İçeriğe geç

Şimdilik sadece bir peri masalı

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Şimdilik sadece bir peri masalı

Bölüm 1

Derinlerden gelen ses

Ağlamaktan kızaran gözlerimi yavaşça araladim ve gerçercekliğe döndüm. Ellerimin üstü kankan görülmeyecek hâle gelmiş, kollarındaki morluklar ağrısını belli etmeye başlamıştı. Elimi dudaklarıma götürüp hafif baskı uyguladım. Acımıştı. Hâlâ yatağımda yan dönmüş bacaklarımı kendime çekmiş öylece bekliyordum. Neyi mi ? Bilmem. Dün geceden sonra düşüncelerimde bir sorun vardı. Ne yapmak istediğimi ve ya ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Yavaşça doğrulmaya çalıştım. Kolumdan destek alarak oturdum ama bu midemin bulunmasına neden olmuştu. Ayağa kalkmayı denedim fakat belimdeki ağrı buna engel oluyordu. Zor bela ayağa kalkıp bir kaç adım ötedeki masamın üzerinde duran telefonumu elime aldım. Gözlerim bir başka görmeye başladı. Yazıları ayırt edemiyordum. WhatsApp uygulamasına girip profil resmi olarak yesil arka planlı olan konuşmaya tıkladım. Yazıları okuyamasamda en azından resimleri ayırt edebilmiştim. Arama yerine tıklayıp bekledim. Telefon açılınca konuşmaya çalıştım fakat ses tellerimdeki acı sadece ufak bir çığlık atmama neden oldu. "Ji Ha noldu! İyi misin!?" Dedi telefondaki ses Bir dakika ben kimi aramıştım? Gözlerim git gide kararmaya başlarken ayaklarımın bağı çözüldü ve dizlerimin üzerinde ardından sağ kolumun üstüne doğru yere düştüm. Elimde duran telefonda sağ elimle birlikte yere düşüp sürüklendi. Başım ağrısı son bulduğunda bilincim kapanmıştı.                                          🦊🦊 Gözlerim hafif aralanırken hareket ettiğimi hissettim. Kısık gözlerimle etrafa bakinirken bir sedyeden olduğumu fark ettim. Başımda Kira'yı gördüm. Gözleri yasliydi yanakları ve burnu kızarmıştı. Gözlerimi açmaya zorladım kendimi ama başaramıyordum. Bir şey buna engel oluyor gibiydi. Kira hafif açık olan gözlerimi görünce yanındaki kisiyi dürtüp bireyler söyledi. Fakat ben onları duyamıyordum normalde uzağımda değil aksine basucumdalardı. Yanındaki kişi bana baktı o sirada gözlerimi rahatsız eden bir ışıkla karşılaştım. Işık gelip gidiyordu. Bir yere götürülüyordum. Hastanenin ışıkları olmalıydı. Beynim yavaş yavaş kendine gelmeye başlarken bir odaya girdik. Beyaz önlük giyen bir adam gelip elindeki ışıkla gözlerime baktı. Doktordu bu adamı tanıyor olmalıyım. Dane. Gözlerimi artık rahatlıkla açıyor birkaç kelimeyi zar zor anlayabiliyordum. "Dane sen misin" dedim kısık çıkan sesimle. Güldü ve kafa salladı. "Benim, güzelim iyi olacaksın merak etme. Tamam mı? " Dedi ve saçlarımı kısa süre okşadı. Bende sadece kafa sallamakla yetindim. "Ji Ha kafana darbe aldın mı " dedi doktorculuk oynamaya başlamıştık . Elimi kafama götürüp dünü hatırlamaya çalıştım "hatırlamıyorum " dedim sadece baktı. Bir kaç tahlil oldum sıkıcı birçok kontrolden geçtim. En sonu da bitmişti zaman ve diğer tüm kavramlar yerine oturmuştu. Dünkü herseyi hatırlıyordum 'Yeter artık! Bıktım ! Neden hâlâ bu evdesin ki gitsene artık!' Annemin sözleri kulaklarımda yankilaniyordu.Ben ona ne yapmıştım. Doğru annemle aram genelde iyi değildir ama bu hale gelmeyi bende beklemiyordum. Karnım acıktığım için kantine gelmiştim . Kendime tost söyledim gelincede hızla yedim. Yerken dünü düşünmüştüm kavganın başlangıcını sonrada üzerime baktım. Piyano sesi  nasıl böyle bir hasara neden olabilirdi. Sadece piyanonun sesini biraz yüksek tutmuştum. Yanıma gelip bana bağırmaya baslayinca kavga büyüdü. Çok saçma değil mi? Çok, çok hemde Biraz daha kantinde bekleyip sonra yukarıya odama çıktım. İçeri girince Kirayı yatakta oturmuş telefonda biriyle konuşurken buldum. Kira beni görünce telefonu kapayıp yanıma geldi. "Ji Ha sen neredeydin ya merak ettim. Telefonunu da almamışsın yanına"gülüp yanından geçerek yatağa uzandım."Özür dilerim " dedim. Kira yanıma gelip bacaklarımın yanına oturdu "ji ha neler olduğunu anlatır mısın?" Dedi sesini kısarak. Kafamı iki yana salladım."şuan degil" hazır değildim göz yaşlarına boğulmak istemiyordum. Bir çok hasarla hastaneden çıktım Dane bana çok yardım etmişti . Kira'nin evinde kalacaktım toparlanana kadar. Kıra'nın evine gelip zor bela koltuğa uzandım. Bacaklarımdaki yaralar ağrısını fazlasıyla belli ederken ayağa bile kalkamayacak kadar yorgundum. Kira yanıma gelip bana su uzattı teşekkür edip bardağı elime aldım. Ağır ağır sudan  yudumlarken  bi uğultu duydum. Biri benimle konuşuyor gibiydi ama sesi boğuk çıkıyordu. Ne dediğini anlayamıyordum. Kafamı kaldırıp kiraya baktım. "Bir şey mi dedin" dedim kafasını iki yana salladı. "Ben yanlış duydum herhalde" deyip bardaktaki son yudumuda içtim. Elimdekini masaya koyarken yine aynı uğultu konuştu. "Orman, ağaç,balkon, toprak..." Kelimeler sürekli tekrarlanıyordu. Orman, ağaç ,balkon, toprak... Bu ses de ne. Kafama darbe de almamıştım oysaki. Korkuyla etrafa bakındım. Kira bu durumumu farketmiş olacak ki eliyle kolumu tutup iyi olup olmadığımı kontrol etti. Kelimeler tekrarlanmaya devam ederken sanki artık daha yakınından geliyor gibiydi. "Kira ses duymuyormusun gerçekten" kafasını telaşla iki yana salladı "Ji Ha , noluyor" Ayağa kalmak için hamle yaptığımda Kira bunu engelledi "Ji Ha napiyorsun otursana noluyo " bakışlarımı kiraya çevirdim. "Bir ses duyuyorum bana bir şeyler söylüyor" Kira kaşlarını kaldırıp kafasını sağa sola çevirerek etrafa baktı "kimse yok burada Ji Ha . Sana kimse seslenmiyor"dedi. "BALKON ! ,TOPRAK ! ,ORMAN ! ,AĞAÇ !" Ellerimi korkuyla kulaklarıma kapattım ses sanki dibimdeymis gibiydi. Sesindeki sinir belki korku kendini belli ederken fısıldamasina rağmen ses yüksek sesle geliyordu kulağıma. "Kira bir ses var ama bana seslenmiyor bazı kelimeleri tekrarlıyor " Kira iyice endiselenmis olacaktı yüzümü elleri arasına aldı "güzelim burada bizden başka kimse yok"Kulağımdaki uğultu konuştu "Balkona çıkın" Kıra'nın elini tutup ayağı kalktım. "Balkona çıkmamızı söylüyor"  kira'da ayağı kalkıp kolumdan tutarak yürümeyi sağladı. Evdeki tek balkon mutfaktaydı. Mutfağa doğru ilerleyip balkon kapısının önünde bekleyip dışarıya baktım. Kimse yoktu. Uğultu devam etti "dışarı çık" sesi burazcik netlesmisti. Kiraya döndüm "dışarı çıkmanızı söylüyor " Kira kafa sallayıp kapının kolunu aşağıya indirdi ve kapi rüzgar sayesinde açıldı. İlk adımı Kira attı ardından ben "Saksıdaki Garneti al" aynı sesi Kira'da duymuş alacak ki benden önce Kira saksıya yaklaştı.  Ev bahçeliye bu yüzden balkon aslında direkt bahçeye açılıyordu yerdeki saksılara eğilip ikimizde içindeki topragi karıştırmaya başladık.  Elime bir sertlik çarpınca onu tutup topraktan kurtardım. Bu bir doğal taştı köyü kırmızı tonlarında üzerinde kriter gibi desenleri vardı. Kira elimdekine bakınca gülümsedi. Aynı uğultu konuşmaya devam etti "Ormana yaklaş. Sesimin netliğini takip et" dedi. Ayağa kalkıp ormana doğru yürümeye başladık o ise bize anlamsız mırıltılar çıkarıyordu. Evden çok uzaklasmamıstık Orman evin karşısındaydı. Sesin sağ tarafta daha net olduğu fark edince o yöne doğru ilerledik. Ormanın içindeydik ama evi hâlâ görebiliyorduk. Tam o sırada mırıltılar netleşti olduğumuz yerde durduk ve konuşmasını bekledik "Ağaçlar,  onlara bakın farklı olan ağacı bulun" Etrafa bakinip dediği ağacı aramaya başladık. Bir ağaç vardı sol çarprazımızda. Yaprakları tamamen dökülmüş uzaktan kuru gibi görünsede aslında ay ışığında üzerindeki yaşlar parlıyordu. O ağaca doğru ilerledik. Kira benim elimi sıkıca tutuyor etrafa bakınıp duruyordu. Ben ise bu sesin sahibine bulmak istiyordum. Ağaca yaklaştıkça ağacın üzerindeki yaşlar dahada parlamaya başladı. Sağ elimi ağaca doğru uzatıp ağacın yüzeyine dokundum. Islak değildi o zaman nasıl parlıyordu.  Kafamı kiraya cevirip gözlerinin içine baktım.  Yüzünde anlamsız bir ifade vardı. "Garneti ağaca ver" Ağaca mı ver. Elimdeki doğal taşı ağaca yaklaştırır yaklaştırmaz ağaç gövdesindeki yarıklari araladı.  Bu nasıl mümkün olabilir . En son ortası boşluk olunca elimdeki doğal taşı ağacın içerisine bıraktım. Ağaç kendini tekrardan kapattığında bir adım geriye cakildim. Ağacın yariklari arasından mavi renkte bir ışık kendini belli etmeye başladı. Kira elimi daha sıkı tutup bana yaklaştı. "Teşekkür ederim leydilerim..." Dedi uğultu. "Arkana dön!" Diye emretti ses. Yavaş adımlarla arkaya döndüğümüzde tüyleri ciddi anlamda parlayan etrafında mavi ışık saçılan bir tilki gördük normal tilkiler kıyasla daha büyüktü. Tilki kafasını eğerek bizi selamladı "Ben TİLKİ  memnun oldum " dedi. Bir dakika ne tilki konuştu ağzını oynatarak hemde "Se- Sen nasıl" dedi Kira tilki doğrulup yanımıza yaklaştı bizde yere eğilip tilkiyle aynı boya geldik. "Ben bir koruyucuyum. Ji ha senin koruyucunum." Kira bana şaşkın gözlerle baktı "Ne. Nasil bir koruyucu " dedim hızla "Olayları şuan anlatamam. Seni almaya gelecekler. Ben senden onlardan önce davranmak istedim sadece." Dedi Beni almaya gelecekler kim. Kim gelecek beni almaya neden gelecek... Zihnindeki soruları susturup devam ettim. "Neden" dedim bir adım daha yaklaştı. "vakti gelince öğreneceksin merak etme." Dedi ve arkasını dönüp karanlık ormanda ilerlemeye başladı. "TİLKİ  dur!" Dedim ayağa kalkarak daha bir çok sorum vardı.  Durmadı ve yoluna devam edip gözden kayboldu. Hala olanların gerçekliğini sorgularken gözlerimi kapatıp açtım fakat ormanda değil evde koltukta oturuyordum. Kirada karşımda aynı daha deminki pozisyondaydik. Kira da etrafa bakıp gözlerini büyüttü "Biz buraya nasıl geldik!" Dedi çığlık atarak. O tilki normal değildi. Hiçbir açıdan normal değildi. "Kira sakın ol " dedim ama o ellerimi yüzüne koymuş derin derin düşünüyordu. O kadar korkmuştum ki ikimizinde sık ve derin nefesleri bomboş evde yankı yapıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.