Belki karanlığın içine girdiğim kuyu bir çıkmazdı. Derinlerde ki bir çıkmaz.
Haykırdığım çığlıklar duyulmuyordu. Sesimi kim kesmişti?
Aysu onu benden almışlardı.
İlk önce ablamı, babamı ve annemi...
İntikam hep kötüdür derdi ablam onlar kötülerindir derdi. O zaman ben o kötünün tam kendisiydim.
~
Başımdaki sesler susmuyordu. Seslerle gözümü açtığımda boynumun ağrısıyla gözlerimi yumdum. Toprak yanı başımda oturmuş televizyondaki maça seslice küfrediyordu
"Lan ben sizin şimdi yapıcağınız işe ya." Sinirlice bir nefes verdi ama uyandığımı fark etmedi.
"Allah gol geliyor anasını ağağağa GOL GOL GOL."
Toprağın bağırmasıyla "Ne bağırıyorsun kulağımın dibin de." Toprak gözlerini açmış şaşkın gözlerle bana bakıyordu.
"Yenge. Uyanmışsın."
"Evet maalesef uyandım."
Kafasını eğip suratını büzdüğün de ağlıyacak gibi oldu.
"Lan Toprak şaka yaptım. Niye üzüldün bu kadar."
" Hiç sadece şey sana üzüldüm o çocuk bir şey yaptı mı?"
Hafızam dün geceyi hatırlamaya başlıyınca Ateş aklıma geldi. Gözlerimi utanç içinde yumdum.
"Hayır. Yapmadı." Toprak rahatlamış bir şekilde üzgün simasını düzeltiğin de yüzüne bir tebessüm yerleştirdi.
"Sen niye burda bekliyorsun?"
"Abimin emri uyanınca bana haber ver dedi de." Aklına gelirmiş gibi eli masadaki telefona uzattığın da Ateşi arayacağını anladım.
"Dur. Arama ben giderim yanına."
"O zaman suç senindir."
Kapıyı birisi tıklattığın da "Gel." Dedim.
Ateş içeri girdiğin de yanaklarım yine yanmaya başlamıştı.
"Lan oğlum uyanınca ben sana haber ver demdim mi?"
"Ona kızma ben söyledim haber verme diye."
Konuşmala gözlerini bana çevirip "nasıl oldun iyi misin?"
Kafamı yavaşça sallayınca boynumun acısıyla yerimde kıpırdandım.
Ateş fark etmiş olacak ki yanıma gelip yastığımı eliyle düzeltmek için eğildi. Göğüsü yüzüme denk gelirken o toprak kokusu doldu içime. O günü hatırladım beni esir tuttukları odayı. Geri çekildiğinde"Sen dinlen ben Ayşe teyzeye söylerim sana çorba yapar?"
" Ayşe teyze?"
"İki haftalık izin almıştı sen göremedin onu tanıştırırım seni."
Toprak araya girdiğinde "Abi ben çıktım sizin konuşacak şeyleriniz vardır." Toprağın yaptığı imayla elimi yanağıma koyup sıktım.
Ateş bana baktığında utandığımı görüp tebessüm etti. Yine ona yeniliyordum.
Toprak kapıyı kapatıp çıktığında sesizliğe gömüldük sesizliği bozan ise Ateşin bana bakıp gülmemek için kendini zor tutmasıydı.
"Sen neye gülüyorsun?"
"Hiç. Biraz kızardın sanki."
"Hiçte bile." Oturduğu tekli koltuktan ayağa kalkıp yanıma geldiğinde yatağın yanına oturdu.
Elini havaya kaldırıp önüme gelen saçımı kenara çektiğinde yutkundum.
Hafifçe doğruluğum da "Bana sarılır mısın?" Ateş bunu beklemiyormuş gibi bana baktığında elleri belimi bulup sıkıca doladı. Boynuma dikkat edip ellerimi boynuna koyduğumda onu kendime çektim.
Kafamı boyun girintisine yerleştirdiğim de o toprak kokusu bana huzur veriyordu. Ateş geri çekildiğinde "Ne oldu ?"
"Hiç bir şey sadece rahatlatmaya ihtiyacım var."
Ateş ellerini belimden hala çekmemişti. Anlık beni kendine çektiğinde dudakları dudaklarıma kapandı.
Beni kendinden ayırdığın da başını bana yasladı. "Seni seviyorum."
Gözlerimi açıp kapadığımda bu itirafı beklemiyordum ama dudaklarımdan tek bir söz firar etti
" Seni seviyorum."
Buraya kadar gelmişken bir beğeni ve yorum alırımmm 💙🖤
Emek vererek yazıyorum lütfen destek olur musun 🖤🕯️







