İri yağmur damlaları sertçe camıma çarpıyorlardı. Hava soğuktu ama bu soğuk yerini yeniden ılık ve güzel havalara bırakacaktı. Yaz yağmurları hep böyle olurdu: Önce soğuk,sonra tatlı bir ılıklık ve yağmurun beraberinde getirdiği o muhteşem toprak kokusu...sonra ise tekrar soğuk havalara gebe olacak o sıcak havalar..
Gözlerimi yumup yağmurun sesini dinlemeye başladım. Ne güzel yağıyordu! Annem gibi ben de yağmura aşık bir insandım. Kardeşim Yavuz ise yağmurlu havaları hiç sevmezdi. Havalar davranışlarını etkilerdi ve böyle günlerde çok karamsar olurdu. Tribini çekmek bana kalırdı.
Haziran başındaydık ve yaz tatiline iki hafta kalmıştı.Bu sene,üniversitedeki ikinci senemdi. Ankara'da eczacılık okuyordum. Final haftamdaydım ve gerçekten yorulmuştum. Artık Bursa'ya dönüp annemle kahve içmek,babamla sohbet etmek,Yavuzla kavga etmek istiyordum.
Yurttaki odamıza göz gezdirdim. Bir odada beş kişi kalıyorduk,koğuş gibiydi. Ama yurt arkadaşlarınla kardeş gibi olduğun zaman bu bir eziyete değil,eğlenceye dönüşüyordu.
"Milena,ay kalk kız oturmuşsun oraya dertli dertli pencereden bakıyorsun. Ne oldu? Sanki kocaman bir kavanoz bir nutellan varmış ve hepsini Yavuza kaptırmışsın gibi!"
Bu söylediğine gülmeden edemedim. Beren beni her şartta güldürebilen tek kişiydi. Herkese bulaşan bir gülümsemeye ve pozitif enerjiye sahipti.
"Bir şey yok biberoncuğum. Yağmur ne güzel yağıyor diye düşünüyordum.Ay bakma öyle Beren!"
Ona biberon dediğim için zaten yeterince büyük olan kahverengi gözlerini iyice irileştirmiş,korkutucu bir görüntü oluşturmuştu.
"Peki.O zaman...sana getirdiğim bu çikolataları istemiyorsun herhalde. Tamam benyerim.Aaa tamam ben yerim. Mideni boşa çalıştırmaya gerek yok."
Önce duraksamış ve sonra cebinden iki aşk tadında çikolatayı çıkarmıştı.Ben tiramisulu olana bayılırdım. Beren ise klasik olana aşıktı.
"Ah canım daha ônce söyleseydin ya. Tamam şimdi miden boşuna kasılmasın bir şey olur falan Allah korusun. Sonra ne derim ben an-hahahahahahahahaha"
Üstüne atlayıp onu gıdıklamaya başladım. Berenin acayip tiki vardı.Benim ondan daha çok tikimvardı ama Beren atak yapamadığı için hep kurban oluyordu. Yazık...HAYIR YAZIK FALAN DEĞİL SİZ DE ÜZÜLMEYİN HAHA!
En sonunda çikolatayı aldım ve üzerinden kalktım. İmrendiğim altın sarıı,upuzun dalgalı saçlarını şöyle bir düzeltti. Mor pijamaları ve yüzündeki çillerle çok masum duruyordu.
Berenle tanışmamız hiç hoş değildi aslında. on dört yıl öncesinden bahsediyorum,ikimiz de altı yaşındaydık. Bir gün Berenle arabalar yüzünden kavga ettik - ciddiyim ikimiz de barbilerden nefret ederiz. arabalar daha ilgi çekiciydi.- ve ben ona sinirlenip kafasına lego fırlatmıştım. Iskalamıştım ve öğretmenimiz Hanife Hoca çok kızmıştı. Ama sonra,yanlışlıkla üzerine portakal suyu döktüm ve ortalığı ayağa kaldırdı.Özür dilemedim.
Şimdi düşününce...ben de ne cazgırmışım ha!
Annelerimiz okula geldi ve ikisi de tam bir hanımefendi oldukları için bizi zapt ettiler. Ertesi gün,anasınıfındaki brolar grubu başkanı Sadrettin in Berenle uğraştığını gördüm. Yeni getirdiği bez bebeğini elinden almaya çalışıyordu. Garibim Berenin de sesi soluğu çıkmıyordu. Ama ben ve tiz sesim devreye girince işler değişti. Hanife hoca geldi ve Sadrettine kızdı.
Berenin bana nasıl gülümsediğini hâlâ hatırlarım.
Yanıma gelip "Ben Beyen"dedi tatlı sesiyle. O zaman daha belirgin olan çillerinin çok güzel olduğunu düşünmüştüm." Ben de Milena" diye cevap verdim. "Memnun oldum Melina"demişti bana kocaman gülümseyerek. Ve sonra sarıldık.
Ve o günden sonra her problemim olduğunda ilk sarılanlardan oldu bana. Bu kızla 14 yılımı paylaşmıştım. Dostumdu. Her zaman yanımda olduğunu biliyordum. Aynı okullara gitmiş,aynı sınıflarda aynı sırada okumuştuk.İlk sevgilisinden ayrılınca beraber parti yapmıştık. Kızın tekinin topladığı beş altı kıza karşı koyup beraber kavga etmiştik. Birlikte ağlayıp birlikte kahkaha atmıştık.
"Yaz tatilinde ne yapacaksın?"
Sorduğu sorular beni anılarımızdan çıkarıp günümüze döndürdü. Çikolatasıyla aşk yaşayan Berene baktım.Soruyu algılamam iki saniye sürdü ve umursamazca omuz silktim.
"Bursaya ailemin yanına döneceğim. Onları özledim. Yavuzu bile.Sen?"
Beren güldü. Yavuzla ne kadar çok uğraşsam da,herkesten çok üstüne düştüğümü herkes gibi bilirdi.
"Dizi izleyip kitap okuyacağım."
"Vagabondu mutlaka ama mutlaka izle."
"Onu bitirdim. Aşırı güzel bir diziydi evet."
"Başka ne yapacaksın?"diye sordum çikolatamdan bir ısırık alarak.
"Spora yazılsam iyi olur."
"Ama fazlan yok."
"Kış diye diye dünyayı yedim. Bu dünyanın da bir şekilde geri verilmesi gerekiyor. Sonra derslere düşeceğim. biliyorsun,edebiyat öğretmenliği kolaydeğil. Bir de İngiltereye gitmeyi planlıyorum."
Bitter çikolata çöpümü çöp kutusuna attım ve ona döndüm. Düşünceliydi.
"Merve olayını duydunuz mu?!"
Aniden odaya gelen Gökçe ile yerimden sıçradım. Yatağında kitap okumakta olan Çiçek anlamaz gözlerle ona baktı. Masada bir şeyler araştıran Elif kafasını kaldırıp ona döndü.
"Ne oldu? Ayrılmış mı yine playboy Emreden?"
Gökçe ince pembe dudaklarını ısırıp sırıttı ve koşup yatağıma atladı. Aniden ve koşarak atladığı için sarsıldık. Beren hafifçe Gökçenin koluna vurdu. Gökçenin siyah,bukleli saçları sallandı.
"Gelsenize buraya.Allahım dedikodu! Dedikoduya gelin ayol! Gelin dedim lan!"
Aniden değişen ruh haline artık alışmam verekiyordu ama işte ..Sanırım Gökçenin ruh hallerine asla alışamayacaktı. Sonlara doğru sert olmaya çalışmıştı ama işte..Sertlik kiiim,bizim Gökçe kim!
Kıkırdayan Çiçek ve meraklı Elif yatağıma geldiler ve tıkış tıkış hemen dedikodu modumuzu aldık.
"Hemmen anlatıyorsun Gökçe" diyen Berenle hepimiz Gökçeye döndük. Merve ne diye tartışmış olabilirdi ki? En son Emre ona oda sıcaklığında kapuçino getirmedi diye ayrılmışlardı. Neymiş, çöl sıcaklığındaymış.
Şimdi bizi yanlış anlamayın lütfen. Öyle çook dedikodu delisi insanlar değildik ama beşimiz de önümüze bir olay geldiğinde yorum yapmadan,o konu hakkında düşünce belirtmeden edemezdik. Hatta ben böyle şeyleri saçma bile bulurdum ama düşünün. En yakın arkadaşlarınızla birliktesiniz ve üniversitenin çok konuşulan çifti hakkında dedikodu var. Konuşmadan durabilir misiniz? Çok eğlenceli oluyor.
"Ay dur tatlım önce havaya girmem lazım bi dakka."
"Ay başlarım senin havana. Anlat dedim!"
Bu çıkışmamla Gökçe simsiyah bukleli saçlarını geriye doğru attı ve kahverengi badem şekilli gözlerini üzerimizde gezdirerek Merve Emreden ayrılmış dedi.
"Yine mi?" derken gözlerini deviriyirdu Beren."Bunu zaten biliyoruz hani şu kapuçino meselesi."
Gökçe kafasını iki yana salladı."Hayır bebeklerim o üç gün önceydi. Sonra tekrar barıştılar,yani dün. Ama az önce yine ayrıldılar."
Gözlerimi hayretle açıp avucumu Elife uzattım. O da elime çekirdek döktü. Hadi ama,çekirdeksiz olmaz değil mi?
"Neden peki?" Çiçek sorarcasına bakan su yeşili gözlerini kıstı. O gözler etrafa masum masum bakardı her zaman. Ama bizim yanımızda hele ki böyle bir ortamda kızın içinden jaguar çıkardı.
"Ay neden olacak,bu sefer de kesin istediği milkshake yeterince soğuk değildir.Merve üç derece istemiştir ama Emre dört derece getirmiştir."dedi Elif
Merveyi pek sevmezdik ama Elif hiç sevmezdi. Çünkü Elifin hoşlandığı çocuk olan Merte Merve gidip Elifin ondan hoşlandığını söylemişti-Merveye neyse- Bana kalırsa Mert de Elife karşı boş değildi ama böyle söylenince egosu mu okşandı ne oldu bilmiyoruz. Götü kalktı çocuğun. O gün bugündür Elif Merveyi zerre sevmezdi.Mertin de yüzüne bakmamıştı bir daha.
Elifle iki yıldır tanışıyoruz. Yurtta aynı odaya düştük ve kısa zamanda arkadaş olduk. Yanımda oturan Elife baktım. Beline kadar uzanan upuzun,simsiyah düz saçları,koyu kahve iri gözleri, hafif kemerli burnuyla çok hoş bir kızdı açıkçası.Yüz hatları sertti. Hafif balıketliydi. Aramızda dişil enerjisi en yüksek olan Elifti. Çok dominant ve dediğim dedik bir kızdı. Düzene ve disipline çok önem verir,düşündüğü şeyi doğruca çat çat söylerdi. Nerede ne yapması gerektiğini bilen bir kızdı. Maalesef ona yanlışı olan insanı tek kalemde silmek gibi bir huyu vardı. Ona Merveyle konuşması gerektiğini söylemiştim ama beni dinlemedi.
"Bu sefer öyle saçma bir neden değilmiş. Baya kavga etmişler. Merve buna baya saydırmış,Emre de karşılık vermiş. Sen şöylesin ben böyleyim derken...Elif çekirdek versene...kız dök o ne öyle! Karınca mıyım ben!"
Gülmeden edemedim. Manyaktı bu kız.
"Heh,ne diyordum? Hep unuttum bak Elif yüzünden. Dur bi düşüneyim..."
Çiçek sabırsızca "Atışmışlar"diyerek araya girdi. Gökçe bir iki saniye durdu ve "Heh atışmışlar" dedi. Beren hafifçe Gökçenin omzuna şaplak indirirken Çiçek göz devirdi. Lafı fazla uzatmadan konuya devam etti.
"Meğersem Emre Merveyleyken bizim okuldan başka bir kızla berabermiş. Bizim okuldan Su ile galiba ."
Gözlerimi kocaman açtım. Tamam,Emre şerefsizdi falan ama daha önce hiç aldatmamıştı Merveyi. Önceki ilişkilerinde de karşı tarafa hep saygılıolan bir çocuktu. Yapmaz diye düşünüyordum.
"Yuh!Tamam Emrenin ne mal olduğunu herkes biliyor ama bir ilişkiye başladığı zaman diğerini kesmeyi de bilir."dedim. Gökçe kafasını salladı.
"Bunu nereden duydun?"diyen Berenle yeniden Gökçeye baktım.
"Aşağıda kızlar konuşuyorlardı. Doğruluğu kesin olmuyor bu tarz dedikoduların biliyorsunuz."dedi Gökçe. Kafamı salladım. Belki de normal bir tartışmaydı sadece.
"Tamam tamam. Dedikodu iki,eski sevgilim yeni sevgilisinden bir saat iki dakika önce ayrıldı ve bana üç dakika önce mesaj attı! Allahım,atgibi gidenin it gibi döndüğünü gösterdin bana Yarabbi,çok şükür. Bakın şimdi.."diyerek Gökçe fotoğraflar göstererek heyecanlı heyecanlı konuşurken bir kahkaha atmama engel olamadım.Kızlar da benimle güldüler. Ekibimizin neşe kaynağıydı bu çatlak!
Ve biz orada,o küçük yatağımda sabaha kadar dedikodu yaptık.