Sabah uyandığımda banyoya gidip elimi yüzümü yıkadım. Daha sonra üniformamı giyip, saçlarımı yaptım.
Ufak bir kahvaltı yapıp annem ile arabaya bindik. Okulun önüne geldiğimizde durup bana baktı.
-“İyi dersler kızım.”
Onun yüzüne baktığımda içimde iki güçlü duygu hissediyordum. O kadar güçlüydülerki beni tüketecek gibiydiler.
Bu duygular öfke ve üzüntüydü…
Benim hayatımın temelini oluşturan duygular bunlardı zaten…
-“Bu gün okul çıkışı babama gidicem. İki gün onda kalmak istiyorum. Onu özledim. Sonuçta o benim babam.”
Bu sefer üzerine basa basa babam demiştim. Annem yüzünden içimde oluşan tüm öfkeyi ve üzüntüyü ona geri iade etmek istiyordum.
-“T-tabi… elbette gidebilirsin. Vardığında beni haberdar et, meraklandırma beni.”
+“Beni ne zaman merak ettin ki?…”
***
Sınıfa girdiğimde çantamı sıramın yanına astım ve yerime oturdum. Sınıfta neredeyse kimse yoktu, bizimkiler daha gelmemişti.
Bir süre sonra kapıdan içeri Berk girdi. Beni görünce yüzüne bir gülümseme kondu.
-“Nasılsın okyanus gözlüm?”
Bu sözü duyduğumda gülmeden edemedim.
-“Okyanus gözlüm?”
+“Evet, sen benim okyanus gözlümsün…”
Gülümsedim. Bu gülümsememin ardında bir üzüntü olduğunu çok iyi biliyordum ama yinede belli etmemeye çalışıyordum. Fakat Berk her zamanki gibi anlamıştı.
-“Güzelim seni yine ne üzdü, neden üzüldün bu sefer?”
+“Bir şey yok…”
-“Hadi ama okyanus gözlüm. Ne oldu anlat bana.”
+“Berk beni bu sefer üzen şey bir travmamdı ve bunu biraz kendi içimde halletmem gerekiyor.”
Berk başını sallasada istemediği o kadar belliydiki…
-“Tamam… ama hazır olduğunda bana anlat olur mu? Ne olursa olsun, saat kaç olursa olsun seni dinlerim. Söz ver bana.”
+“Söz…”
***
Okuldan sonra Berk ile birlikte çalışacağımız kafeye gittik. İşe alınmıştık ve iş kıyafetlerimizi giyip işe başladık. Berk ile garson olarak çalışıyorduk.
Saatler sonra kafe kapanınca masaları sildik ve sandalyeleri masalara yerleştirdik. Sonrasında üstümüzü değiştirip yola koyulduk.
-“Aşkım bu gün babana gideceğini söylemiştin. Gideceksin değil mi?”
+“Evet o yüzden aşırı mutluyum. Biraz olsun rahatlayabileceğim.”
-“Evet bu sana çok iyi gelecek.”
Berk elini ensesine attı ve iç çekip bana baktı.
-“Bana anlatamadığını babana anlat olur mu? Birine anlatmak iyi gelir.”
Berk’in yüzüne bakıp gülümsedim. Sonrada koluna girip başımı omzuna yasladım.
-“Tamam anlatırım…”
Berk’in yüzüne baktığımda bana gülümsüyordu, eli ile yanağımı sıktıktan sonra birlikte kolkola yürümeye devam ettik.
Beni babamın evinin önüne kadar getirdi, ben eve girincede kendi evine yol aldı. Babam benim geleceğimi bilerek mükemmel bir akşam yemeği hazırlamıştı.
-“Of mükemmel kokuyor… Senin tavuklarına bayılıyorum baba.”
+“Hadi yemeye başla, Acıkmışsındır.”
Babama kafede çalıştığımı söylememiştim. Çünkü çalışmama izin vermezdi. O beni arkadaşlarımla kafede ders çalıştığımı sanıyordu.
-“Çalışma nasıl geçti, bundan sonra her gün çalışacak mısınız?”
+“Evet böyle çok daha iyi oluyor, birbirimize anlamadığımız bir şey olduğunda hemen soruyoruz çünkü.”
Yemeğimizi bitirdikten sonra artık sadece içecek içip sohbet etmeye başladık.
-“Evet şimdi gelelim konumuza. Geldiğinden beri bir şey düşünüyorsun, o ne?”
+“Şey baba… bende sana bunu söyleyecektim.”
Babam odaklanmış bir şekilde beni dinliyordu.
-“Hatırlıyor musun, annemin bizi terk etmeden 2-3 gün önce ben bir bardak kırmıştım, sonrada annem bana kızmıştı.”
+“Evet. Ne oldu, yoksa yine mi kızdı?”
-“Annem ile Ahmet abi markete gitmişti, bende eve gelince bir bardak su içeyim dedim ve yanlışlıkla bardağı elimden düşürdüm… ve sanki, o güne geri döndüm, bir anda o anıyı hatırladım.”
+“Sonra ne oldu peki?”
-“Annem ve Ahmet abi geldi. Mutfağa gitince annem cam kırıklarını gördü, tam bana yine kızacakken Ahmet abi onu sakinleştirdi.”
Babam yüzündeki şefkatli ifade ile yanıma geldi ve saçlarımı okşamaya başladı.
-“Az kaldı kızım… mahkemeye birkaç gün kaldı sadece.”
Yavaşça yüzüme bit gülümseme kondurdum. Babamın bana bakan gözlerine baktım.
Onun gözlerinde beni incitmekten korkan bir ifade görürken, annemde beni incitmeğe yemin etmiş bir ifade görüyordum.
Yıllarca kendime sadece iki soru sordum.
Beni neden sevmedi?…
Nerede yanlış yaptım?…
***
Berk ile ilk maaşımızı aldık ve annemin evine yol almaya başladık.
-“Güzelim mahkeme yarın, artık annenle kalmak zorunda olmayacaksın. Hala çalışmak istiyor musun?”
+“Bilmiyorum… Düşününce çalışmamam gerekiyor çünkü derslerimden geri kaldım, ama eğer çalışmazsam durumları kötüleşecek ve üveyde olsa kardeşimin sağlığı tehlikeye girer…”
Berk yüzüme baktı ve elimi okşadı.
-“Düşündüğün bir şey daha var… merhametinden dolayı düşündüğün.”
Doğru söylüyordu, düşündüğüm bir şey daha vardı.
-“Nasıl anladın?”
+“Aşkım sana bin kere insan sevdiği kişinin ne durumda olduğunu hemen anlar demiştim.”
Valla onu bunu bilmem ama bu çocuk gerçekten anlıyordu.
-“Neyse söyle bakalım düşündüğünü.”
Derin bir iç çektim.
+“Annem… Uzun zaman sonra onu ilk defa gördüm. Hamile olduğunu öğrenene kadar ondan nefret ediyordum ama şimdi sadece sevmiyorum, nefret duymuyorum…”
-“Ve ona üzülüyorsun, yardım etmek istiyorsun.”
+“Hıhım…”
Kısa bir süre içinde evin önüne vardık ve kapı zilini çaldık. Annem kapıyı açtığında yanımda Berk’i görünce şaşırdı.
-“Ah merhaba… içeri gelin.”
Annem içeri girmemiz için kapıyı iyice açtığında Berk ile içeri girdik. Hep birlikte salona girdiğimizde Ahmet abi televizyon izliyordu.
-“Merhaba çocuklar. Melis… arkadaşın kim?”
+“Erkek arkadaşım Berk.”
Annem bunu duyunca şaşırıp bize döndü.
-“Sevgili misiniz?”
+“Evet… hatta o kadar iyi bir sevgili ki…”
Elime Berk ile benim maaşlarımızı alıp annemin karşısına geçtim, sonrada zarfları ona uzattım.
-“Sizin için benimle birlikte işe girdi.”
Annem elimdeki zarfları görünce gözleri fal taşı gibi açıldı.
-“Sen…”
+“Evet biliyorum.”
