İçeriğe geç

Siyahtan Beyaza

Bölüm 28 · 5 dk okuma

Siyahtan Beyaza

Bölüm 28

27. Bölüm

Melis ile sarılmaya devam ederken yoldan geçen bir pamuk şekerci gördüm.

-“Pamuk şeker ister misin?”

+“Pamuk şeker mi?”

Melis’e gülümsedim ve yanağını sıktım.

-“Bekle beni.”

Melis’in yanından ayrılıp pamuk şekercinin yanına gittim ve pamuk şeker alıp tekrar Melis’in yanına döndüm.

-“Al bakalım.”

Melis yüzüne her zamanki gibi çok güzel bir gülümseme kondurdu ve elimdeki pamuk şekeri aldı.

-“Teşekkür ederim.”

+“Rica ederim. Peki… bende alabilir miyim birazcık?”

Melis, pamuk şekeri paketinden çıkarttı ve bir parça kopartıp dudaklarıma uzattı. Gülümsedim ve pamuk şekeri ağızıma aldım.

***

Biz konuşurken annemler işlerini bitirmiş olacakki, dükkandan çıkıp yanımıza geldiler.

Annem yine her zamanki neşesi ile geldi.

-“İşimiz bitti!”

Annem nasıl bu kadar enerjik olabiliyordu? Hep birlikte sahil kenarına gittik ve yürümeye başladık. Hafif esen rüzgar yüzlerimizi okşarken Melis ile el ele tutuşarak yürüyorduk.

Sahil kenarında bir atış oyunu gördüm.

-“Baba oynayalım mı?”

Babam oyuna baktıktan sonra sırıtarak bana döndü.

-“Acımam bak.”

İddialı bir şekilde karşılık verdim.

-“Hedef değil sen titremeye başlayacaksın, hazır ol.”

Gülüşmeler ile oyunun olduğu kısma geldik ve başlamak için elime oyuncak silahlardan birini aldım.

Balonları nişan alarak ateş etmeye başladım ve sadece bir atışı kaçırmıştım.

-“Sıra sende baba.”

Benden sonra babam geçti ve o da atışlarını yaptı. O ise iki atışı kaçırmıştı.

Gülmeye başladığımda babam sırıtarak bana bakıyordu.

-“Ne oldu, hani acımayacaktın?”

+“Sevgilinin yanında rezil olma dedim.”

-“Aynen aynen.”

Babam bana sırıtarak bakmaya başlayınca Melis’e döndüm ve bir kolumu onun omzuna attım.

-“Nasıl yendim ama.”

Melis kollarını göğüsünün üzerinde birleştirdi ve kafasını bana çevirip gözlerime baktı.

-“Yetenekli olduğun bir şey varmış.”

Şaşırmış bir şekilde Melis’e baktım. Benim yüz ifademi görünce kıkırdamaya başladı.

-“Tamam tamam, tabiki de şaka yapıyorum.”

Yüzüme bir gülümseme kondurdum ve kısa bir anlığına Melis’in dudaklarına odaklandım.

Bunu gören Melis kolumdan kurtulmaya çalıştı.

-“Sapıtma!”

Küçük bir kahkaha attım ve kolumu Melis’ten çektim.

-“Sapıtmadım, gayette güzel duruyordum. Hem bu senin suçun.”

+“Nasıl benim suçum?”

Melis’e yaklaştım ve kulağına fısıldadım.

-“Bu kadar güzel olmaman gerekiyordu…”

Melis’in yüzüne bir gülümseme kondu. O tam bir şey söyleyecekken annemin sesi duyuldu.

-“Berk, babanla benim bir işimiz çıktı. İstiyorsanız siz gezin ama bizim gitmemiz gerek.”

-“Tamamdır anne.”

Annemlerle vedalaştıktan sonra Melis ile ne yapacağımızı düşündük ve Murat amcanın yanına gitmeye karar verdik.

Onların evine vardığımızda kapıyı çaldık ve kısa bir süre sonra Murat amca bizi gülümsemesi ile karşıladı.

-“Selam. Erken geldiniz, akşam gelmeyecek miydiniz?”

+“Annemle babamın bir işi çıktı, bizde erken gelelim dedik.”

-“İyi yaptınız, hadi içeri gelin.”

Eve girdiğimizde Murat amca yemek hazırlayacağını söyleyerek mutfağa geçti. Yemekleri gerçekten mükemmeldi ve bu akşam bir daha yiyecek olmak mükemmel bir haberdi.

Bizde Melis ile üst kata, onun odasına çıktık. Odaya girdiğimizde ne yapacağımızı düşünürken, Melis ortaokulun sonunda yaptıkları dans gösterisini anlatmaya başladı.

-“Benim partnerimin adı Enes’ti. İyi çocuktu, o yüzden rahatsız olmamıştım.”

Konu tıkandığı için kısa süreliğine bir sessizlik oldu ama Melis tekrardan konuşmaya başladı.

-“Dans ettiğimiz şarkıyı açayım mı?”

+“Olur.”

Melis şarkıyı açtı ve birlikte dinlemeye başladık. Yavaş bir şarkıydı.

Melis’in yüzüne baktım. O kadar güzeldiki her ona baktığımda sanki ilk defa görmüş gibi duraksıyordum. -“Dans edelim mi?” Melis bu sözümü duyunca yüzüme şaşırmış bir ifade ile baktı. Bunu beklemiyordu. -“Ne?” +“Dans edelim mi diye sordum.” -“Şimdi mi?” Gülümsedim ve ayağa kalkıp Melis’e elimi uzattım. Gözlerinin içine bakarak dudaklarımı araladım. -“Evet şimdi…” Melis yüzüme gülümseyerek baktı ve elini elime koyup ayağa kalktı. Onun elini tuttum ve odanın ortasına çektim. Ellerimi onun beline koydum. O da bir elini omzuma, diğer elini ise enseme koydu. Yavaşça dans etmeye başladık. O an sanki şarkıyla birlikte zamanda yavaşlamıştı. Dünya üzerinde sadece biz varmışız gibi hissettim. Nefes alan yalnızca iki kişi… bizdik onlar… Susuyorduk. Sadece birbirimizin yüzünü izliyorduk. Her bir hareketini, tüm detaylarını… hepsini ezberliyorduk… İkimizde birbirimizin tüm yüzünü inceledikten sonra sıra dudaklarımıza gelmişti. Birbirimizin dudaklarına odaklandık… Ve o an hangimiz hareket etti bilmiyorum ama ikimizinde gözleri kapandı ve dudaklarımız birleşti… Yavaşça, dikkatlice… sanki birbirimize zarar vermekten korkar gibiydik. Sanki birbirimizle konuşur gibiydik. İkimizde birbirimize “yanındayım ve artık gitmeyeceğim” diyorduk sanki.

Fakat benim aklımda şu an bir şey daha vardı…Allah’ım sen şu an bize öyle bir şans verki Murat amca yukarı çıkmasın…

***

Murat amca yemeğin hazır olduğunu söyleyince aşağı indik ve yemek masasına oturduk. Duam kabul olmuştu, Murat amca yukarı çıkmamıştı. Masanın ortasında mükemmel bir tavuk duruyordu ve hepimizin önünde de küçük kaselerde salatalar vardı. -“Murat amca ellerine sağlık, gerçekten çok güzel görünüyor.” +“Evet baba gerçekten çok güzel her şey.” Murat amca içten gülümsemesi ile teşekkür etti ve yemeğimize başladık. -“Ee okul nasıl gidiyor çocuklar?” +“Aynı gidiyor baba değişen bir şey yok.” Murat amca ağızındakini bitirdikten sonra bana döndü. -“İlişkiniz nasıl gidiyor Berk?” Bu soruyla donakaldım. Aklıma bir anda Melis ile birkaç dakika önceki öpüşmemiz geldi. *Duymamıştır değil mi lan?” -“Mükemmel gidiyor Murat amca. Zaten Melis ile bir şeyin kötü geçmesi imkansız.” Murat amca bana bakıp gülümsedi. -“İyi güzel güzel… Zaten sana daha öncedende söylemiştim, ilişkinizi em çok destekleyenlerden biriyim.” Az önce yukarıda kızınla yaşadıklarımı umarım duymazsın be Murat amca…

Biz yemeğimizi yiyip, sohbet ederken bir anda kapı çaldı.

-“Murat amca siz yiyin ben bakarım.”

Sandalyeden kalktım ve kapıya ilerledim. Delikten baktığımda Murat amcanın yaşlarında bir adamı gördüm.

-“Kim o?”

+“Merhaba, biz buraya yeni taşındıkta bir şey isteyecektim.”

Bunu duyunca kapıyı biraz açtım.

-“Bir saniye bekleyin ben ev sahibini çağırayım.”

+“Ah tabi tabi…”

Kapıyı kapatıp Murat amcanın yanına gittim.

-“Murat amca, yeni taşınan komşular bir şey isteyecekmişte bi baksana.”

+“Tamamdır.”

Murat amcanın yanında merak ettiği için gelen bir adette Melis vardı. Birlikte kapıya gittik ve Murat amca kapıyı tam açınca tüm aileyi gördük. Üç kişilik bir aileydiler. Yani ben öyle tahmin ediyordum. İçlerinde bizim yaşlarımızda birde erkek vardı.

İlk görüşte ondan haz etmemeye başladım. Çünkü Melis’e bir bakıyorduki görmeniz lazım.

Bunu görünce kolumu Melis’in beline attım ve çocuğa bakmaya başladım. Çocuk bunu görünce gözlerime baktı ve kaşlarını çattı.

Kime kaşlarını çatıyordu lan bu?!

Melis’in kolumu yavaşça dürtmesi ile ona baktım ve o bana mükemmel gülümsemesi ile bakıyordu. Bu gülümseme nasıl yapıyordu bilmiyorum ama beni bir anda sakinleştirmeye yetiyordu…

-“Nasıl beceriyorsun?”

+“Neyi?”

-“Beni tek bir gülümseme ile sakinleştirebilmeyi…”

Anında yanakları pembeleşti ve yine gülümsemeye başladı. Kollarımla onu daha sıkı sardım ve tam gamzesinin üzerine ufak bir öpücük kondurdum.

Yüzündeki neye hayran olacaktım ben bu kızın? Gülünce kısılan okyanus gözlerine mi, yoksa elmacıklarına mı, yada yanaklarındaki gamzelere mi? Yoksa o mükemmel dudaklarına mı?…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.