"Sana seslendim ama işine o kadar yoğunlaşmışsın ki duymadın. Bende oturup beklemeye başladım." Açıklaması bittikten sonra halen gözlerinde olan bakışlarımı bilgisayarıma çevirdim. "Anladım, kusura bakma dalınca öyle olabiliyor. Yani huyum işte bu, demek istediğim... " Sus artık sus?! "Bilerek yaptığım bir şey değil. Seni bilerek görmezden gelmedim." Battıkça batıyorum. Bilgisayarıma bir şeyler not alıyormuş gibi yapıyorum ama aslında tuşlara rastgele basıyorum. Bir süre bunu yaptıktan sonra karşımda sessizce oturan Toprak'a baktım. Halen telefonuyla uğraşıyordu. Bu kadar dikkatli ne yapıyor o telefonda, sevgilisi mi var veya daha kötüsü nişanlısı?!
Bu düşünce beni iyice gerdi. Tereddüt ile bilgisayarı kapattım, bu hareketimi fark edip o da telefonunu kapatıp cebine koydu. "İşin bitti mi? " Aklımdaki soru beni kuruntulara sürüklerken yapmamam gereken bir şey yaptım. "Toprak sevgilin var mı?.. Yani demek istediğim görüştüğün biri vardır illa sonuçta maşallahın var. İş güç sahibisin de... Sevgilinin olması çok tuhaf olurdu. .. " Ne saçmalıyorum ben! Düzeltmeye çalıştıkça batırdım. Ne diyeceğimi, yapacağımı şaşmış bir halde gözlerimi sürekli kafenin içinde gezdirdim. Kesin ne saçmalıyor bu diyordur. Bir kahve içip gidecektim ne bu kızına damat arayan mahalle teyzesi sorusu. O kadar utandım ki yüzüne bakamıyorum.
Ben halen sandalyemde bir o yana bir bu yana dönerken kahlahasını duydum. Umutsuzca ona dönerken yine o içten gülümsemesi ile karşılaştım. Benimle alay edeceğini düşünmüştüm ama o sanki bu sorumdan memnun olmuş gibiydi. "Yok.Ne yazık ki bu maşallahlık çocuğun bir sevgilisi yok"
Büyüyen gözler ile baktım ona"Gerçekten mi? " "Evet! "
Sorgulayan bakışlar ile evet dediğinde kasılan vücudumu düzeltip tekrar önümde dağılmış eşyalarıma döndüm "Yazık olmuş. " Masanın üstünde eşyalarımı düzenliyormuş gibi yaparak heyecanımı bastırmaya çalıştım. Elim biten soğuk kahve bardağıma geldiğinde aklıma kahve sözüm geldi.
-Mutfağı kullanabilir miyim?
-Tabi ama neden?
-Kahve sözüm vardı sana.
-Önemli değil, ben yaparım.
-Hayır, benim sözüm vardı. Ayrıca tüm gün çalıştın. Bir yorgunluk kahvesi iyi gelir.
-Kahve yapmayı biliyor musun?
Bu sorusu beni gücendirdi. Kahve bardağımı elime alıp izin istemeden kafenin mutfağına gittim.
Mutfağa girdim girmesine ama böyle profesyonel bir mutfakta kahve yapamam. Evde cezve veya elektrikli kahve makinesi ile buradaki makinalar karşılaştırılamaz bile. Kendi kahve çekirdeği öğütme makinaları bile var.
Şimdi yardım istemek çok mu utanmazca olur. Asel çok düşüncesizsin. Geri adım atamam, Toprak'ın gözümde beceriksiz görünmek istemiyorum.
Saçlarımı toplayıp masanın üstündeki önlüğü belime sardıktan sonra kahve makinesini incelemeye başladım. Çok karışık duruyor, ilk hangi düğmeye basmalıyım? Ben makineyi incelerken içeri Toprak girdi"Yardım ister misin? " Evet güzel olurdu ama ... Ben Toprak'a bakmadan makineyi incelemeye devam ettim.
"Asel, evde yaptığın kahveyi burada yapamazsın. Buradaki makinelar daha karmaşıktır." diyerek yanıma geldi. Makinenın ayarlarını yapmak için iyice yakınlaştı. O makinenın ayarlarını yaparken ben dona kaldım. Bu kadar yakınlaşmasını beklemiyordum, soluksuzca makinenın üstündeki ellerini izledim. Biraz uzaklaşmam gerekiyor ama istemiyorum. "Ve işte şimdi kahve yapmak için hazır. " Cümlesini tamamlar tamamlamaz başımı kaldırdım, göz göze geldik. Hafif bir tebessüm bile kalbimi deli gibi attırmaya yetiyor. Yanında kalmak istiyorum. "Yardım... eder misin? " Şimdi yanımdan ayrılmasını istemiyorum. Bir kahve içip gitmek istemiyorum. Daha uzun sohbetler ve daha fazla yakınlaşmak istiyorum. Gözlerinin içine daha fazla bakmak istiyorum.
"Asel hanım sizin bana sözünüz var. Şimdi ben yaparsam ne anlamı kalır ki? " Kıkırdamasıyla hareketlenen göğsü, grilerinin kısılışı, dudaklarının yana kayışı... Asel çok pis tutuldun sen bu adama. "Hemde nasıl." "Efendim?" Kahretsin dışımdan konuştum!
"Yani bu-bu sefer makineyi nasıl kullanacağımı öğret bir dahaki sefere ben yapayım. Demek istediğim düşündüğümden karmaşık görünüyor makine. " Yine yaptın yapacağını Asel! Kıkırdayarak beni tamam dedikten sonra masanın üstündeki diğer önlüğü aldı. "Bak şimdi, önce kahveleri iyice öğütmen lazım. Şuradaki makine büyük öğütürken bu makine daha küçük öğütüyor..."
Belki yarım saat makinelerın ne işe yaradığını, kahve seçeneklerini anlattı ama benim aklımda sadece onun bu kadar öz verili bir şekilde o makineden bu makineyi kayan gözleri kaldı. Hiçbir detayı atlamadan bana her şeyi anlatıyor. Saçma bulmuyor veya beni burada gereksiz bulmuyor. En mükemmel, en sade şekilde tüm kahve yapma detaylarını anlattı. Kahretsin; dalmış şekilde makinelerde kayan elleri, her bilgide parlayan gözleri, mutfakta dans eder gibi dolaşan ayakları... Çalışan erkeklerden mi hoşlanıyorum? Sanmıyorum, beni bu kadar etkileyen şey her detayı hatırlaması ve öğrenmem için çaba harcaması. O kadar yorgun olmasına rağmen yine de bana sabırla anlatıyor. Çok saçma ama gözümde mükemmel.
"Anladın mı? " "Ha? " Dinlemiyordum ki! "İlk seferde anlamaman çok normal. Zamanla alışırsın. Şimdilik ben yapayım kahveyi." Zamanla alışırsın mıyım? "Bir daha gelebilir miyim buraya? " Sorumu çok saçma bulacak ki öğütülmüş kahvelere dalmış gözlerini bana çevirdi. "Bir daha gelmek istemiyorsan... Yani sonuçta halen bana kahve sözün var. " Bana mı öyle geldi yoksa bir daha mı buluşmak istedi o! "Tabi, tabi tekrar gelmek isterim! " Heyecanlandığım için sesim yüksek çıktı. Bu kadar belli edemezsin Asel. "Yani halen sözümü tutabilmiş değilim. Tekrar geleceğim." Onaylamak ile tekrar makinaya dönerken hafif kıkırdaması kulaklarıma doldu. Gerçekten tekrar buluşmak istiyor. Tekrar!
O kahvelerimizi hazırlarken ben ise onu izledim. Arada gözlerimiz buluşup durdu. Ümit dolu gözlerle onu izlerken bana sürekli gülümsedi. Bu adam beni deli ediyor.
Sonunda kahvelerimiz hazır olduğunda önlüğünü çıkardı. "Ve kahveniz hazır hanımefendi." Bana uzattığı bu dolu kahveyi alıp teşekkür ettim. O önde ben arkasında tekrar oturduğumuz masaya geçtik. Karşı karşıya oturduğumuz da kahvelerimizden birkaç yudum aldık. Onunla daha fazla konuşmak istiyorum ama ne diyeceğimi de bilmiyorum. Gününün nasıl geçtiğini sorarsam fazla mı samimi durur? Ara ara buluşan gözlerimize rağmen sürekli gözlerimi kaçırıp durdum. Asel bir şey söyle lütfen, herhangi bir şey!
"Eeee, günün nasıl geçti?" Sorusu ile camdaki gözlerimi gözlerine çevirdim. Teşekkür ederim. "Güzeldi, veteriner bu gün gayet sakindi."
-Veteriner misin?
-Staj yapıyorum ama evet.
-Sen kaç yaşımdasın ki?
-24. Sen?
-Daha genç sanmıştım . Ben 25
-Gerçekten mi? Ama tam yaşının insanısın. Yani genç duruyorsun.
-Haha, teşekkür ederim... Peki kaçımcı senen?
-İlk senem bir ay sonra doluyor.
-Gerçekten mi? Liseden hemen sonra sınavı kazandın o zaman? Veterinerlik öyle kolay bölümde değil aslında. Baya zeki olmalısın.
-Teşekkürler ama zeki olduğumu sanmıyorum. Sadece fazla çalışıyorum.
-Herkes bu kadar sıkı çalışamaz ama.
...
Biz kahvelerimizi çoktan bitirmiş, bardaklarımızın altında kalan buz parçaları çoktan su olmuştu. Toprak ile bir saatten fazla konuştuk, çok kişisel sorulara girmedik ama onunla ilgili öğrendiğim her şey beni ona daha da çekti. Böyle günlerce kalabilirim onunla. Keşke sonsuza kadar göz göze konuşsak. Ama Toprak'a gelen arama ile sohbetimiz yarıda kaldı. Yanımdan ayrılmadan telefondaki adamla konuştuktan sonra iç çekerek bana baktı. "Asel benim çıkmam gerekiyor artık. Ailem yarın şehir dışına çıkacakları için benimle vakit geçirmek istediklerini söylüyorlar. " Açıklama yapmadan da gitmen gerektiğini söyleyebilirsin. Bu adama tutulmamak elde değil. "Sorun değil, zaten geç oldu. Bende gitsem iyi olur. " "Seni bırakmamı ister misin? " Bu kadar düşünceli olman kalbimi eritiyor. "Gerek yok, zaten çok uzak değil evim. Otobüsle giderim. Ailen merak etmesin. " " Tamam o zaman, dikkatli ol yolda. " Toprak masadan kalkıp kafeyi kapatmak için hazırlanırken bende eşyalarımı toplayıp çantama koydum. Çantamı sırtıma aldığımda yanımda belirdi. İkimiz de hafif bir tebessüm ile kapıya doğru gittik.
Toprak kafeyi kilitlerken ona sırtımı dönmüş şekilde iyi geceler dilemek için cesaret topluyordum. İyi geceler çok basit bir kelime ama söz konusu Toprak olunca nefes almak bile beni heyecanlandırıyor. Anahtarı çektikten sonra birden ona döndüğüm için göğsüne çarptım. O ise gülmemem için omuzlarımdan tuttu. "İyi misin? " Dip dibe durmuş şekilde başımı yüzüne çevirdim. Halen o gözleri beni mahvediyor. "E-evet? Teşekkürler. " Birkaç saniye bakıştıltan sonra benden birkaç adım uzaklaşıp ellerini saçlarında gezdirdi. Alık alık ona bakarken son kez göz göze geldik. "İyi olmana sevindim... O zaman iyi geceler. " ... "Ah, evet iyi geceler." İlk ben söylemek istiyordum.
O hafif bir el sallamadan sonra arkasını dönüp arabasına yöneldi, ben ise halen omuzlarımda hissettiğim ellerine dalmıştım. Arabasına bileceği sırada bana baktı. Tekrar hafif bir gülümsemeden sonra el salladı. Bu yeşil ışık mıydı?
Bu basit hareketi beni o kadar heyecanlandırdı ki kolu birden havaya kaldırıp el salladım. O ise arabanın camından koca bir gülümseme ile bana baktı ve gitti....
Uzaklaşan arabasını izlerken heyecanla ellerimi dudaklarıma götürdüm. Suratımda ki kocaman gülümsemeyi saklamaya çalışsam da içimde yükselen karıncalanma buna izin vermedi.
"Beni tekrar görmek istiyor!"
Yazan: @sempatik_kedi
Merhaba, biz Çizgi Yazarlarıyız! Sizi @cizgi.studio 'da keşfedilmekte zorlanan ve destek arayan yazarlara yardımcı olmak için kurulan yepyeni discord sunucumuza davet ediyoruz.
Sunucumuzda siz yazarlara
📌Yorum, oy ve eleştiri gibi destekler
📌Instagram'da kitabınızın tanıtımı
📌Kitap kapağı tasarımları
📌Kitap yazarken isteyebileceğiniz konularda yardım
📌Diğer yazarlarla muhabbet imkanı sunuyoruz.
Aynı zamanda okurlara da sevdikleri yazarlarla bir yerde etkinlikler, oyunlarla dolu saygılı, eğlenceli bir ortam vadediyoruz!
Siz de aramıza katılmak isterseniz lütfen bize dönüş yapın...
