İçeriğe geç

SİYAH YEMİN

Bölüm 11 · 3 dk okuma

SİYAH YEMİN

Bölüm 11

YANGINDAN SONRAKİ KÜLLER

11. BÖLÜM

Şöminede sönmeye tutşun odunların bıraktığı kızıl korlar, ahşap salonun tavanına cılız gölgeler düşürüyordu.

Gece, gözlerini açtığında boynuna dolanan o ağır, sıcak baskıyı hissetti. Atlas’ın kolu, genç kadının belini sahiplenici bir sıkılıkla kavramıştı. Atlas’ın ritmik ve derin nefesleri Gece’nin saçlarının arasında kaybolurken, dışarıda şafak vakti fırtınanın yerini puslu bir sessizliğe bıraktığı anlaşılıyordu.

Gece, yavaşça Atlas’ın kollarının arasından sıyrılmaya çalıştı. Ancak tam kıpırdadığı an, Atlas’ın kavrayışı sertleşti. Adamın boğuk ve uykulu sesi kulağının dibinde yankılandı.

"Nereye gidiyorsun Vural?"

Gece başını çevirip Atlas’ın keskin, yeni uyanmış gözlerine baktı. O gözlerde artık sadece avcı soğukkanlılığı değil, Gece’ye ait, derin ve yakıcı bir sahiplenme vardı.

"Güneş doğmak üzere Karahan," dedi Gece, sesi pürüzlü çıkarak. "Karanlık çekildiğinde gerçekler ortada kalır. Gece bitti."

Atlas yatakta doğruldu. Çıplak göğsündeki eski mermi ve bıçak izleri, onun nasıl bir cehennemden sağ çıktığının kanıtı gibiydi. Yüzüne dökülen koyu renk saçlarını geriye iterken bakışlarını Gece’ye kilitledi.

"Gece bitmiş olabilir," dedi Atlas, uzanıp Gece’nin çenesini tutup parmaklarının arasında sabitleyerek. "Ama aramızda başlayan şey günden veya geceden bağımsız. Bunu sen de biliyorsun."

Gece, şöminenin kenarındaki sandalye üzerinde duran siyah gömleğini üzerine geçirdi. Düğmelerini iliklerken zihninde babasının sesi, Rüzgar’ın öfkesi ve Harun Karahan’ın o zehirli silueti dönüp duruyordu.

"Birbirimizi kandırmayalım Atlas," dedi Gece, çenesini dikleştirerek. "Dün gece fabrikada hayatımızı kurtardık. Birbirimize sığındık. Ama benim adım hala Gece Vural. Babanın katili olmakla suçlanan adamın kızıyım. Amcan Harun ise beni ve ailemi yok etmek için tetiğe bastı. Bu gerçekleri bir gecelik bir ateş eritemez."

Atlas yataktan kalkıp ağır adımlarla Gece’nin tam önünde durdu. Yalınayak, üstü çıplak ve tüm çıplaklığıyla tehlikeli duruyordu.

"Sen Vural’sın, ben Karahan’ım... Doğru," dedi Atlas, sesini alçaltıp Gece’nin yüzüne doğru eğilerek. "Ama dün gece o tetiğe birlikte bastık. Amcam Harun yirmi yıllık imparatorluğunu benim ellerimle yıkacak. Ve sen, o masaya benim yanımda oturacaksın."

Gece bir an bocaladı. Atlas’ın gözlerindeki o sarsılmaz inanç, kendi savunma mekanizmalarını altüst ediyordu.

Tam o sırada dağ evinin kapısı iki kez sertçe vuruldu ve Kaan’ın endişeli sesi dışarıdan yükseldi:

"Ağabey! Acil durum var. Babanın ve amcanın adamları Vural Malikanesi’ne baskın yaptı. Tahir Vural’ı gözaltına almaya çalışıyorlar!"

Gece’nin gözleri anında büyüdü. "Ne?!"

Gece tek bir saniye bile düşünmeden belindeki tabancayı masadan kapıp kapıya yöneldi. Atlas bir hamlede kolunu yakaladı.

"Bırak beni Karahan!" diye gürledi Gece, gözlerinden kıvılcımlar saçarak. "Babamı amcanın köpeklerine yem etmem!"

"Yalnız gidersen doğrudan tuzağa düşersin!" dedi Atlas, sesi oda içinde yankılanarak. "Harun babanı içeri attırıp Vural ailesinin kontrolünü ele geçirmeye çalışıyor. Bu bir hamle Gece. Ve bu hamleye tek başına karşılık veremezsin."

Gece, kolunu Atlas’ın kavrayışından çekip aldı ama gözlerindeki çaresiz öfke açıktı. "Ne yapmamı bekliyorsun? İzleyeyim mi?"

Atlas hızla siyah tişörtünü ve ceketini üzerine geçirdi. Belindeki silah kılıfını sıkılaştırdı.

"İzlemeyeceksin," dedi Atlas, Gece’nin gözlerinin içine bakarak. "Birlikte gideceğiz. Babanı o evden ben çıkaracağım Vural. Ama karşılığında Vural ailesinin tüm kaçakçılık belgelerini ve eski mühürlerini bana teslim edeceksin. Amcamı kendi silahıyla vuracağız."

Gece, Atlas’ın bu şartı karşısında yutkundu. Bu, Vural ailesinin tüm anahtarlarını bir Karahan’a teslim etmek demekti. Bir yanda babasının özgürlüğü ve canı, diğer yanda ailesinin yirmi yıllık sırları...

"Kabul," dedi Gece, sesi çelik gibi sertleşerek. "Ama babamın kılına zarar gelirse, Karahan Malikanesi’ni kendi ellerimle yakarım."

Atlas’ın dudaklarında o gözü kara tebessüm yeniden belirdi. "Kibar teklifin için teşekkürler Vural. Şimdi gidip amcama gerçek Karahan’ın kim olduğunu hatırlatalım."

İkisi birden dağ evinden fırlayıp zırhlı araca atladılar. Araç, İstanbul’a doğru, yaklaşan büyük fırtınanın kalbine doğru hızla süzüldü. İttifak derinleşiyordu ama arkalarındaki uçurum her geçen saniye daha da derinleşiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.