İçeriğe geç

Soğuk İntikam

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Soğuk İntikam

Bölüm 1

1.BÖLÜM

Gözlerimi açar açmaz duvarımdaki saate baktım. Saat yedi olmuştu. Yorganı üstümden attım ve banyoya doğru ilerledim.

Banyoya geldiğimde aynaya baktım. Okula gitmekten nefret ediyordum. Bu yüzden okulda tüm günümü sıranın altından kitap okuyarak geçiriyordum. İnsanlardan nefret ettiğim için hiç arkadaşım yoktu. Teneffüsümü insanlarla geçirmek yerine kitabımla geçiriyordum. Kitaplar benim dünyamdı.

Annemin mutfaktan bana seslenmesiyle düşüncelerim bölünmüştü. “Alice! Kahvaltın hazır!” dedi ben yüzümü yıkarken. Yüzümü yıkadıktan sonra yanımda ki havluya uzandım ve aldım. Havluyla yüzümü duruladım. İşim bitince yerine geri astım.

Odama girdim ve çalışma masamın üstünde ki giysilerden bir kot pantolon ve bir tişört aldım. Kıyafetleri yatağımın köşesine koydum. Kapının yanında duvara yaslanmış bir şekilde duran okul çantama doğru ilerledim. Eğildim, fermuarını açtım ve içini kontrol ettim. Kitap almayı unutmuştum. Ayağa kalktım, kitaplığımdan rastgele bir kitap aldım. Onu çantama yerleştirdikten sonra üstümü giyinmeye başladım.

Kıyafetlerimi giyindikten sonra mutfağa gittim. Annem kahvaltıya krep yapmıştı. Oturdum ve yemeğe başladım. Kahvaltımı yaptıktan sonra okul çantamı da aldım ve evden çıktım.

Okula gelmiştim. Hemen sınıfıma çıktım ve sırama oturdum. Sarı saçlarımı geriye attım. Çantamdan kitabımı çıkardım. Desenli ve mat bir kapağı vardı. İçinden çıkan karakter kartını inceledikten sonra arkasını okumadan hemen başladım.

Okul bitmişti. Eve gelmiştim. Kitap çok güzel ilerliyordu. Farklı krallıkların prens ve prensesleri arkadaşlardı. Fakat bir gün aralarından biri canice öldürülüyordu. Bir süre sonra bu cinayeti yapan katilin aralarından biri olduğunu öğreniyorlar. Şimdi ise katili bulmak zorundalar, yoksa katil öldürmeye devam edecek. Kitabın konusu cidden çok güzeldi. Yavaş yavaş gözlerimin ağrıdığını fark ettim. Kitabın kapağını kapattım ve masamın üstüne koydum. Yatağıma atladım ve biraz dinlenmenin iyi olacağını düşündüm. Gözlerimi kapattığım gibi uyumuştum.

Büyük bir baş ağrısıyla gözlerimi açtım. Odaya göz gezdirdim. Burası benim odam değildi. Yataktan kalktım ve pencereye doğru koştum. Bu bahçe kitapta anlatılan bahçenin aynısıydı. Odaya daha detaylı bakmaya başladım. Bir taç gördüm. Bu taç tıpkı kitapta anlatılandı. Yoksa ben kitap evrenine mi ışınlanmıştım? Bu imkânsızdı ama nerede olduğumu bilmiyordum. Hiçbir şey bilmiyordum.

Bir süre sonra kapım çalındı. “Kim o?” dedim sesimin sakin çıkmasını sağlayarak. “Benim prenses Rose, June.”

Prenses Rose mu? Bu da ne demek oluyordu. Ben galiba cidden kitabın içine girmiştim, hem de ana karakter olarak. “Girebilirsin, June.” Komutumu duyan June içeri girdi. “Bütün prens ve prensesler geldi efendim. Sizi hazırlamaya geldim.” Yapmacık bir tebessümle başımı salladım. Hizmetçi dolabımdan kıyafet seçerken ben yatağa oturmuş olanları düşünüyordum.

Prenses Rose çok iyi ve merhametli bir prensesti ama samimi olmadığı kişiler vardı. Evlenmesi gereken kişi prens Danix’ti. Okuduğum kadarıyla prens Danix iyi ve yakışıklı bir prensti. Prenses Rose ile araları pekiyi olduğu söylenemezdi, çok mesafeliydiler.

Prenses Rose’un en yakın arkadaşı prenses Violet’dı. Prenses Violet, prenses Rose kadar merhametli değildi. Hikâyede ölen kişi prenses Violet’ın kardeşi prenses Pemon’du. Katil kitabın sonlarında ortaya çıkıyordu. Bende oraya kadar okuyamamıştım, yani katil kim olduğunu bilmiyordum. Şuan kitabın başlarındaydım ve bu kitabın üç yüze yakın sayfası vardı. Daha kimse ölmemişti ve kişilikler tam oturmamıştı.

Kişiliklerin oturmaması da şunu açığa çıkarıyordu. Prenses Rose’un yerine ben geldiysem onun kadar merhametli olmasam kimse anlamazdı. Ne de olsa bunlar bir kitap karakteriydi, hepsi hayaliydi.

Ben düşüncelere dalmışken hizmetçi kıyafeti seçmişti. Seçtiği kıyafet mavi renkli bir elbiseydi. İlk önce bana korse taktı, sonra da elbisemi giydirdi. Ayakkabımı da giyindikten sonra odadan çıktım. “Yemek salonundalar, prenses Rose.” Başımla hizmetçiyi onayladım ve merdivenlerden indim.

Yemek salonu neredeydi bilmiyordum ama bulmak zorunluydum. İçecekleri taşıyan bir hizmetçi ile karşılaştım. Çaktırmadan onu takip etmeye çalıştım. Bir süre sonra hizmetçi bir kapının önünde durdu. Kapıyı açtı ve içeriye girdi. Kafamı uzattım ve içeriye bakmaya çalıştım. Evet, herkes oradaydı.

Etrafa göz gezdirdikten sonra masada boş olan bir yere oturdum. Yemek salonu cidden aşırı büyüktü. Büyük süslü avize, parlayan granitler, Güneş desenli duvarlar…

Etrafı incelemeyi bırakıp önüme döndüğümde herkesin yemeğini yemeğe başladığını gördüm. Onları görünce bende önümde ki yemeği yemeğe başladım.

Bir süre sonra herkes yemeğini bitirmiş, hizmetçiler masayı toplamış, piyanist gelip piyanosunu çalmaya başlamıştı. Yavaş yavaş erkekler eşlerini dansa kaldırmaya başlamıştı. Umarım prens Danix beni dansa kaldırmaz, çünkü dans etmeyi bilmiyordum. Hazırlık olsun diye çıkan eşleri dikkatli bir şekilde izlemeye başlamıştım. Dans hareketleri cidden çok zordu.

Kaşlarım çatılmış, tüm dikkatimi dans eden eşlere vermiştim. Tam o anda arkamda duyduğum sesle irkildim. “Çok dikkatli izliyorsunuz leydim.” Hemen arkamı döndüm. Bu prens Danix’ti. Geldiğini hiç duymamıştım. O ünlü sırıtışını yaptı ve “ne o sizi korkuttum mu?” dedi. Ardından kollarını bağlayarak “gerçekten çok merak ediyorum leydim. Neden bu kadar dikkatli izliyorsunuz?”

Belli ki yakalanmıştım. Boğazımı temizledim, sorusuna bahane bulmak için zaman kazanmaya çalışıyordum. Galiba dans etmeyi bilmediğimi söyleyecektim, başka bir seçeneğim yoktu. “Şey, prensim aslında ben… Dans etmeyi tam olarak bilmiyorum.” Bunu söyledikten sonra gözlerimi sıkıca kapattım ve her türlü şeye kendimi hazırladım.

Bir an prens Danix’in elimi alıp tuttuğunu ve kendi elini de belime yerleştirdiğini hissettim, dans pozisyonu almıştık. Gözlerimi açtım ve önümde duran yakışıklı adama bakakaldım. “Şimdi rahat olun leydim. Ben sizi yönlendireceğim.”

Dans ede ede salonun ortasına gelmiştik. Cidden benim bir şey yapmam gerekmiyordu, prens Danix beni yönlendiriyordu. Kulağıma eğildi ve “çok iyi ilerliyoruz leydim” diye fısıldadı. Hala neler olduğunu anlayamamıştım. Geri çekildiğinde benim şaşkın suratımla karşılaşan prens Danix küçük bir kahkaha attı.

Herkes gitmişti. Odada pencerenin önüne oturmuş, bahçeyi izliyordum. Bu gün yaşadıklarıma cidden inanamıyordum. Okuduğum bir kitabın içine ışınlandım ve bir prensle dans ettim. Acaba şuan gerçek hayatta neler oluyordu? Yoksa bunların hepsi bir rüya mıydı?

En sivri tırnağımla kolumu sertçe çimdikledim, acımıştı. Hayır, bir rüya değildi. Yaşadıklarımın hepsi gerçekti. Umarım kitaba geçmiyordur. İç çektim ve oturduğum yerden kalktım. Dolabıma ilerledim ve içinden beyaz geceliği aldım, giyindim. Rahat uyumam için saçlarımı ördüm. Artık gözlerim ağrımıştı, yatağımı açtım ve içine girdim. Girdiğim gibi uyumuştum.

Uyandığımda güneş ışığı penceremden içeriye süzülüyordu. Yavaşça yorganı üstümden attım ve pencereye doğru ilerledim. Manzara muhteşem görünüyordu. Hayatım boyunca hep bir krallıkta yaşamak istemiştim. Prenses, hizmetçi, fakir bir köylü… Nasıl olursam olayım hep bir krallıkta yaşamak istemiştim ve şuan bir prenses olarak bu hayalimi gerçekleştiriyorum. Üstelik okuduğum bir kitabın içindeydim, ana karakterdim. Her şey bir mucize gibiydi. Sıkıcı, iğrenç bir hayattan çıkıp heyecan verici bir hayata geçmiştim. Fakat bir sıkıntımız vardı. Bu kitapta katil vardı ve ben ne kılıç kullanmayı ne de ok kullanmayı biliyordum. En yakın zamanda bunları öğrenmem lazımdı, yoksa prenses Pemon yerine ilk ben ölürdüm.

Yarım saat sonra kapım çalındı ve hizmetçim June içeriye girdi. “Günaydın prenses Rose. Elbisenizi ayarlamaya geldim. Biliyorsunuz bu gün sizin için özel bir gün.”

Ne vardı ki? Bugün ne olacaktı? Kitapta ki çoğu şeyi yavaş yavaş unutuyordum. Hayır, unutmamam lazımdı. Gözlerimi kapattım ve hatırlamaya çalıştım.

Evet, hatırlamıştım. Bugün en yakın arkadaşım prenses Violet’ın doğum günüydü.

Gözlerimi açtım ve karşımda ki kadını başımla onayladım. “Evet, haklısınız. Bu gün benim için önemli bir gün.” Kadın bana küçük bir tebessüm etti ve dolabıma doğru ilerledi.

Küçük bir iç geçirdim. “Bugün ne renk elbise giyinmek istersiniz prenses Rose?” dedi kadın yumuşak bir sesle. “Hm, kırmızı olabilir aslında.” Aklıma ilk gelen renk buydu ben de bunu söyledim. Kadın başıyla onayladı ve dolabın içinden kırmızı bir elbise çıkardı.

June elbiseyi giyinmeme yardım etti. Elbise cidden çok asil duruyordu. Hayran kalmıştım.

Elbisemi giyindikten sonra June saçımı yapmaya başladı. Dün akşam ördüğüm için şimdi hafif dalgaları vardı. Güzel durduğu için açık bırakmaya karar verdik. Tacımı da taktıktan sonra odadan çıktık.

Hizmetçim June’u takip ediyordum. Merdivenlerden indik ve sarayın kapısından dışarıya çıktık. At arabam hazır bir şekilde kapının önünde duruyordu. Yavaşça içine girdim ve oturdum.

Hatırladığım kadarıyla prenses Violet’ın doğum gününde ilk cinayet gerçekleşiyordu. Kız kardeşi Pemon öldürülüyordu.

Ah, cidden şu korse çok sıkıyordu. Ne rahat oturabiliyordum ne de rahat nefes alabiliyordum. Bu kadar sıkmaları gerekli miydi ki? Cidden prenses olmak ya da onun gibi davranmak çok zordu. En ufak şeyde şüphelenecekler diye aklım çıkıyordu. Ayrıca kendi dünyamda kullandığım kelimelerin çoğunu burada kullanamıyordum. Konuşmadan önce bin kere düşünüyordum resmen. Bu da beynimi yoruyordu. Çığlık atmama ramak kalmıştı.

Ben düşüncelerime dalmışken at arabası durmuştu. Kapıyı açtılar ve ben de indim. Benim saraydan daha küçüktü. Bembeyazdı, bahçesi ise yemyeşildi. Beklentilerimin ne altında ne de üstündeydi.

Hafifçe eteğimi kaldırarak sarayın girişine doğru ilerledim. Topuklu ayakkabılarımla Arnavut kaldırımlarında yürümeye çalışıyordum. Tam bir ıstıraptı.

Sonunda saraya girmiştim. Aynı kitapta anlatıldığı gibiydi. Her yer bembeyazdı. Fakat birazdan bu beyazlıklar kırmızıya bulaşacaktı. Ben saraya girince yanıma tatlı bir kadın geldi. “Lütfen beni takip edin” dedi yumuşak bir sesle. Başımla onu onayladım ve kadını takip etmeye başladım.

Altın döşemeli bir kapının önüne geldik. Kadın kapıyı açtı. Herkes içerideydi. Kapıların açılmasıyla prens Danix’in yanıma gelmesi bir oldu. Eğildi ve selam verdi, bende verdim. Elini uzattı ve “hoş geldiniz leydim. Bende sizi bekliyordum” dedi. Sahte bir tebessüm ile adamın uzattığı eli tuttum. Beni aldı ve salonun içine doğru götürü. Bir köşede durduk. Etrafa göz attığımda prenses Violet’ı görmedim. “Çok güzel olmuşsunuz leydim. Gözlerimi sizden alamıyorum şahsen” dedi kulağıma fısıldarken. Ona doğru döndüğümde sırıtmış bana baktığını gördüm. “Teşekkür ederim prensim. Sizde çok yakışıklı görünüyorsunuz.” Sırf adama ayıp olmasın diye yakışıklı demiştim. Aslında yalanda değildi. Zaten kitap karakterleri ayrı bir yakışıklı oluyordu.

Biz konuşurken prenses Violet içeriye girmişti. Alkış seslerini duyunca önüme döndüm ve bende alkışlamaya başladım. Prenses Violet cidden çok güzel olmuştu.

Bir süre sonra pasta gelmişti. Etrafa göz attığımda prenses Pemon yoktu. Daha fazla dikkat çekmemek için önüme döndüm. Prenses Violet dilek tuttuktan sonra mumları üfledi. Pasta cidden çok büyüktü. Hizmetçiler mumlar üflendikten sonra pastayı aldılar ve götürdüler. Hizmetçiler pastayı götürürken müzisyenler geldi ve güzel bir şarkı çalmaya başladılar. Müzik başlar başlamaz prens Danix yanıma gelmişti. “Bu dansı bana lütfeder misiniz leydim?”

Prens Danix ile dans ediyorduk. Dün ki gibi yine beni yönlendiriyordu. Bir anda yanımıza prenses Violet geldi. “Kardeşim… Onu gördünüz mü?” dedi nefes nefese. Prens Danix’ten uzaklaştım ve prenses Violet’ın yanına gittim. “Sakin olun prenses Violet. İsterseniz gelin beraber arayalım.”

Prenses Violet’ı da yanıma aldım ve prenses Pemon’u aramaya başladık. Kitapta cesedini odasının dolabına koymuşlardı. “Gel odasına bakalım” dedim merdivenlerden çıkarken. Prenses Violet beni odasının olduğu yere götürdü ve kapının önünde durdu. Yavaşça kapıyı açtı, içeriye girdi.

Nabzım hızlanıyordu. Kendimi ceset görmeye hazırladım. Midemin bulanacağını adım kadar iyi biliyordum. Küçük bir iç çekmeden sonra odaya girdik.

Bölüm sonu

7 yorum

  • https :// discord.gg / SJtpHRWMFF Sizi 7/24 aktif, 4000+ üyeli sohbet, oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/chat botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuz gelişen yazar ve okurlardan oluşuyor. Haftanın 4 günü "eleştiri ve destek" turlarında sırayla yazarların kitapları okunup yorumlanır. Eleştiri turunda yazarın eksik ve iyi yanlarını söylüyoruz. Destek turu ise sınav vs. için az vakti olan üyeler için ve okuma zorunlu değil, zaman almıyor. Serverde farklı yarışlar vardır. 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışında kazanana yorum, vote vs. ödülleri verilir. Serverde her yaş aralığında (çoğu 13-45) üyeler bulunuyor. Sizlere kitap, sohbet, oyun (LoL, Valorant, Gartic, Among Us, Mafya, Köstebek, Role play, Cinayet Cözme,), AI resim & chat botlar ve dil sohbeti (native İngilizlerle) gibi etkinliklerle dolu bir ortam sunuyoruz. Eğlence için owo, satranç, kelime türet, düello, adam asmaca gibi oyunlar da var. Ünlü __Dizi TV__ projemizde senarist olabilirsiniz. Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için üstteki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın. Sonra tarayıcıda ya insta, Discord'da atıp üzerine tıklayın. Anlamazsanız sorun. Linkin süresi hiç geçmiyor, hep tıklayabilirsiniz. Linke panomda da var.

  • https :// discord.gg / SJtpHRWMFF Sizi 7/24 aktif, 4000+ üyeli sohbet, oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/chat botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuz gelişen yazar ve okurlardan oluşuyor. Haftanın 4 günü "eleştiri ve destek" turlarında sırayla yazarların kitapları okunup yorumlanır. Eleştiri turunda yazarın eksik ve iyi yanlarını söylüyoruz. Destek turu ise sınav vs. için az vakti olan üyeler için ve okuma zorunlu değil, zaman almıyor. Serverde farklı yarışlar vardır. 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışında kazanana yorum, vote vs. ödülleri verilir. Serverde her yaş aralığında (çoğu 13-45) üyeler bulunuyor. Sizlere kitap, sohbet, oyun (LoL, Valorant, Gartic, Among Us, Mafya, Köstebek, Role play, Cinayet Cözme,), AI resim & chat botlar ve dil sohbeti (native İngilizlerle) gibi etkinliklerle dolu bir ortam sunuyoruz. Eğlence için owo, satranç, kelime türet, düello, adam asmaca gibi oyunlar da var. Ünlü __Dizi TV__ projemizde senarist olabilirsiniz. Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için üstteki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın. Sonra tarayıcıda ya insta, Discord'da atıp üzerine tıklayın. Anlamazsanız sorun. Linkin süresi hiç geçmiyor, hep tıklayabilirsiniz. Linke panomda da var.