İçeriğe geç

Sevilmeye İhtiyacım Var |texting

Bölüm 19 · 5 dk okuma

Sevilmeye İhtiyacım Var |texting

Bölüm 19

bölüm 19

finale adım adım...

iyi okumalar!

Gözümü baş ağrıtıcı derecede yüksek çalan alarm sesiyle açmıştım. Oflayarak alarmı kapattım ve gözlerimi yeniden kapattım. Hafta sonu bu alarmı kim kurdu ki?! Tekrar oflayarak pozisyonumu değiştirerek yüz üstü uzandım. Uyu uyuyabilirsen şimdi! Saat daha 11 ben bu saatte uyanmam ki.

Aklıma gelen şeyle ilk önce gözlerim irice açıldı, ardından yataktan fırlayarak kalktım. Ben bunu nasıl unuttum?! Önce yatağımı topladım, dolabımın karşısına geçip kıyafetlerime göz attım. Ne giymem gerektiğini bilmediğim için her zamanki kombinimi dolaptan çıkardım. Tişört ve eşofman tabii ki.

"Eşofman yerine pantolon mu giysem acaba?" sesli düşünürken baş parmağımı dişimle eziyordum. "Neyse duştan sonra karar veririm."

Arkamı döndüğümde annemle karşılaşınca yerimde sıçradım. "Anne! Korkuttun beni, neden sessiz sessiz geliyorsun. Keşke ses çıkarsaydın." dudaklarımı büzerek konuşmuştum.

"Sen kiminle konuşuyordun?"

"Kimseyle. Kendi kendime düşünüyordum. Sen işe gitmedin mi daha?" sorgulayıcı bakışlarına karşılık gülümsedim.

"Birazdan çıkacağım. Sen hayırdır bu saatte uyanmazdın?" yanıma gelerek ateşime baktı. "Ateşin de yok... " diye mırıldandı.

"Anne saçmalama ya, iyiyim. Biraz farklılık yapayım dedim."

"İyi bakalım. Ben çıkıyorum, Berk erken saatte arkadaşıyla beraber dışarı çıktı. Bir yere çıkarsan kapıyı iyice kilitle." oh hayat ona güzel!

"Tamam mı?" diye tekrar sorunca göz devirdim. Ben göz devirince delici bakışlarını üzerime dikti. Yalandan tatlı olmaya çalışarak gülümsedim.

"Anladım zaten, illa onaylamam mı gerekiyor anne?" ayağına uzandığını görünce yanından koşarak geçtim. "Ayağımda terlik yok, korkak." diye gülünce dudaklarımı büzerek ve ayağımı yerde sürerek banyoya girdim. Herkes benimle eğleniyor!

Ağam bizimle eğlenir!

Hızlı bir duşun ardından işlerimi halledip banyodan çıktım. Kararımı değiştirerek eşofmanı dolaba koyup bol paça pantolon çıkardım. Bizde biraz özenelim değil mi? Telefonu elime alarak saatin kaç olduğuna baktım. 11.47.

Daha vaktim vardı. Hazırlanmam kısa sürdüğü için kendimi yatağa attım. Yatağa kendimi atmamla birlikte telefondan mesaj bildirimi geldi. Kimin yazdığını tabii ki biliyoruz.

0536**: uyanmışsındır umarım

çisem: hayır hala uyuyorum

0536**: benimle buluşacağın için heyecanlı mısın?

0536**: ya da şöyle sorayım

0536**: beni göreceğin için heyecanlı mısın?

çisem: hayır değilim

0536**: ya bırağk ya bırağk

çisem: meşgul etme hadi gelince görüşürüz

0536**: nereye

çisem: kitap okuyacağım

0536**: hazırsan geleyim

çisem: hazır değilim ayrıca 12.30 diye anlaştık o zaman gelirsin

0536**: iyi gidiyorum ben

görüldü

Sohbetten ardından da uygulamadan çıkarak Wattpad'e tıkladım. Yarım saat içinde biraz kitap okuyabilirdim. Profilime girerek ilk takip ettiklerime ardından hobiislove adlı profile tıkladım. Kitaplarına yeni bölüm gelmiş mi diye baktım. 2246: VEGA adlı kitabına yeni bölümün geldiğini görünce yüzümde tebessüm oluştu. Tanıtım bölümünü 3 ay önce yayınlamıştı ve ilk bölümün gelmesini uzun zamandır bekliyordum. Okuyalım bakalım.

**

Bölümü bitirdikten sonra saat 12.15 olmuştu. Yataktan hızla kalkarak dolaptan çıkardıklarımı üzerime geçirdim. Saçlarımı elimle taradıktan sonra yüzüme renk gelmesi için biraz makyaj yaptım. Hazır olduğumda saat daha 12.20'ydi. Benden hızlısı mezarda.

Karnımdan gelen sesle koşarak mutfağa gittim. Onun yanında karnımın guruldamasını ve rezil olmayı hiç istemiyorum açıkçası. Ağzıma birkaç zeytin ve biraz peynir attıktan sonra suyumu içtim. Bu benim midemi tutmak için yeterliydi. Herhalde yemek yemek için bir yere giderdik.

Arka cebimdeki telefonu elime alıp tam saate bakıyordum ki kapının zili çaldı. Şu ana kadar hiç heyecandan hızlı atmayan kalbim kapının sesini duyunca yerinden çıkacakmış gibi atmaya başladı. Derin bir nefes alarak kapının önüne geldim. Son kez aynadan kendime bakarak heyecanlı yüzümü saklamaya çalıştım. Yüzüm bu kadar kızarmışken bunun mümkün olmadığını biliyorum, ama işte...

Kapının kulpunu tutarak aşağı indirdim. Ayaklarından itibaren başlayarak süzmeye başladım, heyecanlı olsun diye yüzüne en son bakmayı düşünüyordum ki tanıdık ayakkabılar ile kafamı hemen yukarı kaldırdım. Yukarı diyorum çünkü benden uzun! Tanıdık yüzle kaşlarımı çattım.

"Senin burada ne işin var?" sesim beklediğimden sakin çıkmıştı.

"Başkasını mı bekliyordun?" diye sordu 31 diş gülümsemesiyle.

"Evet." diyerek kapıyı yüzüne kapatıyordum ki benden hızlı davranarak içeri girdi. Ayakkabısını çıkararak kendini koltuğa attı. Ayakkabısını çıkarması gerektiğini öğrenmişti demek. İyi iyi gelişme var.

"Çağın, birisini bekliyorum. Çıkar mısın?" hâlâ kapının kulpu elimde onun çıkmasını bekliyordum.

"Kimi bekliyorsun?" sorduğu soruyla afalladım.

"Tanımazsın. Hadi çık."

"Kim söyle belki tanıyorumdur?" ben de tanımıyorum ki Çağın, sen nereden tanıyacaksın?

Oflayarak kapıyı kapattım. Pes etmeyeceğini bildiğim için karşısındaki koltuğa kendimi attım. Tam zamanında gelmişti gerçekten! Ben ona cevap vermeyince cebinden telefonunu çıkardı ve ben yokmuşum gibi telefonuyla ilgilenmeye başladı.

Bende arka cebimden telefonumu çıkararak saate baktım. 12.34. Şimdiye kadar gelmiş olması gerekiyordu. Tabi ya! Ben ona evin adresini atmamıştım ki. O da sorsaymış, salak.

çisem: neredesin?

Mesajı gönderip telefonu yanıma bıraktım ve gözlerimi karşımda oturan Çağın'a diktim. Benim ona baktığımı görünce göz kırptı. Gözümü devirerek telefonumu elime aldım. Ondan mesaj gelmişti.

0536**: nerede olmamı isterdin?

çisem: dalga geçmeyi bırak

çisem: nerede kaldın?

0536**: benim gelmemi bu kadar istediğini bilmiyordum

çisem: komik misin çocuk

çisem: ayrıca evin adresini bilmeden nasıl gelmeyi düşünüyorsun

0536**: bilmediğimi kim söyledi

Tam cevap verecekken Çağın yerinden kalkıp yanıma oturdu. "Kiminle konuşuyorsun?" diye sordu.

"Sana ne?" diyerek telefonu ondan uzaklaştırdım.

"Beklediğin kişiyle mi konuşuyorsun?" onun bu merakına anlam veremeyerek kafamı onaylarcasına aşağı yukarı salladım. "Ne zaman gelecekmiş?" tekrar sorduğu soruyla tek kaşımı kaldırarak ona baktım. O da kafasını bana çevirince yüzümüz arasındaki mesafe yok denecek kadar azaldı. Bakışları yüzümde dolaşırken yakınlıktan rahatsız olarak kafamı çevirdim. O da öksürerek telefonuna bakışlarını geri çevirdi.

"Bugün neden bu kadar meraklısın?" diye sorumu ona yönelttim. Bakışlarının tekrar üzerimde olduğunu hissedince ona dönemedim. "Seni beklettiği için sordum."

Telefonun ekranını açarak onunla olan sohbete girdim. En son o yazmıştı. Hızlıca mesajına cevap yazdım.

çisem: evimin nerde olduğunu biliyorsan nerede kaldın?

Yanımdan gelen bildirim sesiyle Çağın'a baktım. O da bana bakıyordu. "Mesaj geldi bakmayacak mısın?" cevap vermeden telefonunun ekranını açtı. Ben de kendi telefonuma bakışlarımı çevirdim.

0536**: nerede kaldın derken?

çisem: sen cidden benimle eğleniyorsun

0536**: öyle bir şey yapmıyorum

çisem: 10 dakika içinde gelmezsen kapıyı açmayacağım

0536**: cağım cağım cağım!!

çisem: salak

Gözlerimi devirerek Çağın'ın olduğu tarafa çevirdim bakışlarımı. Birisine mesaj yazıyordu. Bakışlarımı önüme çevirirken tanıdık gelen mesajlarla tekrar elindeki telefona baktım. Bunlar benim ve bilinmeyen numara ile olan konuşmalarımızdı.

"Çağın?"

***

bitti bitti bittiiii. burada bittiii

sövmek yok çok günah. bu bölüm nedense çok hoşuma gitti texting değil de bu şekilde yazmayı daha çok sevdiğim için sanırım

bu bölümün daha uzun olmasını bekliyordum ama olmadı tüh. neyse zaten kitabın kategorisi kısa hikaye, kısa olsun.

neyse çok uzattım

öptüm,

bye

>

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.