"Sen bir örgüt kuracaksın, lider olacaksın! Herkesten üstün olacaksın! Acımayacaksın! Acımasız olacaksın!" Yaşlı adamın yüksek çıka sesiyle önündeki kız çocuğu elleri ile kulaklarını kapatmıştı.
Kız çocuğu ses çıkarmayınca, yaşlı adan kız çocuğunun biliklerini kavrayarak kulaklarından sertçe çekti. "Duyacaksın, ağlamayacaksın!" dedi yaşlı adam daha da yükselen sesi ile.
"Sen herkesten daha iyi olacaksın, zorumdasın! Ağlamayacaksın, gülmeyeceksin, aşık olmayacaksın! Sen duygu beslemeyeceksin! Kalpsiz, duygusuz olacaksın!" Adamın bağırışlarıyla kız çocuğu yere çöktü. Yaşlı adam, kız çocuğunun bileklerini sertçe iterek bıraktı.
"Sen kalbinle değil, aklınla hareket edeceksin!" dedi yaşlı adam. "Sen sevmeyeceksin, sevilmeyeceksin!" Yaşlı adamın daha da yükselen sesiyle kız çocuğunun ağlaması şiddetlendi. Güçsüzcene ayağa kalktı, kendisinden yaşlarca büyük olan adama karşı çıkmak için.
"Dediğin hiç birşeyi yapmıyacağım! Sen çok kötüsün, kalpsizsin, pisliksin!" dedi kız çocuğu ona karşı çıkmak için. Yaşlı adam güldü. Alay edercesine güldü. "Seninde bir farkın kalmayacak." Yaşlı adamın sesialayla çıkmıştı.
"Dediğin hiç birşeyi yapmayacağım!" dedi kız çocuğu. Yaşlı adam güldü. Kız çocuğuna baktı. Ardından hiç birşey demeden yaşlı adam o dadan çıktı.
Küçük kız duvara yaslanıp yere çöktüğünde kapıdan kilit sesi geldi. Yine küçük kızı karanlıkta bırakmışlardı. Onu orada bırakıp gitmişlerdi.
Belki bir saatten fazla duvarın köşesinde oturan küçük kız ayağa kalktı. Kapıya doğru yüremeye başladığında kapıdan kilit sesi geldi. Buraya geliyorlardi yine. Küçük kız korkuyla geri adım attı.
Belki yine masum birisini öldürüp küçük kızı korkutmak için atmışlardı. Küçük kız gözlerini yavaşça açtı. Karşısında yerde yatan kıvırcık saçlı, esmer tenli çocuk yatıyordu.
Belki çocuk, kız çocuğundan iki-üç yaş büyüktü.. Kız çocuğu, çocuğa yaklaştı. Ölümü diye incelediğinde, çocuk yavaşça gözlerini açmaya başladı.
Kapı yavaşça açıldığında ilk başta kimse girmedi. Sonradan küçük kızın yaşlarında içeri çocuk fırlatıldığında küçük kız gözlerini korkuyla kapattı. Kız çocuğu, çocuğun biranda kahverengi gözleri ile karşılaşınca ne yapacağını bilemedi.
Çocuk kısa kıvırcık saçlara sahipti. Kahverenigi gözleri, kısa kirpikleri, şekkilli burnu, pembe ve kahveregiyle karışmış dudakları, koyu teni ile oldukça yakışıklıydı. Yüzünde yara izleri vardı. Kız çocuğuna uyguladığı şiddetlerin aynısını, çocuğa da uygulamışlardı.
Çocuk gözlerini açtığın iki çift göz ile karşılaşınca şaşırdı. Ardından doğruldu. Kız çocuğu nediceni bilemedi. Belki günler sonra o acımasız adamlardan başka biriyle konuşacaktı. Heyecanlanmıştı. Nediceni bilemedi.
Aralarında büyük bir sessizlik vardı. Çocuk ağzını araladı şaşkınlıkla. Sessizliği bölen o oldu. "Kimson sen?" dedi tek nefeste çocuk. "Sen neden buradasın?"
Çocuğun sesi kısık ve zor çıkmıştı. Boğazını yeniledi. Ve tekrar kız çoçuğunun farkrı rekli olan gözlerine döndü. "Beni buraya babam getirdi." babam derken sesi zor çıkmıştı. "Sonra bırakıp gitti."
"Annen?" dedi çocuk. "Annen engellemedi mi babanı? Kız çoçuğu bakışlarını kaçırdı. "Annem yok. Abim var. Yani vardı..." dedi kız çocuğu.
"Abine ne oldu?" Dedi çocuk.
"Babam abimi elimden aldı." dedi kız çocuğu. "Eğer onun ostediklerini yapmazsam abimi öldüreceğini söyledi. Sonra beni huraya bıraktı ve abimi alıp gitti." sesi zor çıkıyordu kız çocuğunun.
"Hiç görmedin mi onu?" dediğinde, kız çocuğu başını hayır anlamında salladı. "Sen neden buradasın peki?" dedi kız çocuğu.
"Benim kimsem yok. Neden burada olduğumuda bilmiyorum." dedi çocuk teknefeste. "Senin gözlerin neden farklı renk?" çocuk hemem konuyu değiştirdi.
"Doğustan." dedi kız çocuğu. "Annemin gözüde böyleymiş. Ona benzemişim."
"Adın ne?" Dedi çocuk. Dakikalar sonra demesi garipti. Kız çocuğu ona baktı.
"Arden Evans," dedi kız çocuğu.
"İbrahim Murudov," dedi çocuk.