Ben Kumsal. Tıp öğrencisiyim. Ailemi ziyarete Maraş'a geldim. Aslında burada bir hafta kalıp okuluma geri dönecektim. Annemin yoğun isteği üzerine onu kıramayıp üç gün daha Maraş'ta kaldım. Bugün ise o üç günün son sabahı. Bavulumu topladım ve çalışma masamın hemen yanına duran sandalyemin yanına koydum. Yatağıma uzandım ve telefonumu elime alıp gelen bildirimlere baktım. Çoğu mesaj indirim mesajıydı. Sonra arkadaşımdan gelen mesaja tıkladım.
Kimden: Ada Vural
Kumsal ne yaptın? Ne zaman dönüyorsun? Kızım üç gün oldu. Özlettin kendini ya gel artık.!
Kime:Ada Vural
Geliyorum. Bugün otobüsüm kalkacak. En yakın zamanda oradayım. Bende seni özledim.
Mesajı gönderip yatağımdan kalktım. Bir bardak su içmek için mutfağa doğru yol aldım. Annem ve babamın oturma odasında olduklarını gelen kısık televizyon sesinden anladım. mutfağa girip tezgahın üzerinde duran ananas desenli bardağıma su doldurup içtim. Üstümdeki gecelikten kurtulmak için odama doğru gidiyordum ki annem ve babamın konuşmalarını duydum.
"Halil ne diyorsun sen? Daha okuyacak benim kızım ne evlendirmesi?"
O an başımdan kaynar sular dökülmüş gibi hissettim. Annemin ve babamın tek kız çocuğu bendim. Benden bahsediyorlardı. Eğer yanlış anlamadıysam babam beni evlendireceğini söylüyordu. Kafamdaki binlerce düşünceden sıyrılıp direk oturma odasına daldım. İkisinin de gözü üzerindeydi.
"Ben yanlış duymadım değil mi?" dedim anneme bakarak.
Annem "Kızım bir dur. Baban sadece bir fikir sundu. Bende ona bunun olmayacağını açıklıyordum." dedi bana durumu izah etmeye çalışarak.
Babam sinirli bir tavırla "Fikir falan değildi. Kesin bir karar verdim.Evleneceksin. Abinden hayır gelmedi bari senden gelsin." dedi.
Babam sorunlu tiplerdendi. Gecenin bir yarısı eve içmiş bir halde gelir , bütün evi ayağa kaldırırdı. Annemin maaşına el koyup onunla sigara, alkol gibi şeyler alırdı.
Babama doğru bir adım attım. O ise gözlerini oturduğu tekli koltuğunda bana dikti.
"Baba böyle bir şey olmayacak. Ben okuyorum ve mezun olmadan evlenmeyeceğim. Ki evleneceksem evleneceğim kişiyi siz değil ben seçeceğim." dedim uzun bir konuşma yapmış gibi soluk soluğa kalarak.
"Haddini aşma. Bu evde kararları ben veririm. Şimdi okulunu ara okulu dondurmak istediğini söyle. Evlendikten sonra kocan izin verirse okumaya devam edersin." dedi sesini yükselterek.
"Baba yapma Allah aşkına. O okulu kazanmak için sabahlara kadar ders çalıştım ben. Şimdi nasıl okulu dondurmamı istersin benden?" dedim gözyaşları içinde. Annem babamın karşısında oturduğu koltuktan kalkıp yanıma geldi. Babam o sırada öfke dolu bakışlarını annem ve benim üzerime yolluyordu.
"Halil kız haklı. Neden böyle bir şey yapsın? Hem onun rızası olmadan evlendiremeyiz." dedi annem gözyaşlarımı silerken. Babam hiddetle ayağa kalkıp karşımdaki yerini aldı. Sonra hayatımdaki en büyük darbeyi yedim. Babamın büyük elinin yüzümde bıraktığı izi tahmin ediyordum. Yüzümü sola doğru yatırdım. Bunu hiç beklemiyordum.
Annem şok içinde babamı bende uzaklaştırmaya çalışıyordu. Babamsa attığı tokat yetmezmiş gibi üzerime doğru geliyordu.
"Evleneceksin dediysem evleneceksin. Bir daha bana karşı geldiğini görürsem bu tokatla kalmam dayak manyağı yaparım seni anladın mı?" dedi bütün ses tellerini bağırmaya harcarcasına. Babam "Çekil be sende sümük gibi yapıştın. Öldürmeyeceğim kızını merak etme. Ama dediğimi yapmayıp evlenmezse bu sözümü tekrar gözden geçiririm ona göre." dedi kendisini benden uzaklaştırmaya çalışan anneme.
Sanko sağır olmuştum. Bütün beyin fonksiyonlarım durmuş gibi hissettim o an. Yediğim tokadın acısını hissedemeden babam beni bileğimden kavrayıp odama kadar sürükler gibi götürdü. Annemde gözyaşları içinde peşimizden geldi. Ne kadar uğraşsa da babamı benden uzaklaştıramadı. Odama giden koridoa çıktığımızda bileğindeki acıyla babamdan kurtulmaya çalıştım. "Bırak beni.! Evlenmek istemiyorum. Bırak beni.!" diye bağırmaya başladım.Fakar bu yakarışlarım fayda getirmedi. Beni odamın içine doğru fırlatıp kapının iç tarafındaki anahtarı eliyle kavradı.Yere düştüğüm için acıyan kalçamı tutarak yerde kıvranmaya başladım.Hem babamın sert bir şekilde itmesiyle hem de ayağımın kayıp düşmemin hızlanmasıyla acıyordu kalçam.
"Düzgünce hazırlan akşama. İstemeye geldiklerinde de asık suratla çıkarsan ortaya o zaman olacakları sen düşün." diyip kapıyı sertçe kapattı. Bense gözyaşları içinde acıyan kalçamı tutuyordum.
Annemin içeriden babama yalvarış sesleri geliyordu. Bir müddet yerde kaldım. Sonra ayağa kalkıp tuvalete doğru acı içinde yürüdüm. Elimi yüzümü yıkayıp aynadan acıyan kalçama baktım. Müthiş bir şekilde kızarmıştı. Babamın vurduğu sağ yanağıma baktığımda ise tam bir facia görüyordum. Sonra tuvaletten çıkıp yatağıma doğru ilerledim. Mutlu bir şekilde uyandığım günün böyle devam edeceğini hiç düşünmemiştim.
Başucumda duran telefonumdan saate baktım. 11.37'ydi. Sonra yorganımın içine girip ağlamak istedim. Ama tam kafamı yastığa koyarken telefonum çaldı. Kafamı kaldırarak telefonumu elime aldım. Arayan kişi abimdi. Muhtemelen eve gelecek birşey varmı diye annemi aramıştı. Baba! eve bir tane ekmek bile getirmezdi. Annemde bütün olan biteni abime anlatmıştı.
"Alo?" dedim ağlamaklı çıkan sesimle. "Abiciğim? İyi misin?" dedi bütün şefkat dolu sesiyle.Tahmin ettiğim gibi olmuştu. Annem herşeyi abime anlatmıştı çoktan. Abimi çok severim. Babamın hissettiremediği sevgiyi abim hissettirdi küçüklüğümden beri.
"Değilim abi. İyi değilim" dedim. "Tamam abiciğim sen sakın ağlama. Tamam mı? Ben şimdi hemen eve gelip babamla konuşurum. Üzülme güzelim tamam mı?"
dedi. Abimi gerçekten çok seviyorum. Benim içim her zaman bir aniden öte. Kafamdaki abimle ilgili düşüncelerden sıyrılıp sonunda bine cevao verebildim.
"Tamam abi. Dikkat et hızlı kullanma arabayı." dedim. Abimin böyle durumlarda arabayı uçururmuşçasına kullandığını bildiğimden böyle söylemiştim.
"Tamam güzelim. Sen dediklerimi unutma." dedikten sonra telefonu kapattı. Tamam demesine bile inanmıyordum. Yine de arabayı hızlı kullanacaktı. Abimi tanıyorsam bunu yapacaktı.
Kafamdaki düşüncelerden sıyrılıp tekrar acıyla yatağımın içine girdim.Ve bu seferde ben abimin sözünü dinlemedim. Ağlamaya başladım. Sonrası derin bir uykuydu.