İçeriğe geç

Sırlar Oteli | Tamamlandı

Bölüm 12 · 5 dk okuma

Sırlar Oteli | Tamamlandı

Bölüm 12

Bölüm 12

Bölüm 12

Genç çocuğun ölü bedeni sallanırken, oda ölüm sessizliğiyle dolmuştu. Sıradaki kimdi, Kaan mı Canan mı, hangisi ölecekti? Hangisi ölümü ilk tadacak ve hangisi ölümü en son yaşayacaktı.

"Asılan aslında bir insan değildi... onun günahlarıydı... ona eşlik eden günahları!"

◇

Deniz sırıtarak arkasını döndü. Karşısında duran sandalyede bağlı vaziyetteki iki gence sessizce güldü. Sakin bir şekilde mırıldanarak onların korkmuş suratlarını izledi.

"Sıradaki hanginiz olsun?"

Diyerek yavaş adımlarla odanın köşesinde duran, daha önce dikkat çekmemiş olan masaya doğru yürüdü. Masanın üzerindeki çeşitli aletler arasında duran çekici alırken iç çekti.

"Canan'ı en sona saklamak istiyorum bu yüzden de Kaan, Kırık Kalp* biricik sevgilim seninle başlayalım."

Diyerek ona doğru yavaşça ölümü hissettirerek yürüdü. Yüzündeki ciddiyet onu öldürecek kadar, korkutuyordu. Gülmesi bile onu bu kadar korkutmamış olan Kaan zorla da olsa yutkundu. Arkada onu izleyen Karaca ise, "Çekiçle ne yapmayı planlıyorsun?" merakla sordu. Deniz ise ona bakış atıp güldü.

"Kendisinin bana yaptığı gibi önce bacaklarını, sonra da kollarını kırmayı daha sonra ise... bu benim küçük ama eğlenceli sürprizim!"

Korkuyla gözleri açılan Kaan'a baktı. Cebinde duran başka bir bezi de alıp, onun ağzına koyarak mırıldandı.

"Dilini ısırması istemem! Çığlıklarını duyarken bana lazım olacak."

Geri çekilip elindeki çekici yavaşça döndürdü. Ardından da parmak ucunda tutmaya başladı. Ve sonra da Kaan'ın ayağına doğru bıraktı.

"O gün beni oraya Selin ile beraber sen getirdin! Beni oraya getirdikten sonra, önce sol ayağımı kırdın ve bu çok acıtmıştı. Nefesimin kesildiğini ve bir anlık duyma kaybı yaşadığımı sanmıştım."

Diyerek gözlerini kapattı. Acısını tekrar hatırlarcasına dişlerini sinirle sıktı.

"Daha sonra da sağ ayağımı kırdın. Sırf bu yüzden aksayarak yürüyorum biliyor musun?"

Dediğinde daha önceden çok beli olmayan yürüyüşünü göstermek için yavaşça Canan'a doğru yürüdü. Yürürken pek belli olmayan ama dikkat edilirse aksadığı kolayca anlaşılan bacağına baktı. Onun, o zamandan kalan kalıcı hatıralarından birisiydi. Tıpkı yüzündeki yanık gibi!

"Bunu tatlı Canan'ının gÖmüre girebilmek için yaptın. Ama sonra midesiz gibi gidip Melisa'yla çıktın. P*ç kurusu!"

Diyerek cebinden çıkardığı kurumuş kanlı bıçağı, onları korkuyla izleyen Canan'ın sol gözüne sapladı. Bunu yaptığında önce derin bir sessizlik oldu. Daha sonra da Canan'ın acı çığlıkları odada yankılanmaya başladı. Ve hemen sonra ise acıdan kaynaklı olarak, zar zor nefesler alırken bıçağın gÖmürden çıkmasıyla bayıldı. Bıçağı göz yuvasından çıkardığında, onları kanlı ve korkunç bir görüntü karşıladı. Derin ama ölümcül olmayan. Acılı ama kalıcı bir anı. Tıpkı kredisinde olan izler gibi!

"Hıh, sırf bir kız için başka bir kıza zarar vermek, ne acınası! Birde gidip başka kızla beraber olmuş. Dingil!" Karaca yanındaki adama döndü. Daha sonra da tek kaşını kaldırarak, "Meriç, beni başka bir kız için sakın gözden çıkarma!" dediğinde adam omuz silkerek güldü.

"Merak etme, bu hayatıma mal olsa bile sana başkası için zarar vermem!" sakince Karaca'nın alnını öptü. Onlar bu sevgi dolu sözleri üzerine,

"Keser misiniz, burada bir iş yapıyoruz ve sizin yüzünüzden ben konsantre olamıyorum!"

Dediğinde Karaca sakince elini kaldırarak, "Pardon, sen devam et." dediğinde Deniz kafasını iki yana sallayarak iç çekti. O iki aptal dikkatini dağıtıyordu ama bir yandan da, geçmişlerini iğrençliğini ortaya çıkartıp, birilerine anlatma duygusunu onlarla tatmin ediyordu.

"Her neyse! Kaan, hadi bana yaptığın gibi tüm kemiklerini kıralım! Ve ilk soldan ya da sağdan mı başlayalım. Bunun yerine fark etmeksizin o bacaklarını kullanılmaz hale getireyim!"

Diyerek Kaan'ın ayağının üzerindeki çekici aldı. Ve birden Kaan'ın diz kapağına sert bir şekilde geçirdi. Bunu yaptığında duyulan boğuk çığlıklarla beraber büyük bir kırılma sesi de odada hakim oldu! Daha sonra da bir kez daha kaldırarak diğer bacağına aynı hızla vurdu. Kaan aldığı darbelerden dolayı acıyla bağırmak istedi ama ağzındaki bez bunu yapmasını engelledi. Küçük ama acıyı hissettiren boğuk çığlıklar. Deniz ise gülerek cebinden küçük ama yeterince sivri olan çivilerden birini çıkartarak, onun elinin üzerine koydu.

"Bayılma sakın!"

Onu uyardı. Elindeki çekiç yardımıyla, küçük çivi o adamın elinin içine girdi. Keskin acı ve kanla! Küçük bir çatlama sesi buna eşlik etse de Deniz umursamadan elini cebine koydu. Yavaşça, küçük sızıntılarla akan kana güldü. Ve kafasını kaldırıp, acıdan zar zor nefes alan adama baktı. Yeterince adil miydi? Evet, o zaman da onun eline basılmıştı. Sadece bunu yapan Kaan değildi! Ama yapan o olmasa da onu bu hiçlik gibi görünen çaresizlik bataklığına sürükleyen oydu!

Cebinden çıkardığı çiviyi bir kez daha onun elinin üzerine koydu. Sessizce bekledi ve çekici, çivinin üzerindeki çıkıntıya koydu. Onun korkuyla sandalyenin kolunu sıktığını gördü. Onun korkak halime zevkle gülerek çekici tek seferde kaldırıp çiviye vurdu. Ama bu sefer hafiften kaydırarak. Çivi zar zor elin yarısına girerken, çekiç parmakların bir kısmını kirdi.

Deniz bunu umursamadan yamuk çiviyi yerinden çıkarttı. Kemiğe saplanmış olan çiviyi zorda olsa yerinden oynatarak çıkarttı. Bunu yaptığında, bayılmak üzere olan adam acıdan dolayı geri uyandı. Bedeni yavaşça titremeye başlamıştı. Korkudan mı? Yoksa acıdan mı? Bunun bir önemi var mıydı? Deniz'in tek umurunda olan şey, onun ölmeden önce acı çekiyor olmasıydı.

Deniz bir kez daha çiviyi sağlam olan deri üzerine koyarak, sertçe ama kesin bir şekilde vurdu. Bunu yaptığında Kaan acıdan kıvranarak daha önceki denemeleri gibi elini çekmek istedi ama Deniz buna müsaade etmeyerek eline daha fazla, sırayla ve yavaşça çivi sapladı. Ve aynı işlemi diğer elimde de sürdürdü. Acı yüzünden son raddesine ulaşmış olan bu genç adama iç çekerek baktı. Onun bu haliyle etrafına bakındı.

Daha fazlasını istiyordu ama bu adam daha fazlasını kaldırmadı. Ne yapmalıydı o zaman? Ona son ama kesin bir acıyı daha nasıl verebilirdi. Tabi ki de geçmişini kullanarak!

Bayılmak üzere olan Kaan'ı uyandırmak için çekici aldığı masaya doğru ilerledi. Çekici masaya bırakarak, benzin dolu büyük şişeyi eline aldı. Kaan'ın yanına döndüğünde, şişeyi onun başından aşağıya döktü. Üzerine dökülen sıvıdan dolayı kendine gelen adama sırıtarak baktı. Daha sonra da diğer benzin şişesini de aynı masadan alıp, bu seferde baygın olan kızın üzerine döktü. Başta tepki vermese de dökülmeye devam eden sıvının, gÖmürdeki soyulmuş derinin içine girmesiyle oluşan acıdan dolayı onunda uyanmasını kolayca ve zevkle sağladı.

"Size uyumak yasak, hele de eğlencenin sonuna yaklaşmışken! Perdeyi kapatırken, kimse uyuyamaz!"

Dediğinde Demir arkadan elinde büyük benzin vidonu ile küçük aydınlatmalar ile aydınlanmış olan odaya girdi. Ve soldan başlayarak elindeki yanıcı olan sıvı dolu vidonu etrafa dökmeye başladı. Bu benzin videonu ile beraber odada keskin olan iki koku hakim olmaya başladı. Ölümü temsil eden iki koku!

"Ölümler son buluyor, sadece son iki!"

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

13. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

1 yorum