İçeriğe geç

Siyaz

Bölüm 6 · 11 dk okuma

Siyaz

Bölüm 6

Saklı Gözyaşları

6. BÖLÜM

Tekrardan kitabıma hoş geldiniz sizleri burda görmek emin olun harika bir duygu tekrardan iyi okumalar dilerim yorumlarınızı ihmal etmeyin öpüldünüz :)

Dikkat ⚠️ : Bu kurgu kan ve rahatsız edici öğeler içermektedir. Küçük yaşta ve çabuk etkilenen okuyucuların okumasını tavsiye etmiyorum .

🎵 Şebnem Ferah: Sigara🎵

8 Ay Önce...

-Kavala/Yunanistan-

🌊

İsmini bile bilmediğim bir adam vardı karşımda, nelerden hoşlanır bilmiyordum ya da ne iş yaptığını ama neden onunlaydım o zaman.

Sen netlik seversin Duru. Neden bir anda bu adama kapıldın, ne istiyorsun bu adamdan?

Ciğerlerine doldurduğu hava onu hiç etkilememişti, koyu kahve gözleri denizle birleşti tekrardan “Denizi seviyorsun sanırım?” dedim, tereddüt ederek ona baktım. Gülümsedi anlamlı gözlerle baktı bana “Deniz güzeldir, rengi, kokusu ve…” dedi duraksayarak, bir anı gözlerinde canlanmış gibi.

Neydi onu bu kadar tereddütte bırakan susmasını sağlayan kişi.

Yutkundu denize karşı, cebinden çıkardığı mendili tuttu mavi ve beyaz karışımı. Gözlerim S.K harflerine takıldı mendilin üzerine işlenmişti.

“Özel birine ait sanırım.” dedim, gözlerine baktım ve onun o bakışını gördüm gözlerinde, “Artık özel biri değil.” dedi, yutkundu ama o yumru gibi kaldı. Aşk acısı mı çekiyordu acaba? Yok artık Duru.Sana ne elalemin aşk acısından.

Konuya nasıl gireceğim bilemiyordum, yani konuşmak bu kadar zor olamazdı sanırım “Neden?” dedim, yarasını kanatmak istememiştim ama sanki o bunu duymaya alışmış gibi “Bazen biten şeylerin açıklaması yoktur.” dedi, kendini açıklamaktan zorlanarak.

İlk kez bir adamın acı çektiğini kendi gözlerimle görmüştüm, bize gelenlerde genelde ağlatan taraf oluyor.

Ayağa kalktım, tuvalete gitmek için ama sanki o beni farklı anlamış gibi “Seni yormadım deme?” dedi, sanki masum çocuğa bakıyormuşum gibi hissettim. Gülümsedim “Konuşuyorsun ya o bana yeter.” dedim masadan ayrılıp tuvalete geçtim.

İyice saçmaladın Duru, adam sana belkide yalan atıyor, nerden biliyorsun? hatta şimdi kaçıp gitmediğini nerden biliyorsun?

8 Ay Sonra…

-İstanbul-

Kaluferin üzerine koyduğum paltom sonunda kurumuştu. Karan ayağa kalkmış benim bir an önce burdan çıkıp gitmemi bekler gibi hali vardı, “Duru Akar.” dedi karşı taraftan gelen polis ardından devam etti “Çıka bilirsiniz.” dedi ve nezarethanenin kapısına doğru yönelerek kilidi açtı.

Paltomu yavaşça giyerek ona döndüm “Görüş..” dedim yarım kalmış ses tonumla, ama o bunu hissetmiş gibi “Görüşürüz avukatım.” dedi, içten sesle ona sanki veda etmiş gibi yapmak istemiyordum.

Nezarethaneden çıkarken ona baktım parmaklıkların yanında bitmiş ve benim gidişimi seyrediyordu, söz veriyorum seni kurtaracağım. Her ne zorlukla karşılaşırsam bu bakışları hatırlayacağım.

Karakolun girişinde bekleyen Deniz ve Utkuyu gördüğümde, utana sıkıla yanlarına yürüdüm, bir kaç adım sonra yanlarına ulaşmıştım Deniz kızgın ama beni gördüğüne sevinmiş gözlerle bakıyordu.

“Ne yaptın Duru sen?” dedi beni azarlayarak, haklıydı bugün kafam o kadar yerinde değildi ki ben bile kendimi tanımakta zorlanıyorum. “Utku olmasaydı o kefareti biraz zor ödedik.” dedi Utkuyu gösterek sinirden küplere binmişti “Sinemle tanıştım.” dedim Utkuya dönerek.

Bunu niye söylüyorsun ki şimdi offff Duru!

Utku sanki bu söylediğimi duymadan kollarını iki yanına aldı “Ağam iyi mi?” dedi onun üzgün mü yoksa farklı bir hisle çalkalandığını öğrenmek istiyordu. “İyi.” dedim sadece, ama olmadığını bilir gibiydim. Deniz saçlarıma kısaca dokundu nemliydi “Yağmurda duş mu aldın?” dedi dalga geçerek ama cidden öyle yapmıştım.

Saçlarımdan ellerini çektikten sonra “Annene bir şey söylemedim, kadının yüreğine inmesine gönlüm el vermedi.” dedi tehdit edercesine. Yavaş adımlarla onları takip ederek beni bir an önce burdan götürmelerini istedim.

Utku’nun arabasına bindiğimde derin bir nefes aldım, “Seni köşke götürmeden önce evinde ki eşyaları alalım.” dedi dikiz arabasından bana doğru baktı. “Tamam.” dedim artık sorun çıkarmak istemiyordum, ama annem ne olacaktı.

“Annem peki, o evde mi kalacak mı?” dedim sorunun cevabını merak ediyordum. “Hayır o da gelecek seninle.” dedi afallamış bir şekilde, başımı koltuğun yastığına yasladım. “Annene ne diyeceksin peki?” dedi Deniz bana bakarak, inan bende bilmiyordum beni bırakmazdı da.

Harbi Duru kafanı çalıştırda bir bahane bul.

🕯️

Evin önüne geldiğimizde kapıyı hafifçe araladım, Deniz bana döndü “Sizi bekliyoruz.” dedi korkma dercesine söylemişti bu cümleyi, derin bir nefes alarak arabadan çıktım ve eve doğru yürüdüm.

Sakin ol Duru! Bak annen anlamsın bir işlerin döndüğünü.

Kapıyı açıp içeri girdiğimde annem acele edercesine yanıma geldi hissetmiş gibi “Kızım nerdeydin o kadar aradım.” dedi ve duraksadı sonra üstüme yavaşça göz gezdirdi. “Bu üstünün hali ne kızım?” dedi şaşkınlığını gizleyemeden.

Ben sana dedim deme anlar diye aman başka şeyleri anlasın.

“İyiyim ben annem, telefonum kırıldı ve biraz yağmurda kaldım.” dedim profesyonel yalancılara taş çıkaracak ses tonumla. “Telefonun neden kırıldı?” dedi konuşmamı bölerek, yutkundum ve “Yere düştü su aldı benden anlık sinirle yere fırlattım.” dedim annemin gözlerine derinlemesine bakarak.

Adamın arabasının camına fırlattın yalnız.

Derin bir nefes aldım ve annemi yanıma çektim “Bir kaç günlüğüne tanıdığım bir arkadaşım da kalacağım işle ilgili.” dedim gerçekçi olması gerekliydi, “Seni burda bırakamam.” dedim ve o sert bakışları benimle buluştu “Kim bu tanıdığım biri mi?” dedi sesinde ki o tavır gidemezsin der gibiydi.

İşleri zora sokma konusunda üstüme yok gerçekten.

“Hayır. Sen tanımıyorsun anne, ama tanıyacaksın.” dedim gözlerimi asla kaçırmadan. Kapıyı yavaşça kapatarak beni mutfağa doğru çekti “Ne işler dönüyor?” dedi gözlerinde yavaşça yükselen sinir kırıntıları vardı.

“Bir iş falan karıştırdığım yok anne! Arkadaşımda kalıcam ve sende benimle geliyorsun.” dedim sesim yükselmişti, yükselmemesi gerekliydi biliyorum ama onu burda bırakamam. Annem yavaşça saçlarıma dokundu sanki neler hissettiğimi biliyor gibiydi.

Anneler hisseder Duru.

“Tamam.” dedi kabullenmiş bir ifadeyle, gözlerimin içine baktı ve dudağı yavaşça kıvrıldı. “Sen nasıl istiyorsan.” diye ekledi beni sıkıca kavradı ve sarıldı.

Ağlama sakın!

Göz yaşlarımı tuttum çünkü onca aradan sonra ilk kez bu kadar sıcak bir şekilde sarılmıştı “Bavulları hazırlayayım.” dedi bir kaç adım geri giderek, ağlamaya başlayacak gözlerle mutfaktan kısa süre ayrıldı.

O günü hatırlama sakın.

Dizlerimin üzerine çöktüm, kendimi o kadar çok sıkıyordum ki gözümden tek bir yaş akmasın diye. Ama nafileydi göz yaşları süzüldü yanaklarımdan.

Birini daha hapise yollayamazdı. Onlara umut verip öylece duramazdım…

Ayağa kalktım o kadar zordu ki o dik durma çabalarım ben bile altında ezilmeden duramıyordum, yutkundum gerisi gelmesin diye yutkundum o göz yaşları akmasın diye tuttum kendimi.

3 Yıl Önce…

-İstanbul-

Abimi gözlerimin önünde kelepçelenmiştiler “Abi..” dedim zor çıkan ağlamaklı olan gözlerle ona baktım. Gözlerinde tek gördüğüm cümle, asla kendini bırakmaydı. “LÜTFEN! BİR KEZ SARILAYIM.” dedim öfkeli bir ağlamayla, öyle bir sarıldım ki polislerin aralarından sıyrılırken.

Şimdi bana kim sarılacak abi.

Polisler beni abimden uzaklaştırmak için büyük bir dikkatle ikimizi ayırmaya çabalıyorlardı. “Dikkat et kendine ve üzülme asla.” dedi. Polisler onu evden çıkarıp götürdüklerinde hıçkırıklarımla tek kalmıştım, evin kapısı sonuna kadar açık ben dizlerimin üzerine çökmüş kavruluyordum.

Acı çekmeyi en çok sen hak ediyorsun Duru.

Bakışlarım Denizle göz göze geldiğinde kapının yanında öylece duruyordu, gram ses çıkarmadan çökmüş olan bana bakıyordu. Bir kaç adım attı ve bana sıkıca öyle bir sarıldı ki…”O gitti.” dedim gözlerimden akan yaşlarla.

Acılar içinde kıvrandığım günün akşamı ben, ben olmaktan çıkmıştım.

3 Yıl Sonra…

-İstanbul-

Artık bu eve sığamıyordum bu yer o kadar çok acı ile doluydu ki burda durmak bana kötü geliyordu. Derin bir nefes alarak annemin yanına geçtim, odadan kısık ağlama sesleri geliyordu. “Anne?” dedim kısık bir sesle odaya girerken, dolaptan çıkardığı kıyafetleri öyle bir koyuyordu ki sanki bütün hıncını ondan çıkarıyordu. Annemin kolunu tuttum o hıncın sebebi benim anne diyemedim, kendime doğru çektim ve sıkıca sarıldım.

Herkes senden acılarını saklıyor Duru. Ama sen onların yanından olmaktan bile kaçıyorsun.

Hıçkırık sesleri duvarlarda yankılandı bir an “Kaldıramıyorum bu evi.” dedim annemin göğüsüne yaslanarak göz yaşlarımı sıkıca tuttum. Göz yaşları birer birer dökülürken derin bir nefes aldı “Kızım…” dedi duraksadı ardından nefesi kısaca bir süre kesilmiş gibi.

“Onun kokusu ile karşılaştım bugün.” dedi nefesini düzenleyerek, bir kaç adım benden uzaklaşarak gözlerime baktı. Bavulun başına döndü sonra “Artık gitmeliyiz.” dedim istemeye istemeye bu cümle döküldü dudaklarımdan.

Anne beni affet.

Bavulun fermuarını çekti ve yerden kaldırdı “Ben malatyaya döneceğim.” dedi tek kelime yetmişti, annemde benden kaçıyordu. Gözlerimi kısarak sorgularcasına baktım “Benden dolayımı?” dedim tek nefesle, “Hayır, baban da dedi zaten gel artık diye.” dedi gözlerini kaçırırcasına.

Yalan söylüyor Duru.

“Beni mi suçluyorsun anne?” dedim kısılan sesime aldırış etmeden, annem şaşkın gözlerle bana baktı ama sonra duraksadı. “Hayır tabi ki kızım, senin ne suçun var.” dedi elleri titremeye

Yüklerimle mutluyum ben.

Annem bana doğru yaklaştı ve yüzümü avuçlarının içine aldı “Abin yapması gerekeni yaptı.” dedi tek bir bakışı anlatıyordu her şeyi.

Kapı kısa bir sesle tıklandı, Deniz’di büyük ihtimalle nerde kaldığımızı öğrenmek için gelmişti. Kapıya yöneldiğimde kulbunu hafifçe çevirdim, Deniz karşımda duruyordu “Geliyor musunuz?” dedi meraklı gözlerle bana bakarak.

“Annemi otobüse bindireceğiz önce.” dedim, Deniz şaşkınlıkla bana ve arkamda duran anneme baktı. “Derya teyze sen neden gelmiyorsun.” dedi Deniz anneme dönerek, “Artık eve döneyim.” dedi düz sesiyle ama daha çok kaçıyordu.

🕯️

Otobüs terminaline geldiğimizde Utku arabada kalmıştı Deniz ve ben arabadan çıktık, Annem büyük bir hevesle de görünse onunda canı yanıyordu.

“Ne zaman istersen gel Derya teyze.” dedi Deniz anneme dönerek “Gelirim tabi.” dedi annem gülümseyerek ama yüzünde ki burukluğu sanki sadece ben görebiliyordum, arabada ki bavullu çıkarıp terminale doğru yöneldik.

Otobüs kalkarken camdan bakıyordum annemin gözlerine, gitmesi ne kadar doğruydu bilmiyorum ama İstanbul da olmasından iyidir herhalde diyerek geçiştiriyordum.

El salladım sadece annem giderken.

Bedenim kendini bırakmış gibi kaydı bir an, Deniz bedenimi tuttu sıkıca “İyi misin?” dedi telaşlı sesiyle. Kendimi onun kollarından ayırıp dik durdum “İyiyim.” dedim anlamsız gözlerle ona bakarken.

Kendine gel Duru.

Nefesimin kesildiğini hissediyordum tırnaklarımı elime sıkıca batırdım ayakta durmak ne kadar zordu ki “Artık gidelim.” dedi arabadan inip yanımıza gelen Utku. Sanki bütün binalar üzerime yıkılıyor ve ben bütün enkazı omuzlarımda taşıyordum, öyle bir tutukluydu bedenim.

Sen her şeyden güzel kaçıyorsun. Artık kaçma Duru.

İçimde ki ses ne güzel diyordu “Kaçma Duru.” Ne kadar kolay söylüyordu, bütün yığınlar omuzlarımda koca bir şehri taşıyordu. Şimdi söyle bakalım, ben bu şehri omuzlarımdan atıp nasıl giderim.

Gözlerimi Denize çevirdim “Gidelim.” dedim o üzülen kızdan daha çok Avukat Duru Akar gibi konuşmuştum. Artık yükleri omuzlarımdan bırakıp, o şehri yakacaktım.

Utku arabaya doğru yürürken hızlı adımlarla onu takip ediyordum, kapıyı açıp arabaya bindim. “Deniz sen boşanma davası ile ilgilene bilir misin?” dedim yüzümde ki ifade sert değildi aksine disiplin sahibi her kadın gibi soğuktu.

“Kimin boşanma davası?” dedi şaşkınlığını gizleyemedi. Ona doğru yavaşça eğildim “Karan beyin boşanma davası.” dedim sesim kısık çıkmıştı. Utku arabayı çalıştırdı o da biliyor olmalıydı bu konuyu. Deniz tek kaşını kaldırdı yüzü bir anlığına sert gibi katılaştı “Evlimiymiş.” dedi.

Bir de o kadar araştırma yapmıştı. Pabucumun avukatı.

“Sözde sen araştırma yapmıştın.” dedim koltuğuma yaslanarak, Deniz başını arkaya doğru çevirdi “Kütüğüne bakma gereği duymamıştım.” dedi hata yaptığını anlamış gözlerle bana bakarak. “Artık önemi yok, sen sadece boşanma davasını aç.” dedim.

Utku arabayı sakin bir şekilde sürüyordu ki telefonu çalmaya başladığında hızlıca eline aldı. “Evet.” dedi umursamaz tavırla konuştuğu kişiye “Hayır daha varmadık.” diye dikiz aynasından bana kısaca baktı. “Ama…bunadan bahsetmemişti.” diyerek hafifçe gaza yüklenmeye başladı.

Noluyordu?

Araba iyice hızlanmaya başladığında telefonu indirdi ve bana aynadan baktı “Kemal bey bugün Bilge ile görüşmüş ” dedi sinirli bakışları üzerime sinmişti. Hayretle onu izledim “Nasıl yani. Ne konuşmuşlar.” dedim tek kaşımı kaldırıp ona bakıyordum. “İhaleyi geri çekmesi için onu tehdid etmiş.” dedi sert bakışlarını yola vererek.

Neyin ihalesi bu?

Bir kaç kilometre gittikten sonra bir benzinlikte durmuştuk. Utku gergindi hemde fazlasıyla “Neyin ihalesi bu?” dedim öfkesini sanki harmanlıyor gibi hissediyordum. Arabadan çıktı ve sigarasını kısa saniyeliğine yaktı, bende arabadan indiğimde “Büyük bir arazi içindi ihale. Dedisinde kalan araziyi geri almak için girdi.” dedi sigara dumanını çinde çekerken.

Bu ailenin dertleri bitmiyor.

Deniz arabadan çıktığında bana baktı elinde telefon duruyordu ekranını bana doğru tuttu. “Gizlilik kararı aldırmamış mı bu savcı.” dedi ekranı gözümün içine tutarak. “Büyükelçinin yolsuzluk davası sürüyor.” dedim içimden okumaya çalışarak ama sesli söylemiştim.

Utku sanki bu olanlardan haberi varmışcasına rahattı “Önemli olan şuan o ihale.” dedi bize dönerek, ve elinde ki sigaradan son bir kez daha içerek yere attı ardından ayağının ucuyla ezerek “Bugün bir ihaleye katılacağız ve sende benimle geliyorsun.” dedi şok olmuş gözlerle ona baktım.

Ben ne anlarım ihalelerden.

“Korkmana gerek yok.” dedi korkmuyordum ya da korkmalı mıydım. Arabaya tekrar bindiğimde tenimde hissettiğim soğukluğun beni kendime getirmesi için fırsat verdim “Ares’in kumarhanesine gideceğiz.” dedi bu sefer arabanın kapısını açtığında.

Ares’e güvenemiz ne kadar doğru ki?

“Ona güvene bilir miyiz.” dedim bu sorudan çok uyarı niteliğindeydi, koltuğuna geçen Deniz de aynı benim gibi “Evet, ya hepsi bir plandan ibaretse?” diye ekledi. Utku da koltuğa oturup kemerini taktığında “Her şey zaten önceden planlandı, Kemali sıkıştırmak için gideceğiz.” dedi sesinde gram tereddüt yoktu.

Araba ile tekrardan yollara düşerken ben sararmış ağaç yapraklarına bakıp bugünün nasıl geçeceği ile kafamda dolaşıp duruyordu.

🕯️

Siyah elbisenin üzerimde duruşunu pek beğenmemiştim, Bilge kendi dolabından vermişti bugünlük için. Aynada kendimi böyle bir elbise ile görmeyeli uzun zaman olmuştu askılığı hafifçe düzelterek saçlarımı omzumun gerisine attım, sonra bana verdikleri odadan çıkıp aşağı indim.

Ne büyük ev ama yürü yürü bitmiyor.

Merdivenlerden aşağı indiğimde beni Deniz karşılamıştı, beni yalnız bırakmak istemiyordu ama Utku sadece benim katıla bileceğimi söylemişti. Tek bir adım sonrasında artık yanındaydım “Çok güzel görünüyorsun.” dedi gözlerini benden alamayarak.

“Teşekkürler.” dedim şımarık bir kız çocuğu gibi hissederken içeri Bilge girdi. Bana kısa bir bakış attıktan sonra yanına gelen kişiye baktı karanlığın içinden çıkıp bize göründüğünde o kişinin Ares olduğunun farkına vardım. Üzerine giydiği lacivert takımla bana baktı “Hazır mıyız.” dedi bana ve Bilge’ye bakarak.

Yok hazır değiliz. GÖRÜYORSUN İŞTE!

Bir kaç saniye sonra Utku hemen bahçe kapısından içeri girdi “Gidelim.” dedi kendinden emin bir şekilde Bilge Ares’in koluna girerek dış kapıya yöneldi. Deniz bana meraklı bakışlarla bakıyordu “Dikkat et kendine. Seni burda bekleyeceğim.” dedi beni kendine çekip sarıldı sonra.

Tamam anlamında başımı sallarken beni usulca serbest bıraktı “Telefonumu al.” dedi cebinde ki telefonu çıkartıp bana uzattı. Haklı olarak ondan telefonunu aldım, keşke telefonumu kırmasaydım dedim içimden gevelerken. “Hadi Duru.” diye bir ses yükseldi kapıdan.

Geliyorum tamam ya!

Denize kısa bir bakıştan sonra telefonu Bilge’nin ödünç verdiği çantanın içerisine yerleştirip kapıya doğru yöneldim. Bizi bekleyen vip araçlar vardı hemde fazlasıyla koruma. Bilge arabaya tam geçmemiş beni beklemişti.

“Senden istediğim tek şey gözlem yapman.” dedi ona doğru yaklaştığımda, tamam anlamında başımı sallayarak araça bindim. Ares tam karşımda oturuyordu ve yanına da Bilge geçmişti. İkiside tam bir kral ve kraliçe gibi duruyordu.

Mafya demiyorsunda kral ve kraliçe diyorsun.

Kapılar kapandığında artık geri dönüşü olmayan bir yola doğru geçiş yapıyordum.

Devam Edecek…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.