İçeriğe geç

ŞİDDET

Bölüm 4 · 3 dk okuma

ŞİDDET

Bölüm 4

Satılık mal…

Babam koltuğun üzerine oturmuştu ve geç kaldığım için bana yine vuracağını sanmıştım. Başımı yerden kaldırmıyordum. Ve beni duymama ihtimaline -%0- karşı sessizce odama doğru giderken arkamdaki kalın ses “Sera!” dedi. Ürkmüştüm. “Efendim baba” dedim başımı yerden kaldırmayarak “Buraya gel!” sesi oldukça sakindi. İçerisi sessizdi. Sessizliği severdim. Ama bu seferki gerçekten ürkütücüydü. ”Otur karşıma” bir şey demedim ve dediği gibi oturdum. Konuşmaya başladı… Duyduklarımdan sonra başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Bu olamazdı değil mi? B-bunu bana yapamazdı. Daha 18 ime girmeden beni evlendiremezdi. Bir anda tüm evi sarsacak şekilde “NE?!” diye bağırdım. BANA BAĞIRMA!?” “NASIL BAĞIRMAMAMI BEKLİYORSUN?!” “KES SESİNİ VE ODANA GEÇ YAKINDA OKULLAR TATİL OLACAK BU ÖNÜMÜZDEKİ İKİ HAFTA EVDEN ÇIKMAZSIN.” “N-“ yüzüme vurulan sert tokatla kendime geldim. Bu sert darbeyle kendimi yerde buldum. Önüme baktığımda babam üstüme çömelmiş saçlarımdan tutuyordu. Kafamı hareket ettirmeye çalıştıkça daha çok çekiyordu. Bu sene 17 yaşına girdin ve 18 ine girmene 5 aydan az kaldı. Sonunda bir işe yaradın da elime para geçti. Ne diyordu bu adam? “NEDEN BAHSEDİYORSUN SEN?” “Diyorum ki sen ve bu güzel bedenin bana para kazandıracak, kumar borçlarıma karşı seni veriyorum dua et seni hasarsız istediler 18ine girdikten 1 hafta sonra evlendireceğim seni. Şimdi toparla şu eşyalarını defol kaybol gözümün önünden.”. Başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Ben, ben bir adamın borçları uğruna satılan bir maldım. Nasıl olabilirdi bu? Bu evden acilen kaçmalıydım. Ağlayarak toparlanıp odama çıkacaktım ki babam “ He bu arada…” dedi. Sertçe döndüm ve “Ne var!” sırıtıyordu hem de hiç olmadığı kadar iğrenç bir şekilde. “ Bir ay sonra eve gelecekler sana seçtiğim kıyafetleri giyeceksin. Şimdi gidebilirsin” Sert bir çığlık atıp odamın kapısını sert bir şekilde çarptım. Kapının arkasına çökmüş ağlıyordum. Bu evden def olup gitmeliydim…

Çantama, montumun cebine her yere baktım ama telefonum yoktu. Salonda yere düşerken onun da düşmüş olabileceği geldi aklıma. Saçlarımı yukardan sıkıca topladım, elimi yüzümü yıkayıp salona indim. Babam elinde borçlardan eksiltilmiş olan paralarını sayıyordu. Bir kere daha iğrendim o an o adamdan. Her yere baktım ama telefonum yoktu. Neredeydi şu lağnet telefon? Babam bir anda elindeki telefonumu gösterip “Bunu mu arıyorsun kızım?” dedi yandan sırıtırken “Bana kızım deme” dedim tiksinmiş bir sesle. Parmaklarının arasındaki telefonu tam alacaktım ki “Obaa” “Ne yapıyorsun canım kızım bu telefonu artık yok bil dedi ve telefonu yere attı. Koşarak uzandım tam almıştım elime ayakkabısıyla telefon ile elimi birden ezdi. “AAAĞH” Elimi hemen geri çektim. Babam da telefonu tamamen kullanılmaz hale getirdiğine emin olunca “Aaaa gördün mü? Görünmez kaza işte ne dersin?” dedi sırıtarak. Sonra sırıtarak ”Artık her gün altında seni !nletecek kocan alır sana yenisini” Geri çekildim ve ona sert bir tokat attım “Aaaa gördün mü? Görünmez kaza iste ne dersin ?” dedim. Hala arsız gibi sırıtıyordu. Bu hoşuna gitmiş olmalıydı. Odama giderken” Bir taşla iki kuş” diyerek en gürültülü kahkahası ile evi inletti. Odama gittim ve ne yapmam gerektiğini düşündüm. Aklıma İrem ve Su geldi. Ama evlerini bilmiyordum. Banyoya gittim, ılık bir duş aldım. Ne yapmalıydım? Bir anda aklıma bir fikir geldi. Evett bunu yapabilirdim!

Banyodan çıkıp kıyafetlerimi giyindim. Gece herhangi bir olay olma durumuna karşı anahtarımı aldım. Kapıya sokmaya çalıştım ama olmuyordu. Ne olmuştu bu kapı- Hayır, hayır, hayır, hayır lütfen kapımın anahtarını değiştirmiş olmasın! Delikten bakmıştım ve görüş alanım daralmıştı. Bu adamın bu kadar akıllı olacağını düşünmemiştim. Bana beni satana kadar zarar vermeyeceğini söylemişti. Bu söylediğine dayanarak kapımı kilitlememiştim. Yorucu bir gündü yatağıma yattığım gibi uyuya kaldım.

Bölüm sonu

2 yorum