Zil çalınca sınıfa girdik. Hoca hepimizin yerini değiştirdiği için benim arkamda artık Buse değil Berk oturuyordu. Ders matematikti ve normalde çok sevmeme rağmen şu an bu kadar ağır bir dersi kaldıramayacaktım. Son zamanlarda zaten dersleri, özellikle de matematiği boşluyordum.
Başımı sıraya koymuş bir şekilde dururken bir anda hocanın bana seslendiğini duydum.
-“Melis kaldır şu başını!”
Bu sesle hemen başımı kaldırdım. Hoca kızgın bir şekilde bana bakıyordu.
-“Üzgünüm hocam…”
+“Son zamanlarda dersi çok boşladın, kendine gel!”
Hoca tekrar önüne döndü, ben ise başımı eğdim. Buna hiç alışkın değildim. O kadar utanmıştım ki, yer yarılsa da içine girsem diye dua edebilirdim…
O an omzumdan başlayarak, kolumdan aşağı inip elimi tutan Berk’in elini hissettim. Elimi nazikçe okşayıp, sıkıyordu.
-“Merak etme, neler yaşadığını bilmiyor.”
Berk haklıydı, neler yaşadığımı bilmiyordu. En iyi öğrencilerinden biri dersleri dinlememeye başlamıştı.
Yaklaşık yirmi dakika sonra ders bitti. Berk bu süre içerisinde hep elimi tuttu ve zil çalınca da ayağa kalkıp beni sınıfın dışına çıkarttı.
-“Nereye gidiyoruz?”
+“Kafeteryaya gidelim, içeceklerimizi alıp bahçeye çıkalım.”
İçeceklerimizi aldık ve okulun arka kısmına gittik. Yine birkaç çocuk vardı. Berk tam yine başıracakken onu susturdum.
-“Bu sefer nazik olmaya ne dersin?”
Berk derin bir iç çekti ve çocuklara döndü.
-“Canım arkadaşlarım, siktir olup gider misiniz?”
Çocuklar oradan çıkınca gülmemi tutamadım ve kahkahayı bastım.
-“Fazla nazik oldun ya.”
Berk sırıtmaya başladı.
-“Ne yapayım, ben de böyleyim.”
Sabahki yerimize gittik ve duvarın dibine oturduk.
-“Son zamanlarda dersleri çok boşladım…”
+“Bir şey olmaz, birlikte çalışırız.”
İkimizde bir süre sessiz kaldık ve aramızdaki sessizliği Berk bozdu.
-“Hatta bu gün okul çıkışı bizim eve gelsene, ders çalışırız. Hem bizimkiler uzun zamandır seni çağırmak istiyor.”
+“Bilmem…”
-“Bilmem falan yok, okul çıkışı bize gidelim.”
+“Tamam gidelim.”
Biz sohbet ederken bir anda Kağan ve Buse yanımızda belirdi. “Selam gençler” dedi Kağan yanımıza otururken.
-“Selam gerizekalı.”
Buse hemen yanıma oturdu ve bana sarıldı.
-“Canım arkadaşım… Bizi ayırdılar, biz ne güzel arkalı önlüydük...”
+“Olsun be canımın içi…”
Berk kulağıma yaklaşıp fısıldadı.
-“Aslında sen memnun gibisin ha?…”
+“Yani… belki biraz.”
Bu gün Berk’e gerçekten sevgili gözü ile bakacaktım ve şu anda her şey güzel ilerliyordu.
-“Siz ne fısıldaşıyorsunuz lan? Sohbet edelim diye geldik ama istemiyorsanız gidelim. Hadi kalk bakalım Buse.”
Kağan oturduğu yerden kalkmaya yeltendiğinde Buse onu durdurdu.
-“Otur oturduğun yerde. İki dakika arkadaşımla şurada sohbet edicem, zaten derste yanımda değil.”
Bir süre daha sohbet ettik ve sonra Kağan Buse’ye döndü ve bir spor ile ilgilenip ilgilenmediğini sordu.
Berk’ten…
Hadi canım!
Kağan’a soru soran gözlerle baktığımda bana gülümseyip göz kırptı.
Oha!
Biz dokuzuncu sınıftayken birbirimize bir şey söylemiştik.
Eğer birine aşık olursak ona bir spor ile ilgilenip ilgilenmediğini soracak, böylece birbirimizin kimden hoşlandığını anlayacaktık. Bir nevi aramızda olan gizli bir anlaşma şekli.
Ve benim arkadaşım Buse’ye aşık olmuş!
Benim arkadaşım sevdiğim kızın en yakın arkadaşına aşık olmuş!
İçimden buna çok sevindim çünkü biz sevgililerimizin birbirleri ile anlaşamamalarından çok korkardık ama biz zaten birbirlerini ölümüne seven kişilere aşık olduk.
Kıkırdamaya başladığımda Melis bana döndü ve soran gözlerle baktı.
-“Yok bir şey… Sadece spor kelimesini ve Buse’yi aynı cümle içerisinde düşünemedim.”
+“Valla aslında ben de düşünemedim. Sonuçta beden eğitimi dersinden nefret ediyor.”
Buse Melis’in bu sözünden sonra ona döndü.
-“Seviyorum, sadece…”
Üçümüz birlikte ona bakarak Buse’nin sözünü bitirmesini bekliyorduk.
-“Tamam ya, sevmiyorum.”
Hepimiz kahkaha atmaya başladık. Sonrasında da Buse karnım ağrıyor dedi ve Melis’i de alıp tuvalete gitti.
Kağan’a yaklaştım ve omzunu tutup sıktım.
-“Vay be, gerizekalı aşık olmuş he?”
+“Unutmamışsın demek.”
-“Unutur muyum lan? O kadar kafamızda senaryo yazdık… Onu bunu geç, sen ne zamandan beri aşıksın lan kıza?”
+“Çok olmadı… Birkaç gün önce.”
-“Nasıl anladın?”
+“Onu her gördüğümde içimde gereksiz bir mutluluk oluyor. Siz son zamanlarda Melis ile yakın olduğunuzda biz de Buse ile yakın olduk. Tanıdıkça da ona gerçekten aşık olduğumu fark ettim…”
Kıkırdamaya başladığımda Kağan bana sırıtarak bakmaya başladı.
-“Ne oldu lan gerizekalı, kıkırdıyorsun yine?”
+“Ne bileyim oğlum, seni böyle aşık aşık görünce.”
-“Bana diyene bak. Kendini tutmasan Melis’e bakanların gözünü tek tek oyacaksın.”
+“Abartma lan kıskanç değilim ben.”
-“Emin misin yakışıklım? Melis en son Kerem ile konuştuğunda stresten bacağını öyle bir salladın ki deprem oluyor sandım.”
+“Neyse sen onu bunu boşver. Buse ile hiç yakınlaştınız mı, yani flört falan var mı?”
-“Biraz biraz flört ediyoruz…”
+“Oha oha oha… Ne ara lan?”
-“Ben senin gibi yavaş değilim oğlum. Neysem o.”
Valla Kağan’ın flört yetenekleri beni her zaman şaşırtmıştı ama bu kadar hızlı olacağını düşünmemiştim.
Ama Buse ile birlikte olabilme olasılığı çok iyi olmuştu. Çünkü artık her zaman birlikte olacaktık.
Sanırım Kağan ile hayallerimiz yavaş yavaş gerçek olmaya başlamıştı…
