İçeriğe geç

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 19 · 2 dk okuma

Sırık Oğlan ve Saf Kız

Bölüm 19

Bölüm On Yedi

Hoş geldinizzz

Keyifli okumalarrr

Spoiler vermemeye çalışıyor ama yavaş yavaş işlerin hızlandığından emin olabilirsinizzz

********************

Baran’ın fotoğrafına kahkaha atarken boğazımın kuruluğu yüzünden öksürmeye başladım.

Hafiften kendime gelirken saçlarımı tepeden topuz yapıp yüzümü yıkadım. Ev hafiften serinlemişti.

“Anne! Kombiye bir baksan mı?”

Kimseden ses gelmeyince tüm odaları gezdim. Annem ve Melih yoktu.

Onları boş verip mutfağa kahve yapmaya gidince dolaba, “Melih’le yürüyüşe çıktık. Akşam altı gibi geliriz.”, diye not bıraktıklarını gördüm.

Saat öğlen ikiydi ve annemler evde yoktu. Bu demek oluyordu ki bilgisayarımı açıp mutfağa yayılabilirdim!

Hemen koşa koşa odama gittim. Bilgisayarımı ve kıyafetlerimin arasına sakladığım abur cuburlarımı alıp mutfağa geri döndüm.

Kendime sütlü bir kahve yaptım. Su doldurdum ve Medcezir açtım.

Eski Türk dizilerini tekrar tekrar izlemeye bayılırdım ama Medcezir en sevdiğin diziydi. Oyuncular, şarkılar, kıyafetler derken kendimi unutuyor, kendimi diziden bir karakter gibi hissediyordum.

Her şeyimi hazırlayıp tam oturmuştum ki kapı çaldı. Elimi cips doldurup hepsini tek seferde ağzıma attım.

Ellerimi pijamama silerek kapıya koştum ve kapı deliğine bile bakmadan dolu ağzımla kapıyı açtım.

Gelen kişiyi görür görmez donup kaldım.

Ben ağzıma dolu, saçım dağınık, üzerimde pijama ve benim ortaokuldan kalma Winx’li hırkamla Efe’ye kapıyı açmış bulundum.

“Annem yolladı bunları.”

Göz teması bile kurmuyor, merdivenlere bakıyordu. Yemeyeceğiz seni, bu tavır ne!

Sanki üstümdekilerle ben rezil olmamışım gibi elindeki tabakları hızla alıp “Teşekkürler, zahmet oldu sana da!” dedim o kinayeli ses tonum ile.

Evet, maalesef ani parlayan ani sönen bir kızdım. İyi yönleri var mıydı bunun? Tabii ki gece rahat uyuyorum herkese hak ettiğini söylediğim için.

Kötü yönleri var mıydı? Ona da evet, bazen insanları harcayabiliyordum.

Tıpkı şimdi olduğu gibi.

Efe şaşkınlıkla bana bakınca hemen kendime geldim. Utandım, heyecanlandım diye aklım başımdan gitmiş, çabucak parlamıştım.

Gereksiz yere çocuğa yüklenmiştim ama yüzüme bile bakmaması sinirime dokunmuştu.

“Niye suratıma bakmıyorsun?”

“Efendim?”

Şaşırmıştı. Bunu sormamı beklemiyordu her halde.

“Benimle göz teması kurmuyorsun. Özel ilgi mi bekliyorsun.. Ne bu tepki, ben onu anlamadım. Biri ile konuşuyorsan yüzüne de bakarsın.”

“Ben mi özel ilgi bekliyorum?” dedi gülerek ama bu sinir gülmesiydi.

Açıkçası sinirlenmesini beklemiyordum. Sonuçta hatalı olan oydu.

“Öyle davranıyorsun. Yani bana öyle geldi.”

“Sana öyle gelmiş işte. Benim sana ayrı davrandığım falan yok. Beni tanımıyorsun bile.”

“Tanıyayım mı?”

Belki fazla cesurcaydı sorduğum bu soru ama ağzımdan çıkıvermişti bir anda.

Aklımdakiler ağzımdan çıkıyor, aşırı tepkiler veriyordum sürekli bu çocuğa karşı. Onunlayken kendimi kontrol edemiyor bambaşka birine dönüşüyordum.

“Ne?”

“Tanıyayım mı seni?”

Afallamış yüzü ile bana baktı. Herhalde bu mal kıza nerden bulaştım diyordu.

“Gerek yok bence,” dedi sakin bir ses tonuyla, “Afiyet olsun sana.”

Hiçbir şey diyemedim. Kapıyı kapatıp orada öylece oturdum biraz.

“Sen hayatında kimse ile flört etmedin mal kız! Ne bu şimdi. Görür görmez yapıştın çocuğa. Embesil! Bu kadar mı boşluktasın da atladın çocuğa. Al sana! Hakkını verdi!”

**************

Ah, ah?

Sılam üzümlü kekim.

Bu çocuk kalıcı.

Bölüm sonu

19 yorum