İçeriğe geç

Şok Haber

Bölüm 16 · 4 dk okuma

Şok Haber

Bölüm 16

Bölüm On Altı

Eve gelince

Eve gelmiş, akşam yemeğimizi yemiştik. Yarın okulun ilk günü olduğu için aldığımız çantayı hazırlıyordum. Siyah Prada kalem kutumun içine önce beyaz/şeffaf bir uçlu kalem koydum ve tabikide kalem 0.5 olduğu için 0.5 uç koydum. Bir beyaz ambalajı açılmamış silgi, dudak nemlendiricisi ve kablolu kulaklığımı koyup kapattım.

Çantanın içine kalem kutumu, ajandamı(ödevleri not almak için), acil durum çantamı ve kalın kareli defterimi koydum. Her ders için aynı defteri kullanacaktım. Çantamı kapattım ve pijamalarımı giydim. Işığı kapattım ve yatağıma uzandım. Uyku beni içine hapsetti.

Sabah

Geçen gün kapıyı açtığım ve beni ittiren adamın sesi kulağımda yankılanıyordu. Ne kadar sinirlendirmişse artık beni kulağımda yankılanmaya başlamıştı. "O kadar kişi var annem beni yolluyor, hayır anlamıyorum ki bu kadın neden kaynaşmamız için bunu uyandırmaya yolladı beni!" Ama böyle bir şey dediğini düşünmüyorum. Acaba gerçekten burada olabilir mi?

Gözlerimi hızla açtım ve dikleştim. Kafamı yana yatırdım. Karşımdaydı. "Sonunda uyandın. Hadi kalk okula." Dedi. "Kimsin?" Soruma kaşlarını çattı. "Ben abinim. Alparslan." Kalktım ve giyinme odama ilerledim. Dün aldığımız formamı giyip, çantamı sırtıma atıp çıktım. Tuvalete girdim dişlerimi fırçalayıp ve yüzümü yıkayıp çıktım.

Aşağı indiğimde benim dışımda herkes kahvaltı masasındaydı. Ağzıma üç-beş salatalık, domates atıp kalktım. Kapıya doğru ilerliyordum ki birisi seslendi "kızım bir şeyler yeseydin." Kafamı iki yana salladım. "Sabahlafı özellikle okul varsa kahvaltı yapmam." Feza, Devin ve Bekir'de benimle beraber kalkmıştı.

"Benim arabaya geçin, ben bırakıcam bugün sizi. Birazdan gelirim." Bunu diyen Zerage abimdi. Beraber arabaya bindik. Bir süre sonra kapı açıldı ve Zerage abim bindi. Okulun önüne geldiğimizde hep beraber arabadan indik. Ben inmeden önce Zerage abim başıma bir Buse kondurdu. "Kendinize dikkat edin." Dedi ve gözden kayboldu.

Okula döndüm. Kocaman bir bina. Öğrenciler ve öğretmenler. Binaya doğru yürürken tüm gözler üzerimizdeydi. Herkes fısıldaşıyordu. Nedeni ise belliydi. Beni ve Feza'yı -hiç görmedikleri bir kızı ve erkeği- okulun sahiplerinin çocuklarının yanında görmeleriydi.

Okula girdiğimizde Bekir sınıfına çıkmıştı. Devin bize müdürün odasını gösterdikten sonra sınıfa çıkmıştı. Şu an ise Feza'yla kim kapıyı çalacak, kim konuşacak onu tartışıyorduk.

O sırada biri beni itti ve kapıyı çaldı. "Gel" sesi gelince içeri girdi. Arkasından biz de kapıyı çalarak girdik.Beni iterek giren kişi; kumral, kaslı bir adamdı. Tabi bizimle yaşıt olduğu çok belliydi ama çocuk demek hoş olmaz böylesine kaslı birine.

Konuştu "Hocam bugün nöbetçi benmişim. Çıkışta gelemeyeceğim için sabah atayım dedim imzamı." Müdürle nasıl bu kadar rahat konuşabiliyordu? "Tamam oğlum, şuraya imzanı atabilirsin." dedi kağıdı gösterirken.

"Siz ne için gelmiştiniz çocuklar?" bu sorusu bizeydi. "Hocam biz yeni öğrencileriz de sınıfımızı öğrenecektik." Ben utandığım için Fezaskom'a söylettirmiştim. "Tamam çocuklar. Sınıfınız 11/C. Atlas, seninle aynı sınıftalar. Rica etsem onlara eşlik eder misin?" son cümlesi ona ithafendi.

"Tabi hocam. Takılın peşime." dedi ve çıktı. Bana döndü "Sen Eray Kahraman'ın kızı Sidelya değil misin?" Göz devirdim. "En azından öyle biliyordum. Ama öz kızı değilmişim." dedim. "Yani?" dedi. "Hayır yani. Hastanede karıştırılmışız." kısa kesmiştim. "Iz? sen ve kim?" diye sordu. Bu böyle her şeyi sorgulayacak mıydı?

Feza konustu "O ve ben. Biz ikiziz." dedi. Devin'i söylemeyerek. "Aslında üçüzüz." Kaşlarını çattı. "Üçüzünüz nerede peki?" çok sorguluyordu. "Yukarıda. Belki tanıyorsundur, hatta belki değil. Direk tanıyorsundur. Adı Devin, Devin Mutenaoğlu."bu uzun. ve kıymetli açıklama için kendisine tebrik ödülü vermeliydik.

"Bu arada ben Feza Arden. Bu da ikizim Lal Sidelya." dedi beni göstererek. "Ben Atlas Asil." dedi kısa keserek. Bu sırada sınıfa gelmiştik.

Devin hızla koşarak yanımıza geldi ve beni Feza ile arasına alarak yürümeye başladı. "Gelin sıramıza geçelim." dedi. Atlas'a döndü. "Eyvallah."

Sıramıza oturduk. İnsanlardan uzak olmak istediğim için cam kenarına geçmiştim. Yanımda Feza, arkamızda ise şu an tek oturan Devin vardı.

O sırada birisi Devin'e seslendi. Arkama döndüğümde bizimle yaşıt esmer bir çocuk Devin'in yanına oturmuştu. El tokuşturdular. Galiba yakınlardı.

"Naber kardeşim benim." Devin cevapladı. "İyiyim kardeşim sen nasılsın." Önüme döndüm ve onları dinlemeyi bıraktım ve sıraya kafamı koydum.

O sırada birisi üzerime ceket koydu. Büyük ihtimalle Devin veya Feza'ydı. Boşverdim ve uyumaya başladım.

"Lal, Lal kalksana güzelim." Bu Feza'nın sesiydi. "Efendim Feza." Dedim hala yatarken. "Güzelim, kalk azıcık." Dediğinde dikleştim.

"Söyle." dedim. Beni kıymetli uykumdan alıkoyduğu için kırgındım. "Seni arkadaşlarımla tanıştırayım." Dedi Devin.

Ona döndüğümde uyumadan önce konuştuğu çocuk ve üç kişi daha vardı. "Bak bu Eren" dedi uyumadan önce konuştuğu esmer çocuğu göstererek. Kafa eğerek merhabalaştık.

"Bak, bu Zeki. İsminin zıttı olarak akılsızdır. Hatta geçen sene sınıfta bile kaldı şu an tekrar okuyor" dedi sarışın çocuğu gösterirken. Kıkırdadım. "Memnun oldum." demesiyle karşılık verdim.

"Sonrasında, bu Kaan. Kendisi Tatar." dedi diğerlerine göre daha minik olan çocuğu gösterirken. Kafa sallayarak selamlaştık.

"Son olarak ise, bu Ayaz. Kendisi Almancı. Telaffuzu kötüdür." dedi en esmer çocuğu gösterirken. Kafa sallayarak selamlaştık.

Devin bana ve Feza'ya döndü. "Ve bunlarda benim minnoş üçüzlerim. Bu Lal Sidelya, sosyal medyada ise namıdiğer Eray Kahraman'ın sevgilisi." Dedi beni gösterirken.

Koluna vurdum. O adamın adıyla anılmayı sevmiyordum. Feza'ya döndü "Bu ise Feza Arden." dedi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.