İçeriğe geç

Şeytan ve Melekler

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Şeytan ve Melekler

Bölüm 3

Seçim

Gece, normal bir gece değildi.Hava soğuktu ama bu soğuk kıştan değildi. Sokak lambaları titriyor, gölgeler olması gerekenden daha uzun uzuyordu. Sanki karanlık sabırsızdı.Linael pencerenin önünde durmuştu. Camda kendi yansımasına baktı. İnsan yüzü… ama gözlerinin derininde hâlâ gökyüzü vardı. Parmaklarını sırtındaki yanık izlerine götürdü. Acı artık fiziksel değildi. İçini sızlatan şey düşüşün ağırlığıydı.“Onlar yaklaşıyor.” dedi aniden.Deniz, masanın üzerindeki eski kitabı kapattı. Yüzü ciddileşti.“Kim?”Linael gözlerini kapadı. Bir an için odanın içindeki hava ağırlaştı.“Karanlık kanatlar. Üç kişi. Beni almaya geliyorlar.”Deniz içinden küfretti. Cehennem bu kadar hızlı davranmazdı normalde. Demek ki mesele sadece bir düşmüş melek değildi. Linael bir tehditti. Ya da bir anahtar.Kapı o anda çaldı.Tek bir vuruş.Ama duvarlar titreyecek kadar güçlü.Deniz ayağa kalktı. Gözleri bir an için karardı. İçindeki gölge uyandı.“Arkada kal.” dedi Linael’e.Kapı ikinci kez çaldı. Bu sefer kilit kendi kendine çatladı.Ve kapı açıldı.Üç varlık içeri girdi. İnsan formundaydılar ama değillerdi. Üzerlerinde siyah paltolar, sırtlarında karanlıktan yapılmış kanatlar vardı. Gözleri ateş gibi parlıyordu.Ortadaki konuştu:“Gölge Deniz. Protokolü biliyorsun. Düşmüş melek teslim edilir.”Deniz’in sesi sakindi.“Bu bölge benim. Protokol bana bağlı.”Varlık hafifçe gülümsedi.“Bu sefer değil.”O an odanın içindeki ışıklar patladı. Camlar çatladı. Hava ağırlaştı.Linael öne çıktı.“Ben bir eşya değilim.” dedi. Sesi titremiyordu.Siyah kanatlı varlık gözlerini ona çevirdi.“Sen artık melek değilsin. Gökyüzü seni reddetti. Cehennem seni kullanacak.”Bu cümle Linael’in içine bıçak gibi saplandı.Reddedilmek… işte en ağır kelime buydu.Deniz bir adım öne geçti.“Onu alamazsınız.”O an zaman yavaşladı.Ortadaki varlık elini kaldırdı. Parmaklarının ucundan siyah bir enerji fırladı. Duvar parçalandı. Deniz geriye savruldu ama yere düşmeden havada durdu. Gözleri tamamen karardı.Artık insan gibi görünmüyordu.“Yanlış tarafı seçiyorsun.” dedi varlık.Deniz dişlerini sıktı.“Belki de ilk defa doğru tarafı seçiyorum.”O anda Linael’in sırtındaki yanık izleri parlamaya başladı.Önce hafif bir ışık…Sonra daha güçlü.Linael acıyla dizlerinin üzerine çöktü. Çığlık atmıyordu ama nefesi kesiliyordu. Sırtından yayılan ışık beyaz değildi.Griydi.Ne tamamen saf…Ne tamamen karanlık.Siyah kanatlı varlıklar bir an geri çekildi.“Bu imkânsız…” diye fısıldadı biri.Linael ayağa kalktı. Gözleri artık gökyüzü gibi değildi. İçinde fırtına vardı. Işık ve karanlık birbirine karışmıştı.“Ben düşmedim.” dedi yavaşça.“Ben seçtim.”Ve kanatlar açıldı.Yarım ışık.Yarım gölge.O an odanın içindeki enerji patladı. Siyah kanatlı varlıklar savruldu. Duvarlar çatladı. Sokakta arabaların alarmları çalmaya başladı.Deniz şaşkınlıkla ona baktı.Bu… ne melekti ne şeytan.Bu yeni bir şeydi.Linael Deniz’e döndü. Göz göze geldiler. Aralarında görünmez bir bağ vardı artık.“Beni korumaya çalışma.” dedi Linael.“Ben zayıf değilim.”Deniz hafifçe gülümsedi.“Biliyorum.”Siyah kanatlı varlıklar geri çekildi.“Bu bitmedi.” dediler ve karanlığın içinde kayboldular.Ev sessizliğe gömüldü.Ama hiçbir şey eskisi gibi değildi.Linael’in kanatları yavaşça kayboldu. Oda tekrar karardı. Gücü geri çekilmişti ama artık bir sır açığa çıkmıştı:O, düşmüş bir melek değildi.Dengeyi değiştirecek bir varlıktı.Deniz ona yaklaştı.“Artık herkes seni isteyecek.” dedi.Linael gözlerini kaçırmadı.“Peki ya sen? Sen ne istiyorsun?”Deniz ilk kez cevap vermekte zorlandı.Çünkü ilk defa bir görevi değil…Bir kalbi seçmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.