İçeriğe geç

Şeytanını Nasıl Eğitirsin? |taekook|

Bölüm 21 · 8 dk okuma

Şeytanını Nasıl Eğitirsin? |taekook|

Bölüm 21

tatlı, mor tuta(m)lar

Selamlarrrr ben geldiiim UYARI: KÜÇÜKLERİ SAHNEDEN ALALIM ALEEEEEEEEEERT🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨🚨 yorumsuz okuyani bulurum evini bombalarım🫵 iyi okumalar😌 ••• jungkook's pov Sözlerimi kesen etmen, Taehyung'un bir elini belime diğerini bacağıma götürerek bedenimi döndürmesi ve fayansa yaslarken sert bir şekilde dudaklarıma yapışmasıydı. Dudaklarımı şeker gibi emerken, o saniyelerde bu duştan sağlam bir şekilde çıkamayacağımızı ikimiz de biliyorduk. Galiba babamın cezalarının en güzeli, hor gördüğüm bir insana dönüşsem bile, Taehyung ile tanışmam olmuştu. Ve ben insan olduğumu onunla hissediyordum. Her ne kadar kabullenemesem de 800 yıllık olan bedenim ilk defa bu denli cayır cayırdı. Bir şeytan olarak sürdüğüm hayatım boyunca hep birilerini yaksam da, ilk defa yanıyordum. Dudakları, dudaklarımdaydı. Kollarım boynunda, bacaklarım belindeydi. Kasıkları kasıklarımı eziyor, sert baskısını adeta girişimde hissediyordum. Sanki yıllar boyu bunu beklemiş gibi öylesine sert bir şekilde çekiştiriyordu ki dudaklarımı, ağzıma gelen metalik tat da çabası olmuştu. İki dudağıyla alt dudağımı emiyor iken benim aciz dudaklarım üst dudağını tatmakla meşguldü. Ama Taehyung öyle hırslanmıştı ki bir anda iki dudağımı da dudakları arasına çekmiş, bırakırken ise inlemek adına aralanan dudaklarım arasına kıvrak dilini katmıştı. Dili dilime dolanıyor, koca elleri kaburgalarımda ve kavisimde dans ediyordu. Sıcak su başımızdan dökülürken kendi kendine çözünen şampuanın yakıcılığını hissetmiyordum, keza bu duygu yoğunluğu gözlerini açabilmemi zor hale getiriyordu. "Ahm..." Nefessizlikten ölecekken bile kalan o kısa süremi nedensizce inlemek için harcamıştım. Bacak aram sızım sızımdı. Girişimde büyüyen sertliğini içimde hissediyordum. Dilimle uzun bir süredir ayrı kaldığım o dil piercingini yakaladığım anda orada oyalanmaya başladım. Kesinlikle o metalin içimde olmasına ihtiyacım vardı. Dudaklarımız birbirinden sakince ayrılırken aramızda dökülen suyun koparttığı bir köprü oluşmuş, o köprüyü tekrar inşa etmek ister gibi tekrar dudaklarımızı birleştirmiştik. Buna ilk adımı atan Taehyung öyle hırslıydı ki, dudaklarıma kavuştuğu anda fazlasıyla eğilmiş, kafamı duvara vurmamı sağlamıştı. Ama sonradan farkına varmış olmalıydı ki bedenimi hoplatarak tek elinde taşıdı ve boştaki elini çarpan kafama götürüp okşadı. Bu jesti yaparken bir yandan da dudaklarımı parçalıyor oluşunu düşünmek bile istemiyordum. Yoksa gerçekten de kafayı yiyecektim ya! Bu bir şaka mıydı?! Resmen ciddi ciddi öpüşüyorduk şu an! Kalçamın altından destek alan elinin uzun parmakları zorlanmadan girişime ilerlerken boynundaki ellerimi saçlarına çıkarttım. Deliğimi dürtükleyen parmak ucu dudaklarımdan kısık iniltilerin duyulmasını sağlarken kısa siyah tutamlarını parmaklarıma dolayamadan edememiştim. Resmen kolları arasında kavruluyordum. Nefessiz kaldığımı hissettiğimde çekilecekken bile Taehyung bi an buna izin vermemiş, dudaklarımdan bir türlü ayrılamamıştı. Bir itirazım yoktu ama gerçekten ciğerlerim patlayacak gibi olduğundan omzuna bir tane şaplatıp ayrılmak zorunda kalmıştım. Nefes nefese ayrılırken alnımı alnına yapıştırdım. Her zamanki gibi mızmızlanmadan edemeyecektim tabii. Hemen dudaklarımı büzdüm ve saç diplerini okşadım. "Hayvan mısın ya..." "Gel de öpme. Tanrı'm sen sabır ver." Bu dediğiyle kıkırdamadan da edemedim yani. "Şeytanı öpüyorsun, Tanrı'dan sabır diliyorsun. Alık mısın Komutan Beyciğim ya- Ay!" Bir anda arkamı döndürülmem ve göğsümün soğuk fayansla buluşması bir olmuştu. Ellerim destek almak amacıyla fayansa yaslanırken arkamdaki bedene tam döndüğüm an, Taehyung'un gözlerimin içine baka baka dizleri üzerine çöküşüne tanık olmuştum. Gözlerimi büyüterek adımlarını takip ederken flörtöz gülümsemesiyle kalçama bir tokat atmış ve neredeyse yerimde sekmeme sebep olmuştu. İki elini de kalçalarımın iki yanına götürdü ve girişimi tamamen önüne serebileceği şekilde onları iki yana ayırdı. İstemsizce alt dudağımı dişlerimle çekiştirirken Taehyung'un yaramaz bakışlarının gözlerimden ayrılmadan yüzünü kalça arama kapatışına tanıklık ediyor, resmen deli oluyordum. Dilini dışarı çıkarttığı anda beliren iki metal top deliğime yaklaştı ve tüm bedenim titreyecek şekilde usulca yerleşti. "Ah- Taehyung..." Tüm yüzünü kalça arama gömmüş ve dudaklarıyla deliğimi ağzının içine çekişmişti. Ara ara diliyle okşuyor, içime ittiriyor, dişlerini sürtüyordu. Bir elini kalçamdan çekerek deliğine götürdüğünde ilk yaptığı hamle işaret parmağının ucuyla, ağzını çektiğinde çıkıklaşan deliğimi okşamak olmuştu. Parmağının ucuyla nazikçe okşadı ve deliğimi dürtüklemeye devam etti. "Mhm..." Gözlerimi yumup alnımı fayansa yaslarken sadece kendimi nasıl ona teslim ettiğimi düşünüyordum. Resmen elinde oyuncak oluyordum ama bu delirmemi sağlayacak kadar hoşuma gidiyordu. Evet, kesinlikle delirecektim. Tekrardan dudaklarımı deliğime bastırdı ve sertçe emip geri çekildi. Koca elini kalçama öyle sert vurmuştu ki, ne ara dolduğunu bilmediğim gözlerim adeta titremiş, dudaklarımdan titrek bir inleme duyulmuştu. Elimi dudaklarıma götürdüm ve kaşlarım duyguyla çatılırken dudaklarımı büzmeden edemedim. "Yeter Taehyung... Acıttın ama~" Bana aşağıdan bakan kararmış gözleri bir anlığına öyle hızlı bir şekilde duyguyla doldu ki, resmen her bir anını yakalayabildim. Dudağının bir kenarı havalanırken, yüzü çok nahif bir gülümsemeyle süslenmiş, o kısık gözleri de adata yıldızlar gibi parıldamıştı. Kalçamı resmen izini çıkartmak ister gibi tutan elleri tutuşunu gevşetti ve belime yükseltti. Dudakları da tekrar kalçama yaklaşmış fakat bu sefer minik minik öpücükler kondurarak girişimden bel kavisime, oradan sırtıma, sırtımdan enseme... en son ise tamamen ayaklanırken -boy farkımızdan dolayı eğilmişti- kulağımın altını öptü. Elleri belimi iyice kavradı ve bedenimi kendisine döndürdü. Ayakta bile duramayacak kadar dağılmış hissediyordum. Farkındayım, eski arsız hallerimden eser yoktu. Karakterimden eser yoktu... Artık bir insandım. Kendimi gerçek hissetmiyordum. Ama Taehyung beni yaşama alıştırıyordu. O güzel dudakları şimdilerde yanaklarıma minik minik temas ederken, belimdeki bir eli elmacık kemiklerime çıkıp sakince okşarken... huzurluydum. Sıcak sular başımızdan aşağıya dökülüyordu. Sıcak buhar her taraftaydı. Alınlarımız birbirine yaslı, nefeslerimiz birbirine karışmıştı. "Jungkook..." "Hm...?" "İlkimizin daha özel olmasını istiyorum. Burada değil... Bence sen çık güzelim. Yoksa gerçekten... bu fayanslara yaslayıp ağlata ağlata sikerim seni." "Oha. Odun." "E ama ne diyeyim?" "Ay terbiyesiz seni... Ben giderim." Göz devirerek ona kınayan bakışlarımı attım ve elimi duş kabininin kapısına atıp açtım. Çıkmadan önce de maalesef göz açıma giren adeta Taehyung'un karnına vuran sikine baktım. "Oh olsun. Hak ediyorsun sen." "Ya ne yaptım ben şimdi?" "Sus. Beter ol pislik komutan." "Haydaaa." Kabini kapattım ve onun kendisi için çıkarttığı havluyu kendime sarıp söylene söylene kapıya ilerledim. Hala duş alan herife de bağırmadan edemedim. "Havlunu da çaldım! Sana da yok havlu! Götün donsun. Hıh!" "Jungkook!" Köpek gibi bağırdığından anında yerimde sekmiş, artık nasıl korktuysam hıçkırık tutmuştu. Adamın her şeyi zarardı be! "Ben gidiyorum hck! Sen de bir daha bok görürsün beni. İlkmiş... hck! Ne ilki be! Verdik ya önceden nankör herif! hck!" Banyo kapısını açtığım gibi soğuk hava vurduğundan götüm dona dona çıktım ve özellikle de banyo kapısını açık bıraktım ki, Taehyung'un da götü donsun. Söylene söylene dolabına da gittim tabi. "İlkmişmiş. Özel olsunmuşmuş. hck! Bulmuşsun taş gibi oğlanı. Daya işte ne geveliyorsun! hck! Ama yoook. Ben bu çabuk teslim ettim kendimi. Böyle iş mi olur lan! O kadar dayak yememek için kaçtık kaç aydır! hck!Burnu sürtecek! Kaçan kovalanır oğlum! Herkes ayağını hck! denk alacak. Alık adama bak ya... Özel olsun diyo bi de. Ne yapacaksın götüme gül mü sokacaksın? Amacın ne yani? hck! Üf bu hıçkırık da bitmedi bi türlü! hck! AY YETER!" Taehyung'un bir süre önce -hizmetçilik yaptırdığı gün işte, pislik hizmet bile ettirmiş- pembeye boyadığım dolabının dibinde bekledim, alıcı gözle tüm kıyafetlerine baktım. "Hangisini seçsem acaba? hck! Hepsi bok gibi bunların... Yok mu etek falan burda?" Etek aramayı sonraya bırakarak kıyafetleri arasından bir tane tişört çıkarttım ve tipine pek de bakmadan üzerime geçirdim. Altımda don da yoktu ama hiç bir şeyim gözükmüyordu. Çünkü Taehyung dağ ayısı gibi olduğundan tişört dizlerimin biraz üzerine kadar gelmişti resmen. Banyodaki su sesleri durunca Taehyung'un da duşunun bittiğini anladım ve yakın ayak banyo kapısına ilerlemeye başladım. "Taehyuuuung! Dolapta eteğin falan yok mu senin? Aradım bulamadım ya." Banyo kapısı da açılınca Taehyung -ben kendinkini çaldığımdan- oradaki yüz havlusuyla saçlarını kurutarak banyodan çıkmıştı ve bir an dal taşak çıkacak diye altıma sıçtığımdan neyseki eşofmanı olduğunu görünce rahat bir nefes vermiştim. Gözleri beni bulunca fazlasıyla uzunca tüm vücudumda gezindi. Acaba kıyafetini giyindim diye kızmış mıydı? Kızsaydı ağzına sıçardım onun. Ne hakla lan. "Bundan sonra hep benim dolabımdan giyin." Burun kıvırdım ve nefes verdim. "Ne yapayım ben senin boklu dolabını. Etek ver bana. Bulamadım." Kaşları kalkarken gülümsedi. Bir adım atmış ve resmen dibime girmişti. Nemli olduğunu için tek tek alnına dökülen saçları dikkatimi dağıttığından, elindeki havluyu belimin arkasına yerleştirip iki ucundan tutarak belimi beline yapıştırdığını fark edememiştim. Tabii bir an dengemi kaybettiğimden ellerimi göğsüne koydum ve tutundum. "Etek mi seviyorsun sen...?" Yüzünde çok tuhaf bir gülümseme vardı. Şeytan gülümsemesiydi bu, nerede görsem bilirdim. "Ne var sevemez miyim? Biz o gün mağazadayken bir sürü gördüm ben. O hareketsiz insanlarda vardı." "Onlar cansız manken Jungkook." "Ne bokumsa işte. Onlarda vardı. Ben de istiyorum. Bana da ver Taehyung." diye büyük kozumu kullanıp dudak büzdüm. Dudaklarıma bakıp diliyle dudaklarını ıslattı ve bir anda hızlı bir öpücük çaldı. Ne oluyordu lan bize? Sikiş arkadaşı mı oluyorduk yoksa? "Neremden çıkartayım eteği. Ben giymem ki." "Bul o zaman! Ben de istiyorum ya... Onlarda vardı. Benim de olsun... Ben hak etmiyor muyum?" Gözlerini yumdu ve belimdeki elleriyle kavisimi okşadı. "Sen her şeyin en iyisini hak ediyorsun minik şeytanım." Minik şeytanım. Yüzüme büyük bir gülümseme yayılırken ellerimi boynuna doladım. "O zaman alıcak mıyız etek Taehyung? Lütfen! Lütfen alalım~" "Alırız." "Tamam o zaman tavşanlı tokalar da alalım. Tamam mı Taehyung? Lütfeeen~" "Alırız yavrum. Onu da alırız." Dudaklarımı birbirine bastırdım ve gülümsedim. Acaba kaç tane toka alsaydım? Sonuçta sayı belirtmemiştim. İstediğim kadar almama izin verirdi. Ama kaç tane istiyordum ki? "Jungkook." "Ne var?" dedim gülümseyerek. Ama o pek de gülümsemiyordu. Gözleri kafamda geziniyor, bir şey görmüş gibi ciddiyetle bakıyordu. Kaşları çatılmıştı. Ve bu aklımda maalesef sadece bir şeyi canlandırdı. "Saçımda böcek varsa bu evi yakarım Taehyung. Evini bombalarım." "Tövbeee... deli misin oğlum sen?" "Saçımdakini al sen!" Gözlerimi kapatmış korkuyla Taehyung'a teslim oluyordum. Böcekler en tiksindiğim şeylerden biriydi. "Güzelim saçında böcek yok ki." Gözlerimi açtım. "Ne diye tren görmüş inek gibi alık alık bakıyorsun o zaman gerizekalı? Altıma sıçtım senin yüzünden." Hâlâ ciddi bir şekilde saçıma bakıyordu. "Sen... saçını mı boyadın?" "Ne?" "Sanki... saçın-" Tam da o anda gözleri şaşkınlıkla büyüdü ve dudakları aralandı. "Jungkook." Anlamsızca bakmaktan başka bir şey yapamıyordum. "Saçın mor oluyor." • • • bölüm sonu. acaba niye mor oldu düsünün durun bakayım. aslında bu bölüm smut olucaktı ama baktım yazamicam canım istemiyo dedim geveleyeyim biraz daha. cünkü daha erken. ben bunları sevgili yapcam banane

Bölüm sonu

3 yorum