cama kafamı yaslayıp yola bakmıştım. kollarımı birbirine kenetleyip yavaşça yukarı aşağı oynattım. araba durdugunda çevresinde çok ev olmayan bahçeli kocaman bi evdi. arabadan inince bende indim. adını bile bilmediğim lavugun evine gelmiştim şaka gibiydi. keşke rüya olsaydı. birazdan babamın sesiyle kalksam.. arabadan inince arabanın arkasına sırayla dizilmiş 4 araba gördüm. adamlar sıra sıra inip adımlarını eve yöneltti. aval aval adamlara bakarken evin çevresinde yer aldılar. duyduğum sesle irkildim. "yürüsene" başımla onaylayıp adımlarımı ona doğru yönelttim. önünden yürüyüp kapının önünde durdum benden bi kaç adım uzaktaydı. adamlar sıra sıra önümüzde durmustu. beraber arabaya bindiğimiz adam sessizliği bozdu. "tanıtın kendinizi" hemen yanındaki kişi bana bakıp "mert uzunoğlu" demişti. mert uzunoğlu... hesabıma para atan kişi.. sırayla devam ettiler. "Serhat Koç" "Yiğit Karaca " "Kerem Aksoy " "Tolga Kılıç " "Emirhan Ateş" "Oğuzhan Kaya" "Hakan Tümer" "Batuhan Acar" hepsi ismini söylerken bana bakıp gülümsemişti. aralarından bi kaçı tanıdık geliyodu ama bişey diyemedim. hala aval aval bakıyodum. hepsinin tipi aynıydı. yani benziyodu diyim. çok bakmamıştım. aklımı kurcalayan sorular tek tek beynimi yiyodu. bi adım geri çekilince arkasını dönüp kapıya dogru ağır adımlarla gitti. açınca eliyle gösterip girmemi işaret etti. içeri adımlarımı atınca sadece basımı eğip ellerimle oynadım. "kafanı kaldır" sesiyle irkilip kafamı kaldırıp yüzüne baktım. bi kaç adımla aramızdaki mesafeyi aza düşürdü. "yukarı çık soldaki ikinci odaya gir ve uyu sabah kalktıgında eşyaların odanda olur" demesiyle 2 3 adım geri attım. arkamı dönüp merdivenlerden çıktım. odaya girince dikkatimi çeken şey daha önce oda biri için hazırlanmış gibi olmasıydı. yanlış mı girdim acaba diye düşündüm. ışıkları kapattım. kapatmama rağmen ay ışıgı içeri vurdu. hoş bi görüntü çıkatı ortaya. yatagın ucuna kıvrıldım. gözlerimi yavaşça kapadım... güneşin yüzüme gelmesiyle kalktım. bayadır boyle kalkmıyodum. yan tarafıma dönünce duvarın dibindeki valizleri gördüm. geçrekten bütün eşyalarımı getirtmişmiydi. komidinin üstünde duran çantam telefonum ve bebeklik fotoğrafımın çerçevesini gördüm. içten bi gülümseme bırakıp telefonu elime aldım. tam mesajlara girecegim sırada kapı açıldı. hala ismini bilmediğim kişi girmişti. yatakta hafifçe doğrulup ona baktım. yatagın ucuna gelip bana baktı. hafif kirli sakallı olması dikkat çekici görünüyodu. kollarındaki kas yüzündeki kemikli detaylar içten içe onu yansıtıyo gibiydi. boynundaki ben dikkatimi çeksede ne dolgun nede ince olan dudagı dikkatime girmişti. yavaşça yukarı çıkınca gözlerinin kahveliklerinde kaldım. saçları hafif nemli durdugundan yüzüne gelmiş olmalı ki ayrı bi hava katmıştı.. bi süre baktık birbirimize. sanki konuşuyormuşuz ama konuşmuyoruz gibi sessizliği bozan o oldu. "sonunda kalkabilmişsin" demişti "kalk hadi aşağı gel yemek ye" demişti. yavaşça yatakta dogrulurken odadan çıkmıştı. yatagın üstünü düzeltip valizi açtım. üzerime mavi kazak altıma lacivert bol bi alt çıkarmıştım. odanın içinde duran kapıyı açınca kocaman bi yer çıktı. geniş ferah dolap vardı bir sürü bi kapı daha gözüme çarptı. yavaşça ilerleyip açtım. banyoydu. içeri girip üstümü değiştirdim. banyodan çıkıp dolapların bulundugu odayı inceledim biraz. uzun bi masa dışında ful dolaptı. yavaşça bu odadan da çıkıp aşağı indim. mutfaga girince direk gözüme çarpan geniş baya büyük bi ada olmasıydı. dünkü adamı gördüm. göz göze gelince gözüyle oturmam gerektiğini söyledi. bi kaç adımda oturup masaya kollarımı koydum. tezgahta kestigi domatesleri tabaga koyup masaya yani adaya koyunca karşıma oturdu. "ye" demişti. gözlerindeki koyuluk artmış gibiydi. "şey" diyebilmiştim sadece her an bişey yapacak gibiydi. "adın ne senin" hafif ürkek sesle söyleyince gözlerine baktım. agzına attıgı lokmayı yutunca hafif bi öksürükle bıgazını temizledi. "kaan arslan" kaan arslan kimdi bu kaan arslan
Bölüm 3
3.bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.