İçeriğe geç

SIR

Bölüm 6 · 9 dk okuma

SIR

Bölüm 6

6. BÖLÜM

"Görünmez bir nehir akıyor aramızda, köprüler henüz kurulmadı ama suyun sesi ikimizin de kalbini titretmeye yetiyor."

-Atilla İlhan

Merkeze geri döndüğümüzde koridorda müdür bizi karşıladı. “Sizinle gurur duyuyorum. Senin çözebileceğini bildiğim için davayı hemen sana yönlendirdim Bora.” dedi ve Bora’ya sarıldı. “Aslında çözen ben değilim Beren.” herkes bir anda bana döndü. Hemen yüzüme bir gülümseme takındım. “Beren olmasaydı bunu bu kadar çabuk çözemezdik.” dedi ve Bora gülümseyerek bana baktı. Gülümsemesi o kadar garipti ki; hem bir o kadar içten, hem de sevecendi. Galiba ilk kez gördüğüm için. Demek gülümseyebiliyormuş. Herkesin alkışlamasından sonra masama giderken Atakan ve Rüya hemen yanıma geldi. “Harikasın Beren. Kim bilir kaç gün sürecek olan vakayı bir günde hallettin.” dedi Atakan. “Şansa çözdüm canım. Abartmaya gerek yok.” dediğim sırada arkamdan bir ses duydum. “Bence abartılacak bir şey.” döndüğümde Bora’yı ve sırıtan suratını gördüm. “Eğer küçük detayları fark etmeseydin nasıl yakalayacaktık suçluyu.” ortamda uzun bir sessizlik oldu. “Bu gece kutlama yapalım. Benden.” dediği an Rüya ve Atakan sevinçten yerinde zıpladılar. Bora yanıma yaklaştı ve kulağıma fısıldadı. “Senin şerefine.” dedi ve gitti. O an karnımda kelebekler uçuştu. Sessizce kendimle konuşarak hatırlatma yaptım. "Saçmalama Beren. Etkilenmiş olamazsın. Adam sana kök söktürüyor be." Mesai bitmiş buluşma saatini ayarlamıştık. Eve gidip hazırlanmam gerekiyordu. Alel acele eve girdim. Mert gürültüye korkmuştu. “N'oluyor lan?” ayakkabılarımı çıkardım ve hemen odama koştum. “Ne bu acele Beren ya.” odamda üstümü çıkarırken bir yandan Mert’e laf anlatmaya başladım. “Saat 10 da ekiple buluşmam var. Bugün ilk vakamı çözdüm ve onu kutlayacağız.”

“Ooo. Aferin kız. im kim olacaksınız?” elimde bornozum banyoya giderken durdum ve cevap verdim. “İki ekip arkadaşım bir de Bora. Yani Amirim Bora.” Mert olduğu yerde ayaklandı. “Bora’yla yakınlaştın mı yani?” banyoya girdim ve kapıyı kapattım. “Hayır!”

Dolabın önünde durdum ne giyeceğime baktım. Mert’in kapıda dikildiğini gördüm. “Ne var ne istiyorsun?” yanıma yürümeye başladı. “Hiç. Hayatının değişmeye başladığını hissediyorum da ondan bakıyorum.” durdum ve ona döndüm. Hiçbir şey demedim. “Hayatına bak Beren. 6 sene oldu. Senin de bir hayatın var.” yanağımdan bir makas aldı ve odadan çıktı.

Hazırlandım ve deri ceketimi üstüme geçirdim. Çizmelerimi giyerken telefonum çaldı. Arayan Rüya’ydı. “Efendim.”

‘Naptın tatlım?’

“Şimdi çıkıyorum.”

‘Şık giyindim de.’ Kendime baktım. Altımda dar kot üstümde beyaz bir t-shirt vardı. Ayağıma ise uzun çizmeler giyecektim. Gayet iyiydim.

“Şık giyindim. Merak etme.”

‘Geldik biz aşağıdayız.’ aşağı indiğimde taksi bekliyordu. Içinde de Atakan ve Rüya vardı. Hemen arkaya atladım ve gitmeye başladık. Atakan önde oturuyordu. Yanımda sessizce oturan Rüya bana baktı. "Çok şık olmuşsun Beren." dedi sitemkarca. "Bence şık. Deri ceket ile güzel oluyor." Rüya sinirlendi ve gözünü devirdi. Bir süre sessizlikten sonra Rüya sessizce bana bir şeyler anlatmaya başladı. “Beren.”

“Efendim.”

“Ben bugün ilk kez Bora amirin öyle güldüğünü gördüm.” bakışımı hızla ona çevirdim. “Nasıl yani?”

“Herif sana yanıyor bence Beren.” gülerek önüme döndüm. “Saçmalama Rüya. Normal bir gülüştü o. Sen yanlış anlıyorsun. Herif neden yansın bana bir anda. Görmüyor musun haftalardır aramızdaki tek şey efendi-köle ilişkisi.” Rüya öfledi ve önüne geri döndü. “Göreceğiz bakalım. Ama benden söylemesi. Sana aşık oluyor o adam.”

Mekana girdiğimizde Bora’yı gördüm. Rahat giyinmişti ama şık duruyordu. Kendi kombinini düşününce... rahatlığı biraz abartmışım gibi. Sanki biraz sönük kalmıştım. Niye yanındaki görünüşümü önemsiyorum ki. Masaya yaklaşınca Bora gülümsedi. “Hoşgeldin. Yani hoşgeldiniz.”

“Erken mi geldiniz amirim?” dedi Rüya. Kafasını salladı. “Hayır yeni geldim.” mekan yemekli ve alkollüydü. Çok lüks bir yere benzemiyordu. Garson geldi ve siparişleri almaya başladı. Rüya beyaz şarap, Atakan votka söyledi. “Ben viski alayım. Sen ne istiyorsun Beren?” dedi ve bana döndü. “Fıçı bira. büyük bardakta olsun lütfen.” garson siparişi aldı ve gitti.

Bora

Aradan saatler geçmişti. Sohbet sohbeti açmıştı. Saat ise o kadar geç olmuştu ki dükkanda çok az kişi vardı. Rüya ve Atakan çoktan sarhoş olmuştu. Kendi kendilerine gülüşüp duruyorlardı. Beren ve ben sessizce oturmuş onları izliyorduk. Bakışlarımı ona çevirdim. Hüzünden sarhoşluğun etkisiyle oluşan bir sırıtış vardı. Kafasını avucuna dayamış mayışık bir şekilde karşısında oturanları izliyordu. “İyi misin?” bana döndü ve başını salladı. “Evet. İyiyim. Uykum var ama.” dedi. “Kalkalım o zaman.” dedim ve hesabı istemek için elimi kaldırdım. Hemen bileğimden tutup indirdi. “Ben bir bardak daha içeceğim.” garsondan bir bardak daha bira istedim. Küçük bardakta olmasını belirttim. Onu da içtiğinde tamamen sarhoş olduğunu fark ettim. “Şimdi kalkıyoruz işte.” dedim ve gibip hesabı ödedim. Rüya ve Atakan kol kola girdiler ve beraber mekandan çıktılar. Beren’nin koluna girdim ve dikkatlice ayağa kaldırdım. Uzandım ve ceketiyle çantasını aldım. Rüya ve Atakan için taksi çağırdım. Onları bindirip sağ salim gönderdikten sonra yürümeye başladık. “Amirim ben niye onlarla gitmedim?”

“Seni ben bırakacağım çünkü.” başını salladı. Kapıyı açtım ve ön koltuğa oturttum. Kemerini taktıktan sonra eşyalarını arka koltuğa koydum ve şoför koltuğuna geçtim. “Evini tarif edebilecek misin?” dedim. Olduğu yerde dikildi ve yüzünü yüzüme yaklaştırdı. “Orada neden bana öyle güldünüz Amirim Bora?” dedi. Anlamaz bir ifadeyle kaşlarım çatıldı. Bunu görünce kendini geriye çekti. “Kızdınız mı? kaşlarınız çatıldı.” baş parmağını uzattı ve çatılmış kaşlarımı düzeltti. “Gülerken daha iyisiniz. Dikmende oturuyorum.” dedi ve arkasına yaslandı.

Sarhoş halinin bu kadar cesur ve tatlı olacağını düşünmemiştim. Güldüm ve arkama yaslanıp arabayı çalıştırdım. Dikmen’e geldiğimizde kenara çektim ve Beren'e baktım. “Burdan sonrasını anlatır mısın?” dedim. Başını kaldırdı ve etrafa baktı. “Dümdüz gidin. Üçüncü sağdan döneceğiz. Orda bir bakkal var o bina.” dedi ve kafasını geri koydu. Bu kızın her hareketi çok tatlıydı. Evin önüne geldik ve olduğu yerde biraz kımıldadı. Dışarı baktı. “Aaa gelmişiz. Teşekkür ederim amirim.” dedi ve kapıyı açtı. “Çıkabilecek misin?” dedim. Bana döndü. “Çıkarım merak etmeyin siz. Iyi geceler.” dedi ama arabadan inerken kaldırıma takıldı ve düştü. Hemen kontağı kapatıp yanına gittim. Eşyalarını aldım ve koluna girdim. “Pek çıkabilecekmişsin gibi gelmedi bana ama.” koluna girer girmez kafasını omzuma dayadı. Binaya kadar böyle yürüdükten sonra merdivenlere geldik. “Kaçıncı katta?” dedim. “Üç amirim.” iç çektim ve tek hamleyle onu kucağıma aldım. “Sağ olun amirim.” sinirden güldüm. “Ne amirmiş be. Bora desen ölür müsün sanki?” dediğimde yüzüne baktım. Başını göğsüme yaslamış uyuyordu. Çok güzel ve masum bir yüzü vardı. Aşık olmaya başladığımın farkındayım. Ama olmamam gerek. Tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyorum. Kata geldik ve indirdim. Hemen evin kapısına yöneldi. “Çantamda anahtar olacak amirim.” Hay amirine. Çantadan anahtarı çıkardım ve kapıyı açtım. İçer girdi. Bana döndü ve elini salladı. “İyi geceler amirim.” karşılık verdim ve elimi sallamaya başladım. “İyi geceler Beren.” kapıyı kapattı. Tam gidecekken kapı geri açıldı. Dönüp baktığımda bir adam gördüm. Sevgilisi mi vardı? Ya da evli miydi? Kafam çok bulandı.

“Sen Bora mısın?” dedi ciddiyetle. Başımla onayladım. “Evet. Siz kimsiniz?” önce içeri baktı. Sonra anahtarı aldı ve kapıyı kapatıp merdivene oturdu. “Abisiyim.” şaşkınca gidip yanına oturdum. “Abisi olduğunu bilmiyordum Beren’nin.” öylece yere bakıyordu. “Öz değilim ama yıllardır yanında olan tek kişiyim. Ve farkındayım ki Beren asla kendi hayatını yaşayamadı.” yerde olan bakışlarını bana çevirdi. “Onun kendini bulmasını, hayatını yaşamasını istiyorum.”

***

Çok keskin bir baş ağrısıyla alarma uyandım. Eve nasıl geldim hiç hatırlamıyorum. Kendi kendime düşünürken içeri Mert girdi. “Günaydın.” üzerinde garson kıyafetleri, yüzünde aptal bir sırıtış vardı. “Niye öyle gülüyorsun?” cevap vermedi ve yanıma gelip yatağa oturdu. Beyaz gömleğinin bileklerini katlamaya başladı. “Seni gece Bora getirdi.” şaşkınlıktan gözlerim yerinden fırlayacaktı resmen. “Ne!?” Mert gülüyordu. “Evet hatta konuştuk biraz. Kapıya çıkarmış seni.” elim alnıma gitti. “Rüya haklı olamaz ya. Hemen böyle düşünemem.”

“Nasıl düşünemezsin? Bora’nın sana aşık olmasını mı diyorsun?” kafayı yiyordum. “Sen de mi öyle düşünüyorsun?” Mert güldü ve kafa salladı. “Eh yani. Sonuçta adam seni eve kadar kucağında çıkarmış.” şokla kendimi geri yastığa bıraktım. “Hayır ya bu kadar sarhoş olmuş olamam!” Mert sadece gülüyordu. Ayağa kalktı ve salona yürüdü. “Hayatın düzene giriyor Beren. Buna sevinmelisin. Aşık oluyorsun.” kapıdan çıkar çıkmaz yastığı arkasından fırlattım. Aşık oluyor olamam. Bu olmaz, olamaz. Hemen saate baktım. “Geç kalıyorum.” hemen bir şeyler giyindim ve evden çıktım.

Büroya girdiğimde Bora ortalıkta görünmüyordu. Rüya ve Atakan masalarındaydı ama onlar da geceden dolayı pert durumdalardı. Içeri girdim. “Bora gelmedi deyin ne olur.” Rüya başını salladı. “Gelmedi merak etme.” tuttuğum nefesi bıraktım ve rahatlamış bir şekilde yerime ilerledim. Ceketimi çıkarırken aklıma dank etti. Geldiği zaman nasıl davranmalıyım? Bunu düşündüğüm gibi içime bir kara bulut büyüdü. Derin bir nefes aldım ve yerime oturdum. Kaçmalı mıydım, yoksa hiçbir şey yokmuş gibi mi davranmalıyım? Ellerim saçlarıma gitti ve tuttuğum bütün nefesi geri verdim. Taktik mi uygulasam? Evet...

Bora

Dünden beri kendime gelememiştim. Eve geldiğimde kendime biraz daha viski koydum. Kendi kendime düşüncelere dalmıştım. Ve sabahın sesi ile uyandım. "Sabah mı oldu?" Dedim kendi kendime ve saate baktım. Saat çoktan 9’u geçmişti. Hemen yerimden kalktım ve duşa girdim.

Biraz daha kendime geldikten sonra yola çıktım. Büroya girer girmez gözlerim onu aradı ve arkamdan bir ses duydum.

"Amirim." Bu onun sesiydi. "Efendim."

"Geç geldiniz. Bir sıkıntı mı var?" Dedi. "Hayır. Bir sıkıntı yok Beren. Uyuyakalmışım." Dedim. Tatlıca gülümsedi ve devam etti. "Yeni vaka geldi amirim."

"Olay ne?" dedim ve masama yürümeye başladık. "Maktul Kazım Akbaş. Ailenin en büyük oğlu. Maktul ölmeden 2 gün önce babasını kaybetmiş. Daha otopsi çıkmadı ama ben miras kavgasından kaynaklandığını düşünüyorum." dedi tüm ciddiyetiyle. Kafamı salladım. "Diğerleri geldi mi?" dedim. "Siz hariç herkes burada amirim." dedi. Dün akşamı hatırladıkça garip hissediyorum. "Tamam." dedim ve büroya girdim. Rüya ve Atakan çalışıyorlardı. "Aferin. Ben yokken bile çalışın." dedim. Beren yanımda sırıtıyordu. Dönüp baktığımda gülümseyen yüzünü ve kısılan gözlerini fark ettim. Yüzümde bir tebessüm oluştu. Sonra kendime geldim ve iç çekip hızla odama girdim.

Saat 18.00 olmuştu. Odamdan çıktım. Atakan ve Rüya çıkmaya hazırlanıyorlardı. Ama Beren hala çalışıyordu. "Sen çıkmayacak mısın?" dedim. Kafasını kaldırdı. "Hayır. 1-2 saat daha çalışır giderim. Eve gidesim yok." dedi ve devam etti. "Siz neden duruyorsunuz?" dedi. O sırada da Atakan ve Rüya çıkmıştı. "Bugün geç geldim ya. Onu telafi etmek için duruyorum."

***

Hazırlanmaya başlamıştım ama Bora hala odasından çıkmamıştı. Odasına girdim. "Amirim siz çıkmıyor musunuz?" dedim. Kafasını kaldırdı ve bana baktı. "Saat kaç oldu ki?" dedi. "9'a geliyor."

"Baya geç olmuş." dedi ve toplandı.

Çıktığımızda durdu ve bana döndü. "Bırakayım." dedi.

Kafamı salladım. "Sağ olun. Başka bir yere uğramam gerek." dedim. "Oraya bırakıyım." dedi. Gülümsedim ve cevapladım. "Teşekkür ederim. Ama uzak bir yerde. Size zahmet olmasın. Hem biraz yürümem gerek." dedim. Kafasını salladı. "Peki. İyi geceler o zaman." dedi. "İyi geceler amirim." dedim ve arkamı dönüp gittim.

15 dakika yürüdükten sonra tekel bayiine girdim. 4 kutu bira aldım ve eve geçtim. Eve girdiğimde Mert oyun kolu ile oyun oynuyordu. Çantamı, montumu ve anahtarı bırakıp Mert'in yanına oturdum. "Ne oldu fıstık? Kolay kolay içmezdin sen." dedi oyun oynayarak. "İçesim geldi bugün." dedim kutuları çıkartırken. "Ama dün de sarhoş geldin. İki gündür ne bu?" dedi. Kolu bıraktı ve bana döndü. "Kendimi pek iyi hissetmiyorum. Acılarım uyuşsun diye içiyorum bugün."

"Dün neden içtin peki?" dedi. "Dün ki kutlamaydı." dedim. Şişeyi açtım ve büyük bir yudum aldım. "Beren sen iyi olduğuna emin misin?" dedi. Kafa salladım. "Öyleyim diye düşünüyorum."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.