Kayra mezar taşına bakarken derin bir nefes aldı. Rüzgâr saçlarını hafifçe savuruyor, etraf sessizlikle doluydu. Yavaşça konuşmaya başladı, sesi neredeyse bir fısıltıydı:“Beni affet… ya da affetme… bilmiyorum. Belki de seninle ilgili söyleyemediğim her şey burada, bu taşın altında artık konuşuyor. Yalnızca şunu bilmeni isterim: seni unutmam mümkün değil. Ne kadar kaçmaya çalışsam da… kalbimde bıraktığın boşluğu kimse dolduramaz.”Gözleri yaşla dolarken başını hafifçe eğdi. Sessizlik bir süre onları sardı. Kayra, adeta kendi vicdanıyla konuşuyordu; geçmişin ağırlığı, suçluluk ve pişmanlık, mezarın soğuk taşında yankılanıyordu.Ardından abisi yanına yaklaştı, ellerini Kayra’nın omzuna koydu. “Senin için zor olduğunu biliyorum,” dedi sessizce, ama kararlılıkla. “Ama şunu unutma, hayat devam ediyor. Onu anmak, hatırlamak… ama kendini kaybetmemek zorundasın. Çünkü onu en çok mutlu edecek olan, senin yaşamına devam edebilmen.”Kayra bir süre sessizce abisine baktı, gözlerindeki yaşlar hala parlıyordu ama hafif bir rahatlama vardı. Abisi, mezarın önünde sessizce dururken Kayra, son bir kez daha taşın üzerine dokundu ve ardından yavaşça geri çekildi.Gözlerindeki hüzün ve yavaşça gelen kabullenişle, bir sayfa kapanıyor ama hikâye tam olarak bitmiyordu; sadece sessiz bir bekleyiş başlamıştı.
Bölüm 3
Bölüm 3 (final)
