Mumlar dağıtıldı.
Hayatlar belirlendi.
Kader ağlarını çözdü.
~Geçmiş~
Sedef Aksu
Yurda geleli iki hafta olmuştu. Çok çelimsiz ve zayıftım.
Gözlerimi aradığımda o oda da tutuluyordum.
Yurdun müdürü bir gece yanımdaki arkadaşımı yanına çağırmıştı
"Sedef bir şey yapmadım ben neden beni çağırıyor?"
"Tamam sakin ol ben her zaman yanındayım senle birlikte gelicem ama kapıda beklemem gerekiyor tamam mı?"
Sessizce sulu gözleriyle kafasını salladı.
Koridordan geçtiğimizde bütün ışıklar kapalıydı. Bir tek müdürün odasındaki ışık kapının altından yansıyordu. Aysu kapıyı tıklattığın da "Gel." Sesi gelince içeriye girip kapıyı kapattı.
İçerden konuşma sesleri geliyordu ama tam duyamıyordum.
"B- bırak beni."
Aysu' nun bağırmasıyla telaşlanmıştım.
Sesler kesilince sadece müdürün hırıltılı sesi geliyordu.
Bir anda önümdeki kapı açıldığında
"Bakın burda kimler varmış." Baştan aşağı beni süzdüğün de yerimde kıpırdanmadan edemedim.
Beni kolumdan tutup oda da yere sertçe fırlattığın da yerde sadece iç çamaşırlarıyla kanlar içinde kalan Aysu ya baktım. Gözlerim dolu bir şeklide
"Ona ne yaptın!"
Elimle kafasını dizime koyduğumda kalp atışlarını duymaya çalıştım o- o ölmüştü.
Dudaklarımdan acı bir haykırış çıktığın da müdür sırıttı.
Yanıma gelip ellerine saçlarımı doladığın da
"Çok güzelsin." Midenim bulanadığını hissettim.
Elini cebinden çıkardığında bıçağı gördüm.
Korku ve endişe. Belki de dedim onun elinden kurtulmamın tek çaresi ölmektir.
Bıçağı alıp yüzüme sertçe çizik attığında acıyı hissettim.
"Güzel kız bu daha başlangıç. Seni daha tatmadım arkadaşın beni kesmedi." Öyle iğrenç bi konuşması vardı ki insan kendinden iğreniyordu.
Sedef dedim kendi içimden babamın ve ablamın prensesi annemin nefret ettiği çocuğu.
"Bu dünyadaki en güçlü prenses sensin." demişti babam.
Sen güçlüsün. Kurtulabilirsin.
Gücümü toplayıp ayağa kalktığımda müdürün özel yerine tekme attım. Atmamla sarılıp elindeki bıçağı yere düşürdü.
Bıçağı alıp ona doğrulttuğum da bana gülerek bakıyordu.
" Siz kız çocukları kendinizi hep güçlü mü sanıyorsunuz. Zavallısınız."
Elimdeki bıçağı sertçe bacağına geçirdiğim de ağzından sesli bir inleme koptu.
"Biz kız çocukları güçlü değiliz biz gücün ta kendisiyiz."
Hırsla gözümü bile kırpmadan
Bıçağı defalarca o son nefesini verene kadar sokup çıkardım.
Geri çekildiğim de gözümden bir yaş damladı.
Arkamdaki Aysu ya baktığımda o ölmüştü.
Son kez dedim içimden sarılabilir miyim?
Aysu yu tutup kendime çektiğim de gözlerimdeki yaşlar durmak bilmiyordu.
En son geri çekildiğim de bir kez daha baktım. Son kez.
Onu burda bırakamazdım. Çok çaresizdim.
Kapıyı açıp kendimi dışarı fırlattım. Odaya girdiğimde küçük çantayı açıp içine bir kaç eşya aldım. Masanın üzerin de duran mumla çakmağı da hızlıca aldığımda koridora çıktım.
Yanda duran pencereyi açıp soğuk havanın ciğerlerime dolmasına izin verdim. Elimdeki mumu çakmakla aydınlattığım da gözlerim yanan ateşte takılı kaldı. Mumlar benim tek umudumdu. Çaremdi.
Yanlızlığımdı.
Bu gece tek bir yıldız vardı gökyüzünde.
O yıldız Aysu'nun ruhuydu.
Son bir kez baktım o yıldıza, iki yanagımdan durmaksızın akan gözyaşlarımla. Derin bir nefes aldım. Gökyüzündeki tek parıltıya bakıp mumu ona doğru kaldırdım
"Seni hiç bir zaman unutmayacağım."
Buraya kadar gelmişken bir beğeni ve yorum alırımmm 💙🖤
Emek vererek yazıyorum lütfen destek olur musun 🖤🕯️




