Şaka yapıyor olmalısınız. O ve ben mi, aynı oda mı ve arkadaş mı asla bu mümkün olamazdı. Değil mi ?
Karşımdaydı ve bana oda arkadaşım olduğunu söylüyordu. Aa bu arada şimdi fark ettim de uzaktan bakında o kadar da cüsseli biri değilmiş. Sedece uzun ve bu erkeklerin genlerinde var sanırım...
Ah şu duruma bak! Beynim işlevini kaybetmişti, ne yapacağımı bilmiyorudum ve her zaman ki gibi aklıma gelen ilk şeyi yaptım ve kapıyı yüzüne kapattım....
Umarım bu onu sinirlendirmezdi ve a şimdi ne yapacaktım? Odaya giremem çünkü az önce onu gördüm ve onunla aynı odada kalamazdım, ah bu benim kaderim miydi?
Çok düşünmeyi hiç sevmedim o yüzden her zaman aklıma gelen ilk şeyi yapardım ve şu ana kadar hiç pişman olmamıştım, dediğim gibi sadece şu ana kadar. Şu an kapıyı kapattığıma pişmandım çünkü o odadan başka kalacak yerim yoktu. Acaba şey mi yapsam? Ah sanirım onu yapmaktan başka şansım yoktu...
Bu okula yazılacağımı biliyordum ve önceden burada neyin nerede olduğunu araştırarak öğrenmiştim ve kütüphanenin 7/24 açık olduğunu duymuştum. Sanırım bu geceyi kütüphane de geçirmekten başka şansım yoktu. Kapıyla bakışarak düşündüğüm bu planı yerine getirmeliydim.
Odaların bulunduğu binadan çıktıktan sonra koşarak okula girdim. Kütüphanenin 2. Katta en sağ odada olduğunu biliyordum. Okula girdikten sonra koşmayı bıraktım. Bugün günlerden Cumartesiydi o yüzden ders yoktu ve bu çok iyiydi. Kütüphaneye girdiğimde pekte kalabalık olmadığını gördüm. Hava kararmaya başlamıştı bile. Saat yedi buçuktu ve benim rahat biryer bulmam gerekti. Arka taraflar boştu. Herhangi bir masaya eşyalarımı koyduktan sonra okumak için bir kitap aramaya koyuldum. Açıkcası çok kitap okyan biri değildim ama olursa da okumam demezdim. Raflarda kitaplara bakarken "Şeker Portakalı" isimli kitap ilgimi cekmişti, çokta sorgulamadan kitabı alarak masaya yerleştim.
Kütüphanede benden başka 4-5 kişi felan vardı. Ve bu benim için çok iyi birşeydi çünkü geceyi burada geçirecektim. Kitabımı okumaya koyuldum, kitap sarıyordu aslında. Okudukça okudum zamanın geçip gittiğinden haberim dahi yoktu. Kitap bittiğinde cidden üzülmüştüm. Üzücü bir kitaptı. Kitabı yerine koydum ve kütüphanedw bir tek benim olduğumu gördüm bu iyiydi. Yatma zamanıydı. Kollarımı masanın üstünde birbirine bağladım.Kafamı kollarımın üstüne koydum ve uyumaya çalıştım. Rahat değildi ama başka çarem yoktu...
Uyanırken uyuduğumdan daha rahat bir yerde olduğumu fark ettim.
??? : Günaydın küçük Hanım. İyi uyudunuz mu bakalım.
Lan bir dakika ben yurt odasındayım. İki katlı ranzanın üst katındayım ve ben buraya nasıl geldim?
??? : Bir teşekkürünü alırım, seni kütüphaneden buraya kadar taşımak ne kadar zordu haberin var mı senin.
Bir dakida o beni ta kütüphanedwn buraya kadar taşımış mıydı.
Ayla : Daha kim olduğunu bilmiyorum ve ayrıca ben mi dedim sana beni buraya kadar taşı diye.
??? : Evet sen demedin ama benimde içim el vermedi işte ne yapayım. Ha bu arada ben Bartu.
Ayla : İçine tükürüyüm senin. Keşke bana ilk başta yüzüme kükrerkende için el vermeseydi.
Bartu : O olay içinde özür dilerim. Birileri canımı sıkmıştı senide karada görünce sinirimi senden çıkardım pardon.
Bir dakika bu çocuk sandığımdan daha nazik sanki. İlk baştaki kadar sert biri değil miydi? Nazik birimiyidi? Ve şaka gibiydi ki benim orada uyumamı istememişti.
Ayla : Önemli değil ve ayrıca adım Ayla. Birdaha da mümkünse böyle birşey olmasın.
Bartu : Emrinizdeyim Ayla hanım vaşka isteğiniz var mı?
Ayla : Olmaz mı tabii ki de var. Ben açım bana hemen yamak getir.
Bartu : Üzgünüm ama burada bemek odalarda yenilmiyor. Yemakhaneye gitmeliyiz. Hatta ben şu an bile gitmiştim normalde ama bugün seni bekledim. Haydi giyimde gidelim.
Ayla : Tamam peki o zaman biraz daha bekleyeceksin.
Bartu mu? Hmm sanırım bu çocuk sandığımdan daha eğlenceli birisi. Ve beni beklemişti yemeğe inip yemek yerine benimle birlikte yemek istemişti. Wow bu gerçekten ilginçti. Acaba burada Bartudan hariç arkadaşım olacak mıydı?
Ranzadan indim kıyafetlerimi aldım ve lavaboya girerek üstümü değiştirdim. Makyaj yapmazdım makyaj yapmayı hiç sevmemiştim. Onun yerine yüzûme nemlendirice sürdüm ve çıktım.
Bartu : Sonunda bir an orada kilitli kaldığıni felan düşündüm.
Ayla : Biraz abartmıyor musun sadece 15 dakika oldu.
Bartu : Biz erkekler genelde 5 dakika bile olmadan hazır oluruz ama neyse uzatmayalım haydi çıkalım.
Hmm sanırim ben bu Bartuyu sevmeye başladım. Yanlış anlamayın arkadaş olarak çünkü onu daha hiçbir şekilde tanımıyordum.
Telefonumu aldım ve Bartuyla beraber okula gittik. Fark attım ki Bartu benim yanımdayken pek te dikkat çekmiyordum. O bana yolu gözterdi ve ben gittim aslında yanından da pek ayrılmak istemiyordum çünkü her an başıma birşey gelebilirdi. Gittik ve yemeğimizi aldık. Boş bir masaya yerleştik ve yemeğimizi yemeye koyulduk. Sessizliği bozan kişi ben oldum.
Ayla : Bartu beni nasıl buldun?
Bartu : Aslında gidebileceğin pek biryer yok. Okulda saat 6 olduktan sonra Kütüphane ve bilgesayar odası hariç her yer kapanıyor. O yüzden seni bulmam kolay oldu.
Ayla : Peki beni neden ta buradan oraya kadar taşıdın? Yani başka birisi olsa bununla uğraşmaz.
Bartu : İçim el vermedi demiştim ya. Hem sabah sana yaptıklarımdan dolayı da kendimi affettirmek istedim.
Ayla : Peki.
Bartu : Peki sen neden kızların odalarının hepsinin dolu olduğunu bildiğin halde buraya kayıt oldun.
Ayla : Buraya kayıt olmayı ben istemedim annem istedi. Ve o ne derse o olduğu için yapacak bir şeyim yoktu.
O anda konuşmamı bölen birşey oldu...
Telefonumda kayıtlı olmayan bir numara beni aramaya başladı. Cesur olduğumu söylemiştim korkmuştum ama açmaktan başka şansım yoktu.
054* *** ** ** : Alo Ayla sen misin?
Ayla : Evet benim Ayla siz kimsiniz?
054* *** ** ** : Benim Bora boks öğretmenin, seninle konuşmam gerekiyor müsaitsen su anda seni ziyaret etmek istiyorum.
Ayla : A Bora Bey şu anda pek müsait değilim ama bı 15 dakika sonra boks kursunun çaprazında bulunan yatılı kursun Arkaklerin kaldığı binanın en üst katındaki 86 numaralı odada beni ziyaret edebilirsiniz.
054* *** ** ** : Peki Ayla orada olucam. Görüşürüz.
Ayla : Görüşürüz Bora Bey.


