pısırık gibi geride mi durayım?” o sırada Kumsal gözlerini devirip bize bir sır verdi “mehtap abla biriyle konuşurke duydum biz dünyada değilmişiz. Biz dokuz diyardaki Asgardaymışız”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.