İçeriğe geç

Sır- Farklı Hayatlar

Bölüm 1 · 9 dk okuma

Sır- Farklı Hayatlar

Bölüm 1

1. Bölüm

Bileğime sarılan parmaklarla bakışlarım hızlıca onu buldu. Dudakları yukarı doğru kırvrılırken, anın heyecanıyla kalp atışlarım hızlanmıştı. Bana doğru bir adım attığında geriye doğru bir adım attım.

"Seni özledim" Kurduğu cümle nefesimi keser gibi olduğunda öksürmeme engel olamadım. Böyle cümleleri nereden öğrenmişti bu?

"Beni özleseydin gelirdin" Sinirle kurduğum cümlemi kaale almadı.

"Geç oldu ama geldim" Doğruydu ama kalbim kırılmıştı bir kere.

"Seni öpsem, affeder misin beni?"

"Ha" Diye bir tepki dudaklarım arasından çıkarken yüzünü bana doğru eğdi. Dudaklarımız arasında az bir mesafe kalırken düşmemek için omuzlarına tutundum. Gözlerimi kapatmak üzereydim ki gördüğüm şeyle gözlerim irice açıldı.

"Ah!" İnleyerek yataktan hızlıca doğruldum. Yatağımın üzerinde duran annemin terliğine sinirle bakarken bakışlarımı tepemde dikilen anneme çevirdim.

"Neden beni olmadık zamanda uyandırıyorsun! Rüyamda bile terliğini görüyorum!"

Sinirle yatağa vurduğumda kafama yediğim tokatla inledim.

"Sen de insan gibi rüyalar gör ki seni uyandırmayayım. Ne zaman seni uyandırmaya gelsem sürekli arsız arsız şeyler fısıldıyorsun!"

Rüyalarımda aşık olduğum insanlar varken nasıl normal konuşabilirdim ki? İç çektiğimde annem bir kez daha kafama vurdu.

"Ya anne"

"İn aşağıya hadi, kahvaltı hazır"

"Kahvaltının hazır olduğuna emin miyiz?" Diye sordum göz devirirken.

"Sen bana gözlerini mi devirdin?"

Yataktan terliğini aldığında kendimi hızlıca yataktan atıp banyoya koştum. Ama ne yazık ki o terlik yine isabet etmişti.

Kahvaltının hazır olmadığını bildiğim için yavaş yavaş merdivenlerden indim. Çünkü eminim babam yine geç uyanmıştı.

"İşe geç kalacağım"

"Bekle hayatım beş dakikaya hazır"

Son basamağı da inerek aşağıya indiğimde omzuma çarpan geri zekalı erkek kardeşime dönmüştüm ki, ikinci kez omzuma çarpılmasıyla yerimde sendeledim.

"Seni baş belası adi şerefsiz!"

"Abla yemin ederim benim bir suçum yok" Kesinlikle bir suçu vardı.

"Ne demek senin suçun yok ya ne demek suçun yok, şu dişlerimin haline bakın" Ablam bize doğru dönüp dişlerini gösterdiğinde gülmemek için dişlerimi sıktım.

Dişleri pembe rengindeydi. "Abla bence ona zaman tanımadan işini hallet, seve seve sana yardım ederim" Gülerek masaya oturduğumda elindeki çaydanlıkla babam içeriye girdi.

"Günaydın kızım"

"Günaydın baba" Annem çantasını sandalyenin üzerine bırakıp kavga eden ablam ve kardeşime döndü.

"Seni geberteceğim, bu kez seni gerçekten öldüreceğim"

"Ben ikinizi de dövmeden hemen masaya oturun" Annemin sözleriyle ikisi sanki az önce kavga eden onlar değilmiş gibi birbirlerine gülümseyerek başlarını salladı.

Ablam yanıma otururken Umut tam karşımdaki yerini almıştı. Babam patates dolu tabağı ortaya koyduğunda mutlukla gülümsedim ve çatalımı elime alıp patatese batırdım. Bu dünya üzerindeki en sevdiğim şey olabilirdi patates kızartması.

Çatalı masaya bırakmıştım ki yere düşmesiyle sinirle homurdandım.

"Ben yeni çatal alayım, sakın bitirmeyin" Özellikle Umut'a bakarak söyledikten sonra yerdeki çatalımı alıp yeni çatal almak için mutfağa girdim. Çekmeceden çatal alıp hızlıca salona girdim ve tam o anda hayallerimin tuzla buz oluşuna şahit oldum.

Tabakta sadece beş tane patates vardı. Sadece beş?

"Hainler! Bunu nasıl yaparsınız" Umut gülerek dört patatesi aynı anda ağzına soktuğunda şaşkınlıkla ona baktım.

Bana hınzırca gülümseyip çatalını tabaktaki son patatese batırmak için yavaşça hareket etti. Âdeta uçarak masanın yanına vardığımda ağzına götürdüğü çatalı tuttum.

"Bunu ben yiyeceğim"

"Bıraksana kızım benim çatalım"

Çatalın üstünden tutup kendime çektiğimde aynı şekilde o da kendine doğru çekti. Annemin homurdanmasını işittim ama umursamadım. Sadece iki dakika sürmüştü mutfağa gidip gelmem!

"Bırak"

"Sen bırak"

"Seni tutuyorum Feris" Ablam belime yavaşça vurduğunda fazla gaza gelmiştim.

"Bunu ben yiyeceğim"

"Hayır ben yiyeceğim"

Çatalı kendime çektiğimde o da aynı şekilde kendine doğru çekti. "Baba!"

"Anne!"

"Hepsini sen yedin zaten adi, bırakta bunu ben yiyeyim"

"Olmaz" Çatalı bu kez kendime çektiğimde patatesi yiyecektim ki bu kez alnımda hissettiğim güçle başım geriye doğru yattı.

Boşta kalan elimi yüzüne doğru salladığımda elini alnımdan ve çataldan çekmişti. Çatalı heyecanla ağzıma soktuğumda ağzımın içinde çatalın soğuk tarafını hissettim.

Masanın üzerine baktığımda patatesin reçelin içine düştüğünü gördüm. Hayal kırıklığı ile çatalı masanın üzerine bırakıp sandalyeye yaslandım.

"Yüzüm yanıyor" Umut sağ yanağını tutarak söylendiğinde sandalyesine sertçe vurdum. Fazla hızlı vurmuş olmalıyım ki sandalyeden duyduğum çıt sesiyle Umut'un yere düşmesi bir oldu.

"Bu evi bir an önce terk etmeliyim" Annem çantasını eline alıp çıkarken ablam omzuma 'seninle gurur duyuyorum' der gibi pembe dişleriyle gülümseyerek sandalyeden kalktı.

"Ben de işe geç kaldım, görüşürüz baba"

Ablam merdivenlerden hızlıca çıkarken gözlerimi Umut ve babamın üzerinde gezdirdim.

"Ben hâla açım, o yüzden kahvaltı yapmaya devam edeceğim" Babam başını salladığında Umut kırılan sandalyeyi geriye doğru itip topalayarak annemin oturduğu sandalyeye oturdu.

"Ben de açım"

Babam "Ben evi temizleyeceğim" Diyerek masadan kalktığında Umut'la başımızı salladık.

"Biz okula geç kalmadık mı?" Diye sordu Umut patatesin düştüğü reçele ekmeğini bandırdığında. Ona iğrenerek baktığımda omuz silkerek ekmeğinin üzerindeki çilek ve patatesi ağzına attı.

Öğürür gibi yaptığımda bana yüzünü buruşturdu.

"İlk derse girmeyiz" Diyerek kahvaltımı yapmaya devam ettim. Beni bakışlarıyla kınarken omuz silkerek çayımdan bir yudum aldım.

🤍💙🤍

"Hazırlan artık!" Diye bağırdığını işittim Umut'un. Biraz daha bekleyebilirdi, işi neydi yani. Saçlarıma saç spreyimi sıkıp dudaklarıma nemlendirici sürerek yatağın üzerindeki çantamı elime aldım. Çantanın sırt tarafından tutup yavaş adımlarla aşağı kata indim.

Görüş alanıma giren Boğa görünümlü erkek kardeşime gülerek trabzana tutunup aşağı kaydım. Umut her zamanki gibi beni son anda yakaladığında uçmaktan kurtulmuştum.

"Ne halt ediyordun bir saattir yukarıda?"

"Sana ne" Diye bağırdım beni duyması için. Babamın çalıştırdığı elektrikli süpürgenin sesinden dolayı ses ne kadar tam duyulmasada bağırmayı gerektirmiyordu ama Umut'un sese hassasiyeti olduğu için bağırmak hoşuma gidiyordu.

"Sesini-"

"Yürü hadi geç kalacağız" Dedim omuzundan itekleyerek. Sırtı bize dönük evi süpüren babama bakıp, "Baba biz çıkıyoruz" Diye seslendim ama beni duymadı. Omuz silkerek raftan hafif topuklu botumu giyip montumu askıdan çekip aldım.

Dışarı çıktığımızda soğuk hava bedenimi sararken Umut'u kendime doğru çektim. "Ne yapıyorsun geri zekalı?" Beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığında ona daha sıkı sarıldım.

"Ablam değil benden yaşça küçük kardeşim gibisin" Dedi gözlerini devirirken.

"Sus ben senin ablanım"

"Sadece bir yaş" Omuz silkerek ondan uzaklaştım. Evimizin hemen yanındaki daireden çıkan Yasin abiyi gördüğümde gülerek el salladım. Bizi görüp yanımıza gelirken elindeki anahtarı sallayarak göz kırptı.

"O ne?" Dedim.

"Araba anahtarı" Gözlerim irice açılırken kaşlarım şaşkınlıkla havalandı.

"Bugün şoförünüz benim, sizi Emrah'a bindireceğim" Umut'la birbirimize dönüp baktığımızda ikimizde göz devirdik.

"Hadi yine iyisiniz, gelin" Dedi ve hemen yolun başındaki arabaya ilerledi. Gördüğüm arabaya inanamayarak baktım.

"Bu kaç yıllık?" Diye sordum küçük hatta küçücük olan arabaya bakarken.

"Babamın ilk maşıyla aldığı araba, uzun zamandır garajdaydı. Dün ne olduysa bana hediye etti"

"Umarım Halit amca ölmen için hediye etmemiştir" Dedi Umut arabaya elinin ucuyla dokunurken.

"Abartma da bin" Dedim Yasin abiye gülümserken.

"Yasin abi bugün okula geç kaldık, inşallah bu Emrah'ın bizi daha fazla geç bırakmadan okula gideriz. Gideriz değil mi?" Diye sordu Umut.

"Bırakmaz bırakmaz hadi binin"

Arabanın yolcu koltuğu iki kişilikti, Umut önden binerken ben de hemen arkasından binip yanındaki yerimi aldım. Kapıyı kapattığımda Yasin abi gülerek arabaya bindi. Kapıyı kapattığında hemen yanımdaki yolcu koltuğunun kapısı açıldı. Şaşkınlıkla kapıya baktığımda Yasin abiye döndüm.

"Sorun yok, araba yeni çıktı ya ondan" Başımı sallayarak kapıyı kendime çekip kapattığımda bu kez Yasin abinin kapısı açıldı. Üçümüz şaşkınlık içinde kapıya baktığımızda Yasin abi tekrar bize döndü.

"Sorun yok, sorun yok" Dedi ve kapıyı kapattığında benim olduğum taraftaki kapı tekrar açıldı.

"Aynı anda kapatalım" Dedi ve kendi kapısını da açtı. Umut'a baktığımda şaşkın bir yüz ifadesiyle bana baktı. Kapıyı tutup Yasin abiyle aynı anda kapattığımızda bu kez kapılar açılmadı. Tam sevinecekken arkada duyduğum sesle üçümüzün de bakışları o tarafa döndü.

Kapılar açılmamıştı ama garajın kapısı açılmıştı. Yasin abi bize döndüğünde gülmeye çalıştı ama biz nasıl görünüyorsak bundan vazgeçti. Kafamı camdan dışarı çevirdiğimde babamı elindeki Sofra beziyle balkonda bizim olduğumuz tarafa bakarken gördüm.

Hemen karşı dairenin kapısı açılıp Halit amca çıktığında babam da içeriye girmişti. Yasin abi camı indirirken babasına döndü.

"Baba garajın-"

"Hallederim" Dedi Halit amca elindeki iş çantasını yere bırakırken. Bizim evin kapısı açıldığında babam hızlı adımlarla bize doğru yürümeye başladı. Halit amca arkada garajın kapısını indirmeye çalışırken babam kapının önünde durmuştu. Sanırım ne olduğunu merak etmişti.

Halit amca garajın kapısını indirip kapattığında bizim kapılarımız büyük bir sesle açılmıştı. Kapı babama çarpıp onu ileriye doğru iterken ağzım açık bir şekilde olanları sindirmeye çalışıyordum.

"Baba" Umut kucağıma çıkıp arabadan inmeye çalışıtığında oturduğumuz koltuktan kırılmaya benzer bir ses geldi. Umut'la birbirimize baktığımızda ikimizde şaşkınlık içindeydik.

Umut kucağımdan atlayıp arabadan indiğinde ben de hemen ardından indim. Yerde karnını tutan babamın yanına çöküp ayağa kalkmasına yardım ettim.

"Baba iyi misin?"

"Sence iyi miyim?" Diye sordu babam. Eminim şu an evden çıktığına bin pişmandı.

"Hakan iyi misin?" Halit amca babamın diğer kolundan tutup kaldırdığında babam baygın gözlerle ona baktı.

"Bu araba milattan kalmamı Halit?" Diye sordu babam. Bence haklıydı.

"Ne alakası var mis gibi araba" Der demez yolcu koltuğunun kapısı yerinden çıkıp büyük bir gürültüyle yere düştü.

"Biraz tamire ihtiyacı var" Dediğinde bu kez de sürücü koltuğunun kapısı kırılmıştı.

"Biraz-" Cümlesini tamamlamayıp durdu ve arabaya döndü. Bizde onunla birlikte arabaya döndüğümüzde bir süre bir şey olmadı ama daha sonra garajın kapısı gıcırtılı bir sesle yukarıya doğru açıldı.

"Çöp" Dedi Halit amca en sonunda.

Komiğime gittiği için güldüğümde hepsinin bakışları bana döndü. Komikti ama.

"Biz okula geç kalacağız, hadi Umut" Babama el sallayarak hızlı adımlarla durağa doğru yürüdüm. Umut arkamdan koşarken onu umursamadan yürümeye devam ettim.

"Yavaş olsan geberirsin zaten"

Cümlesiyle olduğum yerde durup ona doğru döndüm. Yanıma gelmesine birkaç adım kala gülerek cevap verdim. "Evet" Arkamı dönüp durağa doğru koştum.

"Allah'ım ne günah işledim de bu ablam oldu hayır neden beni daha erken yapmadılar ki"

Onu takmadan gülerek koşmaya devam ettim. Birden her yer karanlık olduğunda korkuyla gözlerimi açtım. Az önce neden karanlık olmuştu her yer?

Umut'a bakmak için arkamı dönmüştüm ki bisikletle yanımdan geçen adam yüzünden dengemi sağlayamadığım için kalçamın üzerine sert bir şekilde düştüm. Kafamı kaldırıp bisikletli çocuğa baktım.

Arkasını dönüp bana baktığında karşıdan son süratle gelen araba ona çarptı. Gözlerim korkuyla açıldığında bir başka arabanın diğer arabaya çarpmasıyla o yoldan geçen arabalar aynı anda birbirine girdi.

Bir bisiklet ve bir araba büyük bir zincirleme kazasına neden olmuştu. Şok içinde kazaya bakarken etraf birden karanlığa gömüldü, gözlerimi açtığımda korkuyla etrafıma bakındım.

Az önce büyük bir kaza gerçekleşen yolda hiçbir şey yoktu. Etrafıma defalarca kez bakındım ama az önce gördüklerime nazaran her şey iyi ve yolundaydı. Sanki az önce gördüklerim hayal gibiydi.

Umut'a bakmak için arkamı dönmüştüm ki yanımdan geçen bisiklet yüzünden dengemi sağlayamayıp yere düştüm. Bisiklet, çocuk, kaza.

Başımı korkuyla kaldırdığımda bisikletin üzerindeki çocuk bana döndü.

"Özür dilerim" Diye bağırdı ve önüne döndü.

Hızlanan nefes alışlarım ve az önce gördüklerimin korkusuyla nasıl ayağa kalkıp ona doğru koştuğumu bile hatırlamıyordum.

"Bekle" Diye bağırdım ama sesimi duymuş olması imkansızdı.

"Feris nereye?" Umut'un sesini işittim ama umursamadan koşmaya devam ettim.

"Lütfen dur!" Diye bağırdım sesimin çıktığı kadar.

"Lütfen dur!" Diye bağırdım son bir kez daha.

Karşıdan gelen araba az önce çocuğa çarpan ve kazaya sebep olan arabaydı. Her şeyi abartıyor olabilirdim ve bunu neden yaptığımı da bilmiyordum ama içimdeki huzursuz ses sumuyordu.

Koşmaya devam ettim ve beni duyabilmesi için defalarca kez bağırdım. Araba ve bisikletin arasındaki mesafe azaldıkça korkum artıyordu.

"Hey dur!"

Ayağım takıldığında yüz üstü yere düştüm. Canımın acısıyla yüzümü buruşturdum. Yolun tam ortasına düşmüştüm ve bir araba gelse beni ezecekti.

Başımı kaldırıp arabaya baktığımda tam olarak o karanlıkta yaşanan şeyler ile aynı olduğunu gördüm. Gözlerimi kapatıp içimden on'a kadar saydım.

Hiçbir ses duymadığımda başımı kaldırıp etrafıma baktım. Hiçbir şey olmamıştı. Gözlerimi önüme çevirdiğimde gördüklerim nutkumun tutulmasına sebep oldu.

Bisiklet ve araba birbirine çarpmıştı ama hiçbir şey yoktu, her ikisi de donmuş gibiydi.

"Neler oluyor?"

"Kazayı önledim" Arkamda işittiğim sesle bedenim titrediğinde bakışlarımı sese çevirdim. Karşımda duran adama baktığımda bana gülümseyerek dizleri üzerine çöktü.

"Sen de kimsin?" Diye sordum etrafıma bir kez daha bakarak. Neden kimse hareket etmiyordu?

"Onlar seni ne görebilir ne de duyabilir" Dediğinde anlamayarak ona baktım.

"Ne?"

"Uzun zamandır seni arıyordum ve sonunda buldum"

Bölüm sonu

1 yorum