“NE YAPIYORSUN SEN?! ANNEN SANA BİR KIZIN ODASINA İZİNSİZ GİRİLMEYECEĞİNİ SÖYLEDİ Mİ HİÇ?!” arkadan belime sarılmıştı. Bir anda bağırınca elini oldukça yavaş bir biçimde duraksaya duraksaya çekti. Tam arkamı dönüp ona tokat atacaktım ki ağladığını fark ettim.” Üzgünüm. Benim annem ben doğarken ölmüş…” bunu söylerken oldukça çok zorlanmıştı ve söyledikten sonra daha çok ağlamaya başlamıştı. İlk defa bir erkeği ağlarken görüyordum. Ne yapmalıyım bilmiyordum. Bir anda anlık bir refleks ile ona sarıldım. Anneyi kaybetmek ne demek bilirdim. Ama asla omu anlayamazdım. Çünkü onun başından beridir bir annesi yoktu. Ellerimi kaslı vücuduna sardım ve ben de ağlamaya başladım.” Özür dilerim” ne kadar çok dedim hatırlamıyorum ama ona sarıldığım süre boyunca defalarca özür dilemiştim. Biliyordum özür dileyince hiçbir şey olmayacaktı. Ama en azından kendimi daha iyi hissedeceğimi düşündüm. Benden çok da onun.
Uzun dakikaların sonunda birbirimizi bıraktık. Ben bir işe yaramayacağını bile bile özür dilemeye devam ettim. “Sorun değil” diyebildi sadece ben ise hala sayıklıyordum “Sera sorun değil” sonra tekrar sarıldı ve önemli değil. Gerçekten alıştım buna inan bana senlik bir durum yok özür dileme ne olur sen özür diledikçe kendimi daha da kötü hissediyorum yapma ne olur” Ağlamayı durdurdum ve yüzüne baktım. Bana gerçekten de içten ve sıcak bir şekilde gülümsedi. Ben de ona… Elimizi yüzümüzü yıkadık ve aşağı indik.
Babalarımız bizi bekliyormuş gibi “ Heh geldi bizim çift de” dediler oturduk yüzüklerimizi taktılar çok hızlı olmuştu inanamıyordum. Takınca ağlamamak için kendimi zor da olsa tutabilmiştim. İyi dinlenmem gerektiğini ve iki gün sonra düğün olacağını söylediler. Yüzükten sonraki ikinci şok olmuştu. Neden bu kadar erken? Sorumu kendime sakladım. Kayın babam bu iki günde onların evinde olacağımı söylemişti. En azından bu adamla aynı evde durmaktansa o eve gitmeyi tercih ederdim. Arabaya bindiğimizde yüzüme bile bakmamıştı. Yüzünde bir sırıtış ile telefona bakıyordu. “ İsmin ne?” bu soru biraz ani olmuştu. O da ilk şaşırdı parmağıyla kendini işaret ederek “ Ben mi?” dedi olumlu anlamda başımı salladım “Babanın söylemiş olması gerekiyordu” dedi. “Babama sormadım” “Anladım.” Demekle yetindi. “Eee” tekrar kafasını telefondan kaldırdı “Ne ee?” kızmıştım “İsmini söylemeyecek misin?” “A tabi ya ben Onur” gülümsedim ve o tekrar başını telefona eğdi “Sevgilinle mi konuşuyorsun?” sorarken yüzüm düştü istemeden de olsa, ilk baktı “Sakıncası mı var?” “Sen ne kadar iğrenç bir adamsın hayatında birisi varken başka bir kadına dokunursun?” sadece başını sallamakla yetindi. ”Beni biliyor mu?” “Yeter be sen kimsin seni bilecek kes konuşmayı” şok olmuştum. “Farkında mısın bilmiyorum ama ben üç gün sonra babamın zoru ile zorla tacizci ve aynanda birden çok kadınla konuşan bir adamla evleneceğim!” “Ben sana bayılıyorum zaten şu iş hallolsun git kimin altına giriyorsan gir!” Araba büyüktü. Ayağı kalktım dengemi kurmak için iki bacağımın araladım ve ona tam tokat atacakken araba sarsıldı üstüne düştüm. Ona baktığımda sırıtıyordu. Belimden tuttu ve beni kendine bastırdı. “Konu açılmışken senle geceler var ya off” dedi kendinden geçercesine gitmeye çalışıyordum ama sıkı tutuyordu kulağına dişlerimi sıkarak “Bırak beni.” Dedim. “Böyle iyi” dedi ve daha çok bastırdı. Hafif geri çekilebildim ve tam bir şey diyecekken dudaklarıma yapıştı. Geri çekilmek için hamle yaptım ama beni hala sıkıca tutuyor ve dudağımı ısırıyordu. Çok canımı yakıyordu. Saniyeler dakikaları buldu ama bu adam beni bırakmayı akıl edemedi. Dudaklarım kanamaya başlamıştı. Canım yanıyordu ve inlemeye başladım. Anlamış olacak ki geri çekildi. Dudaklarımdan kan akıyordu ve sırıttı kendine yaklaştı ve dudağımı sertçe yaladı. Daha çok bastırdı kendine ve “Tek bir kelime daha edersen beter ederim” dedi “Tabi benim de işime gelir” gitmeye çalışıyordum ama sıkıca tutmuştu beni. En son araba durdu o zaman bırakırken “Merak etme senden sonra sevdiğim de sevgilim de olmayacak karıcım tabii istersen oyuncağım da olabilirsin” Göz kırptı ve yanına oturttu. Dudağımdan akan kanı durdurabilmiştim. Arabanın kapısı açılınca belime kolunu atıp kendine çekti ve inince karşımızda duran koca villanın önünde durmuştuk. Şaşkınca bir Onur’a bir villaya bakıyordum. Yüzüme baktı “Beğenmediysen değiştirebiliriz güzelim” “ H-h-hayır” diyebildim sadece.

