Okula geldiğimizde İrem’le beraber bahçeye girdik. Daha kapıdan girer girmez İrem’in gözü Aras’a takıldı. Sonra bana baktı, tekrar Aras’a baktı.
Bir şeyler düşünüyordu.
Bu kızın kafasında bir şeyler döndüğü zaman genelde benim başıma bela açılıyordu zaten.
— Ayza.
— Ne?
— Sana bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksın.
— Söyle.
— Aras’la aranı düzeltmeye ne dersin?
Bir süre yüzüne baktım.
— Ne?
— Ya bak, bence siz…
— İrem, siktir git.
— daha bitirmedim!
— Bitirme zaten.
— Ama bak, bence siz birbirinizden nefret etmiyorsunuz.
Gülmeye başladım.
— İrem, sabah sabah kafanı duvara mı vurdun? Çocuğun ağzını burnunu dağıtıyorum, o benim kitaplarımı buruşturuyor. Bunun neresi nefret etmemek?
— İşte birbirinizle uğraşıyorsunuz sürekli.
— İrem, bir daha böyle boş boş işler yaparsan seni de Aras’ın yanına gömerim.
— Tamam be, ne sinirlendin.
Koluma girdi ve beni bahçenin diğer tarafına çekmeye çalıştı.
— Gel şuraya oturalım.
— İrem, ders başlamadan sınıfa gideceğim ben.
— Beş dakika ya.
— Beş dakika sonra da kafanı koparacağım.
Beni dinlemedi bile. Gidip banklardan birine oturdu. Ben de mecburen yanına oturdum.
Tam o sırada Aras arkadaşlarıyla beraber bize doğru gelmeye başladı.
İrem’in yüzündeki sırıtışı görünce anladım.
Bu kız bilerek yapıyordu.
— İREM!
— Ne var?
— pic
Aras yanımıza geldi.
— Ne konuşuyorsunuz bakalım?
İrem hemen araya girdi.
— Senden konuşuyorduk.
Aras’ın yüzünde bir gülümseme oluştu.
— Benden mi? Ayza, beni özlemişsin galiba.
— Senin hakkında konuşuyorduk, seni övmüyorduk amk.
— Fark etmez, aklındayım sonuçta.
— İrem, beni tutma.
İrem iki kolumdan tuttu.
— Kanka sakin ol.
Aras gülmekten kendini alamıyordu.
— bir şey yapmadım daha.
— Yapmana gerek yok, varlığın yeterince sinir bozucu.
İrem ikimizin arasında oturup bizi konuşturmaya çalışıyordu. Arada bana bakıyor, sonra Aras’a dönüp saçma sapan sorular soruyordu.
— Aras, Ayza’nın en sevdiği şarkıyı biliyor musun?
— Nereden bileyim aq.
— Ayza, sen de Aras’ın en sevdiği şarkıyı biliyor musun?
— İrem, siktir git.
— Tamam tamam.
Bir anda ayağa kalktım.
— Ben sınıfa gidiyorum. Sen de burada boş boş iş yapmaya devam et.
İrem kolumu tuttu.
— Kanka, dur!
— Ne dur amk?!
Tam o sırada arkamızdan bir kızın sesi geldi.
— Aaa, burada ne oluyor?
Başımı çevirip baktım.
Deniz.
Okulda kendini bir bok sanan, herkese üstten bakan kızlardan biriydi. Daha önce de benimle uğraşmaya çalışmıştı ama pek yüz vermemiştim.
Deniz bize doğru yürüdü. Önce Aras’a baktı, sonra bana.
— Ne bu böyle? Ayza’yla Aras baş başa mı?
Aras kaşlarını kaldırdı.
— Ne alaka?
Deniz güldü.
— Yok bir şey, ben bir şey demedim ki.
Sonra bana döndü.
— Ayza, senin burada ne işin var? Aras’la mı buluşuyorsun?
— sana ne?
— Ay, niye tripleniyorsun? Bir şey mi dedik?
— bak kızım, seni yolarım. Çekil önümden.
Deniz’in yüzündeki gülümseme silindi.
— Ne dedin sen?
— Duydun işte.
— Yok ya, çekilmiyorum. Ne olmuş?
Bir adım daha yaklaştı.
— Bak, kızsın diye bir şey demiyorum sana.
Güldü.
— Desene bi.
Deniz kaşlarını çattı.
— Ne?
— Desene bi. Kızsın diye bir şey demiyormuşsun ya. Hadi, de bakalım.
— Ayza, kendini ne sanıyorsun sen?
— Senin kabusun.
Deniz bir anda omzuma çarptı.
— Çekil önümden.
Ben de omzumu ona çarptım.
— Sen çekil.
— Bana mı çarpıyorsun?
— Evet, sorun mu var?
Deniz kolumu itti.
İşte o an sinirlerim koptu.
Deniz yeniden üzerime yürüdü. Ben de onu ittim. Bir anda birbirimize girdik. Deniz saçımı çekmeye çalıştı, ben de elini tuttum.
— BIRAK SAÇIMI OROSPU
— SEN BIRAK ÖNCE
Birbirimizi itip çekiştirirken etrafımızda bir sürü öğrenci toplanmıştı.
İrem arkadan bağırıyordu.
— AYZA! BIRAK!
Ama kim dinliyordu ki?
Deniz tekrar saçlarıma uzanınca kolunu tuttum ve onu kendimden uzaklaştırdım. O da tırnaklarıyla kolumu çizdi.
Saçlarından tutup onu kendimden uzaklaştırdım. İkimiz de bağırıyorduk. Birileri bizi ayırmaya çalışıyordu ama ikimiz de birbirimizi bırakmıyorduk.
Tam Deniz’i tekrar itecekken bir öğretmen koşarak yanımıza geldi.
— YETER! NE OLUYOR BURADA?!
Öğretmen aramıza girdi ve bizi ayırdı.
— İKİNİZ DE BENİMLE GELİYORSUNUZ!
Deniz saçlarını düzeltmeye çalışıyordu. Ben de saçlarımı elimle toparladım.
— Hocam, bu kız bana…
— SUS! İKİNİZ DE SUSUN!
Başımı yana çevirip Deniz’e baktım.
O da bana bakıyordu.
— Ne bakıyorsun? dedim.
— AYZA!
Öğretmenin sesiyle sustum.
Siktir.
Daha sabah sabah başıma gelene bak.
Öğretmen bizi bir süre konuşturduktan sonra uyarıp sınıflarımıza gönderdi. Deniz giderken bana ters ters baktı.
Ben de ona dil çıkardım.
— Çocuk musun sen? diye bağırdı.
—of kes sen bi
Öğretmen tekrar araya girince mecburen sınıfa doğru yürüdüm.
Koridora çıktığımda Aras duvara yaslanmış beni bekliyordu.
Beni görünce sırıttı.
— Ooo, kavga güzeldi.
Durup ona baktım.
— Ne?
— Valla güzel kavga ettin. Bir ara Deniz’in saçları elinde kalacak sandım.
— Aras, sinirimi bozuyorsun. Kafanı kırarım senin.
— Kır da görelim.
— Bak kaşınma amk.
— Ne oldu? Deniz’le baş ediyorsun da benimle mi edemiyorsun?
Yanına doğru yürüdüm.
— Seninle baş etmek mi? Seni iki dakikada sustururum.
— Çıkartsana.
Kaşlarımı çattım.
— Neyi?
— Hani kafamı kıracaktın ya. Çıkartsana öfkeni.
— Aras, yemin ederim…
— Ne? Korktun mu?
Tam üzerine yürüyecektim ki koridorun diğer ucundan Eren geldi.
— Oğlum, ne oluyor burada
İkimize birden baktı.
— senin saç baş dağılmış. Ne yaptınız lan siz?
— Bir şey olmuyor, boş boş tripleniyorlar, dedim.
Aras güldü.
— Aynen kanka, kıskançlıktan kavga ediyoruz.
Başımı ona çevirdim.
— Konuşma aq
Eren bir anda araya girdi.
— Aşıklar buluşmuş da bizim haberimiz yok.
Bir saniye sessizlik oldu.
Sonra Eren kahkaha attı.
— Ne alaka oğlum iyi misin be sen dedim.
Eren omuz silkti.
— Ne bileyim birbirinizi görünce kavga ediyorsunuz. Sürekli birbirinizle uğraşıyorsunuz.
— Aşıksınız işte.
Gözlerim büyüdü.
— harbili sikerim seni
Aras da gülerek lafa girdi.
— ego tavan
Başımı yavaşça Aras’a çevirdim.
— Ne dedin sen?
Aras sırıtıyordu.
— Bir şey demedim.
— DEDİN!
— Ayza, sakin ol.
— mal mısın amk
Elimi kaldırıp omzuna vurdum. Aras da kolumu tuttu.
— sabır!
— Delirdin mi be sen?
— EVET, SENİN YÜZÜNDEN!
Eren bizi ayırmaya çalışıyordu.
— LAN BİR DURUN! OKULUN ORTASINDASINIZ!
Ama Aras hâlâ gülüyordu.
— Ayza, herkese bağırıyorsun ama bana gelince daha çok sinirleniyorsun.
— Çünkü sen gerizekâlının önde gidenisin!
— Bence benden hoşlanıyorsun.
Eren araya girdi
-Bencede aşıksın
Bir anda kolunu bıraktım ve ona öyle bir baktım ki Eren bile sustu.
— ARAS’TAN HOŞLANMIYORUM, GERİZEKÂLI MISIN
Koridordaki birkaç kişi bize döndü.
Aras başını yana eğdi.
— yedik bizde
Bir saniye durdum.
Sonra bütün sinirimle omzuna bir yumruk attım.
— SENİN BEN AMK
Aras da beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştı. Ben tekrar üzerine yürüyünce bu sefer belimden tuttu, daha fazla birbirimize saldırmamızı engellemeye çalıştı.
— Ayza, bir dur !
— BIRAK BENİ!
— Bir sakin ol!
— SEN BANA SAKİN OL DİYEMEZSİN!
Aras yüzüme baktı. O sinir bozucu sırıtışı yine yüzündeydi.
— Beni sevdiğini biliyorumda, bu kadar belli etme.
Bir an gözlerimi kırpıştırdım.
Sonra…
Yüzüne tükürdüm.
Koridor bir anda sessizleşti.
Eren’in ağzı açık kalmıştı.
Aras’ın gülümsemesi de sonunda silinmişti.
— SEN NE YAPTIN AMKKK
—İSTERSEN TEKRAR EDEYİM!
Aras yüzünü sildi ve bana baktı.
— Ayza, sen bittin.
— HER GÜN AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORSUN, BİRAZ YARATICI OL AMK!
Eren aramıza girdi.
— TAMAM! YETER! İKİNİZ DE GERİ ÇEKİLİN!
Aras hâlâ bana bakıyordu. Ben de gözlerimi ondan ayırmıyordum.
Birbirimizden nefret ediyorduk.
En azından ben öyle sanıyordum.
Ama bir şeyi biliyordum.
Aras benim hayatımı mahvetmeye kararlıydı.
Ben de onun hayatını.
Ve bu daha başlangıçtı.