Patlamadan 8 ay önce...
Thomas, kabanının üzerinden tabancasının kabarıklığını kontrol ederek belli olmadığından emin oldu. Tabancası, tıpkı .22 kalibrelik yarı otomatik bir Ruger Standart gibi görünse de, bu benzerlik sadece edindiği 3 boyutlu yazıcısında kullanmış olduğu modellemeye dayanıyordu. Silahı üretmenin en zor tarafı malzemeleri edinmek ve edinirken dikkat çekmemek için rastgele aralıklarla doldurduğu formlar ve yazıcıdan çıkan parçaları montajlamaktı. Çok büyük bir ateş gücü taşımamasına rağmen, tabancasını seviyordu. Yürürken belinde ara ara hissettiği sertlik, daha önce tabancasını hiç kullanmamış olsa bile, güven vericiydi.
Sığınak'ın sarımtırak turuncu ışıkları mat metali ve peyzaj çalışmaları için sağlı sollu yerleştirilmiş yapay bitkileri aydınlatıyordu. Şehir, dikkatli bir şekilde planlansa bile yapay ışıklar ve sahte bitkilerle, canlı ve büyük bir şehrin cılız, acınası, soğuk bir kopyası olduğu hissini yaratıyordu. Soğukluk, havanın derecesinden kaynaklanmıyordu. Ne de olsa hava ısısı 24 saat boyunca termo sistemi tarafından, insanlar için optimal sıcaklıkta sabitlenmişti. Hayır, bu soğukluk şehrin sahte ruhundan yansıyor, Thomas'ın retinalarına işliyordu. Şehrin idari kısmında, devlet dairelerinin yan yana sıralandığı bu ufak alanda, belki de bu his daha da artıyordu.
Saat, eğer yeraltında hala saatin bir önemi kaldıysa, 14.30'u gösteriyordu. Meslek ve Uğraş Departmanı'nın önü haftanın çoğu günü olduğu gibi bugün de boştu. İnsanlar, temel ihtiyaçları için çalışmaları gerekmezse son derece tembel varlıklar haline gelebiliyordu.
Şehre biraz bile olsa renk katmak için ayarlandığı belli olan dikkat çekici holoreklamların içinden geçen Thomas, kendi kendine mırıldandı: "Güzel görünmeye çalışırken makyajı fazla abartmış bir hayat kadını gibi..."
Thomas Winston Sharp, 180 cm boyunda atletik bir adamdı. Yüz çizgisi, yeraltında sahip olması sadece genetik ile açıklanabilecek esmer tenli yanaklarının iki yanından aşağı sert bir şekilde inip, dokunsan batacak gibi sivri görünen bir çene ucunda birleşiyordu. Bu dikkat çeken detaya rağmen, bütüne bakıldığında çirkin bir adam sayılmazdı. Doğru ışık altında çekici bile sayılabilirdi.
İdari bölgenin ciddi atmosferiyle uyumlu olan aşırı resmi yüzü, herhangi bir samimiyet alametini uzakta tutmaya çalışıyor gibiydi. İhtiyacı olmamasına rağmen, şehirdeki rengarenk holografik görüntüleri adeta protesto etmek ister gibi taktığı fötr şapkası, siyah kravatı ve siyah ceketi ile tezat oluşturmayacak şekilde siyahtı. 40'lı yıllarda çekilen bir dönem filminde oynasa sırıtmazdı. Yürüyüşünde belli bir amaç olduğu hissiyatı oluşturacak bir ritim vardı. Departmanın otomatik kapıları hızlı bir sürtünme sesi çıkararak açılmasına izin verdi.
Karşılama robotu, Thomas'ın tedirgin edici bulduğu, neşeli bir insan sesini taklit eden robotik sesiyle onu karşıladı: "Hoş geldiniz! Sıranız sıfır, sıfır, bir."
Thomas, üzerinde kırmızı renkli bir hologramla 001 rakamları yazan gişeye doğru yöneldi. Masanın arkasında duran yarık dudaklı ve kedi bıyıklı kadın onu robotun sesinden çok da farklı olmayan bir tonla karşıladı: "Hoş geldiniz Bay Sharp."
Thomas, adını hatırlamadığı çalışanın ismini hatırlamasına tepki göstermedi: "Meslek beyanı için gelmiştim."
"Tabii ki," dedi kadın. "Bu sefer ki tercihiniz nedir?"
"Özel dedektiflik," dedi Thomas, bir şeyleri belirtmekten ziyade buyurur izlenimi uyandıran ifadesiz tavrını değiştirmeden.
Kadının yüzündeki zoraki kibarlık, bir anlığına da olsa, onun yerine geçen bir şaşkınlık ifadesiyle bozuldu: "Özel dedektiflik? Neredeyse soru sorar bir tonla tekrarlamaktan kendini alamamıştı. "Bir bakmam gerekecek. Reboot'tan beri bir özel dedektifimiz olmadı, halen bir kayıt açabiliyor muyum görmem lazım."
"Beklerim," dedi Thomas, tüm mimiklere savaş açmışçasına...
Kadın yarım dakikayı biraz aşan bir süre boyunca önündeki holografik paneli kaydırdı. En sonunda sessizlik, kadının tekrar toparlanan diplomatik sesiyle bölündü: "Evet, gerçekten de özel dedektif olabilmeniz mümkün. Mesleki gereksinimleri de önceki iş tecrübeleriniz karşılıyor. Gerekli belgeler 3 gün 12 saat sonra İris ile teslim edilecektir. Başka bir isteğiniz var mı Bay Sharp?"
"Hayır, teşekkürler."
Thomas geldiği gibi kararlı adımlarla departmanı terk etti. Çıktığı anda diğer gişede duran ve yıllardır güneş görmemesine rağmen güneş gözlüğü takan, yeşil mohawklı adam, kadının yanına yaklaştı: "Özel dedektiflik mi? Ne düşünüyor bu adam böyle?"
"Bilmem, pax subterra döneminde bir özel dedektif ne işe yarayacak ki?" dedi kadın onaylar bir şekilde.
Yüzünde oyunbaz bir gülümseme ile yanıtladı adam: "Belki birbirini aldatan eşleri gözetlemek istemiştir canı. Okuduğum kitapta dedektifler böyle işler de yapıyordu."
Kadın ilginç bir şey söyleyecek gibi adama doğru eğildi: "Tek ilginç olan bu da değil, o bir sürüklenen."
"Sürüklenenler ya en sonunda bir iş buldu ya da sedanter oldu diye biliyordum," dedi adam şaşkınlıkla.
"Kalmadı zaten. Bay Thomas sürüklenenlerin sonuncusu."
Adamın ilgisi gözle görülür şekilde arttı: "Daha önce ne işler yapmış?"
"Telekomünikasyon Teknik personeli, kolluk kuvveti, Ulaştırma alt yapı hizmetlerinde teknik personel, laborant, denetim memuru, gardiyan, müze küratörü, adli katiplik."
Adamın kafası gerçekten de karıştığını belli eden bir ton ile konuştu: "Belki bu sefer kendisi için doğru olanı bulmuştur."
"Belki de," dedi kadın ama nedense buna inanası gelmiyordu. "Acaba bu kez ne kadar dayanacaksınız Bay Sharp?" diye geçirdi içinden.
Metal zemini aynı ritmik adımlar ile arşınlayarak uzaklaşırken Thomas'ın aklında ise tek bir düşünce vardı: "Başlıyoruz..."
