İçeriğe geç

Sırlar Oteli | Tamamlandı

Bölüm 6 · 7 dk okuma

Sırlar Oteli | Tamamlandı

Bölüm 6

Bölüm 6

Bölüm 6

◇

Sevilay hariç grup duyduğu sesle beraber hızlıca odadan ayrıldılar. Olabildiğince hızlı bir şekilde kızların kaldığı odaya koştular. Odaya yaklaştıklarında içeriden çıkan Demir, onlara gülerek baktı. Daha sonra da önüne dönerek sakin adımlarla ilerlemeye devam etti. Onun tek olmasından dolayı Sadrettin onun peşinden gittiğinde, Ömer hızlıca Demir’in çıktığı odaya girdi.

O adam, o odadan çıktı ve sevgilisi ise oradaydı. Korkuyordu. Ya ona bir şey olduysa? Buna katlanamazdı. Canından çok seviyordu onu. Ve güvende olacağını düşünerek onu burada bıraktıktan sonra nasıl olurda zarar görebilirdi!

Odaya girdiklerinde Selin yerde kan kaybından kaynaklı ölmüştü ve solgun bir şekilde yatarken buldular. Ömür ise karnındaki bıçağı tutarak duvara yaslanmış vaziyetteydi. Ömer sevgilisinin yanına giderken, "Selin, bebeğim... Selin!" yanına diz çöktü. Soğuk ve kanlar içindeki bedeni kucağına aldı. Canan da Ömür'ün yanına ilerledi. Hemen yanına diz çökerek, onun solgun yüzünü izledi.

Ömür zorda olsa gözlerini açık tutmaya çalıştığını görünce, "Ömür, kendine gel!" bağırdı. Ömür gözlerini zorda olsa açarak karşısında duran koyu gözlere doğru baktı. Yaptıkları sesler üzerine grubun içeriye yeni girdiklerini görünce yüzünde hafif bir gülümseme oluştu. Ardından da acıyla yüzünü buruşturdu.

"Canan, o... o bu... buradaydı..." zorda olsa konuştu. Nefes alışverişi de düzensizdi. Sanki ölmek üzere olduğunu onlara göstermek ister gibiydi.

Ömer ise sevgilisinin cansız bedenini, kırılabilir nadide bir mücevhermişçesine, yere düzgün bir şekilde uzanmasını sağladı. Onun solgun bedenine son bir kez bakıp sinirle ayağa kalktı. Öfkesi onu ele geçirirken odadan koşarak çıktı. Demir ve Sadrettin ayrıldığı tarafa doğu hızlı bir şekilde koşmaya başladı. Hakan arkasından sinirle baksa da yaralı halde olan Ömür ile ilgilenmesi gerektiğini bilerek, onu eş geçip iki kızın yanına doğru ilerledi.

"Tamam, Ömür kendinde kal ve bana ne yapmam gerektiğini söyle!" Ömür kapanan gözlerini zorla açık tutarak Hakan'a kısa bir bakış attı. Acılı duran ifadesi bir anda yok olup yerini gülmeye bıraktı. Ona bakarak birden gülmeye başladığında ikili ona anlam veremedi. Ama yaralı genç kızın gülmesi, acıyla çıkan kahkahalara döndü.

"Aptalsınız... he... hepsi... si... sizin... yüzünüzden... o... sizin yüzünüzden... hepsi senin... suçun..." son sözlerini tamamlayamadan kafasının düşmesi bir oldu. Canan korkuyla Ömür'ün düşen kafasını tutarak onu sabit tutmaya çalıştı.

"Ömür, Ömür gözlerini aç! Ömür!" bağırarak yanaklarına dokundu. Sözleri anlamsızdı. Ya da anlamlı. Ama kesin olan bir önceki varsa bu durum onlardan biri yüzünden oluyordu. Ve fazlasıyla ağır bedel ödüyorlardı. Ama sorun şu ki, bu sözler kimin içindi? Onlar ne yapacağını bilmeyen halde gözleri kapalı ve kan içinde duran iki kıza öylece bakarak, ne yapacaklarını bilemeden durdular. Gözleri önünde önce bir kişiydi. Sonra ise ölü olarak buldukları arkadaşları ve gözleri önünde ölen diğer arkadaşı.

Bu gruptan İki kişi daha ayrıldı.

Onların yakın oldukları iki kişi daha öldü.

Ve grupta iki kişi daha eksildi.

“Tıpkı onun söylediği gibi, onun suçuydu ama ödeyen hepsiydi!”

◇

Sadrettin, Demir'in peşinden tüm hızıyla koştu. En sonunda onun bilerek yavaş ilerlemeye başladığını fark ettiğinde bir sorun olduğunu anlaması çok uzun sürmedi ve olduğu yerde durmak istedi. Ama son koridorda onun kaybolduğunu görünce hissettiği bastırılmaz öfkesi onu daha hızlı koşmaya iteledi. Arkadaşları ölmüştü ve bu öfkeli genç intikam istiyordu. Sevgilisini öldüren bu adamdan, adam mı? Daha çok katilden! Cani katilden!

Tüm hızını arttırarak köşeyi dönmesiyle karın boşluğuna saplanan baltayla olduğu yerde durdu. Kafasını eğerek baltaya, acının kaynağı olan yere baktı, daha sonra da kafasını kaldırdı. Karşısında kendine sırıtarak bakan Demir’in gözlerini gördü. O baltayı geri çekerek, "Hayatta kalmanı istemişti ama... ben hayatta kalmanı istemiyorum." ayakta durmaya çalışan gencin gözlerine büyük bir kinle baktı. Ne içindi bu kin?

Ona histerik bir şekilde gülerek, "O iğrenç ellerinle ona dokunmamalıydın!" baltayı kaldırarak onun korkan gözlerine baktı. Daha sonra da tek seferde boynuna vurarak onu duvar ve balta arasına sıkıştırdı. Boynuna gelen balta başta sadece yarıya kadar kesse de Demir baltayı saplanan kanlı etten çıkararak ona güldü. Kafasını iki yana sallayarak, "Ona dokunmamalıydın!" tekrar etti. Ve nefes almaya çalışan çocuğun koluna baltayı sapladı. Bunu yaptığında çocuğun kolunun yere düşmesi bir oldu. Ardından hemen sonra da boynunda oluşturduğu yaranın aynı yerine daha sert bir şekilde vurarak kafasının bedeninden tamamen ayrıldığından emin oldu. Yere düşen bedene gülerek, "Bana ait olanlara dokunmamalıydın." kafasını sağa yatırdı. Ona ait olan neye dokunmuştu? Geçmişte ne tür bir hata yapmıştı ki, bedelini bu şekilde ödedi?

Yere düşen kafasız bedenin üzerine basarak etrafın kan olmasını izledi. Ardından da elindeki baltayı havaya kaldırarak, “Ona dokunan herkes ölmeli!” tüm gaddarlığıyla konuştu.

“Tüm kinini kusmak istercesine!”

◇

Ömer koşarak onların gittiği koridordan ilerlese de en sonunda döndüğü köşeyle nutkunun tutulduğunu hissetti. Karşılaştığı manzarayla geri adım atarak gördüğü kanlı ve mide bulandırıcı manzaraya baktı. Karşısında kafası sandalyeye konulmuş Sadrettin ve bedeninin büyük ama parça halindeki vaziyette duran görüntüye korkuyla baktı. Gösteriş için mi konulmuştu? Yoksa daha ileriye gitmemek için bu bir ikaz mıydı? Nedeni neydi? Böyle bir mide bulandırıcı manzaranın sebebi neydi?

Gördükleri yüzünden elini istemeden de olsa ağzına koydu. Ağızdan farkında olmadan küfür kaçtı. "S*ktir!" sözleriyle arkasını döndü. Bunları görmeyi beklemeyen genç çocuk etrafına son bir kez daha bakıp, kimsenin olup olmadığını kontrol etti. Bundan emin olduktan sonra istemeden de olsa geri geri giderek diğerlerinin yanına geri dönmek için geldiği yoldan koşarak ilerledi. Çünkü o manzarayı daha fazla görmek istemiyordu.

Odaya girdiğinde Canan ve Hakan'ın köşede öylece oturduğunu, Kaan'ın ise ölü kızlara öylece, ruhsuz bir şekilde baktığını gördü. Yaralı olan Ömür'ü hatırlayınca, "Ömür, o da..." dediğinde Canan'ın sessiz ağlaması kendini belli eden büyük hıçkırarak dönüştü. Kendisini korumak istercesine sevgilisine, Hakan'a sarıldı.

"Aramızda tek o tıbbi yardım biliyordu!" herkes dalgın bir şekilde konuşan Kaan'a döndü. Uzun süre sessiz kalan genç adam, acı bir gerçeğe değinmişti. Ve bu sessizliğini, bu gerçekliği söylemek için bozduğundan dolayı pişmandı. Kaan'ın bu söylediğini herkes kolayca anlamıştı. Eğer aralarından biri daha ölür ya da yaralanırsa onlar ne yapacaklarını bilmiyorlardı.

Sessizce, bir süre daha o şekilde durdukların da Hakan bu şekilde oturmaya devam ederlerse bir şey olmayacağını bilerek ayağa kalktı. Ayağa kalkmasıyla Sevilay'ın ve Sadrettin'in odada olmadığını fark ederek Ömer'e döndü.

"Ömer, sen Sadrettin'in peşinden gitmedin mi, nerede o?" sordu. Bu soru üzerine Kaan da kafasını kaldırarak çevrede eksik olan iki kişiyi fark etti. O da Ömer'e döndüğünde genç kafasını eğdi. Daha sonra da kendisine bakan gözleri kısa bir bakış atıp öksürmeye başladı. Aklına gelen o görüntülerden kurtulmak için kafasını iki yana sallayarak mırıldandı.

"O da... öldü." dediği anda Hakan ve Kaan aynı anda küfür ettiler. Bir kişi daha! Ne yapacaklardı bir kişi daha öldürülmüş ve geriye sadece beş kişi kalmışlardı. Sayıları azalıyordu! Oysaki sayı üstünlüğü onlarda değil miydi? Nasıl bir anda bu hale gelmişlerdi? Basit! Birlikte çalışmadılar. Peki o zaman, şimdi birlikte mi çalışacaklar yoksa ayrılacak ve yine yem olmak için onların sahasına mı girecekler? Ne yapmaları gerekiyorsa, buna hemen karar vermek zorundaydılar.

Dalgın duran Canan kendine gelerek, "Sevilay, odada tek başınaydı. Onun tek olması iyi değil, gidip onu alalım!" hepsi bu fikri onaylayarak bulundukları köşelerden ayrıldılar. Ve daha sonra da cesetlerin üzerini yatak çarşaflarıyla kapattılar. Odadan çıktıklarında kırk iki numaralı yani Ömür'ün odasına yavaşça ilerlediler. Artık koşacak ya da mücadele edecek durumda değillerdi. Hepsi mental olarak çökmüşlerdi.

Yerde hıçkıra hıçkıra ağlayan Sevilay gelen giden kimseleri umursamadan öylece duruyordu. Arkasından gelen gençleri bile fark etmişti. Onun umurunda olan tek şey, gözleri önünde ölen sevgilisiydi. Ama o ölmüştü ve ne yapacaktı? Ne yapabilirdi? Kendini öldürebilir miydi? Hayır, o bunu yapabilecek kadar cesur değildi! Canan, kendimden geçmiş Sevilay’ın yanına diz çökerek,

"Sevilay kalk, hadi!" genç kız sessizce Canan'a kısa bir bakış attı. Daha sonra tekrar önüne döndü. Ruhsuz bir kabuk gibiydi. "Sevilay, hadi! Zaten Ömür, Selin ve Sadrettin onlarda öldü. Eğer burada kalmaya devam edersek bizde onlar gibi öleceğiz!" sessiz bir şekilde hıçkırarak ağlayan Sevilay'ın bir den dona kalması bir oldu. Son arkadaşı, o da mı ölmüştü?

"Sa... Sadrettin, o da mı?" sorduğunda hepsi kafasını eğdi. Bu sessizlik onun için ve herkes için açık bir onay şekliydi. Sevilay daha da hıçkırarak Canan'a sarıldı. Canan buna şaşırsa da kendisine sarılan genç kızı rahatlatmak için elini onun sırtına koydu. En sonunda genç kız sakinleşince yavaşça oldukları yerden ayrılarak güvenli olduğundan emin oldukları başka bir odaya saklandılar.

◇

Demir, karşısındaki dev ekrandaki görüntüde onların başka bir odaya taşınmasını izleyerek gözlerini kıstı. Daha sonra da derin bir nefes alarak, "Tufan sen burada kal, ben gidip onu alırım!" dediğinde yanındaki Tufan onu sakince onayladı. Daha sonra da kameradan odada ne yapacaklarını düşünen gruba dönerek onların korkmuş hallerine baktı. Burada olmak istemediği her halinden belliydi ama emrinde olduğu kişiler için buna katlanıyordu.

“Çabuk olsan iyi olur. Bu aptallar sonra dan sıkıntı çıkartmaya kalkışabilirler.” sözleriyle kapıdan çıkmak üzere olan genç adam durdu. Ona ve ardından da kameralar bakarak güldü.

"Merak etme, Deniz’in yaptığı plan şimdiye kadar bozulmadıysa, bundan sonra da bozulmayacak.” ortaya kesinlik koydu. Bu sözlerle Tufan önüne döndü. Derin nefes alarak içinden böyle olacağını umdu. Çünkü plan dışı sorunlardan nefret ediyordu. Hele de şu an birkaç veletle oynuyor olması canını sıkıyorken! Genç adam ona daha fazla bakmayı bırakıp odadan çıktı.

“Oyun şimdi başlıyordu!”

Bölüm sonu

1 yorum