İçeriğe geç

Sislerin Ardındaki Ev

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Sislerin Ardındaki Ev

Bölüm 1

Bölüm 1: Sisli Yolun Sonu

Yağmur, sessiz bir tınıyla çatıya vuruyordu. Yol, uzun ve kıvrımlı, iki yanı sık ağaçlarla çevriliydi; sis her şeyi yutmuş, dünyayı puslu bir tabloya dönüştürmüştü. Elif, aracını dikkatle sürüyordu. Kalbi, hem meraktan hem de içini saran hafif bir ürperti hissinden dolayı hızlı atıyordu. Şehrin karmaşasından uzaklaşmıştı, ama bu sessizlik, huzurdan çok bir uyarı gibiydi; her adım, eski bir sırrın bekçisi tarafından izlendiğini hissettiriyordu. Büyükannesinden miras kalan ev, yolun sonunda belirdiğinde Elif’in nefesi kesildi. Sis, kararmış duvarları, kırık camları ve hafifçe çökmüş çatısıyla evi hayaletvari bir siluet hâline getirmişti. Evin dışı yılların ağırlığını taşırken, aynı zamanda gizemli bir çekicilik yayıyordu. Elif arabadan indi; topukları ıslak ve çamurlu yolda hafifçe batıyordu. Derin bir nefes aldı; havada eski ahşap, toprak ve nem kokusu vardı. Bu koku, geçmişin ağır yükünü taşıyan bir hatırlatıcı gibi hissediliyordu. Kapıya yaklaştığında tokmağı tuttu. Soğuk ve metalik bir dokunuş, elini ürpertti. Tokmağı çevirdiğinde, menteşelerin gıcırtısı sessizliği böldü. Kapı ağır ağır açılırken, Elif ilk adımını attığında evin içinden soğuk bir hava yüzüne vurdu. Sessizlik öylesine yoğundu ki, damlaların çatıdan düşme sesleri bile net bir şekilde duyuluyordu. Elif, evin nefes aldığını, kendi varlığını fark ettiğini hissedebiliyordu.İçeri girdiğinde, zamanın durduğu hissi kapladı onu. Salon, tozlu ve eski mobilyalarla doluydu; duvarlarda çatlamış boyalar, solmuş tablolar vardı. Bazı tablolar, büyükannesinin gençlik fotoğraflarını gösteriyor, bazıları ise hiç tanımadığı insanların yüzlerini taşıyordu. Elif’in gözleri her köşeyi taradı; gölgeler, sanki kendi kendine şekil değiştiriyor, bazen kaybolup bir anda tekrar ortaya çıkıyordu. Avize, odanın ortasında hafifçe sallanıyordu; ama rüzgar yoktu. Elif’in tüyleri diken diken oldu. Kendini sakinleştirmeye çalıştı: “Sadece hayal gücün” diye mırıldandı kendi kendine. Fakat içten içe biliyordu ki, buradaki sessizlik, boş bir sessizlik değildi. Her adımı, gıcırdayan parke tahtalarının sesiyle yankılanıyor, sanki duvarlar onu gözlemliyordu. Gözleri bodrum kapısına takıldı. Kapalıydı ama altından hafif bir ışık sızıyordu. Merakı korkusunu bastırdı ve basamaklara yöneldi. Basamaklar dar, eğik ve karanlıktı; her adımıyla toz kalkıyor, ses uzun süre yankılanıyordu. Sanki zamanın içinde, evin geçmişinde bir yolculuğa çıkmış gibi hissediyordu. Bodrumun kapısını açtığında, ağır ve soğuk bir hava karşısına çıktı. Hava nemliydi; eski kitapların ve toprak kokusunun karışımı burnuna doluyordu. Ortada büyük bir sandık duruyordu. Yüzeyi çizilmiş, köşeleri çürümüş, demir kilidi paslanmıştı. Elif, elleri titreyerek sandığın kapağını açtı. İçinde sararmış sayfalardan oluşan bir günlük buldu. İlk satırları okuduğunda tüyleri diken diken oldu: "Gece yarısından sonra ev sessizliğini bırakır. Oda, seni bekler. Sis gerçekleri saklamaz; sadece ortaya çıkarır. Korkuların burada seni bulacak." Kalbi hızla atıyordu. Etraf sessizdi ama hareket vardı; duvarlarda gölgeler şekil değiştiriyor, eski mobilyalar sanki canlıymış gibi duruyordu. Elif, evin onu izlediğini hissetti. Gece ilerlerken gölgeler, sadece hareket etmiyor; fısıldıyor, isimleri, tarihleri, eski sırları anlatıyordu. Elif hem korkuyor hem de evin gizemine kapılmıştı. Ev, onu içine çekiyor, adeta bir mıknatıs gibi davranıyordu. Yatağına uzandığında gözlerini kapattı; sessizlik yine yok değildi. Sis odanın içine doluyor, Elif’in bilinçaltındaki korkuları görünür hâle getiriyordu. Dışarıdaki yağmur hâlâ yağıyordu. Ve o an, Elif biliyordu: Bu evde geçireceği ilk gece, sadece başlangıçtı.

Bölüm sonu

6 yorum