Simay ve Derin bana bakıp sorgulamaya devam ediyorlardı. Barlas'ın dediğini son cümleden sonra Simay onlar gelip beni almışlardı. Yaklaşık bir saattir Barlas ile aramda neyin olup olmadığını soruyorlar. Onlara Barlas'tan hoslandığımı dedim ama bunu bildiklerini deyince afallamıştım.
Kızların sorgusu Ege'nin gelmesi ile sonlandı. Ege uyumak istediğini için odadan çıktım. Malum ben Barlas ile uyuyacaktım.
Bu arada Derin ve Batu sevgili olmuş hatta demin birinci aylarını kutlamışlar. Derin Batu'ya sırılsıklam aşık. Batu'nun da Derin'e böyle şeyler hissetmesi ve ikisinin mutlu olmasına nedense ben de mutlu oluyorum.
Barlas'ın odasına gidince onun yokluğunu fırsat bilip üstümdeki kıyafetleri çıkardım. Odadan çıkmadan önce bi daha ikisini rahatsız etmemek için yanıma kıyafetlerimi almıştım.
Seher abla pembe pijamamı koymuş! Barlas kesin benle alay edecek. Derin bir nefes alıp verdim. Pembe pijamamı giyip saçımı at kuyruğu yaptım. İşim tamamen bittikten sonra yatağa doğru ilerledim. Yatağa yatmamla lavabo kapısının önünde kapıya yaslanmış sırıtarak bana bakan Barlas'ı gördüm. Bu ne zamandır orda?
"Ne zamandır oradasın?" Diye sordum, Barlas çenesini kaşırken bir şeyler mırıldandı ama duymadım. "Hı?" Dememle elini çenesinden çekip "Yeteri kadar diyelim." Dedi, demeyelim Barlas Bey. Allah'ım sen sabır ver.
Barlas yandaki yatağı benim oturduğum yatağa doğru sürükledi. İki yatağı birleştirince ona tip tip baktım. İki yastığımı da aldıp yerde koydu. Hey hanım hanım bunlar benim yastıklarım. "Bize iki yastık yeter." Dedi, bu çocuk düpedüz bana mı yavşıyor ne?
Bir şey demeden yorganın içine girdim. Yastığa kafamı koyup gözlerimi kapattım. Taa ki arkamdan "Kölecik." Diye ses gelene kadar. Ne zaman bitecek bu ya? Ona doğru dönüp tüm samimiyetsizliğim ile gülümsedim. "Efendim Barlas?"
"Bana sarıl, öyle uyuyalım."
Barlas'a sarılıp gözlerimi kapattım. Huzur gülümsetiyordu. Sanki yeni doğmuş bebek gibi, bir çocuğun en sevdiği çizgi filme yeni bölüm yüklenmiş gibiydi. İçimdeki kelebekler uçuşup karnımı ağırtmsa her şey daha güzel olabilirdi belki.
"İyi geceler kölecik."
"İyi geceler patavatsız."
⊂(◉‿◉)つ
Sabahleyin güneşin ışığı ile uyanmak veya alarım çalmasını tercih ederdim ama Simay ve Ege odaya Ceddin Baba şarkısı ile giriş yapmıştı. "Öğle oldu!" Diye bağırdı Simay.
Gözlerimi açmadan, yataktaki yastıklardan birini Simay'ın kafasına fırlattım. "Bağırma sabah sabah!" Diye çığırdım. Başımı tekrar yumuşacık yastığıma koydum. Bu yastık niye bu kadar güzel kokuyordu yahu? İç çektip sıkıca sarıldım yastığa. "Basıldınız uyanın!" Bu kez bağıran Ege'ydi. Bir dakika basıldınız mı demişti o? Biz kimdik? Dün gece Barlas ile uyuduğum zihnime düşerken sertçe yutkundum. Kokunun sebebini şimdi anlamıştım. Gözlerimi yavaşça aralayıp, gögüsünde yattığım Barlas'a baktım.
Barlas'ın bana sırıtarak baktığını görünce doğrulup yatağa oturdum. "Hadi ama öğle yemeğine inecez." Dedi Simay. Kollarımı iki yana açıp esneyerek yataktan kalktım. "Bahar." Diyen Barlas'a baktım. "Günaydın." Dedi sırıtarak. "Günaydın." Dedim gülümseyerek. Alt dudağımı ısırıp gözlerimi kaçırdım. Ege, kolunu omuzuma atıp saçımı karıştırdı. "Siz niye sırıtıyorsunuz?" Diye sordu imayla ikimize bakarak.
Simay'ın yalandan öksürmesi ile Ege diğer elindeki su tabancası ile yüzüme su fışkırtıyordu. Refleks olarak gözümü kapattım. Ancak su bitince gözümü açtım. Simay da Barlas'a su fırlatmıştı. "Günaydın!" Dedi Ege ve Simay aynı anda.
İkisine ters ters baktım. "Siz ikiniz ne biçim bir çift oldunuz ya? Islandı her yerim!" Diye cırladım. Yüzüme yapışan saçlarımı elimde düzeltip, bileğimdeki tokayla at kuyruğu yaptım. Ardından sinirle odadan çıktım. Malum benim kıyafetlerim benim odamaydı. Kendi odama girince valizden kıyafet seçtim. Üstümü değişip aynada kendime bakarken Simay gülerek odaya geldi. "Sinirlendin mi aşk?" Diye sordu, hayır canım ne alaka? "Barlas da en son Ege'ciğime küfür ediyordu." Dedi masum bakışlar atarak.
Gözlerimi devirdim. "Oh desin, haketti." Derken hırkamı üzerime geçirdim. Makyaj yapmaya üşeniyordum şuan ama bugün sebepsizce güzel görünmek istiyordum. Aklıma gelen fikirle, sinsice sırıtıp Simay'a baktım. Çok geçmeden Simay da bana gülümsedi. Zaten ona kalsa her gün yüzümü boyardı. Kısa ama bana uzun gelen makyaj zamanı sonunda bitmişti. Zaten Barlas da arayıp yemeğe gitmemiz gerektiğini söyledi. Makyajın bitmesinin ardından hızlı adımlarla yemek yemeye Barlas'ın yanına gittim.
Dört kişilik bir masaya Ege ile oturmuştu. Simay ile boş sandalyelere oturduk. Ege ve Barlas yan yana oturmuştu. Simay, Ege'nin karşısına geçince bende, Barlas'ın karşısındaki sandalyeye oturdum. Masa pencere kenarındaydı ve Uludağ'ın karlı manzarası çok güzel görünüyordu. Her yer bembeyazdı. Kahvaltı siparişleri gelene kadar, Ege ve Barlas maç konuşmaya devam ettiler. Simay ise telefonda story paylaşmakla meşguldü.
Garson gelince sipariş verdim ama hiçbiri garsonun geldiğini fark etmediler. Hepsine benim yiyeceğim yemekten sipariş ettim. Ee canım baksalardı ya garsona. Kendimce gülümseyip sakince yemeği bekledim.
Yemekler gelince herkes bir anda masaya odaklandı. Şaşkınca bakıyorlardı. Omletimden bir parça alıp ağzıma attım. Hepsi bu kez anlaşmış gibi aynı anda bana baktılar. "Ne bakıyorsunuz? Garsonu farketmeyen sizsiniz. Kahvaltınızı yapın." Diye küçük bir açıklama yaptım.
Yemeği konuşa konuşa bitirmiştik. Ayağa kalkınca Barlas yanıma gelip "Yirmi dört saat için anlaşmıştık dimi?" Dedi, anlamsızca ona baktım. O ise bana doğru yaklaşıp kulağıma fısıldadı.
"Kölecik."
Gözlerimi devirdim. "Son saatlerinin tadını çıkart patavatsız." Dedim yapmacık bir gülümsemeyle. Barlas gülerek kolunu omuzuma attı ve beni kendine çekti. Beraber otelin lobisine doğru yürüdük. Daha doğrusu Barlas yürüyor, bende mecburen ayak uyduruyordum.
Önümüze Ege gelince ona baktım. Barlas'a karşı kas göz yapıyodu. Etrafa baktığımda bir kaç kişiyi gördüm. Barlas'a geri baktığımda "Benim bi telefon görüşmesi yapmam lazım." Dedi, kafamı onaylarcasına salladım. Barlas yanağımdan makas alıp Ege ile yanımdan uzaklaştı.
Omuz silkip, Simay'ın yanına döndüm. Aynı masada oturmuş kahvaltısına devam ediyordu. Karşısındaki sandalyeye oturdum. Beni görünce elindeki çatal ve bıçağı kenara bırakıp, bana baktı. "Ege'nin telefonu çaldı, hemen geleceğim deyip gitti gelmedi hala. Endişeli görünüyordu." Simay konuşurken aklıma direk dün gece ki telefon meselesi geldi. Kesin yine patron denen insan bozması aramıştı. İçime yerleşen sıkıntıyla derin bir nefes aldım. Ateşle oynuyorlardı. Umarım o ateş onları yakmadan, söndürmeyi başarabilirlerdi. Elimden hiç bişey gelmiyor olması bir kez daha canımı yaktı.
"Bir şey yoktu-" Ben konuşurken yanıma oturan kişi oturarak sözümü bölmüştü. Resmen konuşmadan sözüm kesildi! "Selam." Dedi, çocuğu baştan aşağı süzdüm. Muhtemelen bizden bir kaç yaş büyük biriydi. Kahverengi saçları, hafif eğimli burnu. Tuhaf ama dikkat çekici biriydi. Belki de yemyeşil gözleri dikkat çekiyordur. "Selam canım, masa şaşırdın her halde?" Diyen Simay'dı ama çocuk Simay yerine bana bakarak gülümsedi.
Tek kaşımı kaldırıp bende ona baktım. "Tanışıyor muyuz?" Diye sordum anlam veremeyerek. Acaba ortak bir arkadaş grubunda falan mı tanışmıştık? Ya da sosyal medya? Çocuk içten bir şekilde gülüp elini uzattı bana. "Hayır ama tanışmak için geldim yanınıza." Deyip es verdi ve ekledi. "Ben Atlas." Ayıp olmasın diye uzattığı eli hafif sıkıp, elimi çektim. "Bahar ben." Adının Atlas olduğunu öğrendiğim çocuk hayranlıkla gözlerime baktı. "Bahar... Gözlerine bakınca insanın içi bahar heyecanıyla doluyor. Bir isim ancak bu kadar yakışır birine." Simay seslice boğazını temizleyip aramıza elini uzattı. "Simay bende." Dedi imayla çocuğa bakarak. Atlas utanarak gözlerini kaçırdı benden ve Simay ile el sıkıştılar. İlk kez pat diye böyle bir iltifat almıştım. Ani ve tuhaftı. Masada duran sudan bir yudum aldım. İlk geldiğimizde burada Barlas oturuyordu. Yani onun bardağından içmiştim. Acaba nerede kalmışlardı?
Barlas onlar gelirken Atlas yavaştan ayağa kalktı. "Tanıstığımıza memnun oldum kızlar." Deyip masadan ayrıldı. Barlas yanıma oturunca bana baktı. Ege ise Simay'ın yanağını öpüp yerine oturdu. "Kimdi o? Tanıdık mı?" Diye sordu Ege, benim yerime oturduğu için önündeki tabaklar da benimdi. Kendi tabakları ile değişti. "Hayır, yeni tanıştık." Dedi Simay, Barlas bana üstten üstten bakınca ona karşı gülümsedim. "Ne gerek varmış tanışmaya?" Diye sordu Barlas, omuzlarını hafif yukarı kaldırıp aşağı indirdim.
Simay imayla güldü bana bakarak. "Ah gözlerine bakınca insanın içi bahar heyecanıyla doluyor." Dedi Atlas'ı taklit ederek. "Eğlence çıktı sana da." Dedim gülerek.
Barlas kolumu tutunca ona baktım. "Anlamadım?" Gülümseyip önüme döndüm. "Anlamadım dedim Bahar." Dedi, ona dönüp Atlas'ın bana öyle dediğini söyledim. Elini yumruk yapıp sıkarken sinirle ayağa kalktı. "Bana da iltifat etsin o zaman."
Kolunu tutup ona baktım. "Barlas ne bu hareketler? Çocuk iltifat etti ve tanışmaki istedi sadece." Diye sordum. Kaşlarım hafif çatıldı. "Ben şimdi gidip tanıyacağım onunla merak etme sen." Diye soludu sinirle. Onu ikinci kez bu kadar sinirli görüyordum. İlki Ata bana laf attığında, onu yumrukladığı andı. Ayağa kalkıp, gözlerine bakabilmek için başımı hafif geriye attım. "Kim olarak?" Diye sordum sakince. Barlas sertçe yutkundu. Konuşmayınca devam ettim. "Kim olarak gidip bana iltifat ettiği için ondan hesap soracaksın Barlas Ataman?" Barlas gözlerini yumdu ve açtı. Konuşsun ve beni kıskandığını söylesin istiyordum ama o sustu. Her zaman olduğu gibi yine susuyordu. Hayal kırıklığıyla kolundan elimi çektim. "Bahar be-" Barlas'ın sözünü kesip, "Sus Barlas, hep yaptığın gibi yine susmaya devam et." Deyip masadan telefonumu aldım ve onları arkamda bırakıp yanlarından ayrıldım. Otelin terasına gitmek için asansörü beklemeye başladım.
Asansöre binip kendi olduğum kata çıktım. Oğuz ve Batu'yu gördüm. "Napıyosunuz?" Diye sordum, bunu sordum çünkü Oğuz kardan adam yerine kardan kadın yapmıştı. Büyük ihtimalle Batu da ona yardım etmişti. Karşımda kardan kadının göğüsünü yapan Oğuz bana dönüp "Terasa kar yağmış, değerlendirdik." Dedi, gülümseyip onlara baktım. "Karı bitirdiniz!" Diye söylenen Derin'i gördüm. Bi de bunlara yardım mı ediyordu? Derin'in olduğunu yere yani köşeye baktığımda o ise kaslı bir kardan adam yapıyordu. Derin'in yanına gidip ona yardım etmeye başladım.
"Çok yakışıklı oldu." Dedi gülerek Derin. "Sen ona yakışıklı mı dedin?" Diye sordu Batu inanamayarak. Derin 'evet' anlamında başını salladı. Batu yerden kar alıp top yaptı ve kardan adamımızın kasına attı. Kardan adamın kolu yere düşünce Oğuz ile Batu kahkaha attılar. "Kardan adamı da kıskanmazsın be." Deyip yerden kar alıp, kar topunu Batu'nun koluna attım. Oğuz kafama kar kopu atınca tiz bir çığlık attım ve bende onun kafasına attım.
Saniyeler içinde başlattığım savaş bir eğlenceye dönüşmüştü. Oğuz, Batu, Derin ve ben yorulana kadar üşümeyi umursamadan kar topu savaşı yaptık. Yorulunca karların üzerine uzandık yan yana. Derin başını Batu'nun omuzuna koymuştu. Cidden çok tatlı bir çift olmuşlardı, birbirlerine aşkla bakıyorlardı. Oğuz kardan başımı kaldırıp kendi omuzuna koydu ve bana göz kırptı. Gülerek yanağına öpücük kondurdum.
Derin demin cebinden çıkardığı telefonu ima ederek "Gülümseyin." Dedi, telefona bakarak gülümsedim. "Simay'a yolluyorum, gelmeleri için." Dedi.
Çok geçmeden Simay'dan mesaj gelmişti. Otelin biraz aşağısında kardan kule gibi bir şey yapmışlar ve bizi oraya davet ediyorlardı. Büyük ısrar (!) üzerine oraya gittik. Kardan kule dedikleri şeye barbie bebeği bile sığmazdı.
"Biz küçükken yeni gelenlere ne yapardık bilir misiniz?" Dedi Ege, anlamasızca ona baktım. "Bahar sen gönüllü olsana." Dedi Barlas, köle olayı bitmemiş miydi? Bir adım öne geldim. Kesin üstüme kar atacaklar diye düşünürken Ege içime kar attı.
"Siktir!"
Çığlık attım. Donuyordum! Yerden kar alıp Ege'ye atacağım sırada, "Dur!" Diye bağırdı Derin. Tek kaşımı kaldırıp ona baktım. Kollarını kendine sarıp şirince gülümsedi. "Çok üşüdüm yeni bir kar topu savaşına gerek yok. Sonra devam ederiz yine." Dedi yavru köpek bakışları atarak. Dudağımı büzüp elimdeki kar topunu yere attım ve kollarımı kendime sardım. Bende üşüyordum, çünkü içime kar atılmıştı! Oğuz kolunu omuzuma attı. "Valla bende üşüdüm, sıcak bir şeyler mi içsek?" Diye sordu Batu. Herkes onaylayan mırıltılar çıkartınca, biraz ilerdi duran tahta kulübe tarzı büfeye yürüdük. Farklı bir konsepti vardı. Otele çok yakındı ve otele aitti. Büfenin önünde, karın üzerine tahta tabureler ve masalar konulmuştu. Masalardan birinin etrafına oturduk.
Arkamdaki soğukluk gitmişti ama halen daha hissedebiliyorum. Garson gelip sipariş alırken kendime sıcak çikolata sipariş ettim. Hem çikolata hem sıcak, daha ne isteyebilirim ki?
"Ya inanmıyorum!" Diye bağıran Simay'a baktım. Simay sinirle telefona bakıyordu. "İstediğim telefonun pembe modeli kalmamış." Dedi, bu kız nasıl aynı anda hem aşko hem keko olabiliyor? "Ben bu kadar büyük bir derdi kaldıramam.." Diye söylendi Oğuz.
Simay bana bakıp "Sana alacağım telefon kılıfı vardı ya, onunla beraber sipariş edecektim." Dedi, bana telefon kılıfı mı alacaktı? "Nasıl bir şey ki?" Dedi Oğuz, benden daha çok ilgisini çekti konu. "Yanları beyaz, arkasında uygulamalar var ve sallanıyor." Diye anlattı Simay. Vay be, bi de kılıfım eksikti.
Oğuz burnunu kıvırdı. "Bende özel bişey sanmıştım. Bahar'ın tarzı değil o." Dedi bilmiş bir edayla Oğuz. Simay dil çıkarttı Oğuz'a. Yine didişmeye başlayacaklarını anlayıp konuyu değiştirdim.
"Otelin barında kareoke gecesi varmış 2 gün sonra. Gideriz demi?" Diye sordum hevesle. Otelin panosunda görmüştüm afişi. Hepsi onayladı gitmeyi. Hala üşüdüğüm için kollarımı kendime daha sıkı sardım. Hasta olmazdım inşallah. Barlas bir şey demeden masadan kalkıp, büfeye gitti ve adama bir şeyler söyledi.
Simay telefonundan bana telefon modelleri göstermeye başladı. Omuzuma konulan sıcaklıkla başımı telefondan kaldırdım. Barlas omuzlarıma battaniye koymuştu. Gözlerimi şaşkınlıkla kırpıştırdım. "Teşekkür ederim." Diye mırıldandım sessizce. Barlas göz kırptı. Battaniyeye sıkıca sarıldım.
Ortamda Derin ve Batu muhabbeti dönmeye başladı. Derin Oğuz'u ilk başlarda Batu ile çok yakın diye kıskanıyormuş. Bunu duyunca aklıma Gaye geldi. Ben de biraz zamanlar kıskanıyordum işte.
Geceleyin hep beraber terasa çıkıp yıldızları izleriz diye düşündük. Bu nedenle herkes üstünü değişmeye odasına gitti. Tabiki benim sevgili oda arkadaşım olacak Simay Ege ile konuşacağı için üstünü değişmek istemedi. Sabah akşam Ege ile takılıyor. Kıskansam mı ne?
Üstüme kıyafet seçecekken kapı açılınca Barlas geldi diye düşünüp dolaba bakmaya devam ettim. "Kendi odan yok mu senin?" Dedim, bunu derken ona doğru döndüm fakat Barlas değil kafede tanıştığım Atlas vardı.