İçeriğe geç

Sır Sepeti

Bölüm 33 · 2 dk okuma

Sır Sepeti

Bölüm 33

~|~

“Beni oyuna getirdin.” diyorum kanepede Ceren’in yanına otururken. Yüzüme bakmasını istiyorum.

Tek gözünü açıp bana bakıyor. Başı hala koltuğun sırt kısmına dayalı halde. Sevimli görünüyor. “Hayır, sadece arkadaşlığımızın ne denli sağlam olduğunu kanıtladım. Seni ne kadar iyi tanıdığımı gösterdim.” Bakışlarımdaki kinayeyi görünce başını kaldırıyor ve bacaklarını poposunun altına çekiyor. “Hadi ama bana öyle bakma. Senin bana kocaman bir açıklama yapma borcun var. En yakın arkadaşım yüksek takipçili ve aşırı popüler bir sayfanın sahibi ve bana bunu asla söylemedi.” Sonra gözlerini deviriyor. “Burada senden bahsediyorum şapşal, bilmem anlatabildim mi.”

“Ah tabi ya; evli bir erkekle ilişki yaşayıp bunu en yakın arkadaşına anlatmak yerine popüler bir sayfaya meze eden de sendin öyle değil mi?” Asla altta kalmam, Ceren bunu biliyor. “Burada en yakın arkadaşın olarak kendimden bahsediyorum. Bilmem anlatabildim mi.” Kaşlarım imalı bir şekilde oynuyor.

Bunca zamandır gizli kalmışken @sırsepeti kimliğimin bu şekilde açığa çıkacağını nereden bilebilirdim ki.

“Bu gece uzun ve her birini konuşacağız ama söylesene şu @sepetkatili denen manyak da kim ve neden sana takmış halde?” Ceren homurdanarak soruyor bunu.

Gündem sorusu... Ta da!

“Ah bir bilsem.” diyorum ve Ceren’i taklit edercesine başımı koltuğa yaslayıp gözlerimi yumuyorum.

**

Yaşadığım süreci anlatmam yaklaşık yarım saat sürüyor. Sessiz bir şekilde dinliyor beni Ceren, tepkilerini mimikleri aracılığıyla iletiyor. “Öyleyse bu, seni oldukça yakından tanıyan biri. Sık sık nereye gittiğini biliyor. Kimliğini biliyor ki Umut’u bile açık etti. Hesabının gizliliğine önem veriyorsun öyle değil mi? Teknik olarak soruyorum bunu.”

“Elbette.” Ellerim iki yana açık bir şekilde yanıtlıyorum bunu. “Kardeşim teknoloji dehası biri unuttun mu?”

Bir süre dudaklarını dişliyor. “Kardeşin olamaz öyle değil mi? Yani @sepetkatili.”

“Saçmalama.” Kaşlarımın arasında derin çizgiler oluşuyor. Anne ve babamı sayamadığımız için güvenebildiğim tek aile ferdim kardeşim. O benim, bu hayattaki her şeyim. Ona da güvenemezsem... Bunu düşünmek bile istemiyorum.

“Öyleyse bu kişiyi geçmişinde mi aramalıyız?” Kaşları kalkıyor. Neyi kastettiğini biliyorum. Anıl, Helin ve Sarp üçlüsünü söylüyor.

“Bilmiyorum ki.” diyorum omuzlarımı kaldırarak. Biriyle bu konuyu alenen konuşmak, hem de yüz yüze; asla tahayyül etmediğim bir şey. Ama inanılmaz rahatlatıcı. Ceren hatalarla dolu bir insan olmuş olmamış umurumda bile değil, o benim dostum. Bundan ötesi sadece teferruat. Üstelik ondan pek de farklı sayılmam.

“Bunu anlamanın tek bir yolu var.” diyor.

“Neymiş o?” diye soruyorum.

“Sepet Katili o üçlüden biriyse eğer bunu anlamanın tek bir yolu var. O üçlüye dair sırayla bir sır patlat. Seni takip ediyorsa şok olacaktır, çünkü sana bir sır yollamadı. Anlık bir dürtüyle sana tepki gösterecektir. Bu da kimliğini açık eder. Yani hangisinin sırrından sonra sana farklı bir yaklaşım sergiliyorsa @sepetkatili o demektir.”

Ceren’i zekasından ötürü kutluyorum. Derken kitaplığımdaki bir şey dikkatimi çekiyor. Çünkü eşya düzenine fazla bağlı bir insanım. Takıntılıyım. Ve orada daha önce olmayan bir şeyin var oluşu beni tedirgin ediyor. Kitaplığa yaklaşıyorum.

Huzursuz gözlerle rafı izliyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.