İçeriğe geç

Sevilmeye İhtiyacım Var |texting

Bölüm 20 · 4 dk okuma

Sevilmeye İhtiyacım Var |texting

Bölüm 20

bölüm 20

iyi okumalar!

**

Yüzüme bakmadan cevap verdi, "Efendim?"

"Telefonunu verir misin? " diye sordum. Parmağı ekranda gezinirken aniden istediğim şey ile ekranı kapattı.

"Neden, ne yapacaksın telefonumla?"gözlerimi devirerek telefonuna uzandım. Yaptığım ani hareketle telefonunu diğer eline alarak benden uzaklaştırdı.

"Bir şeye bakacağım, versene."

"Verir misin dersen veririm."

"Çağın telefonu verir misin?"

Düşünüyormuş gibi yapınca sinirle güldüm. "Hayır, veremem."

"Eh yeter be!" diyerek üzerine atladım. Amacım telefonu almaktı ama beklenmeyen bir şey oldu.

Benim ani hareketimle, Çağın beklemediği için ona kafa attım. "Ah! N'apıyorsun kızım?!"

"Verseydin sende telefonunu!" kafasını ovalayarak gözlerini devirdi.

"Kafan da kaya gibi çok sert!" diye yüksek sesle konuştu. "Hint dizisinde olsaydık dudaklarımız çarpışırdı, öpüşürdük. Bende şans olsaydı zaten."

"Sapık mısın, ne söylüyor o dilin?!" dedim ve devam ettim, "Ayrıca Hint dizisinde olmuyor bu, Kanal7'de hiç öpüşme sahnesi olmadı. Kore dizisi o Kore, seni cahil!"

"Öpüşüyorlar, Kanal7 mi veriyor sanki sadece Hint dizisi?!"

"Annem sadece Kanal7'den izliyor, biz başka kanallardan izleyip ihanet etmeyiz!" dedim ve dil çıkardım.

"Senin dilin çok uzadı ama ısırırım o dilini."

"He bok ısırırsın dilimi. Seni kapçık kelle!"

"Kapçık kelle mi? O ne kızım, Türkçe konuş." dedi. 'Çok cahilsin keşke ölsen.' bakışımı attım ona. Ne bu cahillik arkadaş!

"Türkçe konuşuyorum zaten anlamıyorsan o senin sorunun."

Lan! Ben hâlâ neden Çağın'ın üstündeyim? Kendime gelince üstünden kalkmaya çalıştım. Yerim rahattı aslında ama çok şey etmeye gerek yok.

Üzerinden kalkamadan belimden tutup beni kendine çekti. Ona tekrar kafa atmamak için iki yanından koltuğa tutundum. Bakışlarımız çarpışınca ona sinirle bakan yüzümü yumuşattım. Tabi biraz sert bakıyordum, kendimizden ödün vermememiz lazım sonuçta.

Bana şu an sevgi dolu bir şekilde bakıyordu. Neden böyle baktığını çözemedim. Bunu ona sormak daha doğru olacağı için, sordum. "Çağın?"

"Hm?" yutkundum.

"Neden öyle bakıyorsun?" dudakları yukarı doğru kıvrıldı hafiften.

"Nasıl bakıyorum?" gülümseyerek sordu bu soruyu. İlk defa bana böyle gülümsemişti.

"Böyle işte şu an baktığın gibi. Ayrıca bana ilk defa böyle gülümsedin." son cümleyi söylemeyi düşünmüyordum, benden bağımsız çıktı dudaklarımdan.

"İlk defa mı?" kafamı aşağı yukarı salladım. "Körsen ben ne yapabilirim?"

"Sensin kör!" kafasını iki yana salladı. Onu taklit ederek ben de kafamı iki yana salladım. Metal grubundaki şarkıcılar gibi kafasını sallamaya başlayınca ben de aynısını yaptım.

"Ah! Gözüme sok saçını gözüme." dediğini yaparak saçımı gözüne sokmaya çalıştım. Tabi karşılık olarak beni üzerinden ittirdiği için yere yapışmam saniyeler içinde gerçekleşti.

"Yuh!" ona tekme attım, "O kadar da değil. Koltuktan atmak ne?!"

"Kaşındın." diyerek telefonunu eline geri aldı. Telefonuna şifresini girdiğini gördükten sonra beklemediği anda telefonu elinden aldığım gibi odama koştum.

"Lan!" arkamdan bağırmasıyla kendimi odamın içine atıp, kapıyı kilitledim.

"Çisem aç kapıyı kötü olur bak!"

"Düzgünce istedim vermedın, banane."

Onu boşvererek mesajlaşma uygulamasına girdim. En üstte bulunan sohbete girdim.

"Şifren neydi ya kapanmış ekran, tüh!" söylediğim yalandan sonra sırıttım.

"Ne istiyorsun ya benim telefonumdan?! Senin telefonun yok mu?"

"Yok."

"Düzgünce istedin de ben vermedim mi?"

"Vermedin."

Onu boşvererek telefona bakışlarımı çevirdim tekrardan. Benim ve bilinmeyenle olan mesajlaşmaları görünce istemsizce yutkundum.

Bana yazan kişi Şerefsiz Çağın mıydı yani? Uzun zamandır uzaktan sevdiğim Çağın? Ben bunu nasıl fark edemedim? Kafamın içi soru işaretleriyle doldu bir anda.

Benim de ona yazdığımı biliyor muydu acaba? Tabi, biliyordu! Ona salak derken asıl salak benmişim.

Okulda sürekli önüme çıkması, sürekli beni süzmesi, birisine çok benzediğimi söylemesi...

Her şey yerine oturmaya başladı. Her şeyin farkındaydı. Onu sevdiğimin ve ona yazdığımın farkındaydı.

En yakın arkadaşım bunu biliyordu ve bana söylememişti... Zaten onun bilmemesine imkan yoktu. Aralarından su sızmayan kuzenlerdi onlar. Beril benden çok Çağın'a yakındı.

Oflayarak kendimi halının üzerine bıraktım. Ne yapmam gerekiyordu? Bir sonraki adımım ne olmalıydı.

Bir de salak gibi ona nerede kaldığını sormuştum, o zaten çoktan gelmiş ki. Utançla ayaklarımı yere vurdum.

"Çisem, iyi misin?" ses çıkarmadım. "Açıklayabilirim."

Dudaklarımın arasından benden bağımsız cümle döküldü. "Neyi açıklayacaksın? Açıkla."

"Sarhoştum sen sandım."

Bunu diyeceğini beklemediğim için sesli bir şekilde güldüm. Sinirim bozulunca gülme krizine girdim. Ben güldükçe Çağın da kapının arkasından gülüyordu. Bu durum benim daha çok sinirimi bozduğu için gülerken ağlamaya başladım.

"Kız, ağlıyor musun?" yok gülüyorum. Cidden gülüyorum bu arada. Allahım bana sabır ver. Bir tane salak yetmiyordu ikinci salağın ne işi var. İkinci salak kim mi? Tabiki de ben.

"Çağın," çok güldüğümden dolayı nefesim kesildiği için derin bir nefes alarak devam ettim. "git."

Evet tek heceli bir kelime için derin bir nefes çektim.

"Nereye?"

"Ne bileyim git işte!"

"Tamam ya ne kızıyorsun. Gideriz." cümleyi bitirdikten sonra ağzından 'hıh' diye ses çıktı. Bir de bayıl istersen.

Kapıyı tıklatınca bıkkınca ofladım. "Ne var?"

"Şey... Telefonumu rica edecektim." sinirle yerimden kalkarak kapıyı açtım.

"Al telefonunu." telefonunu eline tutuşturarak onu sırtından itekleyerek kapıya götürdüm. Kapıyı açarak onu kapıdan dışarı ittirdim. Bana doğru geldiğini görünce kapıyı suratına kapattım.

"Çisem." diyerek kapıya vurdu. Ses çıkarmadım. "Bari ayakkabılarımı almama izin verseydin." dediği şeyle kapının önündeki ayakkabıları bana göz kırptı.

Yerden ayakkabılarını alarak kapıyı açıp ona attım. Refleksle ayakkabıları yüzüne gelmeden önce onları tuttu. Aferin en azından refleksleri kuvvetli.

"Yüzüme atsaydın Çisem!" diye bağırdı.

"Amacım zaten buydu." diye bağırarak karşılık verdim.

Adım sesleri uzaklaşınca gittiğini anladım. Gitsin bana ne?!

Umursamayarak kendimi oturma odasındaki koltuğa attım, biraz dinlenebilirim.

**

şu an okumaya devam eden var mı bilmiyorum ama attım gitti bölümü. okunmazsa da canım sağ olsun.

öptüm.. >

Bölüm sonu

4 yorum