İçeriğe geç

Şizofrenin kanlı çığlıkları

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Şizofrenin kanlı çığlıkları

Bölüm 2

2~ Kurşun

(3 saat sonra)-Baran'ın anlatımıyla-

Hepimizi mahveden o adamın yanında gidiyordum. Yıllar sonra yüzleşmeye, hesap sormaya. Nasıl karşımıza çıkmaya cesaret edebiliyordu!

Sonunda o büyük binanın önündeydim, hiç değişmemişti. Bahar'la burda büyümüştük, oyunlar oynamıştık, eğlenmiştik ve babamızın canını kaybetmiştik.

Zili çalıp beklemeye başladım. İstesem kimsenin ruhu duymadan içeri girebilirdim ama o adamla yüzleşmek istiyordum ne de olsa.

Kapıyı kısa boylu tatlı bir hizmetli açtı."Ben Akif Sönmez'i görmeye geldim."

"Elbette hemen haber veriyim." Kadının kolunu tuttum.

"Olmaz öyle sürprizim bozulur." Birden içeri dalıp odaları tek tek dolaşmaya başladım. Her odayı ezbere biliyordum. Sonunda salonda onu buldum. O koca karanlık salon ışıl ışıldı. Yerde o günkü gibi kan yoktu, babam yoktu.

"Aaa bizimki gelmiş. Hoşgeldin Baran Kuş."

"Akif Sönmez, sen hangi hakla kardeşimin karşısına çıkarsın?" Ellerim adamın yakasındaydı. Onu öyle sarsıyordum ki yüzü kıpkırmızı olmuştu.

"Abi dur." Başımı çevirdiğimde Akif'in 5 yaşındaki kızı Eylül'le karşılaştım. Akif'in yakasını bırakıp küçük kıza doğru yaklaştım. Bukle bukle saçlarına dokundum.

"Tamam abicim, bıraktım. Özür dilerim, biz sadece büyükler arasında konuşuyorduk. Korkma benden bir şey olmayacak tamam mı?"

Küçük kız boynuma sarıldı. Benden korkmuştu ama sonra korkusu bitmişti. Akif Sönmez'e son kez bakıp kapıya ilerledim. Peşimden geliyordu.

"Baran! Bir daha kızıma dokunursan seni bitiririm."

"Akif, ben senin kızına bir şey yapmam. Ama bir düşünsene sen babamın kızı önünde onu öldürdün. Aynı şeyi senin kızın yaşasa... Neyse, ben vicdansız değilim, senin gibi." Kapıyı arkamdan çarpıp gitmiştim.

***

Eve geldiğimde uyumak üzere olan Bahar'ın yanına gittim. Yatağının kenarına uzanıp saçlarıyla oynadım. Hafifçe gözlerini açtı. Bal gibi gözleri o kadar güzeldi ve öyle güzel bakıyordu ki...

"Abi, o adam dedi." Uykulu gözlerle bana bakan kardeşime baktım.

"Ne dedi?" Karnına koyduğu eliyle elimi tuttu.

"Abi, beni bırakmazsın değil mi?"

"Bırakmam. Ne ben ne kardeşlerin ne de annem, hiçbirimiz seni bırakmayız." Hafifçe gülümseyip gözlerini kapattı.

Bahar derin uykulara dalarken telefonum çalmaya başladı. Alev arıyordu. Büyük ihtimalle Bahar içindi. Alev'di meraklandırmak istemiyordum ama Bahar'ı da yalnız bırakamazdım. Mesaj sayfasına girdim.

Baran-Selam. Telefonu açamdım Bahar'ın yanındayım ve uyuyor. Yalnız bırakmak istemedim.

Alev-Sorun değil. Nasıl oldu? İyi mi?

Baran-Daha iyi olacak merak etme.

Alev-Bu gün sen gelmeden önce bir şeyler sayıklıyordu. O benim abim falan dedi. Aranızda sorun yok değil mi?

Baran-Aramız gayet iyi. Ama bana beni bırakma diyip duruyor.

Alev-Seni kaybetmekten korkuyor.

...

Alev-Bu arada sen nasılsın?

Baran-İyiyim. İyi geceler.

Alev-İyi geceler.

***

(Sabah)-Yazarın anlatımıyla-

Hiçkimse Bahar'ın o gün ne yaşadığını bilmiyordu. Çünkü Bahar bunları anlatacak durumda değildi. Hiçbir zaman olmadı. Yaklaşık 2 ay boyunca babasıyla aynı odada kalmıştı. Bir cesetle. Baran olmasaydı belki de daha fazla kalacaktı. Baran onu hayata hazırlayan tek insandı.

(12 yıl önce)-Yazar'ın anlatımıyla-

Baran kendine bir defter tutmuştu. Bahar'la ilgili;

---Bahar ne yapabilir?---

Madde-1-Bahar düz duvara tırmanabilir.

Bu maddeyi Bahar henüz 6 yaşında komşunun bahçesindeki meyvelerden alabilmek için duvara tırmandığında yazmıştı. Duvar bildiğimiz duvardı, epey yüksekti de. Ama Bahar ne yapmış etmiş oraya tırmanmıştı.

Madde-2-Bahar kapıyı ısırarak kırabilir.

Bu madde 5 yaşında babasıyla 2 ay boyunca kaldığı zamandandı. Akif Sönmez onları odaya kilitlemişti ama Bahar bir süre sonra kapıyı kemire kemire delik oluşturmuştu. Asıl hikaye buydu.

Bahar 5 yaşında babasının cansız bedenini sürükleyerek o delikten çıkardı. Dış kapıya ulaştığında onu gördü, Eymen'i. Eymen şaskin bakışlarla olanları izlerken Akif gelip Bahar'a yumruklar savurmaya başlamıştı. Bahar kaçarken ayağı dikenli çalılara takılmış düşüp kafasını kanatmıştı. Ama vazgeçmemişti, yaşamıştı. Hayata tutunmuştu. Hem de kalbinde büyük bir sırla...

Madde-3-Bahar kendi kilosundan 5 kat fazla ağırlık sürükleyebilir.

Madde-4-Bahar kendinden büyük biriyle dövüşebilir.

Baran'ın listesi şimdilik bu kadardı. Ailesi Bahar için her şeyi yapıyordu. Onu üzmek istemiyorlardı, daha fazla travması olmasına izin veremezlerdi.

-Bahar'ın anlatımıyla-

Sabah uyandığımda yanımda abim vardı. Çok yorgun görünüyordu. Belki de uyumamıştı tüm gece. Ama sonuçta onu bırakmamıştı, yanındaydı. Hep öyle olmalıydı çünkü Baran öyle demişti ve Baran hep doğruyu söylerdi, tıpkı Bahar gibi.

Yavaşça kalkıp abimi rahat bıraktım. Komodinin üzerindeki küçük deftere baktım benim değildi. İlk sayfasını açmıştım ki kapı sessizce açıldı. Gelen Alev'di. Bahar için gelmişti. Bahar iki dakikalığına tuvalete gitmişti. Geldiğinde abisi uyanmıştı. Sanki o gelince ikisi de susumuş gibi birbirlerine bakıyorlardı.

"Bir şey mi oldu?"

"Iıı şey ben-" Alev tam konuşacakken abim sözünü kesti.

"Alev yanlışlıkla kitap düşürdü de ben de o yüzden uyandım." Alev'e manalı bakışlar atıp bana döndü. "Hem uyandığım iyi oldu, neden beni uyandırmadın?"

"Yorgun görünüyordun."

"Yorgun değilim güzelim." Gülümsedim...

Birlikte kahvaltıya inip güzel bir kahvaltı ettik.

Barış en küçüğümüz sınava hazırlanıyordu. Dershaneye gidiyordu her gün. Ve bunu yürüyerek yapıyordu. Barış'a göz kırptım. Bu gün onu ben götürecektim.

Biraz erken çıkmamızda herhangi bir sakınca yoktu. Barış'la biraz gezer, konuşur öyle görürdüm ne de olsa. Başak bana masum masum bakıyordu.

"Ablaa-"

"Hayır Başak olmaz. Başka bir gün seninle gezeriz. Ama o gün bugün değil."

"Peki"

Babamız öldüğünde Barış daha yeni doğmuştu. Babamı hiç tanıma fırsatı olmamıştı. Başak için de aynı durumdu aslında 4 yaşındaydı, pek hatırlamıyordu ama birkaç anı anımsıyordu. En azından görmüştü, tanıyordu. O kadar isterdim ki Barış'ın da böyle bir şansı olmasını, eminim o da çok eğlenirdi babasıyla.

Barış'la bu gün bu konu hakkında konuşmak istedim. Merak ettiği çok şey vardı ve öğretmek istedim. Barış'la manzarası güzel bir yerdeydik.

"Barış, hani hep soruyorsun ya bize babamla ilgili"

"Evet abla"

"Şimdi sorabilirsin. Ben bu soruları yanıtlamaya hazırım kardeşim. Elimden geldiğince söylerim."

"Emin misin?" Başımı onaylarca salladım. "Babam nasıl biriydi?"

"Çok çok iyi biriydi. Kimseyi kırmazdı, üzmezdi. Bize asla bağırmazdı, hep oyunlar oynardı."

"Benimle hiç oynadı mı?" Dolan gözlerimi elimin tersiyle silip burnumu çektim.

"Oynadı. Seninle oynarken Başak çok kıskanırdı.'ben de ben de' diye bağırırdı. Sen en çok babama gülerdin. Onun kucağında çok komik duruyordun. O koca bir adam sen de küçücük bir beb-" daha cümlemi tamamlamamıştım

.

Kuvvetli bir ses,

Barış'ın acı bağırışı.

O tek ses,

Kulaklarımı çınlatan bir silah sesi.

Bir anda bir sessizlik,

Barış'ın başı omzuma düştü...

Bölüm sonu

1 yorum