İçeriğe geç

SEVDALIM

Bölüm 18 · 5 dk okuma

SEVDALIM

Bölüm 18

018

Ellerimi yıkadığımda arkamdaki havlu ile kuruladım nefesimi içime çektiğimde boğazımı temizlemiştim , bugünle tam on gün oldu, ses seda çıkmayalı on gün. Görüş günü bugün diyorlar koğuştakiler ama gelen giden yok. Yedi yıl.. tam tamına yedi yıl aldım o duruşmadan sonra bunu öğrenmek ağır oldu, yedi yıl böyle onsuz geçecekse idam verilsin daha iyi. Banyodan çıktığımda yatağa doğru ilerledim oturduğumda etrafa bakındım. Yedi sekiz kişiydik aralarında adam olanda vardı p*zevenk olanda. Demir kapının sesini duyduğumda dikkatim oraya kesildi. " Mustafa bayrak, Sezai tekkol, Polat Araz avukatlarınızla görüşeceksiniz." Sıkıldım avukat görmekten. Ayağa kalkıp yürüdüğümüzde bizi avukatlarımız ile görüşeceğimi, odaya getirmişlerdi içeri girdiğimde avukatım olan Aslı hanım karşımdaydı uzattığı eli sıktığımda oturdum karşısındaki sandaliyeye. " Polat bey iyimisiniz." " İyiyim avukat " Yerini aldığında güler yüzle söylemişti. " Güzel siz buradayken bende biraz araştırma yapıp Sinan'ın başka ilişkilerindeki tartışmaları buldum aralarından dikkat çekici bir olay var." Geriye yaşanırken parmaklarım çıkan sakallarımda gezindi " Güzel haberler ama başka bir şey daha var avukat hanım." Dediğimde beni pür dikkat dinlmeye çalışıyordu. " Size karımın numarasını verdim beni görmesi için gelmesini istedim koğuştakiler aileleriyle görüşürken benim görüşmeme sebebim nedir." Sesim sertti bu işte ya bir iş var yada başka bir şey. " Polat bey yani eşinize ulaşamadım her hangi yapacak bir şeyim yok buraya sizi bu yerden kurtarmaya geldim işim bu. " Öfkeyle solurken burun kemiğimi sıktım. Kadın olduğu için ona küfür etmek istemiyorum ama işi benim burada çıkmam ve burada olduğum sürece benim savunması istekleirmin yerine getirmesi iken Nazlıya ulaşamamak nedir. " Bana bak avukat ya bugün karımla görüşür yada Avukat değiştirme talebinde bulunurum bu işi yapacak milyon tane insan var!. " Sesli yutkunuşunu duyduğumda gülümsedim istediğim hale gelmişti. " Tamam talepte bulunacağım. " Aradan geçen on dakikam sikik Sinan'ın hasımlarıydı öldüde kurtulamıyoruz. " Tekrar görüşeceğiz iyi günler Polat bey. " " İyi günler. " Dediğinde yanımdan ayrılmıştı yanımdaki gardiyan beni koğuşuma götürdüğünde yatağa geçip uzandım kollarımı kafamın altına aldığımda gözlerim kapandı. ******** Üç saat geçti haber yok . Nerdesin ne Nazlım.. Demir kapının sesini duyduğumda ayağa kalktım umarım sensindir. " Polat Araz ziyaretçin var." Denildiğinde boğazıma yatan yumruğu rahatça yutabildim. İşte gidiyorum benim olana hasretiyle yanıp tutuştuğuma. Gardiyanlarla koridorlardan geçip ziyaretçi odasına geldiğimizde kapıyı açıp içeri girmem için beklemişler di heycanla odanın içerisine girdiğimde afalladım. Derince yutkunurken karşımdaki kadının sesini duydum. " Oğlum benim ." Halamın kollarını sırtımda hissettiğimde kalbimin hiç bu kadar acıyacağını düşünmedim kendimi toparlayarak ona sarılırken yavaşça gülümsedim. " Hala." Geri çekilip gözlerini üzerimde dolandırırken sert sesini duymuştum. " Sana dedim ama bak ne oldu daha müvretini göremeden düştün buralara." İçimdeki öfkeyi dindirmeye çalıştım.. " Başlama hala gel otur." Sandaliyesini çekip oturmasını izlerken karşısına geçtim." Nasılsın Polat sana temiz kıyafetler getirdim kendini aç falan bırakma oğlum tamammı." Şevkat dolu sesine gülümsedim sesi eskisi gibiydi kırgınlık kızgınlık barındırmıyordu. " İyiyim hala sağol." Ona söyleyip onu düşünmediğimi düşünsün istemiyorum ama ben Nazlıyı bekliyordum karımı istiyordum. " Benimle küssün biliyorum cahillik ettim senin o kıza bu kadar sevdalandığını düşünemedim beni affet oğlum." Ona hiç bir zaman küsmedim zamanla kabul edeceğini biliyorum. " Ben unuttum bile boşver Halamda Nazlı nerde.." Ben buradayken onu babasının evine gönderdiyseler bu çok ağır olur benim için ki istememe halide vardır belki sonuca Sinan'ın benim elimde olduğunu biliyor soğudu belki. Halam Nazlının ismini duyunca elimden ellerini çekmişti arkasına yaslandığında dikkatle dinledim onu. " Benden sonra gelecek işte kendi anlatır olanları." Burada olmasına sevineyim yoksa başına bir şey gelmesine mi öfkeleneyim bilemiyorum.Kafamı salladığımda derin nefes aldım ne olursa olsun o benim canımdan bir parça ona kimse zarar veremez! " Bilirsin o kızı sevmem gelinim olarakta görmem ama sen üzerine gitme bir şey sorma kıza yüklenme acısı büyük." Ne oldu ona acısı büyükte nedir . Sikeyimki şu an onun yanında olmamak delirtiyor beni. " Ne oldu!." " Anası vefat etti babası olacak köpek vurdu onu." Kalbi kırılgandır onun ayakta nasıl durabilir? Bu kadar acıya nasıl dayanır o. Kahrolmuştur her yerden darbe almıştır yapa yanlız hisseder kendini... " Ben gideyim artık o gelir." Ayaklandığında sarıldım ona. " Senden bir şey istiyorum halam ona.. karıma iyi bak gözüm arkada kalmasın tek bırakma sakın ona yanlış bir şey söyleme beni oğlun olarak görüyorsan en azından böyle yap." Halamın buraya girdiğim için onu suçladığını biliyorum ama karşısındakininde bir can olduğunu bilmesi gerekiyor. " Tamam." Dediğinde ellerinden öptüm odadan çıktığında bekledim onu.. herşeyden önce sarıp sarmalamayı kalbindeki acıyı almak istiyorum. Gökteki yıldızlar kadar parlak başlıklarını istiyorum üzülmesini göz yaşı dökmesini değil sadece gülmesini gülerken yüzündeki çizgileri görmek istiyorum... Kısa süre sonra kapı tekrar açıldı ayaktaydım onu bekledim yarasına kabul olmayı bekledim.Kapıdaki görüntüsünü gördüğümde dişlerimi sıktım, bu kadar çökmüş olamazsın Nazlım kendini bu kadar hırpalayamazsın.Üzerindeki siyah uzun elbisesi ensesindeki yaptığı topuzu bembeyaz yüzü şişmiş kızarmış gözleri zayıflamış bedeni ve ruhu ile karşımdaydı. Kapı kapandığında bir saniye bile durmadan kollarımla sardım onu. İnce bedenini bedenime yasladım ince kollarını boynuma sarmıştı bile.. göz yaşları boynuma düşüyordu canının acısı canımı yakıyordu.. Saçlarına dudaklarımı bastırdığımda gözlerim kapandı özlemle boynuma öyle sıkı sarılıyorduki onu sonsuza dek içimde yaşatmak istedim.. " Güzelim." Geri çekildiğimde bir kolum belini sarıyordu diğeri ile gözlerine gelen saçlarını geriye attığımda yaşlarla ıslanmış yüzüne deydi gözlerim.Anlına deydi dudaklarım ıslanan gözlerine ellerine.. toprak doluydu tırnak araları.. kollarından tutup sandaliyeye oturrttuğumda sandaliyemi yanına çekip yakınlaştım ona. Bacaklarım arasına alırken nefes almaya çalışıyordu. " Şş sakin ol Nazlım akan yaşlarına ölürümm.." uzak değildi bedeni ama dahada yakınımda olmasını istiyorum. İnce bedenini kaldırıp tek dizime oturtunca sıkıca sardım. " Canım yanıyor..Sana... Sana ihtiyacım var. " Gözlerime bakarak sarf ettiği cümleyle tüm sevgimi vermek isteyerek sevdim onu parmaklarım saçlarında dolanırken yüzündeki ıslaklığl sildim.. " Her zaman senin yanında olduğumu bil güveneceğin tek liman oldugumu bil yanlız değilsin en çokta bunu bil Nazlım." Zamanın hızla geçtiğini birazdan görüş zamanının bittiğini söyleyeceklerinden sadece onu kalp atış seslerini düzensiz nefes alış verişini bana sarılmasını hissettim.. titrek sesini duyduğumda kaşlarım çatıldı.. " Hepsi benim suçum..be..ben gitmeseydim an..annem yaşayacaktı." Yüzünü boynumadan kaldırdığında gözlerinin en derinine baktım. " Senden tek isteğim lütfen buradan hızlı çık ben ben yanlız yapamıyorum delirecek gibiyim. S.sana çok ihtiyacım var." Kalbime saplanan hançer öyle derin ki şu an onun canını acıtan herşeyi yakmak istiyorum ağlamasına sebep olan herşeyi yok etmek istiyorum. İlk kez bana ihtiyacı olduğunu yalvarır şekilde söylemesi boğazıma bir yumru şeklinde oturdu.. Ne olursa olsun buradan çıkmak için herşeyi yapacağım. Yüzünü avuçlarım arasına aldığımda kapının sesini duydum." Sana söz en kısa sürede yanıma geleceğim karım ve sendende ben gelene kadar elinden geldiğince güçlü olmanı istiyorum. " Kafasını sadece sallamıştı gardiyanın görüş bitti cümlesiyle ayağa kalktığında kalkıp son kez sarıldım kokusunu içime çektim boynuna dudaklarını deydirirken bir kez daha özlemin ne kadar can yakıcı bir şey olduğunu öğrendim.

**** oy ve yorumlarınızı bekliyorum

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.