"Abi sen bu konuda ciddi misin?" Akın'ın sorusuyla başımı evet anlamında salladım. Kendimi hiç bu kadar emin hissetmemiştim. Gülümseyerek elimi kardeşimin saçına attım ve karıştırdım.
"Eminim abicim."Akın da başını salladı, gece yine tüm güzelliğini mahallemize yansıtmıştı ve Akın'la ben yine tüm rafadan tayfa üyeleriyle buluşucaktık.
Birbirimizi o kadar çok özlemiştik ki hiç bir günümüz ayrı geçmemişti, eskiyi özlemiştik. Eskiyi geri getiremiyorduk ama biz hala eski rafadan tayfaydık. Bizim kanımız aynı akıyordu, hep birbirimize kol kanat gererdik.
Akın koşarak birbirine giren Kamil ile Hayri yi ayırmaya çalışırken Hale de onun arkasından gitti, eğer Hale gitmeseydi ben giderdim bu ikisi benim canım kardeşimi ezebilirdi.
Bankta oturan Sevim'in yanına oturdum ve gülümsedim, o beni görünce pek mutlu olmamıştı çünkü iddia meselesini kaybetmek ağır gelmişti. Kişiliği kaybetmeyi sevmiyordu, bende o'nu çok iyi tanıyordum.
"İddia için yalnız olmamız lazım."Diye kısık bir sesle konuştum, kaşlarını kaldırarak bana baktı. Yanlış anlamasın diye hemen düzelttim, ben o anlamda kurmamıştım ki o cümleyi! "Yani rezil olma anlamında. Y-Yanlış anlama."
Hırsla gülümsedi ve banktan kalktı, benim kalkmamı beklemeden ilerlemeye başladı. Bu hareketlerinde beni korkutmaya çalışsada, Sevim bana hiç korkunç gelmiyordu açıkcası. Ne kadar denerse denesin hep tatlı geliyordu. Tatlıydı zaten.
Bir ağacın önünde durduk, bizimkilerin sesleri hala kulağımıza geliyordu. Sevim elini göğsünde bağladı ve bana merakla baktı, aklıma gelen şeyle gülümsedim. Asla yapamayacağı bir şey isteyecektim ondan, sonuçta iddiayı kaybetmişti ve köle olmuştu.
"Evet Sevim-"
"Sakın söze başlama, asla köle olmam ben Mert."Gecenin bu saatinde belli olan gözünün karanlığını fark edince vücuduma bir ürperme geldi, niye öyle cazbedici bir şekilde bakıyordu ki bana?"Köle olan ben değilim, sensin."
Yüzüme yaklaştı ve elini boynuma doladı, dudaklarını dudaklarıma kapattığında şaşkınca heykel gibi kaldım, dudaklarının etkisinden, kalbimin hızlıca atışından birazdan öleceğimi hissettim. Bu bir insan için çok fazlaydı.
Dudaklarını dudaklarımdan çekti ve yanlış bir şey yaptığını düşünecek ki özür dileyecekken bu sefer o lafa başlamadan ellerimi beline yerleştirdim ve kendime çektim, dudaklarımız birbirine yakındı, alınlarımızı birbirine yasladım ve dudağına minik bir öpücük kondurup geri çekildim.
"S-Siz ne yapıyorsunuz?" Utançla birbirimizden ayrıldık, harbiden biz az önce ne yapmıştık? Bize öylece bakan arkadaşlarımıza karşın gülümsedik.
İlişkimizi ilk öğrenen onlar olmuştu, ilişki olduktan bir saniye sonra falan öğrenmişlerdi.
Bizim gizlimiz saklımız yoktu işte birbirimizden, Sevim'e aşık olduğumu o öpüşünden anladım, onun bana aşık olduğunu o zaman anladım. Birbirimize geç falan da kalmamıştık, ruh eşimi erken bulmuştum ama geç olmuştuk.
O günden sonra her şey eskisi gibi devam etti, Sevim'le arada sorunlar yaşasakta birbirimize kıyamıyorduk. Bizim hikayemizde böyleydi.