m=o\Ofis kapısının ardında, güneşin ilk ışıkları odanın köşelerine vururken, Elif masasında oturmuş, kahvesinden bir yudum alıyordu. Bugün, sıradan bir gün gibi görünüyordu; ancak içindeki huzursuzluk, daha önce hiç olmadığı kadar yoğun hissediliyordu. Çalıştığı reklam ajansında, herkesin gülümseyip birbirine yardımcı olduğu bir ortamda, bir şeylerin yolunda gitmediğini biliyordu. Sinsi, ofis yılanı, her zaman etraftaydı. Kim olduğunu tam olarak bilmiyordu; ama herkesin arkasında birer birer dolaşan, dedikodular üreten ve insanları birbirine düşüren bir varlık vardı. Elif, onun kimliğini çözmek için bir plan yapmalıydı. Kendisi 28 yaşında, hırslı ve çalışkan bir pazarlama uzmanıydı. Yıllarca süren özverili çalışmalarıyla ajansın en başarılı projelerini üstlenmişti. Ancak son zamanlarda, ekip içinde bir soğuk rüzgar estigini hissediyordu. Arkadaşlarıyla olan ilişkileri bozulmuş, projelerdeki işbirlikleri gerginleşmişti. Elif, herkesin yüzünde bir maske taşıdığını düşünüyordu; ama o maskenin ardında, gerçeklerin gizli olduğuna emindi. Büroda gözlemlerini yaparken, aklındaki düşünceler birbirine dolanıyordu. Merve, onun en yakın arkadaşıydı ama son zamanlarda onun da değiştiğini hissediyordu. Gözlerinde bir şeyler kaybolmuştu. Her sabah Elif'e gülümseyip günaydın derken, içten bir gülümseme olup olmadığını sorguluyordu. Ve Halit, onun amiri… Onun yanında her zaman dikkatli olmak zorundaydı. Gözleri, her zaman Elif’in başarısına odaklanmış gibiydi, ama bir yandan da onu köşeye sıkıştırmaya çalışıyordu. Bir gün, Elif, ofisteki dedikoduların merkezine doğru bir yolculuğa çıkmaya karar verdi. Merve’yle bir araya geldiğinde, ona duyduğu endişeleri açmaya cesaret edemedi, ama bir şeyler söylemek zorundaydı. “Merve, son zamanlarda işteki atmosfer… biraz garip değil mi?” dedi. Merve, aniden gerginleşti. “Biliyor musun, bazen bazı şeyleri bilmemek daha iyidir,” diye yanıtladı. Bu yanıt, Elif’in içini ürpertti. Merve’nin bakışlarından anladığı kadarıyla, bu, sıradan bir iş yeri dedikodusu değil, daha derin bir şeydi. Elif’in bir adım daha atmalıydı. O gece, ofisteki eski dosyaları karıştırmaya karar verdi. Herkes evine döndükten sonra, bilgisayarının başına oturdu. Dosyalar arasında kaybolmuş bir e-posta buldu. Kimin gönderdiği belli değildi ama içeriği, çalışanların birbirleri hakkında yaptıkları olumsuz yorumlarla doluydu. Tam o sırada, kapı gıcırdadı ve Elif’in kalbi küt küt atmaya başladı. Merve, kapıyı açarak içeri girdi. “Elif, sen burada ne yapıyorsun?” dedi. Elif, e-postayı kapatmaya çalıştı ama Merve’nin gözleri, onun her hareketini izliyordu. “Bunu bulman iyi olmadı,” diye mırıldandı. Elif’in içindeki korku, bir anda cesarete dönüştü. “Eğer bir şey varsa, bunu bilmek hakkım,” dedi. Merve’nin bakışları aniden değişti. “Bazen, bilmek istemediğin şeyler, seni daha büyük bir tehlikeden korur,” diyerek Elif’in üzerine doğru yürüdü. O an, Elif, ofisteki yılanın kim olduğunu anlamıştı. Ama artık çok geçti; sırlar, onları bekleyen karanlıkla birlikte ortaya çıkmak üzereydi. Herkesin hayatında bir sinsi vardır. Elif, onun peşine düştükçe, sırların daha da derinleşeceğini bilmiyordu. Ve şimdi, bu tehlikeli oyunun içine adım atmıştı. Kimin dost, kimin düşman olduğunu anlamaya çalışırken, ofisin karanlık köşelerinde bekleyen gerçeklerle yüzleşmek zorundaydı.
Bölüm 1
Sinsi 1 . . .
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.