Bana hala bir cevap bekler gibi bakıyordu.
" O dediğin kim? "
"Sen, şey.. Şu küçük kafede çalışansın değilmi? "
"Hayır. Ben kafede çalışmam yeterince param var. "
"Öyle mi? O zaman herneyse. Ansiklopediyi ister misin? "
"Hayır yani, evet ama sana daha lazım gibi görünüyor.Kitabı bulunca yüzündeki ifadeyi gördüm. Sen epey sevinmiş gibiydin. "
"O zaman ikimizde buna neden ihtiyacımız olduğunu anlatalım ve kimin ihtiyacı var belirleyelim. "
Daha sonra ikimiz bir ağızdan "Yabancı dilim çok kötü. " dedik çocuk kıkırdadı ve söze girdi.
"Yani ikimizin de çok ihtiyacı var ve sınav yarın. "
"Peki ne yapacağız? "
"Bir düşüneyim, beraber çalışmaya ne dersin? "
"Sanırım başka seçeneğimiz yok ."
Benim kaptığım masaya oturduk ve çalışmaya başladık. Birbirimize sorular sormaya çalışıyorduk ama ikimizde okadar başarısızdık ki basit bir soru bile soramıyorduk.En sonunda cesaret edip sordum.
"Senin adın ne bu arada? "
"Oğuz ben."
" Hazal"
Tanımadığım biriyle ders çalışmam saçma olurdu sonuçta.
Devam ettim.
"Biz bu işi yapamayacağız galiba Oğuz. İkimizde hiç birşey bilmiyoruz. "
"Bekle ben hallederim. "
Cebinden telefonunu çıkardı.
"Ne yapıyorsun? "
"Bize bir öğretmen buluyorum. "
Telefonunun ekranına göz ucuyla baktım.
"Cidden mi? "
"Ne cidden mi? "
"Cidden translate mi açacaksın?"
"Eee... Yok.Elim değmiş."
Daha sonra bir yerlere tıkladı ve birini aradı.
"Alo? Bizim kütüphaneye gelsene önemli bir iş var. "
Biraz bekledi ve telefonu kapattı.
"Kimi aradın?"
"Bi arkadaş yabancı dili iyi bize yardım edebilir. "
Rahatlamıştım.
"Pekala, ne zaman geliyor? "
"Birazdan gelir."
Bir 10 dakika kadar sonrasında birisi içeri girdi.
"Ooo, hoşgeldin."
"Hoşbuldum.Önemli konu ne? "
"Bak şimdi olay şöyle... "
Olayı detaylıca anlattıktan sonra arkadaşı bana döndü ve hangi konularda kötü olduğumu sordu.
"Kısacası hepsinde kötüyüm. "
"Pekala, o zaman dönemin başından başlıyoruz. "
Bize herşeyi anlattı yine tam anlamasamda birşeyler anlamıştım. Arkadaşı gittikten sonra Oğuz'a döndüm.
"Şey ben birkaç şeyi anlamadım da-"
"Ben anladım hepsini Karan son dakikalarda bişey öğretmekte mükemmeldir. istersen anlamadıklarını sana anlatabilirim. "
"Çok iyi olur! "
"O zaman çıkışta bir yere kahve içmeye gitsek? "
"Derste gidemez miyiz? "
"Ben derslerime eksiksiz girerim."
"Olur, zaten bugün boşum."
"O zaman şimdilik görüşmek üzere. "
"Görüşürüz."
Okul çıkışında Oğuz beni kapının önünde bekliyordu. Güneşin altında bir zümrüdü andıran yeşil gözleri ve burnunun üzerinden göz altlarına inen çilleri daha belirgin oluyordu. Biraz gergin görünüyordu. Kapıdan çıkıp yanına gittim.
Beni görünce gerginliği uçup gitmiş gibi omuzlarını rahat bıraktı ve rahatlamışçasına derin bir nefes verdi.
"Gidelim mi? "
"Gidelim."
Arabalarımıza bindik. Bana gideceğimiz yeri önceden söylemişti. Bu yüzden konumu açtım ve arka arkaya yola çıktık. Bir kitabevine gidecektik. Vardığımızda çantamı sırtladım ve arabamın kapısını açtım. Oğuz da arabasından çıktı, siyah saçlarını arkaya attı ve önüne geri getirdi.
İçeriye girdiğimizde hoş bir ortamla karşılaştık.Arka fonda kısık bir sesle çalan müzik ve kimsenin gürültü yapmaması güzel bir şeydi. Bir masaya oturduk ve kütüphaneden ödünç aldığımız kitapları çıkardık. Oğuz bana birşeyler anlatırken birkaç saat öncesinden daha başarılıydı. Karan adlı kişi gerçekten iyi ders anlatmıştı.Karan'ı ilk gördüğümde 'Tam Ada'nın tipi.' diye düşündüm. Bende anlamadığım konuları öğrenmiştim. Asel'in yüzündeki ifadeyi görmek için sabırsızlanıyordum. Artık ders çalışma işlerimiz bittiği için biraz sohbet etmeye başladık.
"İlgilendiğin bir spor veya başka birşey varmı? "
"Dans etmeyi severim.Peki sen? "
"Basketbol oynamayı çok severim.Hatta okul takımındayım. "
"Bizim okul mu? Ne tesadüf bende amigo kız olarak okul takımındayım. "
"Yaa.. Dönem sonu maçına geliyorsun o zaman? "
"Tabiki de."
Tam konuşurken Oğuz'un telefonu çaldı.
Ama açmadan kapattı.
Çok geçmeden yeniden çaldı.
"Oğuz açsan iyi olur belki acil bir durum vardır. "
"Pekala sen burada bekle. "
Oğuz uzaklaştı ve bir rafın arkasına geçti.
Bunu yapmak istemiyordum ama içimi dinleme isteği sarmıştı. Bu garson çocuk konusunda yalan söylediğini hissediyordum. Bu yüzden sesizce ilerledim ve Oğuz'un arkasında olduğu rafın önünde durdum ve dinlemeye başladım.
"Efendim abi? "
"Oğuz neredesin sen çok geç kaldın! "
"Abi çok önemli bir iş çıktı bugün gelmesem olmaz mı? "
"Sen olmazsan kafeye kim bakacak Oğuz? İnsanlar kafeye sadece yakışıklısın diye seni görmek için geliyor. "
"Ya tamam abi bir boş vakit bulayım direkt kafeye geleceğim. "
"Haydi ne işin varsa hızlı bitir. "
"Tamam abi. "
Hemen yerime geri oturdum ve birşeylerle uğraşıyormuş gibi yaptım. Bulmuştum, kafedeki çocuk Oğuz'du ama neden yeterince zenginken kafede çalışıyor olsundu ki? Bunu sormak istemiştim ama uygun zaman olmadığını düşünerek bunu daha sonra konuşmaya karar verdim.
Kısa bir süre sonra Oğuz geldi.
"Eee şey.. Hazal benim bir işim çıktı da erken çıkmam lazım bu yüzden. Sana bir buluşma daha borçlu olayım. "
"Tabi Tabii. "
"Ha birde, telefon numaranı alabilirmiyim? "
"Neden sana telefon numaramı vereyim ki? "
"Bir dahaki buluşmayı planlayalım diye. Yarın cuma sınav var cumartesi ve pazar gelmeyeceğiz o yüzden iletişime geçemeyiz."
"Pekala."
Ona telefon numaramı verdim o da bana kendisininkini verdi.
"O zaman görüşürüz. "
"Görüşürüz."
Sınava gireceğim için çok heyecanlıydım.
Tam sınıfa girecektim ki Oğuz'la karşılaştım.
"Günaydın."
"Günaydın, umarım öğrettiklerin işe yarar. "
"Umarım, hadi sınava girelim ve mükemmel bir performans sergileyelim. "
"Tamam."
Derin bir nefes aldım ve kapıyı açtım.
Oğuz'la sıralarımıza geçtik. Daha sonra profesörümüz sınıfa girdi.
"Günaydın sınıf umarım bu sabah sınav için yeterince enerjiksinizdir.İşte kağıtlarınız. "
Kağıtları dağıtmaya başladı. Kağıda ilk olarak ismimi ve soy ismimi yazdım gerisi gelirdi zaten.
Sınavdan çıktığımda hiçbir cevabımdan emin değildim. Oğuz'un da yüzünden aynı şekilde olduğu belli idi.
"Nasıl geçti? "
"Yani iyi denilebilir. "
"Bencede."
Sınavda Karan'nın anlattıklarından anladığım konular yoktu. Oğuz'un anladığı ve bana anlattığı konular vardı bu yüzden çok şanslıydım.
"Çıkışta bir yere gitsek nasıl olur? "
" Üzgünüm bizim kızlara söz verdim. "
"Ah.. Pekala. "
Mutlu bir sesle söylemişti ama yüzünden üzüldüğü anlaşılıyordu ama neden daha dün tanıştığım biri için arkadaşlarımı ekseydim ki?
"O zaman sana yarın mesaj atarım. "
"Tamamdır."
Ve oradan ayrıldık.
Kızlarla bir sonraki derse girmedik ve bir kafeye gittik.
Konuya ilk Asel girdi.
"Hazal, görüyorum ki birilerini bahar havası çarpmış. " dedi ve kıkırdadı.
"Ne baharı yaz ayındayız Asel. "
"Kütüphanede seni o çocukla gördüm çok yakışıyorsunuz."
"Ama.. Sen orada bile değildin. "
"Aslında senin yine benden sınav için yardım dileyeceğini düşündüğüm için biraz dışarı çıkmıştım. "
"Doğru düşünmüşsün. "
" Neyse geri geldiğimde oturmuş çalışıyordunuz bende bölmemek için geri çıktım. "
"Yaa.. Ama bahar havası falan unut bunları hava 43 derece. "
"Tamam tamam. "
Ertesi gün sonra sonuçlar açıklandı.Oğuz'la buluştuk ve notlarımıza baktık.
"100 almışım! "
"Gerçektenmi ben 97 almışım."
"Birşey olmaz Hazal 97 de iyi bir not. "
"Doğru söylüyorsun senin sayende bu notu alabildim. Teşekkürler. "
"Rica ederim. "