Yağmur, otobüs camına tıkır tıkır vuruyordu. Damlalar, Lina’nın zihnindeki düşünceler kadar düzensizdi. Sol eliyle çenesini desteklerken diğer eliyle cebindeki kolyeyi yokladı – parlak taşlı, eski ama sağlam. Annesinin eşyaları arasında bulmuştu, ne olduğunu bilmiyordu, ama onu yanında taşımadan edemiyordu. Lina (14), ince yapılıydı; omuz hizasında düzensiz kesilmiş koyu kestane saçları, gri gözlerini daha belirgin hale getiriyordu. Suratında çilli ama dikkat çeken bir ciddiyet vardı. Sanki yaşıtlarına göre fazla şey görmüş, fazla şey düşünmüştü. Otobüs, sisle örtülmüş bir tabelanın önünde yavaşladı: “Sisburnu Kasabası” Harita üzerinde olmayan, neredeyse unutulmuş bir yerdi. Lina, taşındığı bu kasabanın normal olmadığını daha ilk bakışta hissetmişti. Sis… sadece hava olamazdı. Ona bakıyor gibiydi. Otobüs durağında, uzun boylu, hafif kambur duruşlu bir adam bekliyordu: Dayısı Haldun. Üzerinde yıpranmış bir trençkot vardı, gözlüklerinin ardından gözleri yorgundu ama dikkatliydi. “Hazır mısın?” diye sordu, valizini alırken. “Neye?” “Yeni evine… ve belki biraz da geçmişe.” Yeni ev, ormanın kenarındaydı. Bahçesi sarmaşıklarla sarılmış, demir parmaklıklı kapısı küflüydü. Evin üst katındaki kırık pencere, içeriden birinin bakıyormuş hissi veriyordu. Lina içeri adım atınca zaman durmuş gibi oldu. Eşyalar yıllardır dokunulmamıştı. Salonun köşesinde eski bir çalışma masası, duvarda soldurulmuş bir tablo: üç küçük çocuk, yüzleri belirsizdi. Birinin boynunda Lina’nın taşıdığı kolyenin aynısı vardı. “Annem buradan mı gitti?” “Gitmedi… kayboldu,” dedi dayısı fısıltıyla. “Ne zaman?” “Sen doğmadan birkaç ay önce.” O gece Lina uyuyamadı. Tavanın çatlaklarında şekiller ararken bir ses duydu – dışarıdan değil, zihnindeydi. Bir fısıltı: “Gel…” Yatağından kalktı, pencereye yürüdü. Orman, ay ışığında gümüş gibi parlıyordu. Derin bir nefes aldı. Kolyesi sıcaklaştı. Bunu hissettiği an sisin içinde bir gölge belirdi. Yaklaştı. Genç bir kız… Mira. Gri bir pelerin giymişti. Saçları gece kadar siyahtı, gözleri yeşil ve cam gibi soğuktu. “Beni izlemelisin,” dedi. “Sen... kimsin?” “Cevapları istiyorsan, benimle gelmen gerek.” Lina’nın ayakları hareket etmeye başladı. Arka planda, evin içindeki eski saatin sarkacı kendiliğinden durdu. O gece başlayan yürüyüş, Lina’nın geçmişi, annesi ve Sis Ormanı’yla arasındaki bağları ortaya çıkaracak, gölgelerin içindeki unutulmuş bir kehaneti yeniden uyandıracaktı.
Bölüm 1
Bölüm 1 – Yeni Başlangıç
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.