İçeriğe geç

SİYAH VE BEYAZ

Bölüm 2 · 2 dk okuma

SİYAH VE BEYAZ

Bölüm 2

2.BÖLÜM:GİZLİ OYUNLAR

2. BÖLÜM: GİZLİ OYUNLAR Duru ile Alp'in göz göze gelişi, kelimelerden çok daha fazlasını anlatıyordu. Alp'in bakışları sanki kendi içinde sakladığı bir sırlar odasını aralıyordu. Duru, soğukkanlılığını koruyarak yerine oturdu ve sorguya başladı.Duru:– Olay anında neredeydin ve ne yapıyordun?Alp:– Olayın ne zaman olduğunu bile bilmiyorum. Üstüme kumpas kuruldu.Duru, masasından bir dosya alıp içinden bir fotoğraf çıkardı ve Alp’in önüne koydu. Fotoğraftaki adamın yüzü donuk ve hareketsizdi. Hayattan silinmişti.Duru:– Bu adamın adı Mustafa. Onunla aranız nasıldı?Alp (sinirle kaşlarını çatarak):– Olay saatini bile bilmiyorum! Adamı tanımıyorum! Nereden bileyim ben kim olduğunu? Kafanda sorun mu var senin?Bu söz, Duru’nun sabrını taşıran son damla oldu. Gözleri alev aldı, sesi çelik gibi sertleşti.Duru:– Eğer beni bir daha bu şekilde aşağılamaya kalkarsan, seni güneşe hasret bırakırım! Bu, tek kelimeme bakar! Unutma, karşında bir Cumhuriyet Savcısı var!(Sesine ağırlık vererek devam etti.)– Eğer gerçekten sana kumpas kurulduysa, silahın üstünde neden sadece senin parmak izlerin var “ne tesadüf” bir şekilde!Alp (gözlerini yere indirerek, yorgun bir ses tonuyla):– Bilmiyorum...Duru, Alp'in yorgun ve bitkin yüzüne baktı. Kömür karası gözlerinde çaresizlik parlıyordu. Ama bu suskunluk, Duru’nun içinde büyüyen öfkeyi dindirmiyordu; tam tersine, alevlendiriyordu.Duru:– Ne işler çevirdiğini bilmiyorum ama en kısa zamanda öğreneceğim.(Camın arkasında sorguyu izleyen polislere döndü.)– Atın nezarete. Belki biraz yalnız kalınca bir şeyler hatırlar… ya da konuşmak ister.Duru sert adımlarla odadan çıkarken, Ege hemen yanına geldi.Ege:– Ee? Nasıl geçti? İtiraf etti mi bir şey?Duru (alaycı ve öfkeli bir gülümsemeyle):– Hiçbir şey demedi. Paşam, bilmiyormuş her şeyi...İkili savcının odasına girdiler. Duru, masasındaki dosyaları karıştırırken gözlerini Ege’ye çevirdi.Duru:– Ege, bana orta şekerli bir kahve getirir misin? Yanına da biraz atıştırmalık bir şeyler... Bu dosyayı didik didik edeceğim.Ege:– Hemen getiriyorum.(Diyerek odadan çıktı.)Duru, Mustafa’nın geçmişini incelemeye başladı. Evliydi ve iki çocuğu vardı. Sessizlikle çevrili odada tek duyulan sayfa çevirme sesiydi. Kısa süre sonra Ege, kahve ve atıştırmalıkları getirdi.Duru:– Ege, Komiser Mesut’u çağırır mısın?Komiser Mesut odaya girdi.Mesut:– Buyurun, Savcım?Duru:– Mustafa’nın ailesinin evine git. Durumu dikkatlice ve nazikçe anlat. En kısa zamanda buraya gelmelerini sağla. Onlarla bizzat konuşmak istiyorum.Mesut:– Emredersiniz Savcım.(Dedi ve çıktı.)Ege:– Onlarla ne yapacaksınız?Duru:– Mustafa’nın düşmanı var mıymış, kimmiş, onu öğreneceğim.Tam bu sırada, kapı birden açıldı. Ardından öfkeli bir adam içeri daldı. Peşinden gelen polisler “İzinsiz giremezsiniz!” diye bağırıyorlardı.Duru:– Ne oluyor burada? Bu ne terbiyesizlik?Adam:– Ben Alp’in babasıyım! Yüksel Büyüksoy. Olaydan yeni haberim oldu.Duru:– Keşke gelmeden önce izin almayı düşünseydiniz.Yüksel:– Haklısınız, kusura bakmayın.Duru, polislere döndü.Duru:– Tamam, çıkabilirsiniz.Polisler odayı terk etti. Duru, Yüksel’e döndü.Duru:– Evet, şimdi anlatın. Ne söyleyeceksiniz?Yüksel:– Oğlum böyle bir şeyi yapamaz! Zaten o, asla yapmaz!Duru:– Gerçekten sadece bunu söylemek için mi geldiniz? Ne malum yapmayacağı?Yüksel:– Hayır. Sadece bunun için gelmedim. Alp’in avukatı da birazdan burada olacak.Tam o anda kapı tıklatıldı. İçeri uzun boylu, şık giyimli bir kadın girdi. Duru, kadını görünce bir an nefesi kesildi. Gözleri büyüdü, sesi boğazına düğümlendi.Duru:– A... abla?Karşısındaki kişi, yıllardır küs olduğu ablası Laçin’di. Odaya giren sadece bir avukat değil, geçmişin küllerinden doğmuş bir fırtınaydı.Ve o an Duru anladı ki… Bu dava, sadece bir cinayet davası değil; aynı zamanda geçmişin karanlık sırlarıyla yüzleşme savaşıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.