"Ne gerçekleri?" dedi Suzyanna.
"Ben gerçekleri ögrensem bile sınıfta asla kalmam." dedi James.
Emery yavaşca gözlerini benden alarak sınıfın geneline baktı.
"Gerçek şu ki, okuldan mezun olabilen ögencilerin gittiği yer kıyam-"
"Hey, hey, hey!! Saçlama yavrum. Şakanın sırası değil haha!" dedi Jack sözünü keserek. Emery'yi belinden çekip sıraya oturtmuştu.
Emery, Jack'e bakarak "Ne var?!" gibisinden bir yüz ifadesi yaptı. Jack ise "Sadece kulübun bilmesi lazım, sen de biliyorsun. Neden birden gaza geldin? Herkesi tehlikeye atmak mı istiyorsun? Ayrıca hele McLee öğrenirse..! " dedi. Bizim sıranın çapraz arkasında oldukları için gayet rahat duyabilmiştim onları. Emery, Alex'in bana dememekte ısrarcı olduğu şeyi diyecekti ama Jack durdurmuştu.
"Ne o? Gerilim, atraksiyon seven Aç Ayı'ya ne oldu? Okulun geleceği burdaki herkesten daha önemli. Hem aptal McLee inanmaz zaten." dedi Emery.
"Çok farklı düşünüyorsun Em. Ne oldu sana? Kafanı bir yere mi vurdun? Böyle yapmazdın"
"Her neyse boşver. Çıkışta toplanalım, bir fikrim var."
Jack onaylar hareket yapıp önüne döndü. O sırada McLee tahtaya çıkmış sınıfı susturmayı başarmıştı.
"İşte sevgili yeni ögrenciler. Bazı sınıfta kalanlar ise hep aynı arkadaşlardan ve okuldan sıkıldıkları için yeni gelenleri hanedanlıklarına girmeleri için zorlarlar. Tabi onlar da haklı. Ben olsam ben de sıkılırdım monotonluktan."
"Ayrıca en sevdiğim öğrencilerim (!), yeni gelenlere yemehane sırasında öncelik tanıyın lütfen." dedi arka kısma bakarak o alaycı gülümsesiyle ve ekledi
"Afiyet olsun çocuklar. Yemekleri sevmeyi unutmayın, çünkü baya bir süre onları yiyeceksiniz." ve dışarı çıktı.

"Çok tatlı bir dersti bayıldım (!)" dedi Alex ve zil çaldı.
McLee dışarı çıkar çıkmaz Emery tahtaya geçti ve konuşmaya başladı.
"Yerli halkım, Slyvia olmadığından sizi çıkışta ben toplamak istiyorum. Bizim mekanda. Ayrıca takip edilmediğinizden emin olun."

Son cümlesini bana bakarak söylemişti. Cidden ondan çekeceğim vardı. Kesinlikle benden bir şey bekliyordu. Ama ne ?
Öğlenleyin geldiğimizden sadece 4 ders yapacaktık. Alex her zamanki neşeli haliyle:
"Hadi, hadi kalk. Yemekhaneye gidelim. Ben de babamın en sevdiği yemeği getirdim. Sevmessen McLee'yi öperim. Bu kadar da iddialıyım."
"Haha. Beğeneceğime eminim."
Yemekhaneye inmiş, yemeklerimizi yemiştik. Alex'in bana yedirdiği şey ise Lahmacunmuş. Çıtır hamura kıyma koyulan ve salatayla yenen bir Türk yemeği. Evet gerçekten de dediği kadar varmışmış. Arada getireceğine dair söz verdirttim.

Geçen 3 ders olaysız geçmişti. Okula yeni gelen öğretmenler girmişti bize. O yüzden her ögrenci kendini tanıtmış ve o sınıfta kalma konuları hiç açılmamıştı.
"Sen kapıyı aç, ben adamları getireceğim." dedi Jack, Emery'ye.
Çantalarımızı takıyorduk. İlk gün sona ermişti.
"Rose, eve birlikte yürümek ister misin? Yürümek sıkıntı olmaz değil mi?"
Sıkıntı olurdu tabi ama bol bol su içersem sıkıntı olacağını düşünmüyordum.
"Tabi, sıkıntı olmaz.Treni kaçırmam gerekecek ama olsun."
Alex, şirin bir gülümseme atıp kapıya doğru yöneldi. Tam çıkarken önümüzde aniden beliren Jack'ten ödüm kopmuştu.
"Alex, herkes çıktı sen nerdesin? Gelsene oğlum, toplantı zamanı."
"Bugün gelmeyeceğim kanka. Siz halledin bana yarın anlatırsınız."
"Mekanda konuşulanların sadece orada kalacağını gayet iyi biliyorsun Alex. Hadi."
"Peki... Çok uzun sürmez Rose, bekle istersen."
"Tabi beklerim."
Kapının kenarından kafamı uzatarak nereye kadar gittiklerini izledim. Koridorun başına gitmiş, hatta merdivenlere yönelmişlerdi.
Tamam, yapacak olacağım şey için belki pişman olacağım ama aklımdaki soruları ögrenmek için bunu yapmam gerektiğini düşünüyordum.
Parmak ucumda hızlıca giderek merdivenlere ulaştım. Alt kata baktığımda Alex'in kahve saçlarını görmüştüm.
Zemin kata inmişlerdi. Çıkış kapısının olduğu duvarda, hemen yanında eski püskü, keçeli kalem karalamaları, tahta çizikleriyle dolu bir kapıya doğru ilerliyorlardı.
En yakın kolonun arkasına geçtim. Jack, kapıyı bir kaç kere tıkladı ama açan olmamıştı. Alex'in şunu dediğini duydum.
"Abi, öyle değildi. 3, 2, 1, 5 olacak."
Sayıları tekrarlayarak kapıya tıklattı. Bu sefer kapı açılmıştı.
Kapıyı kapattıklarında, kulağımı kapıya dayamak için yaklaştım.


