İçeriğe geç

Sırlı Ateş

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Sırlı Ateş

Bölüm 4

4.

Hatırlatma

Sanki yeni bir yer keşfetmişim gibi ellerimi bel oyuğuma yaslayıp çenemi dikleştirdim.kızlar ayıldıklarında detaylı bir şekilde bu konuyu konuştuk.

Gece yarısına kadar olan sohbetimiz ve benim yeni tim heyecanım beni sabaha kadar uyutmamıştı. Kaç saat sadece yatağımda döndüm bilmiyorum ama yalnızca 3 saatlik bir uyku uyuduğumu ve imam amca ile birlikte kalktığımı biliyorum.

Saat 5'e yaklaşırken yatağımdan bir hışımla kalkıp banyoya koştum. Önceden de belirttiğim gibi bir banyo da odamın içerisindeydi ve Pelin ile Fulya nın sabah garez lerini çekmek zorunda kalmayacaktım.

Elimi yüzümü yıkayıp kalan diğer işlerimi de hallettim. Sıradaki tek şey kıyafet seçmek idi. Bu sanırım her kızın, kadının ortak problemiydi ve o kadar sinir bozucu bir durum ki, anlatamam. Şöyle izah edeyim;

Üniformam ile gitsem, direkt bugün göreve çıkmayacağız.

Blazer takım ile gitsem, sanki asker ya da yüzbaşı değil de 'bi uğrayıp gideceğim'havası katıyordu

Pantolon+t-shirt giysem, çok sade ve önemsiz duruyor

Etek, elbise vs zaten ben giymem. Yanlış anlamayın askeriyeye gidiyoruz ve oradaki askerlerin%98'i erkek, anladınız siz.

Ayh vallahi billahi bunaldım ya bu ne. En iyisi bence takım elbise gibi bir şey giymek. Hem ciddi bir havası var hem de etekten iyidir.

Dolabımın sağ da kalan kısmını açıp gri siyah arası bir takım seçtim kendime. Üzerime takımımı giyip makyaj masama oturdum. Askeriz diye erkek olmadık dimi aa. Her neyse makyaj masama oturup saçımı ne çok yukarıdan ne çok aşağıdan olacak şekilde sıkıca topladım. Makyaj olarak kaşlarımı sabitledim, rimel ve dudak nemlendiricisi sürdüm. Dudak nemlendiricim kirazlı olduğu için hafif renk veriyordu ve bu istediğim bir olaydı.

Çantamın içerisine telefonumu diğer çantamda kalan cüzdanımı, cüzdanıma banka kartlarımı motor anahtarımı ve gerekli olan birkaç bir şeyi de attığım da hazırdım. Ha bir de unutmadan parfüm de sıktık mı tamamdıııır. Bakmayın böyle rahat gibi durduğuma heyecandan türkçeyi unutmaya başladım.

Tek bir sorunumuz var;kızlar salonda uyuyor ve ben nasıl geçicem. Fulya en ufak çıtırtıya uyandığından tek sorun o. Pelin mi¿o yanında top patlasa uyanmaz ama herhangi bir eşyasından (özellikle makyaj malzemelerinden) ufak bir çıtırtı geldi mi direkt uyanır. Bi tane akıllı yok ki.

Salondan yavaş ama bir o kadar hızlı bir şekilde geçip aşağıya koşar adımlarla indim. Motorumu çalıştırıp kaskımı takarak askeriyeye sürmeye başladım. Hadi hakkımızda hayırlısı...

Askeriye

Askeriyeye geldiğimde uzun süre kapıyı izledim. Uzun zaman olmuştu buraya gelmeyeli. 7-7,5 aydır falan görevdeydim ve gerçekten uzun zaman olmuştu. Özlemiştim burayı... Askerin buradan komutanım diyip beni yönlendirmesi ile baş selamı verip askeriyeden içeriye adımladım.

Babamın odasının önüne geldiğimde isminin yazılı olduğu tabelaya baktım.

Albay Fatih Alp Ateşal

Bu yazıyı dahi özlemiştim. Hoş 7 ay vatanından uzak kalınca insan her şeyini özlüyor.

Daha fazla beklemeden kapısını çaldığımda gel komutu vererek içeriye girmeme izin vermişti. Kapıyı yavaşça açıp heyecanımı da kapının önünde bırakmaya çalıştım. Onunla uzun zamandır görüşmüyorduk ve göreve gitmeden önce de anneme kanıp 1-2 ay benimle konuşmamıştı, ki ardından ben de göreve gitmiştim.

İçeriye girdiğimde önce hazır ola geçip selam verdim. Babamın masasından kalkıp kollarını bana dolamasıyla hazır oldan çıkıp kollarımı beline doladım. Özlem gidermek için birkaç dakika orada, odanın tam ortasında sarılı kaldık. Ayrıldığımızda

-bir yerine bir şey olmadı ya kızım¿

Demişti, dediğine her ne kadar göz devirmek istesemde

-iyiyim babacığım, hem iyi olmasam haberin olurdu. Senin olmasa sağlık ekibinin olurdu, öyle değil mi?

-seni tanıyorum Asena, vurulan da söylemezsin sen. Hem hatırlatırım 2 sene önceki görevinde komutana sinirlenip direkt dağın ortasında gizlendiğin yerden çıkmıştın. Sonra silah sesi geldiğinde vurulmadım ıskaladılar falan deyip kan kaybından bilincini yitirip 3 hafta hastane de kalmıştın. Hatırladın öyle değil mi?

Demişti benim kurduğum cümlenin sonuna itafta bulunarak. İşte buna göz devirmemek elde değildi ve ben de gerekeni yaptım. Göz devirdim yetmedi diğer tarafa da devirdim. Huy olmuştu bu bende küçüklükten kalma. Babam

-her neyse küçük hanım biraz daha göz devirmemen için konumuza gelelim. Hatırlatma şuan sen yüzbaşısın ben albay, baba kız değiliz.

-ya ba-

-albayım!

-Pardon, ya albayım sanki bilmiyorum ben bu kuralları.

-anlaşılan o ki unutmuşsun asker, yaramamış sana el toprağı,

-hiç yaramadı hiiiç.

Dediğim sırada sandalyesine oturup arkaya doğru çocuksu bir heyecan ile kendini itti. Benden daha çok benim tim komutanı olduğuma sevinmiş ve heyecanlanmıştı.

Arka taraftan aldığı mavi kapaklı adliye dosyalarına benzeyen bir dosyayı masasına koydu. Benim oturmam için kafasını kaldırıp baktığında direkt anlayıp, masanın önünde bulunan 4 adet siyah tekli koltuklardan sağ taraftaki masaya bitişik olana oturdum. Babam, pardon albayım dosyanın kapağını açtığında içinde 30 a yakın askerin bilgileri ve resimleri vardı. Önce o incelediğinde sıra bana gelmişti ki kapı çaldı.

Bu bölüm de burda biterr>

Bölüm sonu

3 yorum