İçeriğe geç

Sırlar Ülkesi ; Hikayeci

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Sırlar Ülkesi ; Hikayeci

Bölüm 2

İlk Karşılaşma

Ana Kızın ağzından

Kafamı kaldırıp gökyüzüne baktım. Fırtına geliyordu. Şansıma lanet okuyup , elbisemin eteklerini toplayıp biraz daha hızlı koşmaya başladım. Bir süre sonra sürekli aynı yerde daire çizdiğimi fark ettim. Sürekli aynı ağaçlar ve taşlar vardı. Sürekli gördüğüm kuş yuvası da yanımda ki ağacın tepesindeydi işte. Oflayıp yavaş yürümeye başladım. Kaybolmuştum bu ormanda ve yolumu da bulamıyordum. O sırada bir taşa çarpıp düşmem ile ağzımdan kaçan çığlık büyün ormanda yankılandı. Yerde kendi sesimi dinlerken bir anda yüzüme koyulan bez ile kendimden geçtim.

On saat sonra

Hızla yattığım yerden doğruldum. Yumuşak yatağın içinde kıyafetlerim değişmiş bir şekilde yattığım yerden doğrulduğum gerçeğini anlamam için kapının gürültülü bir şekilde açılması yeterli olmuştu. Kapıyı açan şahısa baktığımda onun da beni incelediğini gördüm. Gözümü ondan ayırıp odayı incelediğimde büyük bir kitaplık , küçük bir dolap, kocaman bir ayna ve bir de yattığım yatak harici başka bir eşyanın olmadığı büyük bir oda da olduğumu fark ettim. Duvarlara dikkatli bir şekilde baktığımda resimler olduğunu fark ettim. Daha doğrusu hiç görmediğim insanların potrelerinin asılı düz duvarlardı. Tekrardan ona baktığımda "İncelemen bittiyse sana soru sormam lazım," derin bir nefes alıp "Sen bizim ormanımızı nasıl buldun ? Hadi bir şekilde buldun peki nasıl içeri girdin ? Biz perilerin özel büyüleri var ve bunları geçmek çok zordur." Dediğinde gözlerim fal taşı gibi açıldı. Bu zamana kadar perilerin geçek olduğunu düşünen , onlar hakkında bir sürü bilgi toplayan ve onlar hakkında kitaplar okumuş olan ben şu an perilerin içindeydim. Onların bütün büyülerini geçmiş dahası onların ormanına girmeyi başarmıştım. Acaba bende peri kanı falan mı vardı ? Ben düşüncelerimin için de boğulmaya yakın iken kapı da ki adamın öksürmesi ile kendime geldim. Başımı kaldırıp "Daha tanımadığım insanlara daha doğrusu perilere hayatımı anlatacağımı düşünüyorsan yanılıyorsun." Dedim ama bir yanım da anlatmamın daha iyi olacağını söylüyordu. Başını geriye atıp gür bir sesle gülünce irkildim. Ondan böyle bir ses ya da kahkaha beklemiyordum. Benim irkildiğimi görünce sustu ve "Peki öyleyse aç olmalısın. Hizmetçiler sana kıyafet getirecek sonrasında ise muhafızlar seni yemek salonuna getirecektir. Onlara uymanı rica ediyorum eğer uymazsan sana daha sert davranmak zorunda kalacağım. Sonuçta bizi bilen , ormanımıza giren ve büyülerimizi aşan birini salamayız. " Dedikten sonra son kez daha bana bakıp gitti.

Onun arkasından da kucakları elbise dolu hizmetçiler geldi. Bana elbiseleri sundular ve eğilerek geri çekildiler. Elbiselere bakıp en sonunda üst kısmı bedenimi saran alt tarafı ise açılarak giden , ince askıları olan masmavi bir elbise seçmiştim. Yavaşça hizmetçilere baktım ama onlar bana değil yere bakıyorlardı. Bu yüzden rahatlıkla soyunup elbiseyi giydim. Elbise tam üstüme olmuştu. Benim elbiseyi giydiğimi gören hizmetçiler hemen başıma üşüştü ve bana makyaj yapmaya başladılar. Daha doğrusu yapmaya çalıştılar. Ama ben onları durdurup makyajın gerek olmadığını söylediğimde şaşırdılar ama başlarını sallayıp geldikleri gibi yok oldular. Onların gitmesi üzerine bir tane zırhın içinde bile olsa kaslı ve yapılı bir vücudu olduğu çok belli olan muhafız girdi ve kalın sesi ile "Kral sizi yemek salonuna bekliyor Leydi. İzin verinde sizi oraya götürüyüm." Dediğinde başımı salladım ve odadan çıkıp onu bekledim. O da gelip önüme düşünce bende onun peşinden gitmeye başladım.

Beni kocaman kapıları olan bir salona getirdi. Salonun kapılarını benim için açınca bende teşekkür edip içeri girdim. O da arkamdan kapıyı kapattı. İçeriyi görünce gözlerim kendine inanamadı. Kocaman bir masa ve onun üstünde de çeşit çeşit yemek vardı. Masanın dışında gözüme çarpan diğer bir unsur ustalıkla yapıldığı belli olan heykeller idi. Ve bir de tavandan inen devasa lambayı da unutmamak gerekirdi. Ben odayı incelerken daha önce odama gelen adam yani az önce kral olduğunu öğrendiğim adam gür sesi ile "Salonu çok beğendin galiba." Deyip gülünce bende gülerek "İnsan dünyasında bu kadar şatavat sadece krallara hasdı. Biz yani halk sefillik içinde yaşarız. Ha bir de orta halli yaşayan halk var. Onların da durumu iyi olmasına rağmen onların bile bu kadar şatavatlı evleri ya da sarayları yok. " Deyip gülümseyip nereye oturacağımı bilemediğimden ona baktım. O ise bu anlattıklarıma derin bir iç çekmiş ve solunda ki en yakın sandalyeyi göstermişti. Yavaşça oraya doğru ilerleyip oturdum. Yemek yerken bana yemekleri anlattığı için -yabancı biri olsa dahi- bugüne kadar yediğim en keyifli yemek olmuştu. Yemeğin sonu geldiğinde bir şey unutmuş gibi gözlerini yumdu. Ona nolduğunu soran bakışlar ile baktığım da bana "Sana ismimi söylemedim ve sana ismini sormadım." Dediğinde bu muydu derdin der gibi baktım. O da omuzlarını silkti. Sonra bana meraklı bakışlar ile baktığında "Rhodon. Gül anlamına geliyor ama hiç kimse bu adı hak etmediğimi söyle..."Ben daha yeni tanıdığım adama neler diyordum? O ise bana kaşlarını çatmış bir şekilde bakınca "Pardon -bir iç çektim- ismim yüzünden yıllarca zorbalığa uğradım da o yüzden bir de ismimin bana hak etmediğimi söyleyen insanların niye öyle düşündüğünü açıklamak bana zor geliyor. " Sözümü bitirdiğimde anlayış ile başını salladı ve "Benim de adım Poseidon" deyip devam etti " Uyuma vakti. Seni buraya getiren muhafız seni tekrar aynı yere götürecek. Gece saray da asla dolanma. Tedbir amaçlı başka bir anlamı yok." Derken beni geçiştirdiğini anlamak çok basitti. Ona dik dik baksam da bana cevap vermedi ve ayağa kalktı. Bende aynısını yaptıktan sonra muhafızı çağırdı. Onun hemen gelmesi beni şaşırtmasına rağmen bir şey demedim. Muhafızın arkasından gittim. Odama girdim , yatağın üstünde duran geceliği giydim ve ışığı kapatıp yattım.

Gece iki suları

Çok kötü fırtına vardı. Uyuyamıyordum. Yatakta cenin pozisyonunda fırtınanın geçmesini bekliyordum. Yüksek sesten o kadar çok korkuyordum ki ölmeyi tercih ederdim. Ben orada tan on dakika kadar öyle durduktan sonra kapım yavaşça açıldı. Kimin geldiğini bilmediğimden uyuyor numarası yaptım hemen. Diğer dünyada doktorluğun yanı sıra tiyatro oyuncusuydum. Bu yüzden rolüm o kadar gerçek olmuştu ki gelen her kimse uyuyor numara kanmıştı. Kapıda ki kişi yavaşça yanıma geldi ve dizlerinin üstüne çöktü. Nefesini hissedebiliyordum. Sonra beni uyandırmamak adına fısıltı ile konuşmaya başladı ; " Sen çok güzel bir kızsın Rhodon. Ama sen bana yasaksın , imkansızsın. Yüzyıllar önce bir peri ile insanın evlenmesi ve bir ilişkilerinin olması yasaklanmıştı. Şimdi bir kral olarak bunu , bu yasağı delemem ki. Umarım sen beni sadece kurtarıcın ve arkadaşın olarak görüyorsundur mahperim. " Sonra yavaşça kalktı ve çıktı. Ben ise hemen gözlerimi açıp az önce yaşananları sindirmeye çalıştım. Bu arada şiddetli bir şimşek çakması üzerine bir anda çığlık attım ve cenin pozisyonuna geçtim. Kapım aniden açıldı ve kralı gördüm. Hemen odayı kontrol ederken "Özür dilerim. Kimseyi uyandırmak istememiştim ama yüksek sesten çok korkuyorum. Çığlık atmayı ben de istememiştim. Çok pardon." Doğrulurken söylediğim kelimelere kaşlarını çatmış bir şekilde bana döndü. Sonra yanıma gelip beni geri yatırdı. Işığı söndürdü ve "Hemen geliyorum." Deyip beni merak içinde bırakarak gitti. On dakika sonra geldiğinde elinde bir kulaklık , radyo ve ayıcık vardı. Açıklayıcı bir cümle için ona karanlıkta baktığım da "Bunlar benim kız kardeşimin. Senin uyuman için iyi olacaktır," deyip kulaklığı radyoya bağladı ve büyü ile bir kanala sabitledi . Sonra gelip kulaklığımı kulaklarıma taktı. Hafif bir keman müziği vardı. İlk dakikadan bayışmıştım. Son olarak da elime oyuncak ayıyı verip gitti. Oyuncak ayıya sarılıp müzik ile uyudum.

Sabah

Uyandığımda oyuncak ayı bir tarafta ben bir taraftaydım. Kulaklık ise neredeyse kulağımdan çıkacaktı. Bir iki dakika yatağın içinde yattıktan sonra doğruldum. Büyük ihtimalle iğrenç görünüyordum. Ama bunu zerre umursamıyordum. Esnerken bir anda hizmetçiler odaya girdi. Ağzımı hemen kapatırken grnç bir hizmetçi "Banyonuz hazır , sizi muhafız götürecek," dediği anda içeri bir muhafız girdi. Ayağa kalkıp muhafızı takip etmeye başladım. Beni bir odaya götürdü ve "Burası banyo hanfendi."Deyip beni banyonun kapısında yalnız bıraktı. Bende daha fazla beklemeden girdim ve kıyafetlerimi çıkarıp suyun altına girdim. Rahatlayarak suyun tadını çıkardım. Rahatlamıştım. O sırada banyonun kapısı aniden açılınca ağzımdan minnak bir ciyaklama çıktı. Ellerim ile kendimi saklamaya çalışarak giren kişiye baktım. Peri kralını görmeyi hiç beklemiyordum. Şaşırarak ve biraz da kızgın bir ses tonu ile "Dışarı," dediğimde gözleri kapalı bir şekilde "Senin soyunduğunu tahmin edememiştim , özür dilerim. Ama annemle babam aşağı da seni merak ediyorlar." Devam ederken arkasını dönmüştü ve devam etti "Arkamı döndüm bir an önce giyinir misin ?" Dediğinde pes ederek havluya uzandım ve kurulandım. Hemen bana gelen dünün kırmızı renkli halinde olan elbiseyi giydim. Saçımı açık bırakıp sadece ruj sürdüm. El aynasında kendimi kontrol ettikten sonra öksürdüm ve dışarı çıktım. O da peşimden gelerek yemek salonuna gittik.

Bölüm sonu

7 yorum