Simay'ın sesleri ile uyandım. Sesleri dediğim çığlık sesiydi. Mia Simay'ın üstüne çıktı diye Simay korkudan çığlık atmıştı. Yataktan kalkıp lavaboya gittim. İşimi hallettikten sonra lavabodan çıkıp odaya geçtim. Mia ve Simay beraber oyun oynuyorlardı. Yatağa geçip telefonu elime aldım.
"Bahar." Diyen kişi Simay'dı, Simay elindeki Mia'nın oyuncağı olan topu biraz uzağa attı. Mia yakalamak için koşarken Simay bana baktı. "Kızgın mısın bana?" Diye sordu, istemsizce kaşlarımı yukarı kaldırdım şimdi ne demek istediğini anlamamıştım. "Sana neden kızgın olayım ki?" Diye sordum. Mia topu getirince Simay tekrardan topu attı. "Ege'yi sana söylemediğim için veya Oğuz'la kavga ettiğim için. Bana hala kızgın mısın diye düşündüm, sana sormak istedim." Dedi, kafamı olumsuz anlamda salladım.
"Ege konusunda bir şey söylemek istemiyorum çünkü o çocuğu gözüm tutmuyor ama Oğuz konusuna gelirsek: Ben değil de Oğuz sana çok kırgın."
Dediklerimin ardından ortamda rahatsız edici bir sessizlik oluştu. Ta ki ben acıktığımı söyleyene kadar. İkimiz de oradan çıkıp mutfağa indik. Acıktınız söyleyince zaten yumurta yaptığını söyleyen ablaya gülümsedim. Simay ile birlikte yumurta yedik. O sıra tabiki de Simay'ın Ege'yi ne kadar çok sevdiğini falan anlatmasını dinlesem de bir yandan sinir oldum. Bana Ege ile olan anılarını anlatmaya başlamıştı. Ben ise fazla tepki vermeden sadece iyi dinliyordum. Eğer odada 'O çocuğu gözüm tutmadı.' demeseydim bana bunlar hiçbirini anlatmazdı. Şu an tek yapmaya çalıştığı şeyi Ege'yi benim gözüme sokmak.
Simay ile kahvaltıdan sonra hazırlandık okul için. Bizim evin şoförü levent abi bizi okula bıraktı. Bugün hazırlanırken çok özen göstermiştim kendime. İçim kıpır kıpırdı dün gece olanlar yüzünden.
Simay ile sınıfa girdik. Simay dün olanlar hakkında yorum yapmamıştı tuhaf şekilde ama sorularını sormak için biriktirdiğine adım kadar emindim.
Sınıfa girince gözlerim ilk Barlas'ı aradı ama sınıfta değildi. Çantası sıramızdaydı. Oğuz bey ise sonunda okula teşrik edebilmişti(!) Simay, Ege'nin yanına oturdu. Oğuz ile ikisi yan yana oturuyordu normalde ama olan olaylardan sonra Oğuz okula gelmeyince Simay kendi oturmaya başlamıştı. Ege ise Gaye ile oturuyordu normalde ama şuan belli ki Oğuz ve Gaye beraber oturacaktı. Oğuz'um adına üzülmüştüm, o soğuk nevale hiç çekilmezdi.
Acaba Barlas nereydi? Dün olanları hatırlamıyorum derse ciddi ciddi tokat atacaktım. Çünkü ben unutamıyordum. Sınıfa Barlas ve Gaye girdi. Barlas'ı görünce gülümsedim. Bakışlarımı Gaye ile birbirine kenetlenmiş ellerine kayınca gülümsemem dondu ve yavaşça soldu.
Ders başlamıştı, dersimiz rehberlikti. Sınav döneminde olduğumuz için bizi rahatlatmak adına böyle boş bir dersimiz var. Hoca boş boş konuşup kendi hayatını anlatırken ayıp olmasın diye arada gülüyordum. Barlas yanıma oturmak yerine Gaye'nin yanına oturmuştu. Bu endenle Oğuz da benim yanıma oturmuştu. Dersi dinliyordum ama bir yandan aklım halen daha Barlas'taydı. Ondan deli gibi hoşlanıyorum ama bunu ona söylersem daha fazla uzak duracak. Hem dün bana dedikleri şeyler..
Sıkıntı ile derin bir nefes alıp verdim. Moralim tamamen bozulmuştu. Zaten anlamam lazımdı. Gaye, Ege ve Barlas fazla samimi Ege Simay ile sevgili ise Gaye ve Barlas'ın da sevgili olması çok normal. Barlas sadece beni sırrı kimseye demeyeyim diye yanında tutuyor. Yoksa beni sevdiği falan yok ama o zaman neden sarhoşken beni sayıkladı ki? Veya kendimi onun beni sevdiğine inandırmak istiyorum.
Zilin çalmasıyla kafamdaki kara bulutlar da duman olup ayrıldı. Birinden hoşlanmak ne kadar zor bir şeymiş ya. Ayağa kalkıp sınıftan çıktım. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım. Derin lavaboya gelince ona baktım. Derin bizim sınıftan kızdı, belki unutmuşsunuzdur diye bilgi yapayım dedim. Zaten sınıf on kişilik nasıl unutabilirsiniz ki? Zaten çoğunu yani Simay, Oğuz, Barlas, Gaye ve Ege'yi biliyor olmanız lazım. Diğerleri ise Batu, Derin, Buğra, Gizem.
Derin bana bakıp "İyi misin başkan?" Dedi, kafamı onaylarcasına salladım. Derin gülümseyip "İyi o zaman." Dedi ve cümlesine devam etti: "Ben bi dedikodu öğrendim."
Derin'in anlattıkları üzerine kendime gelmiştim. Ee yani her zaman dediğim gibi: 'Dedikodu benim hayat felsefem.' Derin bana eski sevgilim Ata'nın yeni flörtünü demişti. Flörtü olan kişi de benim eski bi arkadaşım. Yani şuan samimiyetimiz yok ama zamanında vardı. Lavabodan çıkmamla Derin'in dediklerinin gerçek olduğunu anladım. Çünkü meşhur eski arkadaşım Simge ve eski sevgilim Ata gülümseyerek konuşuyorlardı. Bana sakın 'belki arkadaşlar' demeyin Ata'nın bu yavşak suratını nerede görsem tanırım.
İkisinin yanına gidip selam verdim. "Simge, pijama partisi yapacağız gelmek ister misin?" Dedim, aslında öyle bir parti yoktu -ki olsa da sadece bizim sınıftakileri çağırırım- Simge bi Ata'ya bi bana baktı. Ata'ya bakarken ben de Ata'ya baktım. "Naber ex?" Diye sordum gülümseyerek, Simge Ata ile eski sevgili olduğumuzu biliyordu bu nedenle kızarmıştı. Simge gerçekten çok saf bir kız, Ata bu kızı nasıl kandırdı merak ettim doğrusu.
"Gelirim." Dedi Simge çekinerek, gülümseyip "Tamam bebeğim, ben sana haber veririm." Deyip yanlarından ayrıldım. Yanlarından geçerken camın orada olan Barlas'ın bana baktığını gördüm. Umursamadan sınıfa geçip yerime oturdum. Çok geçmeden Derin gülerek yanıma geldi. "Simge 'devam etmeyelim' demiş." Diyerek bilgi aktarımı yaptı. Bu kızın ne ara haberi oldu?
Derin sıraya otururken "Senin ne ara haberin oldu?" Diye sordum. Derin gözlerini kaçırarak "Simge ile yakın arkadaş olabiliriz ve onları ayırman için sana söylemiş olabilirim." Dedi, ağzımı iki metre açıp ona baktım. Resmen beni kendi planının içine koymuştu. "Sen var ya.." Dedim gülerek. Simay yanımıza gelince konuyu değiştirdik.
"Acaba pijama partisi mi yapsak?" Diye sordum, Derin gülümseyerek "Bu akşam bize gelin." Dedi, sınıftaki kızları davet edecektik ama Gaye'nin gelmesini pek istemiyordum. Derin'in evi diye ona bir şey diyemedim. Hem Barlas ve benim için böyle bir dedikodu çıkmışken bunu dersem o dedikodu devam ederdi. Mecburen çok sevdiğim Gaye (!) ile aynı yerde kalacaktık. Ne kadar mutluyum anlatamam (!)
Zil çalınca meşhur Barlas sınıfa girdi. İstemsizce ona bakıyordum. Galiba hoşlantıdan biraz daha fazlası vardı. Barlas bana doğru gelince başka tarafa baktım. "Demin konuştukların kimdi?" Diye sordu, Derin ve Simay'ı soruyor olamaz ya? Ata ve Simge'yi soruyor. "Sana ne? Ben sana neden Gaye ile el ele tutuştuğunu soruyor muyum?" Dedim, Barlas sırıtarak alt dudağını yaladı. Ardından tekrardan Gaye'nin yanına oturdu. Sanki Gaye'nin yanında değil de kalbime oturmuş gibi hissettim. Anlık bi kalbim sıkıştı ama geçti.
Hoca sınıfa gelince herkes ayağa kalktı ve oturdu. Dersi dinlemeye çalıştım ama dikkatimi toplayamıyordum. Zil çalana kadar boş sayfayı karaladım.
Zil çalınca derin bir nefes aldım ve sıramdan kalktım. Bu kadar saçmalık yeterdi. Barlas ile konuşmam gerekiyordu. Önce bana bağırıp, sonra benim için sarhoş olup beni öpmemiş, benim için dün gece adam dövmemiş gibi Gaye ile ilişki yaşayamazdı.
Gaye gülerek Barlas'a bişey anlatıyordu. Barlas sadece dinliyordu. Yanlarına gittim. Barlas'a bakarak, "konuşalım." Deyip beni takip etmesi için kafamla kapıyı gösterdim. Onun bana yaptığı gibi konuşmasına izin vermeden arkamı dönüp sınıftan çıktım. Peşimden geldiğini biliyordum.
Arka bahçeye çıkıp duvara yaslandım. Arka bahçe genelde boş olurdu, o yüzden burayı tercih etmiştim. Etrafa bakındım kimse yoktu.
Barlas yanıma gelip, önümde durdu. Sorgulayarak bana bakıyordu. "Konuşalım dedin. Dinliyorum?" Barlas'ın ruhsuz sesine bir tane çakmamak için kendimi frenledim.
"Derdin ne senin?" Diye sordum ciddiyetle.
"Anlamadım?" Soruma soruyla karşılık vermesi daha fazla sinirimi bozdu. Cidden ömür törpüsü bu çocuk. Hayır seviyorsan sev. Sevmiyorsan istediğine git, niye gelip beni öpüyorsun ki?
"Dün sabah bana onca laf dedin. Gece beni öptün. Yetmedi adam dövdün kıskançlıktan. Şimdi gelmiş Gaye ile se-" cümlemi bitiremedim çünkü Barlas bir elini duvara koyup bana yakınlaştı. O bu kadar yakınımdayken, ona bağırmak zor oluyordu. Yüzüne bakabilmek için başımı geriye atıp, gözlerine baktım. "Gaye ile sevgiliyim." Benim yarım kalan cümlemi tamamladı. Elimi göğsüne koyup sertçe ittim. Bu ani tepkimi beklemediği için bir kaç adım geri sendelendi. "Bana şimdi dün çok sarhoştum, hatırlamıyorum de tam olsun!" Diye bağırdım. Sakinlikle bana bakmaya devam etti. Bu kadar sakin olması bile sinirimi bozuyordu. "Dün olanları hatırlıyorum Bahar." Deyip gözlerini kaçırdı. "Ama bir anlık bir histi. Gaye ile kavga ettik sarhoş oldum, sonra sen geldin... Bir anlık olan bir şeydi. Benim için bir manası yoktu." Her defasında kalbimi daha fazla kıramaz diyordum ama o bunu başarıyordu. Her seferinde kalbimi daha beter kırıyordu. Benim için dünyayı kucaklama sevinci olan öpüşü, onun için anlık bir hevesti.
Gözlerim doldu ve bir damla sol yanağımdan düştü. Barlas bana yaklaşıp, düşen göz yaşımı sildi yavaşça. "Benden uzak dur derken bundan bahsediyordum. Ben sana zarardan başka bişey vermem. Ben insanları zehirliyorum Bahar. Sen bununla bile baş edemezsin. Uzak dur ve o güzel göz yaşlarını benim için akıtma." Deyip yanımdan uzaklaştı. Arkasından bakarken, burukça tebessüm ettim.
'Ben çoktan sana yenildim gerizekalı.' Diyemedim ona. Ben çoktan kapıldım sana dönüşü yok ki, diyemedim.
Uzun zamandır ilk kez bu kadar çok duyguyu aynı anda yaşıyordum. Hem sinirliydim hem kırgın.
Hem kıskanıyordum hem benden uzak dursun istiyordum.
Hem çok seviyordum, hemde sevmemek istiyordum.
Aşk denilen şey düşündüğüm gibi harika bişey değildi. Bunu çok iyi anlamıştım.
Gökyüzüne baktım. Sıkıntı ile derin bir nefes alıp verdim. Keşke gökyüzünde olan bulutlar gibi biraz gözüküp burdan yok olsaydım.
Sınıfa doğru yürüdüm. Sınıfa geçince Ege yanıma geldi. "Emin misin sen Simay'dan uzak durmam konusunda?" Diye sordu, kafamı onaylarcasına salladım. "Peki." Deyip yerine oturdu. Ne yapacaktı ki? Ege yanımdan uzaklaşınca yerime oturup izledim. Çok geçmeden Simay Ege'ye bağırdı. Sınıftaki herkes ikisine bakmaya başladı.
"Sen nasıl bi dengesizsin ya!?" Diye bağırdı Simay, Ege ise göz ucu ile bana baktı. Ardından "Simay ne boş yaptın ya, bundan sana ne?" Diye söyledi. Demek ki tartışmak için konu bulmuştu. Benden son defa emin miyim diye sormuştu. "Ege salak mısın sen!?" Diye bağıran tabiki de Simay'dı. Ege umursamaz bir tavırla "Uğraşamam senle." Diye söylendi. Ege Simay'ın yanından geçip Barlas'ın yanına gitti. Simay ise sinirle masadaki kalem kutuyu alıp Ege'ye attı.
"Senden nefret ediyorum Ege Duman!"
İşte asıl kavga şimdi başlıyordu.