İçeriğe geç

Şeytan ve Melekler

Bölüm 5 · 2 dk okuma

Şeytan ve Melekler

Bölüm 5

Gerçekten Yakın Gerçekten Uzak

Ev, az önceki gerginliğin ardından, bir tür sessizliğe bürünmüştü. Odanın köşesindeki eski lambalar hâlâ sönmemişti, ama ışık hiç de dostça değildi. Karanlık, iyice içeri sızmaya başlamıştı. Ve onlar, bir arada olmalarına rağmen, sanki iki farklı dünyada yaşıyor gibiydiler.Deniz, pencereye doğru yürüdü. Fakat adımlarını duyduğunda, Linael’in yine onu izlediğini hissetti. Bu sefer bakışları daha derindi. Daha yoğun… ve o kadar kararsızdı ki, kendisi bile ne hissettiğini anlamıyordu.Linael, odaya yayılan sessizliği kırarak, sesini duyurdu.“Yani… her şey bir yalandı?”Deniz, hafifçe gülümsedi ama bu gülüş, bir kaybın, bir umudun kayboluşunun simgesiydi.“Başta evet… ama sonra değişti.”Linael’in gözleri bulanıklaştı. Onu izledi, ama kendisi de ne düşündüğünü bilmiyordu. İçinde korku vardı, bir de çelişki.“Ne değişti, Deniz? Senin görevinle, senin yalanlarınla, nasıl bir şey değişti ki?”Sesi kırıldı. Ama Linael, onu savunmaya çalışan bir insan değil, bir yıkık melek gibiydi. Kırılmış kanatları vardı ama hala havada durmaya çalışıyordu.Deniz bir adım öne gitti. Ellerini cebine soktu, ama bu ona ne güven verdi, ne de güç. O an içindeki şeytan ona daha yakın hissediliyordu. Karanlık, gizli olan her şey yaklaşıyordu.“Ben seni… sevdim, Linael.”Bir an, Linael gözlerinin içine baktı. Gerçekten mi? diye düşündü. Ama o an, hafifçe bir gülümseme, sanki her şeyi değiştirecekmiş gibi yüzüne oturdu.Ve aniden, Deniz ona yaklaştı.Linael, istemsizce geri çekildi. Kalbi çırpınırken, bir yandan da adımlarının ona geri gitmesini engellemeye çalıştı. Ama içinde bir boşluk vardı. Ve bu boşluk, Deniz’e dokunmak için dehşet verici bir istekle doluyordu.“Beni sevmen… o kadar kolay mı?” diye fısıldadı Linael.Deniz, gözlerinin içine bakarak, “Evet, o kadar kolay değil. Ama seni seviyorum.” dedi, ama bu sözler sanki her ikisi için de bir tuzak gibiydi.Bir yandan, Linael’in arkasında gri kanat izleri, başını eğdiğinde ışıkla kaybolan kanatlar beliriveriyordu. Bu kanatlar, onun hâlâ bir melek olduğunu ama ne kadar kaybolmuş olduğunu gösteriyordu. Şimdi, Deniz’in dokunuşuyla, bu melek yeniden bir seçim yapmalıydı.Ve tam o anda…Deniz, ona doğru bir adım daha attı.Linael’in nefesi kesildi. Göz göze geldiler.Bir an için zaman durmuş gibiydi. Başka hiçbir şey yoktu. Sadece onların varlıkları ve aralarındaki gerilimli sessizlik.Ve sonra… Linael, ondan kaçamadığını fark etti. O kadar yakınlardı ki, sanki tek bir adımla birbirlerine karışacaklarmış gibi bir his vardı. Ama ne kadar yakındılar, o kadar da uzaktılar.Deniz’in parmakları, Linael’in avuçlarına doğru uzandı. Tüm karanlık, tüm ışık arasında… sadece gözleri vardı.Ve o an, Linael’in içindeki duvarlar çatlarken, bir soru daha yükseldi.Beni gerçekten seviyor mu, yoksa bir görevin peşinden mi gidiyor?Linael’in gözleri bir an karar aldı. İçindeki kaybolmuş meleğin biraz daha geriye çekildiğini hissedebiliyordu. Ama tam o an, bir dokunuş her şeyi değiştirdi.Deniz’in eli, Linael’in parmaklarına gözyaşı gibi dokundu.Ve sonra… Linael, tüm bedenini yavaşça ona doğru çevirdi. Bunu istemedi ama buna da karşı koyamadı. Bu, ne karanlık, ne de ışıkla yapılan bir şeydi. Bu, çok daha karmaşık bir şeydi.Bir adım daha attılar, ama ne tam birbirlerine dokundular, ne de birbirlerinden uzaklaştılar. Gerilim, kalp kırıklığına dönüşüyordu.O anda, sadece zaman vardı… ve seçim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.