Kulağımı kapıya dayayıp dinlemeye başladım.
Emery'nin konuşmasını duyuyordum. Yeni bir öğrenciden bahsediyordu. Başka bir ses ise ,onu kulübe mi alacaksın, tarzında bir şeyler gevelemişti.
Kimden bahsettiklerini anlayamamıştım ama burada toplanmalarının bir nedeni olmalıydı.
Tekrar Emery sözü almıştı ve sınıfta kalanların okuldan mezun olduklarını, kalmayanların ise mezun olamadıklarını ögrendim. Bu da ne demek, nasıl yani ?
İçerden uğultu yükselmeye başladı, en az 20 kişinin olduğundan emindim. Demek oluyor ki her kalan bu kulüpte değil. Seçili kişiler...
İlk iki cümleden sonra dinleyememiştim. Hem sesi alçalmış, hem de benim dikkatim dağılmıştı çünkü annem gelmişti.
"Rose! Ne yapıyorsun burada? Dışarıda beklersen seni daha çabuk görürüm tatlım."
"Anne~ Ne zahmet ettin de geldin? Ben kendim de gidebilirdim öyle değil mi?" annemin geleceğini hesaba katmamıştım.

"Tabi bilmez miyim canım? Gelme sebebim sen değilsin merak etme Rose. Hatta ben dönerim arabamla, sen metroyla arkamdan gelirsin ha, olmaz mı?" dedi sırıtarak.
"Ya of anne~ İyi tamam sağ ol geldiğin için." zoraki bir gülümseme attım. "Neden geldin peki?"
"Jasmin'in doğum günü bugün, hediye vereceğim. Azcık da seni çekiştiririz ha?"dedi her zamanki havasında olan annem.
"Anne, daha hakkımda çekistirilecek zaman geçirmedim okulda. Dedikoduluk malzeme yok yani." dedim ve gülüştük.
O sırada annem tam merdivenlere yönelmişken yanımda durduğum kapı aralandı. Karşımda sarışın, uzun saçlı, orta boylu bir çocuk dikiliyordu.

Sınıfın içine gözümü kaydırdığımda herkesin bize baktığını gördüm.
Annem arkasına dönüp kendine münasır sınıfı görünce "Ah! Burası mı senin sınıfın Rose? Ehmm, mütevazi." dedi alaylı ve kaşlarını buruşturarak.
Yerimde put gibi kesilmiştim çünkü kapıyı dinlediğim ortaya çıkmıştı ve anneme nasıl açıklama yapmam gerektiğini bilmiyordum.
"Şey aslında burası-"
"Müzik sınıfı. Sınıfıydı. Yani artık öyle değil çünkü berbat halde. Ama biz ne yapacağız çocuklar, burayı adam akıllı toplayıp kullanışlı bir sınıf haline getireceğiz. İşte tam da bu yüzden burdayız."dedi Alex yerinden fırlayıp yanıma gelen. Olması gereken en masum sırıtışıyla.

"Oh, akıllı çocuklar sizi. Bayan McLee sizi çok seviyor olmalı değil mi? Gideyim de size verdiği görev için tebrik edeyim."
"Yok yok! Anne, ne gerek var?" dedim aniden önüne atılarak. "Bir şey deme zaten. Biz şey yapıyoruz. Ehm... Süpriz! Aynen, McLee'nin doğum günü için."
"Harika! O zamam sırrınız benimle. Görüşürüz çocuklar." deyip üst kata çıktı.
"Heh, bir bu McLee hastasının partisi kalmıştı!" dedi Jack, sesinden anladığım kadarıyla.
Annemin arkasından bakakaldım çünkü arkamı dönmek hiç istemiyordum.
Yerdeki taş döşemelerin kaç adet olduğunu ezberlerken, Emery yavaşça önümde belirdi. Eliyle yakamı tutup havaya kaldırdı.

"Ne duydun?"
Sert bir ifadesi vardı ve duygusuz yüzü beni extra tedirgin etmeyi başarmıştı.
"Bir şey duymadım. Yeni gelen biri varmış filan. Gerisinde annemle işte..."
Kafası yukarda bana bakıyordu. Otoriter havasıyla ortamdamda yaratılan enerjiden tedirgin olmuştum.
Bir süre o bakışıyla baktıktan sonra kolumdan tutup sınıfa sürüklemeye başladı.
"Bırak, kahretsin. Rica etsen gelirdik değil mi?"
"Emery, abartma istersen. Duymadım dedi işte. Yalan borcu mu var?" dedi Alex.
"İyi bahane çaktın Alex. Ama burayı temizlemek zorunda olacağımızı da hatırlatmak isterim. Ayrıca artık başka mekan bulmalıyız." dedi Emery, Alex'e bakarak.
Beni içerdeki kırık ögretmen masasına oturttu. Bütün sınıf bana kenetlenmişti ve süpheli bakışlardan gerilmeme engel olamıyordum.
"Biliyordum. Bu kız bir anda berbat etti her şeyi. Annesi duymuşsa işimiz biter." dedi sarışın.
"Samuel, çocuklar! Sıkıntı yok, anlayın! Duymamışlar işte, güvenebiliriz."
"Yeni tanıştığın birine göre çok güveniyorsun, Alex. Bu şekilde çok hayatta kalamazsın, benden söylemesi." dedi Samuel.
Burada neler döndüğü hakkında hiç bir fikrim yoktu. Ellerim hırkamdaydı ve neredeyse sırılsıklam olmuştu.
Bu anksiyetiyle de benim çok hayatta kalmam imkansızdı.
"Alex ne oluyor?" Terler içinde ve zor soluyarak kelimeler ağzımdan çıkmıştı.
Alex ağzını açmış konuşacakken Emery sözünü keserek araya daldı.
"Rose sana inanmak istiyorum, duymadığınız konusunda, çünkü başka çarem yok. Ve tabiki de ne olup bittiği ögrenemeyeceksin çünkü kulüpte değilsin-" dedi umursamaz bir tavırla. Ters psikoloji yapman işe yarayacak mı sanıyorsun?
"Kulübe girmek istiyorum" dedim. Evet taktiği işe yaramıştı.
Gözleri fal taşı gibi açılan Alex, endişeli gözlerle bana bakıyordu. Emery ise zevk aldığını belirten bir gülüşünü atıyordu.

