Paris Emniyeti, Gece YarısıOfis loş. Duvarda sarı ışık altında eski dosyalar yığılmış. Yağmur camlara ritmik şekilde vuruyor. Élodie, masasında oturmuş notları inceliyor. Gözaltında mor halkalar. Telsiz sessiz.Julien (kapıdan uzanır):“Hâlâ buradasınız, müfettiş? Sabah olmuş neredeyse.”Élodie:“Uykusuzluk, bazen gerçeğe en yakın hâlimdir.”Julien:“Yeni bir ipucu mu var?”Élodie (elindeki dosyaya bakar):“Evet. Kurbanın son görüldüğü yer: Saint-Denis metrosu. Kamera kayıtlarını incelettim, ama biri tüm görüntüleri sarmış.”Julien:“Yani silinmiş?”Élodie:“Hayır. Üzerine yeni bir görüntü eklenmiş. Aynı kare, tekrar tekrar. Sanki biri bizi izliyor.”Julien’in yüzüne tedirginlik çöker. O anda telsizden parazit sesi gelir.Telsiz (boğuk bir ses):“Güzel çalışıyorsun, Élodie...”Élodie (irkilir):“Kim var orada?”Ses:“Seninle oynamayı özlemişim.”Sessizlik. Julien panikle telsizi alır ama sinyal karışıktır.Julien:“Kanal şifreli olmalı! Bu nasıl mümkün—”Élodie (soğukkanlı):“Dur. Onun konuşmasına izin ver.”Ses berraklaşır. Suçlu konuşur. Sesi sakin, tok, neredeyse tanıdık.Suçlu:“On bir yıl geçti. Ama sen hâlâ aynı bakışa sahipsin, Élodie. Adalet kokan ama suçun tadını bilen o bakış.”Élodie (sert):“Adını söyle.”Suçlu (gülümseyerek):“İsimler yanıltıcıdır. Ama sen zaten beni tanıyorsun.”Élodie:“Tanımıyorum.”Suçlu:“O zaman neden kalbin hızlandı?”Telsizden hafif bir gülüş gelir. Julien’in yüzü bembeyaz olur.Julien (fısıldayarak):“Bu adam kim, müfettiş?”Élodie:“Henüz bilmiyorum. Ama bizi izliyor.”Birden telsizden müzik sesi gelir — eski bir Fransız valsi. Aynı müzik, Élodie’nin babasının cenazesinde çalmıştır.Élodie (kısık sesle):“Neden o şarkı?”Suçlu:“Çünkü gerçek, aileden başlar.”Telsiz kapanır. Odaya ölüm sessizliği çöker.Élodie el feneriyle arşivlere iner. Tozlu klasörler, nem kokusu. Elinde eski bir dosya tutar. Üzerinde: “Marceau – 2014 Vakası.”Julien:“Bu sizin ilk davanız değil mi?”Élodie:“Evet. Ve en büyük hatam.”Julien:“Ne olmuştu o davada?”Élodie (fısıldar):“Bir çocuk ölmüştü. Cinayeti çözdük sandık. Ama suçlu asla yakalanmadı. Ve o dosyayı kapattılar. Üstlerim ‘unut’ dedi.”Julien:“Peki siz unuttunuz mu?”Élodie (bakışları uzaklara dalar):“Hayır. O dosya benimle yaşadı.”Fener ışığı bir klasörün altından bir mektup yansıtır. Mektupta titrek yazıyla şu cümle yazılıdır:“Gerçeği ararsan, seni bulurum.”Élodie’nin elleri titrer.Duvarlarda eski kemikler. Élodie ve Julien el fenerleriyle ilerler. Sessizliği su damlalarının sesi bozar.Julien:“Burada ne arıyoruz?”Élodie:“Kurbanın telefonu son sinyali buradan verdi. Ama buraya neden gelsin ki?”Birden duvardaki taşın arkasında bir yankı duyulur. Julien dokunur, taş hareket eder. İçeriden eski bir projektör bulunur.Julien:“Bu da ne?”Projektör çalışır, duvara bir görüntü yansır: Eski bir sorgu odası. Görüntüde genç Élodie vardır — bir adamı sorguluyordur. Adamın yüzü flu, sesi bozuk.Genç Élodie (görüntüde):“Adını söyle!”Adam (görüntüde):“Gerçeği duymaya hazır değilsin, Élodie...”Görüntü kesilir. Projektör kapanır. Duvarın üstüne kanla yazılmış bir cümle görünür:“İlk yalan burada başladı.”Julien:“Bu kabus gibi…”Élodie (dudaklarını sıkar):“Hayır. Bu bir oyun. Ve ben kuralları hatırlıyorum.”Ev sade ama duygusal objelerle dolu: eski plaklar, bir baba fotoğrafı. Yağmur hâlâ dinmemiştir. Élodie duvara bakar. Gözleri dolu ama yüzü ifadesiz.Telefon çalar. Bilinmeyen numara.Élodie:“Alo?”Suçlu (telefondan):“Suyun altına bakmayı denedin mi?”Élodie:“Ne istiyorsun benden?”Suçlu:“Doğruluğu. Tıpkı babanın aradığı gibi.”Élodie (donar):“Babamla ne ilgisi var bu işin?”Suçlu:“Her şey. Çünkü onun ölümü bir kaza değildi.”Sessizlik. Élodie’nin yüzü donar.Élodie:“Yalan söylüyorsun.”Suçlu:“O zaman neden mezarına gitmiyorsun, Élodie? Gerçek, orada başlar.”Telefon kapanır. Kadın nefes alamaz gibi olur. Aynı anda dışarıdan siren sesleri yükselir. Kamera yavaşça pencereden dışarı çıkar, Paris’in üzerinde döner. Uzakta Seine Nehri, sisin içinde parlayan göz şeklinde bir ışıkla görünür.
Bölüm 2
Zihin Oyunları
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.